T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2024/57 Esas
KARAR NO : 2024/510
...
DAVA : İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 26/07/2019
KARAR TARİHİ : 05/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/07/2024
...Karar sayılı ilamı sonucunda Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 11/04/2018 tarihli "Cihaz Satış Sözleşmesi" ve 10/10/2018 tarihli "... akdedildiğini, söz konusu sözleşmelere istinaden davacı tarafından sözleşmesel tüm edimlerin yerine getirildiğini, söz konusu ürün ve hizmetlerin sözleşme şartları çerçevesinde yerine getirildiğini ve davalıya teslim edildiğini, davacı tarafından tıbbi cihazların bakım onarım hizmet sözleşmelerine istinaden çeşitli tarihlerde faturalar tanzim edildiğini, söz konusu fatura bedellerinin hiçbirinin bu güne kadar davacıya ödenmediğini, söz konusu faturanın ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya tebliğ edildiğini, belirtilen tutarların ödenmesinin tebliğ edildiğini, davalı tarafından söz konusu faturalara yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, söz konusu bedellerini halen ödenmediğini, bunun üzerine ...esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, %20'dan az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalının davacıdan 11/04/2018 tarihli ... seri numaralı ... cihazı satış sözleşmesi ile söz konusu ... cihazını sağlam, çalışır ve hasarsız bir şekilde 2.el cihaz olarak satın aldığını, söz konusu cihazın davacı tarafından kurulumu tamamlanarak çalışır vaziyette sağlam olduğu iddiası ile davalıya teslim edildiğini, davalının cihazla ilk günden itibaren sorun yaşamaya başladığını, bazı parçalarının arızalandığını, davalının her defasında arızalanan parçalar için davacı ile görüşerek bilgi verdiğini, davacı tarafından da her defasında ücreti mukabilinde arızalanan parçaların sökülerek yerine yenisinin takıldığının bildirildiğini, arızaların davacı tarafın yetkili servisi tarafından kalıcı bir şekilde giderilememesi nedeniyle davalının cihazı üreten firmayı arayarak servis hizmetleri talep ettiğini,...servisi tarafından 14/03/2019 tarihinde cihazın yerinde incelendiğini ve yapılan incelemeler sonucunda cihazın 30/04/2014 tarihinde davalıya satılmadan önce ... (pert) olduğunun tespit edildiğini, cihazın pert olduğunu ... servisinin 14/03/2019 tarihli servis bakım formu ile öğrenildiğini, davacının davalıya pert olan cihazı gizlemek suretiyle sattığını, cihazdaki ayıpların gizli ayıp olduğunu ve sözleşmenin feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 17.05.2024 tarihli raporda özetle; "Cihazın teslim alınmadan önce ... olup-olmadığının, (cihaz ... hatasını
hafızasında tutuyorsa) yetkili bir teknik servis veya uzman tarafından anlaşılabileceği,
... arızası, cihazın beklenmedik şekilde çalışmasının durması veya sistemdeki
bileşenlerin zarar görmesi gibi sonuçlar doğurabilir, içindeki helyum gazının boşalması
nedeniyle maliyetlidir, istenmeyen bir durumdur, ancak bu durum cihazın pert olduğu
anlamına gelmediği gibi doğrudan gizli ayıp veya ayıp anlamına da gelmez. Dolayısıyla
cihazın geçmişinde ... olmasının satış bedelini etkilemeyeceği,
Cihazda kullanılan gaz borularının orijinalliğini yetkili bir teknik servis veya uzman
doğrulayabilir. Belirli standart ve spesifikasyonlara uygun olan alternatif gaz borularının
kullanımının da mümkün olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun, davacı ile davalı arasında 11.04.2018
tarihinde imzalanan “...tarafından 14.03.2019 tarihinde yapılan kontrol ve işlemlere ilişkin rapor
incelendiğinde; söz konusu... cihazında gizli ayıp
veya ayıp olarak nitelendirilemeyecek teknik sorunların olduğu değerlendirilmektedir." şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava satım sözleşmesinden kaynaklanan bedelin tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptaline yöneliktir.
