T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/817 Esas - 2024/302
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2022/817 Esas
KARAR NO : 2024/302
...
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 14/01/2021
KARAR TARİHİ : 29/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/05/2024
... Karar sayılı ilamı sonrasında Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA; Davacı vekili ... plakalı aracın 22/10/2016 tarihinde kazaya karıştığını, söz konusu kaza neticesinde yaralanma ve maddi hasar meydana geldiğini, araç sürücüsü ...in 2918 sayılı Karaypolları Trafik Kanunun 51.maddesine göre kural ihlalinde bulunduğunun Trafik Kaza Tespit Tutanağında belirtildiğini, kaza sonrasında müvekkilinin ambulans ile ... götürüldüğünü ve başında çok sayıda kesi ve kanama göğüste ağrı ve nefes darlığı şikayeti ile ilk müdahelesinin burada yapıldığını, kaza nedeni ile müvekkilinin %15 oranıda sürekli engel halinin bulunduğunun tespit edildiğini, sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçenin 22/12/2015 -22/12/2016 tarihleri arasında geçerli olup kazanın gerçekleşmiş olduğu 22/10/2016 tarihini kapsadığını, müvekkilinin maddi kayıplarının telafisini teminen davalı sigorta şirketine 29/05/2017 tarihli istem yazısı gönderildiğini fakat davalı sigorta şirketi tarafından 30 gün geçmiş olmasına rağmen bir yazılı cevap verilmediğini ve hatta şifahi olarak yapılan telefon görüşmesinde dosyanın açılmadığının belirtildiğini, müvekkilinin kaza tarihi olan 22/10/2016 tarihinden bu yana tedavi ve iyileşme süreci nedeniyle çalışamadığını, müvekkilinin 22 yaşında olup ... İşletme Fakültesi 4.sınıf öğrencisi olduğunu, bu sürecin eğitim faaliyetini etkilediğini, müvekkiline ... tarafından toplu ödeme yapılmadığı gibi herhangi bir aylık da bağlanmadığını ileri sürerek, şimdilik 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 22/10/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 10/09/2019 tarihli harçlandırılmış ıslah dilekçesi uyarınca dava konusu talebini 165.405,85 TL olarak ıslah etmiş olup; ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP : Davalı yana usulüne uygun yapılan tebligata rağmen, davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
BİRLEŞEN DAVADA DAVA : Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: 22.10.2016 tarihli kazaya ilişkin olarak kazaya karışan ve müvekkilin yaralanmasına ve maddi hasara uğramasına neden olanlardan ... sigortasına karşı maddi tazminat davasının .... aleyhine tazminata hükmedildiğini, ancak yalnızca ... sigorta şirketine karşı dava açılmış olduğundan kusur oranı nazara alınarak karar verildiğini, iş bu kararın şuan istinaf aşamasında olduğunu, henüz bölge adliye mahkemesine gönderilmediğini, huzurdaki dosyada müvekkilinin yaralanmasına neden olan bir diğer sürücü olan ...'ın sigorta şirketine karşı ikame edilmiş bir ek dava olduğunu, karar üzerine davalı sigorta şirkete başvurulmasına rağmen herhangi bir dönüş olmadığı için 23.11.2020 tarihinde arabulucuya başvurulduğunu, burada da sonuç alınamayınca huzurdaki davayı açma zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin yolcu olarak içinde bulunduğu ve kuzeni ... sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı araç, 22.10.2016 tarihinde İstanbul yolunu (FSM Bulvarını) takiben, seyir esnasında olay yeri olan Çiftlik Kavşağı varyantına dönüş yapan ... plakalı araca çarpttığını, söz konusu kaza neticesinde yaralanma ve maddi hasar meydana geldiğini, araç sürücüsü ... 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 51. Maddesine göre kural ihlalinde bulunduğunun trafik kazası tespit tutanağında belirtildiğini, her türlü dava ve talep hakkımız saklı kalmak kaydıyla; şimdilik 1.000.00-TL tazminatın kaza tarihi olan 22.10.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve ücret-i vekâletin karşı yana tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP : Davalı yana usulüne uygun yapılan tebligata rağmen, davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.
DELİLLER ve GEREKÇE :
Mahkememizce ... alınan 16.03.2024 tarihli raporda özetle; "Sürücü ...'in %20 (Yüzde Yirmi) oranında kusurlu olduğu, Sürücü ...'ın %80 (Yüzde Seksen) oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde görüş bildirmiştir.
