T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2024/598 Esas
KARAR NO : 2025/86
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... (TC Kimlik No:...) -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALILAR : 1- ... (TC Kimlik No:...) -
VEKİLİ : Av. ... - ...
: 2- ... - ...
3- ... (TC Kimlik No:...) - ...
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/12/2018
KARAR TARİHİ : 14/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 03/03/2025
... Dairesi'nin 08/07/2024 tarih, ... sayılı ilamı sonrasında, Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı takip alacaklısı tarafından davacı aleyhine ... esas sayılı icra takip nedeniyle düzenlenen ödeme emrinin davacıya 20/12/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, kambiyo senetleri incelendiğinde iki adet kambiyo senedinin bedel kısmında tahrifat yapılması suretiyle 8.000,00 TL tutarındaki iki adet bononun 18.000,00 TL yapıldığının tespit edildiğini, icra takibine konu bonoların orijinal haliyle tamamının toplam 25.000,00 TL tutarında borç için bir başkasına verildikten sonra ödenen ve tekrar alınması suretiyle bürodaki bir dolapta muhafaza edilen senetler olduğunu, ancak davacının yanında çalışan kişi tarafından çalınarak sahte isimlerle ciro edilmesi suretiyle davalı tarafından iyi niyetli hamil görünümündeki icra takibine konu edildiğini belirterek öncelikle icra dosyasına yatırılan paranın ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacının ... esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP; Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde 18.000,00 TL'lik iki senette miktar yönünden tahrifat yapıldığı iddia edilmiş ise de söz konusu senetlerin davalının eline 2 kişi tarafından ciro edildikten sonra geçtiğini, davalının iyi niyetli yetkili hamil olduğunu, tahrifat iddiasının göz ile görülecek bir olgu olmadığından davalının bunu bilmesinin beklenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE;
Mahkememizce grafolog bilirkişi heyetinden alınan 26.12.2024 tarihli raporda özetle: "Tetkike konu Borçlusu ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 10.10.2015 düzenleme tarihli 10.02.2016 ödeme tarihli “18.000” TL'lik, Borçlusu ..., alacaklısı ... olarak düzenlenmiş 10.10.2015 düzenleme tarihli 10.03.2016 ödeme tarihli “18.000” TL'lik Senetlerin rakamla ve yazıyla değer gösteren hanelerinde iddia doğrultusunda tahrifat yapılıp yapılmadığı hususunda herhangi bir kanaat beyanında bulunulabilmesi mümkün olamamıştır." şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava kambiyo senedinden kaynaklanan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Mahkememizce davanın reddine dair verilen hükmün davacı yan tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf davasını inceleyen ... Dairesi'nin 08/07/2024 tarih, ... sayılı ilamı ile "...Dayanak ... Esas sayılı takip dosyasının yapılan incelemesine göre, 12/12/2018 tarihinde davalı alacaklı ... tarafından davacı aleyhine 3 adet senede dayalı olarak asıl ve işlemiş faiz olmak üzere toplam 59.039,75 TL alacağın tahsili için kambiyo takibi başlatıldığı, takibe konu senetlerde davacının keşideci, davalı ...'in lehtar, davalı ... ve davalı ...'ın ciranta olarak yer aldığı, senetlerin 10/10/2015 keşide tarihli, 10/03/2016 vade tarihi, 18.000,00 TL bedelli, 10/02/2016 vade tarihli, 18.000,00 TL bedelli ve 12/01/2016 vade tarihli 9.000,00 TL bedelli olduğu görülmüştür.
... sas sayılı dosyasında, davacı tarafından davalı ... aleyhine takibin iptali istemli açılan davada alınan 08/05/2019 tarihli raporda özetle; 18.000,00 TL bedelli senetlerde tahrifat yapıldığı beyanına imkan verir nitelikte kati bulgular tespit edilemediğinin belirtildiği, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda davanın red edildiği, kararın istinaf incelenmesinden geçmek suretiyle kesinleştiği görülmüştür.
Davacının şikayeti üzerine davalılar hakkında başlatılan ... soruşturma sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda senetlerin ön yüzü üzerinde özellikle bedel belirtilen bölümlerinde tahrifat yapıldığını gösterir herhangi bir bulguya rastlanmadığı yönünde görüş belirtildiği, bilirkişi raporuna göre tahrifat yapılmadığının belirtilmesi nedeniyle takipsizlik kararı verildiği görülmüştür.
