T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2023/151 Esas - 2023/839
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/151 Esas
KARAR NO: 2023/839
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ: Av. ...
Av. ...
DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/09/2020
KARAR TARİHİ: 12/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya borcuna karşılık önce 20/01/2018 tanzim, 31/01/2019 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli senedi verdiğini, senedi vadesinde ödeyemeyeceğini düşündüğünden bu senet yerine vade farkı da uygulanarak 19/01/2019 tanzim, 31/05/2019 vade tarihli 180.000,00 TL bedeli senedi verdiğini, davalı tarafından ilk düzenlenen senedin yırtılacağı belirtilmiş ve müvekkilinin de akrabası olan davalıya güvenmiş ise de senedin takibe konulduğunu, davacıya 140.000,00 TL tutarında ödeme de yapıldığını takibin haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek davalı aleyhine açmış oldukları menfi tespit davalarının kabulüne, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, bedelsiz kalan 150.000,00 TL ve kısmen ödenen 140.000,00 TL yönünden ağır kusurlu ve kötüniyetli takip yapan davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamış, 05/11/2020 tarihli beyan dilekçesinde özetle; takibe konu senetlerin bedelsiz kalmadığını, yapılan ödemelerin farklı bir bono için gerçekleştirildiğini, davacının kötüniyetli olarak ve ödemeyi geciktirme amaçlı bu davayı açtığını, müvekkili ile takip borçlusu arasındaki borç ilişkisinin esasen ... ... Ltd.Şti.'nin hisse devrinden kaynaklı olduğunu, hisse bedelinin halen müvekkiline ödenmediğini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış, .... sayılı takip dosyası, ... sayılı soruşturma dosyası celp edilmiş, davaya konu bono örnekleri ile ödeme dekontları dosyaya kazandırılmış olup uyuşmazlığın çözümünün teknik incelemeyi gerektirmediği anlaşıldığından bilirkişi incelemesi yapılmamıştır.
... sayılı dosyasının incelenmesinden; bedelsiz senedi kullanma, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin olarak yürütülen soruşturma neticesinde davalı hakkında 22/03/2021 tarihinde takipsizlik kararı verildiği ve bu kararın, .... D.İş. sayılı, 03/08/2021 tarihli itirazın reddine dair karar ile kesinleştiği görülmüştür.
.... sayılı takip dosyasının incelenmesinden; davalının davacı aleyhine 04/09/2020 tarihinde 150.000,00 TL miktarlı, 31/01/2019 tanzim tarihli ve 180.000,00 TL miktarlı, 31/05/2019 tanzim tarihli senetler nedeniyle 150.0000,00 TL ve 180.000,00 TL asıl alacak, 21.489,04 TL ve 20.460,82 TL işlemiş faiz olmak üzere 371.949,86 TL üzerinden kambiyo senedine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığı, takibin kesinleştiği ve derdest olduğu anlaşılmıştır.
Dosyanın tetkikinden, davaya ve icra takibine konu edilen bonolardan birinin, 20/01/2018 tanzim, 31/01/2019 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli olduğu ve nakden kaydını içerdiği, diğerinin ise 19/01/2019 tanzim, 31/05/2019 vade tarihli, 180.000,00 TL bedelli olduğu ve malen kaydını içerdiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından dayanılan ve miktarları bakımından taraflar arasında niza bulunmayan ödeme dekontlarına göre; davacı tarafından davalıya 26/06/2019 tarihinde 100.000,00 TL ve 40.000,00 TL miktarlı ödemelerin yapıldığı, her iki ödeme işlemine ilişkin açıklama kısmında "senet ödemesi" kaydına yer verildiği görülmüştür.
Davacı vekili özetle; müvekkilinin davalıya borcuna karşılık önce 20/01/2018 tanzim, 31/01/2019 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli senedi verdiğini, senedi vadesinde ödeyemeyeceğini düşündüğünden bu senet yerine vade farkı da uygulanarak 19/01/2019 tanzim, 31/05/2019 vade tarihli 180.000,00 TL bedeli senedi verdiğini, ilk düzenlenen senedin iade edilmediğini, davalıya toplam 140.000,00 TL de ödenmesine rağmen her iki senedin takibe konulduğunu iddia etmiş, davalı ise 140.000,00 TL'lik ödemenin dava konusu senetler için yapılmadığını, davaya konu senetlere ilişkin borcun ödenmediğini, taraflar arasındaki borç ilişkisinin ... Elek. Metal Mak. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin hisse devir işlemine dayandığını, hisse devir bedelinin müvekkiline ödenmediğini beyan etmiştir.