Mahkememizce davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün avalı yan tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf davasını inceleyen ... Karar sayılı ilamı ile;
"...Dava, davalı tarafından davalıya satılıp teslim edilen bakiye mal bedeli ve bakım onarım hizmet bedelinden kaynaklanan faturalara ilişkin bedelin tahsili için girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Taraflar arasında 11/04/2018 tarihli Cihaz Satış Sözleşmesi ve 10/10/2018 tarihli Tıbbi Cihazlar Bakım - Onarım Hizmet Sözleşmesi imzalandığı, cihaz satış sözleşmesi uyarınca ... cihazının davacı tarafından davalıya satımı hususunda anlaşıldığı, davacının MR cihazını hastanede çalışır vaziyette %60 (+/-) helyum seviyesinde teslim edeceği, ... cihazının 2.el cihaz olup kullanımdan kaynaklanan çizikler, boya aşınmaları, koillerdeki ve cihazdaki yıpranmaların bulunduğunun davalı tarafından kabul edildiği, satım bedelinin KDV dahil 216.000 USD olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, ihtilafın satıma konu ... cihazının ayıplı olup olmadığı ve davacının bakiye fatura bedelinin tahsilini talep edip edemeyeceği hususuna ilişkindir.
Davalı vekili, ayıplı mal satışı nedeniyle mal bedelinden sorumlu olmadıklarını sözleşmenin feshediliğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı şirkete satılıp teslim edilen malın ayıplı olmadığı mal bedelinden ve hizmet bedelinden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı hususu tartışmasızdır.
Somut olayın incelenmesinde, hizmet sözleşmesi yanında davalıya satılıp teslim edilen MR cihazının ikinci el olarak alım- satımını içeren sözleşmeye ilişkin malın 11/04/2018 tarihli sözleşme ile 19/09/2018 tarihinde teslim edildiği, alıcı şirketin teslim edilen malın ayıplı olduğunu ileri sürerek eldeki davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Tarafların tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1,c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/I hükmü de uygulanacaktır.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır:
Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede “Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur” denilmektedir.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir... Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK 23’de malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
TK ve BK'daki düzenlemelerin birbirlerine paralel düzenlemeyi içerdiği gözetildiğinde:
Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.
Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 23/c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223/2. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.
Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanunun 227 maddesinin kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği düzenlenmiştir.
Ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir.
Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.
İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1).
Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir.
Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda davalının kendisine teslim edilen malın ayıplı olduğuna dair davacıya bildirimde bulunduğunu savunmuştur. Bu durumda, ayıp ihbarının yapıldığına dair ispat yükü davalı taraftadır. Davalı davacıya anılan sürelerde ihbarda bulunduğunu usulüne uygun bir delille ispatı gerekmekte ise de T. B.K.nun 231/2. maddesine göre, satıcının alıcıyı iğfal edip etmediği hususu da ispat edilmiş değildir. Satın alınan malın 19/09/2018 tarihinde teslim edildiği, cihazın sürekli arızalandığı, Philips yetkili servis geldiğinde malın 14/03/2019 tarihinde cihazın ... ( pert ) olduğunun tespit edildiği, gizli ayıp nedeniyle davacıya durumun ihbar edildiği de bildirmiştir.
TTK'nin 23.maddesine göre alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmek ile ve bu inceleme sonucu malın ayıplı çıkması halinde durumu satıcıya bildirmekle yükümlü olduğu, 8 günlük muayene ve ihbar yükümlülüğüne uymayan alıcının malı o hali ile kabul etmiş sayılacağı, ayıplar için kanunun kendisine tanıdığı hakları kaybedeceği, süresinde ayıp ihbarında bulunmayan davalının TBK'nun 227/1 maddesinden de yararlanamayacağı hükümleri düzenlenmiştir.
Mahkemece , yargılama sırasında satıma konu malın ayıplı olup olmadığına dair makine mühendisinden alınan ilk raporda malın gizli ayıplı olduğu tespit edilmiş iken ikinci makine mühendisinden alınan raporda ise ayıbın gizli olmadığı tespitiyle birbiri ile örtüşmeyen iki rapor alındığı, teknik bilirkişi heyetinden çelişkinin giderilmesi yönünde rapor alınmadan ayıbın açık ya da gizli olup olmadığı tespit edilmen, hüküm kurulmuştur.