Mahkememizce aktüer bilirkişiden alınan 31.10.2023 tarihli raporda özetle; "14.02.2023 tarih 32104 sayılı resmi gazete Anayasa Mahkemesinin ... sayılı kararı ile KTK'un 90. maddesinin; birinci fıkrasına 7327 SK. 18. Maddesi ile eklenen ikinci cümle ile ek Fıkra yürürlükten kaldırıldığından dolayı progresif rant yöntemi (her yıl için ayrı ayrı %10 artırım (kn formülü) ve %10 iskonto (1/kn) formülü) ve TRH 2010 yaşam tablosu ve 2023 yılı ikinci dönem güncel net asgari ücreti (11.402,32 TL) kullanılarak aktüer hesap raporu düzenlenmiştir. Geçici iş Göremezlik tazminatı %100 engel oranı üzerinden, sürekli iş göremezlik tazminatı ise %18 engel oranı üzerinden hesaplanmıştır. Davacının kusuru bulunmadığından dolayı hesaplanan maddi tazminatından kusur tenzili yapılmamıştır. Davalı ... sigorta şirketinin sorumluluğundaki maddi zararı poliçe limitlerinin altında olup, davalı ... şirketinin sorumluluğundaki maddi zarar ise poliçe limitlerinin üzerindedir. Delillerin ve hukuksal durumun takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere dosya kapsamı evraka göre davacının; Davalı ... (%20 kusur) maddi zararı 249.260,15 TL Davalı ... şirketi sorumluluğundaki (%80 kusur) maddi zararı ise poliçe teminat limiti olan 310.000,00 TL'dir. (Davacının, Türkiye Sigorta şirketinin poliçe teminat limiti dışında kalan maddi zararı ise 997.040,60 - 310.000,00 = 687.040,60 TL'dir)" şeklinde görüş bildirmiştir.
Asıl ve birleşen dava trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının tahsiline yöneliktir.
Asıl dava yönünden mahkememizce davanın kısmen kabulüne dair verilen hükme karşı taraf vekilleri tarafından karara karşı istinaf davası yoluna gidilmesi sonrasında istinaf davasını inceleyen ...Karar sayılı ilamı ile,
"...1-Davacı vekilinin istinaf taleplerinin incelenmesinde; Müteselsil borçluluk; alacaklının, borcun tamamının ifasını birden çok borçludan ve dilediğinden isteyebildiği, borcun tamamı ifa edilinceye kadar borçluların hepsinin sorumlu olduğu bir borç ilişkisidir. Kanundan kaynaklanan teselsül, müteselsil borçluluğun doğrudan doğruya bir kanundan kaynaklanması halidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) “müteselsil sorumluluk” ana başlığını, “dış ilişkide” alt başlığını taşıyan 61. maddesinde yer almaktadır. Madde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.
Böylece kanun koyucu birden fazla kimsenin müşterek kusurlarıyla bir zarara sebebiyet vermesi halinde, bu kimselerin zarara uğrayana karşı müteselsilen sorumlu olmalarını öngörmüştür. Aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri 6098 sayılı TBK'nın 61. maddesi uyarınca, zarar nedeniyle davacıya karşı müteselsil (zincirleme, dayanışmalı) olarak sorumlu durumundadırlar. Aynı Kanun’un 163. maddesine göre alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.
Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri borcun tamamından sorumludur. Nitekim, 2918 sayılı KTK.nun 88/1 maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür.TBK.nın 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur.
Yukarıda açıklandığı üzere, davalı sigorta şirketi, davacı alacaklıya karşı borçtan müteselsilen sorumludur. 6098 Türk Borçlar Kanunu'nun, müteselsil sorumlulukta borçluların iç ilişkilerini düzenleyen hükümleri gereğince, müteselsil borçlulardan biri alacaklıya borcu ödediği takdirde, diğer borçlular da aynı oranda borçtan kurtulur. Ancak, ödeme yapan borçlunun diğer müteselsil borçlulara rücu hakkı bulunmaktadır. (...Karar sayılı ilamı)
Somut olayda davaya konu trafik kazası, davacının içinde yolcu konumunda bulunduğu, dava dışı ... yönetiminde olan, davalıya trafik sigortalı araç ile dava dışı ... yönetimindeki araç arasında gerçekleşmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalıya trafik sigortalı araçta yolcu konumunda olduğunu belirterek, kusur oranına değinmeden, aracın ZMMS şirketi aleyhinde iş bu davayı açmış ve talep ettiği tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Dava dilekçesinde tazminat, davalıdan sigortalısının kusuru oranında talep edilmemiştir. Davacı dava dışı ...yönetimindeki araçta yolcu konumunda olup, kazanın meydana gelmesinde (oluşunda) kusursuz olmasına göre müteselsil sorumluluğa göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından, isterse bir kısmından isteyebileceğinden, davada yasadan kaynaklanan teselsül hükümlerine dayanıldığının kabulü ile tazminat hesabının dava dışı araç sürücüsü ...’a isnat edilen %62.5 kusur oranında indirim yapılmaksızın %100 kusur oranı üzerinden yapılması ve sonucuna göre (tahsilde tekerrür oluşturmayacak şekilde) bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu biçimde davalıya sigortalı araç sürücüsü ...’e isnat edilen %37.5 kusur oranına göre hesaplanan tazminatlar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de; davacı vekili istinaf dilekçesinde; aynı kazayla ilgili olarak dava dışı araç sürücüsü ...yönetimindeki aracın trafik sigortacısı olan .... aleyhinde de dava açıldığını, ayrıca araç sürücüleri ... aleyhinde manevi tazminat davası açtıklarını, davalar arasında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğunu bu nedenle iş bu dava ile diğer davaların birleştirilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
HMK'nın 166. maddesinde davaların birleştirilmesi düzenlenmiş, kural olarak aynı düzey ve sıfattaki ayrı yargı yerlerindeki davaların da koşulların bulunması halinde birleştirilebileceği kabul edilmiş ve HMK'nın 166/2. Maddesinde "Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır." denilmiştir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafça açıldığı bildirilen dava dosyaları da getirilerek, iş bu dava ile aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunduğunun tespiti halinde, usul ekonomisi, kararlar arasında çelişki olmaması ve yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesi açısından davaların birleştirilmesi hususu da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi daha isabetli olacaktır.
