T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2023/60 Esas
KARAR NO : 2025/362
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... (T.C. ... )
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVALI : ... (T.C. ...)
VEKİLİ : Av. ... - ...
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/01/2023
KARAR TARİHİ : 15/05/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından ... Esas sayılı dosyasında davacı aleyhine 220.000,00 TL, 80.000,00 TL, 150.000,00 TL ve 200.000,00 TL bedelli 4 adet bonoya dayanarak toplam 650.000,00 TL'lik kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını, takibe konu bonolar üzerindeki imzaların davacıya ait olmadığını, davacının eşi ... ile arasında yaşanan bazı sıkıntılardan dolayı 2018 yılında boşanma kararı aldığını, iş bu davada taraf olmayan damadı ...'ın bu süreçte davacının yanında olduğunu ve yardım edeceğini söyleyerek davacının kendisine güvenmesini sağladığını, ...'ın boşanma süreci devam ederken davacıyı arayarak ...'in tüm mal varlığına haciz konduğu bunların kalkması için imzası gerektiğini beyan edip davacının imzasını almak için panik havası yaratarak idaresini sakatladığını, telefon görüşmesi üzerine alel acele yakın arkadaşı ... ile birlikte davacının evine giderek boş bir A4 kağıdına davacının imzasını aldığını, toplam 4 senet altındaki imzaların davacıya ait olmadığını, davalı ile davacının damadı ... hakkında ... suç duyurusunda bulunulacağını, davacının davalı ... ile hiç bir bağı bulunmadığını, davacının emekli olup herhangi bir ticari faaliyeti bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının açığa attığı imzanın davalı alacaklı tarafından bonolara dönüştürüldüğü biran için düşünülse bile bu durum suç teşkil edeceği için davacının hukuken herhangi bir sorumluluğunun doğmayacağını belirterek davanın kabulü ile ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe konu 4 adet bononun iptaline, takip kapsamında davacının borçlu olmadığının tespitine, %20 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sözkonusu senetler üzerindeki imzaların bizzat davacı borçlu tarafından atılmış olup bu senetlerin kaynağının davacı borçluya davalı tarafından elden verilen borç olduğunu, davalının dava dışı ...'la iş ilişkileri bulunması sebebiyle tanıştıklarını, ...'ın eşinin annesine paraya ihtiyacı olduğunu davalıya belirtmesi üzerine davalının ...'ın hatırına güvenerek davacıya borç verdiğini, dava dilekçesinde hem davacının idaresi sakatlanarak boş kağıda imza atmasının sağlandığı, hem de imzaların davacıya ait olmadığının dile getirildiğini, beyanların açıkça çelişki içerdiğini, kambiyo senetlerinin hukuki sebepten mücerret olduğunu belirterek davanın reddine davacının alacağın %20'si oranında tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraf delilleri toplanmış, ... Esas sayılı takip dosyası örneğini temini ile incelenmesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... hakkında toplam 650.000,00 TL alacak talebi ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı görülmüştür.
...soruşturma nolu ...karar nolu dosya örneğinin temini ile incelenmesinde; şikayetçi ... tarafından şüpheliler ... ve ... hakkında açığa imzanın kötüye kullanılması, resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık suçlarına ilişkin yapılan şikayet nedeniyle soruşturma neticesinde müşteki iddiaları ile ilgili olarak devam eden icra dosyası ve Ticaret Mahkemesinde yargılamaların bulunduğu, bu aşamada sahtecilik suçunun işlendiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığı, olayın hukuki ihtilaf taşıdığı gerekçesiyle şüpheli hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacının takibe ve iş bu davaya konu bonolara ilişkin imza inkarı kapsamında davacı imzasını içeren belge asılları ilgili kurum ve mercilerden temin edilerek huzurda alınan imza örnekleri ile birlikte incelenmek üzere dosya grafolog bilirkişiye tevdii edilmiş düzenlenen raporda özetle; "Tetkike konu; borçlusu ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 05.01.2019 düzenleme tarihli, 05.04.2019 ödeme tarihli “150.000” TL'lik, Borçlusu ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 01.10.2018 düzenleme tarihli, 01.12.2018 ödeme tarihli “200.000” TL'lik, Borçlusu ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 10.10.2019 düzenleme tarihli, 15.11.2019 ödeme tarihli “220.000” TL'lik, Borçlusu ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 07.07.2019 düzenleme tarihli, 07.08.2019 ödeme tarihli “80.000” TL'lik senetler üzerinde ... adına atılı bulunan borçlu imzalarının ... elinden çıktığı kanaatine varıldığı" ifade edilmiştir.