Bu durumda; ayıba dair yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi basit bir muayene ile ayıbın tespit edip edilemeyeceği, cihazın teslim alınmadan geçmişinde ... olduğunun basit bir muayene ile anlaşılıp anlaşılamayacağı, satış bedelinin ... olduğu için düşük olup olmadığı, orjinal gaz borularının kullanılmamasının basit bir inceleme ile anlaşılıp anlaşılamayacağı, ayıbın gizli mi açık mı olduğu, söz konusu ayıbın alıcının ( davalının ) olağan gözden geçirmesi ile fark edilip edilemeyeceği, gizli ayıp bulunduğu varsayılsa bile ayıbın sonradan ortaya çıktığı tarihte derhal bildirimde bulunma yükümlülüğünün de bulunduğu yükümlülüğe uyulup uyulmadığı, davacının sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığının tespit edilebilmesi için üç kişilik makine mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetinden satın alma tarihinde davaya konu makinenin de rayiç değerinin tespitiyle tarafların talepleri doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemece eksik araştırma ve incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, davacının davasını ispat noktasında yukarıda belirtilen yasa maddeleri kapsamında bir değerlendirme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir..." gerekçesiyle karar kaldırılmakla dosya mahkememize iade edilmiştir.
... ilamında her ne kadar dosyanın 3 kişilik makine mühendislerinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmesi yönünde ilam tesis edilmiş ise de, davaya konu ...Cihazında biyomedikal mühendisliği hususunda uzman elektronik mühendisi bilirkişilerin ihtisas alanına girmesi nedeniyle dosya konusunda uzman 3 lü elektronik bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.
... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 229.520,00 TL asıl alacak, 18.207,12 TL işlemiş faiz toplamı 247.727,12 TL üzerinden takip yapıldığı davalının asıl alacak ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 11/04/2018 tarihli Cihaz Satış Sözleşmesi ile satışa konu ikinci .... cihazının KDV dahil 216.000,00 USD üzerinden davalıya satışı, 10/10/2018 tarihli Tıbbi Cihazlar Bakım-Onarım Hizmet Sözleşmesi ile de davacının sözleşme boyunca ekipman ile ilgili olarak servis hizmetini vermeyi üstlendiği anlaşılmaktadır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde; taraflar arasındaki ihtilaf satıma konu... cihazının ayıplı olup olmadığı ve ayıbın niteliğine ilişkindir. Satışa konu cihazın davalı beyanına göre deprem nedeniyle göçük altında kaldığı anlaşılmakta olup cihaz üzerinde keşif marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılması imkanı bulunmamaktadır. Mahkememizce alınan 17/05/2024 tarihli bilirkişi heyet raporundan anlaşılacağı üzere ...sistemlerinde ortamda sürekli olarak statik manyetik alan mevcut olduğundan MR cihazında hastanın durumu kritik hale geldiğinde ya da kaza anında acil olarak müdahale edilmesi gerektiğinde hayati risk varsa ... düğmesine basılması gerektiği, bu düğmenin cihaz içerisindeki helyum gazının hızlı bir şekilde boşaltılmasını sağladığı, bazı farklı nedenlerle de cihazlda kendiliğinden ... oluşabileceği, ... sonrasında soğutma sisteminin ve mıknatısın incelnemesi ve hasar var ise onarılması gerektiği, ciddi bir arıza olduğu, yine ... arızası olması durumunda cihazun beklenmedik şekilde çalışmasının zarar görebileceği ancak tekrar onarılması durumunda cihazdak gizli ya da açık ayıbın mevcut bulunmayacağı, cihazın geçmişinde ... olmasının satış bedelini etkilemeyeceği cihazda kullanılan boruların orjinal olup olmadığı ve ayıba ilişkin diğer savunmalarında davalı tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla davanın takip talebinde talep edilen 229.520,00 TL asıl alacak ve 21/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen 487,60 TL faiz alacağı yönünden kabulü ile alacak likit olmakla davacı lehine inkar tazminatına karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 229.520,00 TL asıl alacak ve 487,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 230.007,60 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına,
2-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-%20 icra inkar tazminatı olan 45.904,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
4-Alınması gereken 15.711,82 TL harçtan peşin alınan 2.991,92 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.719,90 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin davanın kabul red oranına göre 1.225,62 TL'sinin davalıdan alınarak, 94,38 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı tarafından başlangıçta yatırılan 44,40 TL başvuru harcı, 2.991,92 TL peşin harcının toplam olan 3.036,32 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7-Davacı tarafından yapılan, 1.098,40 TL tebligat ve müzekkere gideri, 11.850,00 TL bilirkişi ücreti, 384,90 TL keşif harcı olmak üzere toplam 13.333,3 TL'nin davanın kabul red oranına göre 12.379,97 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına,
8-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 36.501,14 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen miktar yönünden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 17.719,52 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
11-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair davacı vekilinin ve e-duruşma sistemi üzerinden davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ...nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 05/07/2024
Katip ... Hakim ...
e-imzalı e-imzalı
u belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.