2-Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf taleplerine gelince; Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Bu duruma yargısal kararlarda en sık rastlanılan örnek; ehliyetsiz sürücünün ve/veya içkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Yine zarar görenin emniyet kemeri takmaması nedeniyle araçtan fırlayarak zararın doğmasına ya da artmasına sebebiyet vermesi de örnekler arasındadır. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (...) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.... yerleşik uygulaması gereğince, hesaplanan tazminattan birden fazla müterafik kusur durumunun birlikte bulunması halinde ayrıca %20 oranını geçmeyecek şekilde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Yine müterafik kusur durumunun mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir.
Davalı vekili yargılama sırasında verdiği 15.04.2019 ve 02.07.2019 tarihli dilekçesinde, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılması, takmadığının tespiti halinde tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Her ne kadar 01.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığına dair dosyada tespit bulunmadığı, ayrıca davacının araçtan fırlaması gibi bir durumun mevcut olmadığı göz önüne alındığında takdir mahkemeye ait olmak üzere davacının müterafik kusurunun bulunmadığı belirtilmiş ise de, hukuki nitelendirme görevi hakime ait olduğundan, bu hususun bilirkişi tarafından değil mahkemece değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak mahkemece, davalı tarafın bu savunması üzerinde durulup, müterafik kusura ilişkin herhangi bir inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılmadan, eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
Somut olayda davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına dair dosya kapsamında somut bir delil bulunmamakta ise de, davacının içinde yolcu konumunda olduğu araç sürücüsü...’in olay anında 1.30 promil alkollü olduğu anlaşılmaktadır. Davacının, amcasının oğlu olan ... ile birlikte araçla gezerlerken davaya konu kazanın meydana geldiği, ...’ın hazırlıkta verdiği ifadesinde davacı ile birlikte araçla dolaşmaya çıktıklarını, bir ara eğlence merkezinde alkol aldığını beyan ettiği anlaşılmıştır. Müterafik kusur mahkemece resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Hal böyle olunca mahkemece, dava dışı sürücünün olay anında yasal sınırın çok üzerinde alkollü olduğu, davacının, kuzeni olan sürücünün aracına alkollü olduğunu bilerek bindiğinin ve bu şekilde zararı artırdığının kabulü ile belirlenecek tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi bu hususta değerlendirme yapılmadan hüküm kurulması da isabetli görülmemiştir.
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Sigorta Aş. vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile; 6100 sayılı HMK.nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına,..." şeklinde olup yargılamaya devam olunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi ilamı sonrasında... Karar sayılı dava dosyası eldeki dava dosyası ile mahkemesince birleştirilmiş ve yargılamaya devam olunmuştur.
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde eldeki davadaki uyuşmazlığın trafik kazası nedeniyle geçici ve kalıcı iş göremezlik tazminatının tahsiline yönelik olup asıl davada davacının içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ... Sigorta AŞ, birleşen davada ise asıl dava ile karşılanmayan zararın tazmini amacıyla kazaya karışan 06 HK 273 plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan ...'ye karşı eldeki dava açılmıştır.