Davacı, takibe konu 18.000,00 TL bedelli senetlerin 8.000,00 TL iken 18.000,00 TL yapılmak suretiyle tahrif edildiğini, büroda muhafaza edilirken müvekkilinin çalışanı tarafından hırsızlanarak cirolanmak suretiyle kötüniyetli takip başlatıldığını ileri sürerek icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir.
Mahkemece tahrifat iddiası yönünden bilirkişi raporu alınmamış, icra hukuk mahkemesi ve savcılık aşamasında alınan raporlara dayanarak tahrifat yapılmadığı kabul edilmiştir. Yerleşik Yargıtay kararlarında da bahsedildiği üzere takip hukuku bakımından inceleme yapan ve verdiği kararlar kural olarak maddi hukuk anlamında kesin hüküm oluşturmayan icra hukuk mahkemeleri dar yetkili mahkeme olması nedeniyle burada yaptırılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkemede hüküm kurmaya elverişli mahiyette delil olarak kabul edilemez. Aynı şekilde hazırlık soruşturmasında alınan bilirkişi raporuna da dayanılarak karar verilemez. Bu durumda mahkemece senet üzerinde tahrifat iddiaları ile ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır (Aynı yönde ... Dairesi'nin 19/03/2014 tarih ... sayılı ilamı)..." ile Mahkememiz kararı bozulmakla dosya mahkememize iade edilmiştir.
... Esas sayılı takip dosyasının getirtilmesinde; takip alacaklısının davalı ..., borçlunun ise ... olduğu, takibin dayanağının ise 10.10.2015 düzenleme 12.01.2016 vade tarihli 9.000,00 TL bedelli, 10.10.2015 düzenleme 10.02.2016 vade tarihli 18.000,00 TL bedelli, 10.10.2015 düzenleme 10.03.2016 vade tarihli 18.000,00 TL bedelli bonolar olduğu anlaşılmıştır.
... sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine açılan davada takibin iptalinin talep edildiği ve senette tahrifat iddiasında bulunulduğu, mahkemece alınan 08.05.2019 tarihli raporda senette tahrifat yapıldığının tespit edilemediğine dair rapor verildiği anlaşılmıştır.
... sayılı soruşturma dosyasının incelenmesinde ise; davacının şikayeti ile başlayan soruşturma sürecince senetler üzerinde yaptırılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda senetlerde tahrifat yapıldığının tespit edilemediği, suç duyurusuna ilişkin olarak 03.11.2021 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair yanıt verildiği, kararın taraflara tebliğ edildiği, davacı vekilinin 18.02.2022 tarihli celsedeki beyanından anlaşılacağı üzere karara itiraz edilmeksizin kesinleşiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde, eldeki davada yer alan iddianın takibe konu 10/10/2015 keşide,10/02/2016 ve 10/03/2016 vade tarihli keşidecisi davacı, lehtarı ise davalı ... olan 18.000,00 TL bedelli iki adet bono üzerinde bonoların bedel kısmında tahriaft yapıldığı iddiasına dayandığı, İstinaf Mahkemesi ilamı sonrasında mahkememizce grafolog bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere tahrifat yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmaktadır.
"...Bonoda şekil şartları TTK’nın 688. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “...” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir.
Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir (... .).
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (... ).
Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır (HMK’nın m. 191/1, TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır.
Bonoda yazılı bulunan bedel kaydının hem borçlu hem de alacaklı tarafından talil edilmesi hâlinde ispat yükünün hangi tarafta olduğu hususu da üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bonodaki bedel kaydının her iki tarafça talil edilmesi hâlinde ispat yükü borçlu üzerindedir. Diğer bir ifade ile bu durumda ispat yükü yer değiştirmez. HMK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca borçlunun bononun bedelsiz olduğunu ispat etmesi gerekir.
Hemen burada, menfi tespit (borçsuzluğun tespiti) konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.(... sayılı ilamı)..."
Bu suretle ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından tahrifat iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davanın reddine, mahkememizce davacının talebi üzerine 14/01/2019 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiğinden İİK 72/4. Maddesi gereğince alacakllı lehine tazminata dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Asıl alacak miktarının %20'si oranında 9.000,00 TL tazminatın İİK 72/4 maddesi gereğince davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
3-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan toplam 1.008,26 TL harçtan mahsubu ile fazla kalan 392,86 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 8.475,17 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Talep halinde davacının ve davalının artan avansının iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 14/02/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.