T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/143 Esas - 2025/399
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/143
KARAR NO : 2025/399
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/02/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalı tarafa yüklü miktarda elektrik enerjisi üretimi için kullanılan ürün olan cips satıldığını, 10/07/2023 tarihinde teslim edildiğini, satılan cipslere ilişkin olarak ürün satış faturasının tanzim olunarak karşı tarafa 13/07/2023 ve 24/07/2023 tarihlerinde teslim edildiği, ürünlerin tesliminin üzerinden, 1 aydan fazla süre geçtikten sonra davalı tarafından dayanaksız ve haksız olarak ürünlerin %40 oranında topraklı olduğunun iddia edildiğini, davalının tamamen fiktif gerekçelerle ödemeden imtina ettiğini, ticari ayıba ilişkin muayane ve ihbar süreleri ile faturaya itiraz süreleri kapsamında süresinde bir itirazının olmadığını, davalı tarafından ileri sürülen hususların ilk görüşte anlaşılabilir mahiyette olduğunu, teslim sırasında bu yönde bir itirazının olmadığını, yapılmış bir tespitin de olmadığını, taraflar arasındaki ilişkide davacının edimini ifa edilmiş olduğunu, davalı tarafından da istifa edilmesine rağmen ödeme yapılmadığından ..... sayılı dosyasından yürütülen icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davanın kabulü ile, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firma odun cipsinden elektrik üretimi yapan bir şirket olup piyasadan aldığı ağaç köklerini kırarak yakıt haline getirmekte ve bu malzemeleri yakarak enerji üretmekte olduğunu, davalı firmanın da malzemesinin davalı firmanın beklediği kalitede olduğunu taahhüt etmesi üzerine davacıdan malzeme satın alındığını, davacı ile yaptıkları arasındaki anlaşma gereği, davacı ''topraksız ve temiz'' güvencesi ile cips satmayı taahhüt ettiğini, ancak davalıya teslim edilen ürünlerin 31/07/2023 tarihinde yakıldığını ve yakıldığı esnada ürünün %40'ının topraklı olduğunun tespit edildiğini, davacının ticari hayata ve hukuka aykırı bu tutumu üzerine, ürünler adına kesmiş olduğu 24/07/2023 tarih ve 229.296,00-TL bedelli faturaya 31/07/2023 tarihli ihtarname ile itiraz edildiği, ürünün ayıplı olduğunun, davalı firmanın bu sebeple zarara uğradığının ve bu kapsamda davalının zararı ve ürünün %40 oranında topraklı oluşu göz önüne alınarak fiiliyata uygun şekilde fatura tanzim edilmesi halinde ödemenin işleme alınacağının belirtildiğini, ayrıca 24/07/2023 tarihli faturanın davalıya tebliğ de edilmediğini, sistem üzerinden re'sen görülmüş olduğunu, dolayısıyla davacı tarafın süresinde ihbar/itiraz yükümlülüğünün yerine getirilmediği yönündeki iddiaları gerçek dışı olduğunu, ürünlerdeki ayıbın gizli ayıp mahiyetinde olduğunu, bu bağlamda müvekkilinin davaya konu takip nedeniyle borcunun olmadığını belirterek davanın reddine, icra takibi sebebiyle davacı aleyhinde %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflarca dayanılan deliller toplanmış, davaya dayanak ..... sayılı takip dosyası, tarafların BA/BS formları celp edilmiş, mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve kimya mühendisi bilirkişiler aracılığıyla tarafların ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
..... sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından davalı aleyhine 18/10/2023 tarihinde fatura alacağına dayalı olarak 229.296,00-TL asıl alacak, 8.154,14-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 237.450,14-TL alacak üzerinden başlatılan icra takibinin davalının süresinde itirazı üzerine durdurulduğu ve eldeki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır.
Davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi bakımından ...'da görevlendirilen mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen 09/11/2024 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davacının 2023 yılına ait ticari defterin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresi içinde yapıldığı, 6102 sayılı TTK'nın 64,65 ve 66 maddelerine göre sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacının düzenlemiş olduğu faturaların davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin belgelendirildiği, alacağına dayanak faturaların delil vasfı taşıdığı kanaatine varılan ticari defter kayıtlarında kayıtlı olduğu, davacı şirketin dosyaya sunmuş olduğu faturanın davalı firmanın (BA) formlarında yer alması ile mal ve hizmetin satın alındığı ve ticari defter kayıtlarında da yer aldığı, davacının davalıya dava konusu olan mal ve hizmetlere ait ürünlerini 10/07/2023 tarihinde e-irsaliyeler düzenlenerek teslim edildiği, takip konusu olan ürünlere ait, davalı şirket tarafından davacı tarafa 6102 sayılı TTK'nın 23/c maddesine uygun olarak yapılmış olan herhangi bir ayıplı hizmet ihbarının bulunmadığı, davalı tarafından davacıya taahhütlü mektupla gönderilen 31/08/2023 tarihli yazı ile takip konusu olan 24/07/2023 tarihli 229.296,00-TL tutarlı temel e-faturanın TTK'nın 18. maddesine göre yasal süresi içinde iade edilmediği ancak davacı açısından hukuki sonuç doğurabilmesi ve dikkate alınabilmesi için TTK'nın 21. maddesinde belirtilen 8 günlük sürede yapılmış olması gerektiğinden davacı tarafından dikkate alınmadığı, davacının düzenlemiş olduğu faturaların karşı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin belgelendirdiği ve bu nedenle 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesinde yazılı 8 günlük yasal süre içerisinde faturalara itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğünün davalı firmaya ait olduğu, davacı tarafından davalıya gönderilen 24/07/2023 tarihli temel e-faturanın (KDV) dahil tutarı olan 229.296,00-TL'lik temel faturanın davalı tarafından yapılan itirazın fatura alıcısı (davalı) tarafından süresinde yapılmış olup olmadığı yönünden değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, rapor içeriğinde açıklandığı üzere takip tarihi itibariyle davacının davalıdan dava konusu olan faturadan 229.296,00-TL'lik ana para tutarında alacaklı olduğu..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davalının ticari defter ve kayıtları ile birlikte tüm dosya üzerinde inceleme yapılması bakımından dosyanın tevdi edildiği mali müşavir, nitelikli hesaplamalar uzmanı ve kimya mühendisi bilirkişilerden teşekkül bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 10/02/2025 tarihli bilirkişi raporunda ise özetle; "...dava konusu cipslerin 10/07/2023 tarihinde davalıya teslim edildiği, öncelikle iyi bir inceleme ile bu ürünlerin topraklı olduğunu tesbitini mümkün olduğu, ancak başlangıçta iyi bir inceleme yapılmamış olsa bile fazla geciktirmeden ilk fırsatta ürünlerin yakımı yapılarak ayıplı olup olmadığı tespit edilmek suretiyle davacıya bildirimde bulunulabilecekken bu hususun yerine getirilmediğini, yani davalının ürünün ayıplı olup olmadığı tespitini yapmadan 31/07/2023 tarihinde direkt olarak yakım işlemine başladığını, davalı firmanın kazan kapasitesi bilinmemekle birlikte 1 ton kadar ürün yakılmak suretiyle topraklı olup olmayacağı tesbiti mümkün olabilirken çok daha fazla ürünün yakımına başlandığının anlaşıldığı, davalının sunduğu tutanak başlıklı belgede üründe toprak karışımı olduğu yazılıp resimler konulduğunu, resimlere bakıldığında ürünlerin ayıplı olduğu görülmekle birlikte tutanağı kimlerin tuttuğu, isimler, tarih ve imza bulunmadığı, resimlerin de davacının teslim ettiği ürünlere ait olup olmadığını tespit etmelerinin mümkün olmadığı, davalı taraf davacıyı çağırarak veya mahkemeden tespit talebiyle ürünlerdeki (varsa) ayıbı belgelendirmesi mümkün iken bu hususun yerine getirilmediği, davalının 31/07/2023'de ürünleri ilk kez yaktıktan sonra ayıbı farkettiklerini belirttiği halde bir miktar ürünü deneyip davacıya ayıp ihbarında bulunarak kalan ürünleri iade yoluna da gitmediğini yani ürün ayıplı olsa dahi zararı artırma söz konusu olduğu, ... mali inceleme sonucu davacı tarafın 24/07/2023 tarihli 229.296,00- TL bedelli faturasının ödenmemiş olduğu, davalı taraf faturayı iade etmekle birlikte ayıplı olduğunu ileri sürdüğü ürünleri iade etmemiş olduğu, fatura bedelinin ödenmesine ilişkin davalıyla çekilen ihtara rastlanmadığından temerrüt faizi hesaplanamadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından özetle, davalıya yapılan mal satımı ile ilintili fatura nedeniyle 229.296,00-TL alacağının bulunduğu iddia edilmiş, davalı tarafından ise malın ayıplı olduğu savunularak davanın reddi talep edilmiştir.
Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan davacı taraf, akdi ilişkinin varlığı ile teslim olgusunu kanıtlama yükümü altındadır. Bundan sonra ise varsa ayıbın varlığını ve usulüne uygun ihbarda bulunulduğunu ispat yükü davalı üzerinde olacaktır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) ticari satış ve mal değişimi başlıklı 23. maddesinde, bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla satış ve mal değişimlerinde 6098 Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) ilgili hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. TBK'nın 219. maddesinde, "...satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." denilerek ayıbın tanımı yapılmış olup TTK'nın 23/1.c bendinde ise, "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." denilmek suretiyle tacirler arasındaki satım sözleşmelerinde muayene ve ihbar külfetine ilişkin özel hükümler getirilmiştir.
Tüm bu açıklamalar ışığında davaya konu uyuşmazlık değerlendirildiğinde; taraflar arasında enerji üretiminde kullanılan cips satımına dayalı bir ticari ilişki olup satım konusu cipslerin davacı satıcı tarafından davalı alıcıya 10/07/2023 tarihinde teslim edildiği ve bu hususta davacı satıcı tarafından takibe konu 24/07/2023 tarih ve 229.296,00-TL miktarlı faturanın tanzim edildiği hususunda dosya kapsamına göre niza bulunmamaktadır. Malın teslimi hususunda niza bulunmadığına göre eldeki davada ayıbın varlığı ile TTK'nın yukarıda sözü edilen hükümlerine göre hak düşürücü süreler içerisinde usulüne uygun olarak davacıya bildirildiğini ispat yükü davalı alıcıdadır. Dosyaya mübrez 10/02/2025 tarihli teknik bilirkişi raporundan, satım konusu cipsin, davalı alıcı tarafından yapılacak temel bir inceleme ile ayıplı olup olmadığının tespitinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından ise, 10/07/2023 tarihinde teslim alınan malın, 31/07/2023 tarihinde yakılması ile ayıplı olduğunun tespit edildiği ve takiben gönderilen aynı tarihli ihtarla, davacı tarafından bu hususta düzenlenen 24/07/2023 tarih ve 229.296,00-TL miktarlı faturaya itiraz ile birlikte davacıya bildirimde bulunulduğu iddia edilmiştir. Buna göre, davalı alıcının TTK'nın 23/1.c bendi gereğince iki ve her türlü sekiz günlük hak düşürücü süreler içerisinde davacı satıcıya bildirimde bulunmadığı sabittir. Mevcut hukuki durum karşısında, davalı alıcı tarafından satım konusu malın kabul edilmiş sayılması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Böylece, dosyaya mübrez bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamalar da nazara alınarak, davalının ..... sayılı takibe itirazının 229.296,00-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle devamına karar vermek gerekmiştir. Temerrüt durumu bakımından ise; somut olayda kararlaştırılan kesin vade olmadığı gibi davacı tarafından, takipten önce davalının TBK’nın 117. maddesi hükmüne uygun olarak miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünün ispat olunmadığı, salt fatura tebliğinin de temerrüde neden olmayacağı gözetilerek (Emsal: ..... .'nin 10/07/2014 tarih ve ..... sayılı ilamı), işlemiş faize yönelik davacı talebinin reddi gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı istemine gelince; itirazın iptâli davasında İcra İflas Kanunu'nun 67/II maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir. Somut olayda asıl alacağın varlığı ile miktarı yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu ile saptandığından alacağın likit olmadığı; bu halde, koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerektiği anlaşılmıştır (Emsal: ..... ., 13/07/2020 tarih ve ..... sayılı ilamı). Davalının kötüniyet tazminatı talebi bakımından ise, reddolunan kısım yönünden davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı anlaşıldığından, davalının kötüniyet tazminatı reddedilmiş ve sonuç olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davalının ..... sayılı takibe itirazının 229.296,00-TL asıl alacak yönünden iptali ile takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya dair istemin reddine,
2-İcra inkâr tazminatı talebinin reddine,
3-Kötüniyet tazminatı talebinin reddine,
4-Alınması gereken 15.663,20-TL harçtan peşin alınan 4.055,06-TL harcın mahsubu ile bakiye 11.608,14- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin 3.012,85-TL'sinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 107,15-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 36.687,36-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 8.154,14-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 4.055,06-TL peşin harç, 427,60-TL başvuru harcı olmak üzere toplam 4.482,66-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 560,00-TL tebligat gideri, 14.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 14.560,00-TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre belirlenen 14.060,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
11-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 27/05/2025
Katip.....
e-imzalı
Hakim .....
e-imzalı