T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2023/78 Esas - 2023/753
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO: 2023/78 Esas
KARAR NO: 2023/753
HAKİM:...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : ...
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/08/2022
KARAR TARİHİ: 10/11/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 27/11/2023
... sayılı yetkisizlik kararı sonrasında, Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile taraflar arasında 02/01/2020 tarihinde imzalanan 5 yıl süreli Yetkili Servis Sözleşmesi uyarınca müvekkil şirketin bayisi olarak oto ekspertiz hizmetleri sunmaya başladığı, davalı 31/05/2022 tarihinde müvekkil şirket yetkilileriyle ... uygulaması üzerinden yaptığı görüşme çerçevesinde herhangi bir haklı neden göstermeksizin bayilik sözleşmesini sonlandırmak istediklerini bildirdiklerini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede yetkili servis tarafından haksız şekilde sona erdirilmesi halinde yetkili servisin 5.00,00 EUR+KDV cezai şart ödemek yükümlü olacağının düzenlendiği, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini belirterek davanın kabulünü, itirazın iptalini, takibin devamını, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili dilekçesinde özetle; Yetkili servis sözleşmesinde açıkça "bu sözleşme maddelerine göre taraflar arasında meydana gelecek anlaşmazlıklarda ... mahkeme ve icra daireleri yetkilidir" ibaresinin yer aldığını, davacı tarafın dayanmış olduğu ... konuşmalarında taraflarınca yazılan mesajlar dikkatli okunacak olursa "daha öncede konuştuğumuz üzere" beyanlarının olduğunu, daha önceden bu durumun konuşulduğunu ancak karşı taraftan bir dönüş alamadıklarını belirterek davanın reddine, %20 icra inkar tazminatı talebinin reddine ve yargılama giderlerinin davaca tarafa bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 13.06.2023 tarihli raporda özetle; "Davalının 2020-2021-2022 yılları yasal defter kayıtlarına göre davacıya her hangi bir borç bakiyesi bulunmadığı, tüm ödemelerini nakit gerçekleştirdiği tespit edilmiş, davalı borç ödemelerini finansal kurumlar aracılığı ile gerçekleştirdiğine ilişkin bir muhasebe işlemine rastlanmamıştır. Davalının incelenen 3 yıl yasal defter kayıtlarında (2020-2021-2022) 7.628.382,87 TL Brüt satış hasılatı elde ettiği, ilgili dönemlerde 12.505,76 TL net kar elde ettiği, ortalama karlılık net oranının % 0,1639 olduğu tespit edilmiştir. Elde edilen brüt satış dikkate alındığında beyan edilen karlıklık oranının düşük olduğu, Dava konusu sözleşemeye ilişkin, davalının defter kayıtların da davacının düzenlediği faturaların dışında, başka herhangi bir depozito, teminat, alınan veya verilen avans vb.belge ve kayıt işlemi bulunmamaktadır. ... No.lu KDV Sirkülerinin 1.2 Tazminatlar başlıklı bölümüne istinaden KDV cezai şart, tazminat vb. olarak talep edilemeyeceği. Talep edilen feshin haksız olup olmadığı konusu, bilirkişi uzmanlık alanımda olmadığından bir görüş ve kanaatte varılamamıştır. Dava incelemesi UYAP portal üzerinden yapıldığından tarafların imzaladığı sözleşmenin tamamına ulaşılamamıştır." şeklinde görüş bildirmiştir.
Mahkememizce mali müşavir bilirkişiden alınan 01.08.2023 tarihli raporda özetle; "Hukuki durumun takdir ve tayini sayın mahkemeye ait olmak üzere;
Davacının cezai şart olarak belirlenen 5.000,00 Euroyu talep etmekte haklı olduğu , davacının talep
ettiği KDV’nin ise yukarıda ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı üzere, ... no.lu KDV sirkülerinin 1.2.
Tazminatlar bölümüne göre tazminatların KDV’nin konusuna girmediği" şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava taraflar arasındaki Yetkili Servis Sözleşmesi'nden kaynaklanan cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir.
... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine haksız fesih bedelinin tazmini istemiyle 5.000,00 Euro asıl alacak üzerinden takibe geçildiği, davalı tarafından ise feshin haksız olmadığı, mücbir sebepler ile fesih yapıldığı gerekçesiyle borca faize ve ferilere itiraz edildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki 11/03/2020 tarihli Yekili Servis Sözleşmesi'nin 2. Maddesinde sözleşmenin amacının yetkili servisin çalışma bölgesi dahilinde şirket tarafından pazarlanan hizmetleri yapmak olarak tanımlanmış, 12. Maddede sözleşmenin süresinin akdedildiği tarihten itibaren yürürlüğe gireceği ve 5 yıl süreli olacağı ve 5 yıl süre sonunda yetkili servisin 2 ay önceden yazılı bildirimde bulunması halinde otomatik olarak aynı koşullarda yenileneceği belirtilmiş, sözleşmenin 13/2. Maddesinde yetkili servisin sözleşmeden caydığı ya da haksız şekilde sözleşmeyi feshettiği taktirde şirkete 5.000,00 Euro +KDV cezai şartı ödeneceği düzenlenmiştir.
Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (...).
4. Cezai şartın, Kanun’daki ifadesi ile ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. Sözleşmede kararlaştırılmamış olsa dahi temerrüt hâlinde 6098 sayılı Kanun'un 125/1 inci maddesi hükmünce alacaklı gecikme tazminatı talep edebilir ise de, ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede bununla ilgili açık hüküm bulunması şarttır.
5. Cezai şartın esas itibariyle iki temel amacı (işlevi) bulunmaktadır. Bunlardan biri, borçluyu ifaya zorlamak ve böylece asıl borcun ifasını teminat altına almak; diğeri ise, borcun ihlâli hâlinde borçlu tarafından ödenecek tazminatı önceden ve götürü olarak belirlemektir. Bu iki temel amacı dışında, cezai şartın (ceza koşulunun) diğer bir amacı da, ifayı engelleyen cezai şartta (dönme/fesih cezasında) borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle sözleşmeden kolayca dönmesini sağlamaktır (...).(... sayılı ilamı)
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179 uncu maddesi, "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır." şeklindedir. TBK'nın 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası "İfa Yerine Cezai Şart (Dönme Cezası)" olarak düzenlenmiştir. Burada asıl alacak ve borcun kuvvetlendirilmesi, teminat altına alınmak suretiyle ifasının sağlanması ve böylece alacaklının hukuki durumunun sağlamlaştırılması değil, tam aksine dilerse cezayı ödemek ve sözleşmeden dönmek veya onu feshetmek suretiyle borçlunun durumunun kolaylaştırılması söz konusu olmaktadır. Bu tür ceza koşulunda borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği ya da onu feshedebileceği gibi, alacaklı da sadece cezanın ödenmesini isteyebilir. Burada alacaklı borçludan asıl edimin ifasını talep edemez.
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde, eldeki davada davacı tarafından taraflar arasındaki Yetkili Servis Sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği gerekçesiyle sözleşmede yer alan cezai şart talep edilmiş olup, sözleşmenin feshedildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, uyuşmazlık sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı ve davacı tarafından dönme cezasının talep edilemeyeceğine ilişkindir.
Davalı sözleşmede yer alan mücbir nedene dayanmış ve Covid-19 pandemisi nedeniyle feshin haklı olduğunu savunmuştur. ... sayılı ilamında da belirtildiği üzere "...Dünyada ilk defa 2019 yılı Aralık ayında ...'in ... ortaya çıkan, tüm dünyada hızla yayılan, ... tarafından 11/03/2020 tarihi itibariyle "pandemi" (bölgeler ve gruplar üstü coğrafi salgın) olarak ilan edilen, ülkemizde ise 2020 yılının Mart ayının 2. yarısından itibaren görülen Covid-19 virüsünün yayılmasının önlenmesi, öldürücülüğünün azaltılması amaçlı olarak ... tarafından bir kısım yasal düzenlemeler yapıldığı gibi ... Kararları ve İçişleri Bakanlığının genelgeleri ile umuma açık istirahat yerleri ile eğlence mekanları kısmen veya tamamın kapatılmış, sokağa çıkma yasağı konulmuştur. Salgın hastalığa bağlı idari yasak ve tedbirler zaman içinde hafifletilse de, tedbirlerin büyük bir bölümü 01/07/2021 tarihine kadar devam etmiştir. Bu salgından doğrudan veya alınan idari tedbirler nedeniyle dolaylı olarak belli faaliyetlerin icra edildiği ticari işletmeler, okullar, hastaneler vs. gibi iş yerleri olumsuz olarak etkilenmiştir. Buna bağlı olarak, salgın döneminde ... tarafından çıkarılan kanuni düzenlemelerde de Covid-19 salgın hastalığı olağanüstü durum (mücbir sebep) sayılmıştır (Özellikle 7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesiyle Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi için bazı sürelerin durdurulmasına karar verilmiştir.).Nitekim, ... içtihatlarında olağanüstü durum (mücbir sebep); sözleşmenin yapıldığı sırada önceden dikkate alınması ve önüne geçilmesi imkansız olan ve dış etkilerden kaynaklanan sel, yangın, deprem, salgın hastalıklar gibi olaylar olarak tarif edilmiştir (Hukuk Genel Kurulunun ... sayılı ilamları)..." şeklinde olup mücbir sebep sözleşmenin akdedildiği esnada önceden dikkate alınması mümkün olmayan ve önüne geçilmesi imkansız olan durumlar için söz konusu olup, sözleşme tarihinin 11/03/2020 olduğu nazara alındığında pandemi etkilerinin görüldüğü bir sırada sözleşmenin akdedilmiş olması nedeniyle davalı savunması yerinde görülmemiş, alacak likit kabul edilerek davacı lehine inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kabulü ile ... esas sayılı takip dosyasında davalı itirazının iptali ile takibin aynı şartlar altında devamına,
2-18.340,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
3-Alınması gereken 6.288,25 TL harçtan peşin alınan 1.113,56 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.174,69 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.113,56 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.194,26 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 261,00 TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.261,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 17,900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
9-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıranlara iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 10/11/2023
Katip ....
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.