Dava; bonolara dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.
Davaya ve icra takibine konu bonoların tetkikinde keşidecinin ..., lehtarın ... olduğu 05.01.2019 keşide tarihli 05.04.2019 vadeli 150.000,00 TL bedelli, 01.10.2018 keşide tarihli 01.12.2018 vadeli 200.000,00 TL bedelli, 10.10.2019 keşide tarihli 15.11.2019 vadeli 220.000,00 TL bedelli ve 07.07.2019 keşide tarihli 07.08.2019 vadeli 80.000,00 TL bedelli bonoların bedelinin nakden ahzolunduğu belirtilerek düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacı yan, dava konusu bonolarda imzaların davacıya ait olmadığını, iradesi sakatlanarak boş A4 kağıda imzası alınmak suretiyle bonoya dönüştürüldüğünü iddia etmiş, davalı yan ise dava konusu bonoların davacıya verilen borç para karşılığında davacı tarafından düzenlenerek verildiğini ileri sürmüştür.
Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir.
Borçlunun, kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ileri sürerek açtığı menfi tespit davası esasında maddi hukuk anlamında bir itiraz sebebine dayanılarak açılmaktadır. Bu kapsamda hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit davalarında, uyuşmazlık temel ilişkiden değil, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan kaynaklanmaktadır. Bu davalarda, kural olarak, davacının iddiası çoğu kez tüm senet ilgilerine karşı öne sürülebilen mutlak def’ilere dayanmaktadır. Örneğin kambiyo senedinin zorunlu şekil şartları içermemesi, kambiyo alacağının zamanaşımına uğraması, vadeyi beklemeden istemde bulunulması, ciro zincirindeki kopukluk, başvuru hakkının yitirilmiş olması, senette yazılı kısmi ödeme açıklaması, sorumsuzluk kayıtları ya da bir kambiyo taahhüdünün senet yapma iradesindeki bozukluk nedeniyle sahibini bağlamayacağı yönündeki iddialar hükümsüzlük nedenine dayalı menfi tespit talebine konu oluşturur.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır. Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davaya ve takibe konu bonolardaki keşideci imzasının davacıya ait olmadığı ileri sürülmüş ise de; yapılan grafolojik incelemede 4 bonodaki keşideci imzasının davacının eli ürünü olduğu anlaşılmış, diğer yandan davacının iradesi fesata uğratılarak imzası alınmak suretiyle boş A4 kağıdının bonoya dönüştürüldüğü iddiasında bulunulmuş ise de ... soruşturma nolu ...karar nolu soruşturma dosyasında davacı tarafça davalı hakkında yapılan şikayete dayalı soruşturma neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin ikinci fıkrasının (f) bendi atfı ile bonolarda da uygulama olanağı bulunan 680 inci maddesi uyarınca açık bono düzenlenmesinin mümkün bulunduğu, açık bono düzenlenmesi durumunda açık bononun aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının ispat külfetinin 6100 sayılı Kanun'un 201 inci maddesine göre yazılı delille olmak kaydıyla davacı keşideciye ait olduğu bu kapsamda; nakden düzenlenen ve imzası davacı keşideciye ait olduğu anlaşılan dava konusu bonoların lehtar davalı tarafından anlaşmaya aykırı doldurulduğu hususunun davacı tarafça usulüne uygun yazılı delillerle kanıtlanamadığı, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olmakla davacı tarafından davalı yana yapılan yemin teklifi kapsamında 24.04.2025 tarihli duruşmada davalı "Davacı ...'nın davaya ve icra takibine konu olan bonolara istinaden bana borçlu olduğuna davacı tarafından imzalanan bu bonoların gerçek bir borç ilişkisine dayanarak davacı tarafından kendi hür iradesi ile imzalandığına, bu beyanlarımın tamamen doğru ve gerçeğe uygun olduğuna namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ederim." şeklinde yeminini eda ettiği görülmekle yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı uyarınca kanıtlanamayan davanın reddine, menfi tespit davası kapsamında takibe yönelik tedbir kararı bulunmadığından davalı yanın tazminat talebinin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Koşulları bulunmadığından davalının tazminat talebinin reddine,
3-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 11.100,38 TL harçtan mahsubu ile bakiye 10.484,98 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 101.500,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
15/05/2025
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih: 26.05.2025
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...