Birleşen dava yönünden... plakalı aracın 24/06/2016-25/12/2016 tarihleri arasında birleşen davada davalı ... tarafından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, davacı tarafından davalıya 30/06/2020 tarihli başvuru üzerine hasar dosyasının açıldığı ve başvuru sonrasında ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Eldeki davaya konu kazaya ilişkin olarak kusur değerlendirilmesinde, mahkememizce alınan 16/03/2023 tarihli ... tarafından ZMM sigortalı olan ...plakalı aracın.... Bulvarı üzerinde seyir halinde iken Çiftlik Kavşağına yaklaştığı sırada aracının ön kısmı ile kendisi ile aynı istikamette ön ilerisinde seyir halinde olan ve yolun solundan Çiftlik Kavşağı Varyantına giriş yapmak üzere sağa doğru manevra yapan dava dışı -birleşen davaya konu- sürücü ...' sevk ve idaresinde birleşen davalı tarafından ZMM sigortalı olan ... plakalı araca çarpması neticesinde kazanın meydana geldiği, asıl ve birleşen davacının ... plakalı araç içerisinde yolcu olduğu,...plakalı araç sürücücünün meydana gelen kazada meskun mahalde gece vakti seyir halinde iken seyrini temkinli şekilde sürdürmediği, kendisi ile aynı istikamette ön ilerisinde seyir halinde olan diğer sürücü idaresindeki tankerin yolun sağında yer alan varyanta giriş yapmak üzere manevra yapması karşısında erken tedbir almadığı için %20 oranında, diğer ... plakalı araç sürücünün ise gece vakti seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermeksizin dikkatsiz şekilde araç idare ettiği, kontrolsüzce yolun sağından sola doğru manevra yapması neticesinde %80 oranında asli kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Davacının maluliyet oranına ilişkin olarak ... 11/01/2019 tarihli raporundan anlaşılacağı üzere kaza tarihi itibariyle uygulanması gerekli Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının engel oranının %18 olduğu ve geçici iş göremezliğin 12 aya kadar uzayabileceğine dair rapor hükme esas alınmıştır.
Tazminat miktarının belirlenmesinde ise, mahkememizce alınan 31/10/2023 tarihli aktüer bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere TRH 2010 yaşam tablosu (1/kn) formülü ile yapılan hesaplamada İstinaf Mahkemesi ilamı sonrasında -mahkememizin ilk kararının davanın taraflarınca istinaf edilmesi nazara alınarak- güncel asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamada ...tarafından yapılan 6.738,73 TL geçici iş göremezlik ödemesinin de hesaplamaya dahil edilmesi sonucunda her iki davalınında müteselsil borçlu olduğu nazara alındığında ve yine davacının aleyhine müterafık kusur indirimi yapılsa dahi asıl ve birleşen birleşen davada davalıların sorumluluklarının poliçe limiti sınırını aştığı nazara alınarak birleşen davada davalı aleyhine 310.000,00 TL'ye asıl davada ise taleple bağlı kalınarak asıl dava davacının 165.405,85 TL sorumluluğuna gidilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl ve birleşen dava yönünden davanın kabulü ile 310.000,00 TL’nin (165.405,85 TL’sinden asıl dava davalısı ... Sigorta AŞ’nin sorumlu olması ve tahsilde tekerrür olmaması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile , asıl dava yönünden hükmolunan tazminata asıl davada dava tarihi, birleşen dava yönünden ise 13/07/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz uygulanmasına,
2-Asıl ve birleşen davada alınması gereken 21.176,10 TL harçtan asıl davada peşin alınan 31,40 TL, ... kaldırma kararı öncesi ıslah dilekçesi ile birlikte yatırılan 2.824,,70 TL ... Mahkemesi kaldırma kararı sonrasında ıslah dilekçesi ile yatırılan 5.276,95 TL ve birleşen davada yatırılan 59,30 TL peşin harcın toplamı olan 8.192,35 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.983,75 TL harcın asıl ve birleşen davalılardan (6.928,13 TL’sinden asıl dava davalısı ... Sigorta AŞ’nin sorumlu olması ve tahsilde tekerrür olmaması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Asıl davada davacı tarafından başlangıçta yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 2.824,70 TL ıslah harcı, 5.276,95 TL ıslah harcı, birleşen davada davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 39,30 TL peşin harç olmak üzere toplam 8.283,05 TL'nin asıl ve birleşen davalılardan (4.419,84 TL’sinden asıl dava davalısı ...’nin sorumlu olması ve tahsilde tekerrür olmaması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
4-Asıl ve birleşen davacı tarafından yapılan ... Kaldırma kararı öncesi toplam 1.778,90 TL, Bölge Adliye Mahkemesi Kaldırma kararı sonrası 454,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 1.578,00 TL adli tıp masrafı, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.810,90 TL yargılama giderinin asıl ve birleşen davalılardan (3.634,30 TL’sinden asıl dava davalısı ...’nin sorumlu olması ve tahsilde tekerrür olmaması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
5-Asıl ve birleşen davada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca Birleşen dava yönünden 48.500,00 TL vekalet ücretinin asıl ve birleşen davalılardan (25.879,60 TL’sinden asıl dava davalısı ...’nin sorumlu olması ve tahsilde tekerrür olmaması koşuluyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
6-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran taraflara iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 29/04/2024
...
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.