Yukarıda belirtilen dosyaya mübrez tüm kayıt ve açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; kural olarak, dava ve takip konusu bonolar altındaki imzalar borçlu tarafından inkar edilmediği durumda ispat yükü davacı borçluda olup bu davacı borçlu, bonolar nedeniyle borçlu bulunmadığı yolundaki iddiasını aynı kuvvette yazılı belge ile kanıtlamakla yükümlüdür. Genel ilke bu olmakla beraber; bononun ihdas nedeninin davalı alacaklı tarafından talil edilmesi halinde ispat yükü yer değiştirecek olup tarafların karşılıklı talili halinde (çift taraflı talil) ise ispat yükü yer değiştirmeyecek ve davacı üzerinde kalacaktır (Emsal: .... Dairesi'nin 11/11/2015 tarih ve .... sayılı ve 06/01/2014 tarih ve .... sayılı ilamları). Yukarıda belirtildiği üzere; davaya ve icra takibine konu edilen bonolardan biri, 20/01/2018 tanzim, 31/01/2019 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli olup "nakden" kaydını içermekte, diğeri ise 19/01/2019 tanzim, 31/05/2019 vade tarihli, 180.000,00 TL bedelli olup "malen" kaydını içermekte; davacı, davalıya borcuna karşılık senetleri verdiğini iddia etmiş, davalı ise taraflar arasındaki borç ilişkisinin şirket hisse devrinden kaynaklandığını ve borcun ödenmediğini savunmuştur. Buna göre davalı; 20/01/2018 tanzim, 31/01/2019 vade tarihli ve 150.000,00 TL bedelli bononun veriliş nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine almış, HMK md. 317 vd. hükümleri gereğince usulüne uygun sunulan yazılı delillerle senedin şirket hisse devri nedeniyle verildiğini ve davacının borçlu olduğunu ispatlayamamıştır (Benzer şekilde: .... Dairesi'nin 16/06/2016 tarih ve .... sayılı ilamı). Bu bağlamda davacının, 20/01/2019 tanzim, 31/01/2019 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin olarak davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. 19/01/2019 tanzim, 31/05/2019 vade tarihli ve 180.000,00 TL bedelli bonoya gelince; bu bononun "malen" kaydını içerdiği, tarafların talil nedenine ilişkin karşılıklı beyanları çerçevesinde ispat yükünün yer değiştirmediği ve davacının üzerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Yukarıda belirtildiği üzere; davacı tarafından dayanılan ödeme dekontlarında dava ve takibe konu bonolara ilişkin bir bilgiye yer verilmeyip "senet ödemesi" kaydını içerdiği görülmüştür. Davacının, gönderilme nedeni senet ödemesi olarak belirtilen havalenin takibe konu senede karşılık davalı borcunun ödenmesi iddiasını kabul etmeyerek, davacının ödemelerinin başka bir borca yönelik olduğu, senede karşılık yapılmadığını savunmuştur. Böylece davalı, davaya konu banka dekontlarının davacı tarafından ödendiğini, (maddi vakıayı) ikrar etmiş, ancak bunun davacı tarafından ileri sürülen nedenle (takibe konu senede karşılık) değil, başka bir senede yönelik gönderildiğini savunmak suretiyle, vakıanın davacının ileri sürülenden farklı olduğunu bildirmiştir. Davalının, ikrar ettiği maddi vakıanın hukuki vasfının ileri sürülenden farklı bulunduğunu bildirmesi karşısında, somut olayda, basit (adi) veya bileşik ikrarın söz konusu olamayacağı çok açıktır. Zira, her ikisinin de temel koşulu, ileri sürülen maddi vakıanın ve onun hukuki vasfının birlikte kabul edilmiş olmasıdır. Vakıa kabul edilmekle birlikte, onun farklı bir hukuki vasıfta olduğunun ileri sürülmesi durumunda, vasıflı ikrardan söz edilmesi gerektiği ve vasıflı ikrarın bölünemeyeceği yukarıda açıklanmıştır. O halde, somut olayda davalının savunması, vasıflı ikrar (gerekçeli inkâr) niteliğindedir ve bu ikrar bölünemez. Buna göre, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü, ikrar eden tarafa (davalıya) değil, vakıayı ileri süren tarafa (davacıya) aittir (Benzer şekilde: .... Mahkemesi'nin 28/12/2021 tarih ve .... sayılı ilamı). Diğer bir ifadeyle davacı, banka aracılığıyla yapılan 140.000,00 TL miktarlı ödemeyi, 19/01/2019 tanzim, 31/05/2019 vade tarihli ve 180.000,00 TL bedelli bonoya istinaden yaptığını ispat külfeti altındadır. Ancak dosya kapsamına göre davacı, ödeme olgusunu yazılı delillerle ispat edememiş, bu nedenle davacıya delil listesi kapsamında yemin delilinin hatırlatılması gerekmiş ise de davacı, yemin deliline dayanmamıştır. Bu nedenlerle son tahlilde davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, İİK md. 72/4. gereğince uygulanan bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından dosya kapsamı uyarınca koşulları oluşmadığından davalının, İİK md. 72/5. gereğince kötüniyetin varlığı kanıtlanamadığından davacının tazminat taleplerinin reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; davacının, davalı tarafından .... sayılı icra takibine konu edilen 20/01/2019 tanzim, 31/01/2019 vade tarihli, 150.000,00 TL bedelli bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine,
2-Fazlaya dair istemin reddine,
3-Davacının ve davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı isteminin reddine,
4-Alınması gereken 10.246,50 TL harçtan peşin yatırılan 4.952,63 TL harcın mahsubu ile, bakiye 5.293,87 TL harcın davalıdan tahsiline ve hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 24.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 22.400,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 54,40 TL başvuru harcı, 4.952,63 TL peşin harç olmak üzere toplam 5.007,03TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
8-Davacı tarafca yapılan 214 TL yargılama giderinden kabul ve red oranlarına göre 110,69 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
10-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 12/12/2023
Katip ...
E-imzalı
Hakim ...
E-imzalı