T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/732 Esas - 2025/448
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2024/732 Esas
KARAR NO : 2025/448
BAŞKAN : .....
ÜYE .....
ÜYE : .....
KATİP : .....
DAVACI :.....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. .....
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/06/2021
KARAR TARİHİ : 19/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ... türü maske satışına ilişkin sözleşme yapıldığını, maskelerin teslim edildiğini, faturaların kesildiğini, faturaların her iki şirket ticari kayıtlarına işlendiğini, işbu fatura bedellerinin ödenmediğini belirterek ..... esas sayılı dosyasının davalı tarafından yapılan itirazın iptalini davalı yanın %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin 663 sayılı kanun hükmünde kararnamenin ek 2. Maddesi uyarınca ...'nın ilgili kuruluşu olarak kurulduğunu, Covid-19 salgını mücadele kapsamında başta sağlık çalışanları olmak üzere diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından ihtiyaç duyulan cerrahi maske, .../... maske ve koruyucu tulum ihtiyaçlarının ...'nın ilgili kuruluşu olarak davalı şirket tarafından tedarik edildiğini, davacı ile 25/03/2020 tarihinde sağlık çalışanları ve özellikle doktorların kullanacağı ... maske mal alım sözleşmesi imzalandığını, sözleşme yürürlük süresi boyunca davacının teslim ettiği ... maske ürünlerine yönelik sağlık çalışanları tarafından davalıya iletilen ihbar ve şikayetler dikkate alınarak 03/04/2020'de ..... test amacıyla numune gönderildiğini, 09/04/2020 tarihli test sonuçları konulu yazı ile davacının ... maske markası olan ... ürünlerine ilişkin ürünlerin filtre malzemesi nüfuziyeti ile solunum direnci deneylerine tabii tutulduğu, numunelerin beyan edilen koruma seviyelerini sağlamadığı ve güvenli olmadığı, ürünlerin yapısı dikkate alındığında güvenli hale getirilmesine de imkan bulunmadığı, nihai kullanıcıya ulaşmasının engellenmesi için depolarında bulunan ürünlerin bertaraf edilmesi dahil koruyucu tedbirlerin ivedilikle alınması hususunun kendilerine bildirildiğini, öte yandan numune gönderilen ..... tarafından düzenlenen raporda ... raporuna atıf yapıldığını, her iki sonucun 01/09/2020 tarihinde .... Noterliğinin ... yev. Nolu işlemi ile davacıya gönderildiğini ve ayıplı olduğu tespit edilen ürünlere ilişkin fiyat farkı faturasının ticari defterlerine işlenmesinin talep edildiğini, davacı tarafın ihtarname ile faturayı kabul etmediğini bildirdiğini, 10/09/2020 tarihli cevabı ihtarname ile talebin yenilendiğini, davalı yetkilileri tarafından imzalanan herhangi bir mutabakat formu bulunmadığını, ... maske vasfına haiz olmayan gizli ayıplı ürünlerin davalı deposunda muhafaza altına alındığını ve son olarak 15/01/2021 tarihinde davacıya ait 167.000 adet ... marka maskenin imha edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Taraf delilleri toplanmış, ..... esas sayılı takip dosyası örneğinin temini ile incelenmesinde alacaklı ... Turz. Oto. San. Tic. Ltd. Şti. Tarafından borçlu ... Hiz. A.Ş. Hakkında faturalara istinaden 1.713.420,00 TL alacak talebi ile ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durmuş olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı üzerinde mali müşavir medikal malzeme uzmanı ve nitelikli hesaplamalar bilirkişisi tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda özetle "davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 3 adet 2.341.075,50 TL tutarındaki faturaların her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu 07/04/2020 tarihinde yapılan 627.655,50 TL tutarındaki ödemenin de her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu davalı tarafından davacı adına tanzim edilen 31/08/2020 tarihli 1.713.420,00 TL fiyat farkı faturasının davalı yasal defterlerinde kayıtlı iken davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı fiyat farkı faturasının davalı tarafından 06/04/2017 tarihli ihtarname ekinde davacıya gönderildiği, davacı tarafından 04/09/2020 tarihli ihtarname ekinde iade edildiği, son olarak davalı tarafından 06/04/2017 tarihli ihtarname ekinde davacıya gönderildiği, mahsubu sonrasında davalının davacıya borç ya da alacağının bulunmadığının kayıtlı olduğu, ..... yazdığı 09/04/2020 tarihli yazı içeriğinde maske numunelerinin .../... maske vasfına haiz olmadığı, gerekli koruma seviyelerini sağlamadığı, bu hali ile ürünlerin güvenli olmadığı ve ayrıca ürünlerin yapısı gereği de güvenli hale getirilemeyeceği tespitinin yapıldığını, buna göre teslimin aliud teslim olduğunu, sözleşmenin 4.4 maddesinde davacının sattığı ürünlerin testlerinin her aşamada yapılacağı ve davacının test sonuçlarından sorumlu olacağı denildiği, davalının bu maddeye göre talepte bulunmadığı 22/04/2020 tarihli yazısı ile sözleşmenin 9.1 maddesine göre sözleşmeyi tek yanlı feshettiğini, teslimin aliud olduğu kanısına varılır ise davalının sözleşmeyi feshinde haklı neden bulunduğu, davacının bu malın bedeli olan 1.713.420,00 TL'yi davalıdan talep edemeyeceği" ifade edilmiştir.
Dava, satımı yapılan ürün bedelinin tahsili yönünde başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı yan, davalıya 25/03/2020 tarihli sözleşme gereğince ... türünde maske teslim ettiklerini, ürün bedeline ilişkin düzenlenen faturaya dayalı alacaklarının ödenmediğini iddia etmiş, davalıyan ise sözleşme kapsamında davacı tarafından teslim edilen ürünlerin kamu sağlığını tehlikeye düşürecek nitelikte gizli ayıplı olduğunu, test raporları sonucunda ..... yazısı üzerine davacıya ait 167.000 adet gizli ayıplı ürünlerin imha edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Toplanan deliller ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor içeriği tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında imzalanan 23/03/2020 tarihli sözleşme gereğince davacı tarafından davalıya ... maske satımının kararlaştırıldığı, sözleşme gereğince teslim edilen maske numuneleri üzerinde ... tarafından yapılan testler sonucunda 09/04/2020 tarihli yazı ile ürünlerin koruma seviyelerini sağlamadığı ve güvenli olmadığı, "ürünlerin yapısı dikkate alındığında güvenli hale getirilmesine de imkan bulunmadığı, bu doğrultuda 4703 sayılı kanunun 11. maddesinde gösterilen tedbirlerin göz önünde bulundurulması gerektiğinin davacıya bildirildiği ... 04.05.2022 tarihli yazısında aralarında davacının da bulunduğu sözleşme imzalanan şirketlerden alınan numunelerin incelenerek ürünlerin başta sağlık çalışanları ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına teslimi halinde son kullanıcılar açısından geri dönülemez sonuçların doğması riskine binaen .../... maske koruma seviyelerini sağlamayan ve bu hali ile güvenli olmayan ürünlerin sağlık tesislerinin kullanımına sunulmadığı ve geri iade edilmekte olduğu ifadelerinin yer aldığı ve nihayet 15/01/2021 tarihli tutanak ile davacı tarafından davalıya teslim edilen 167.000 adet ... maske vasfına haiz olmayan ayıplı koruyucu ekipman da dahil olmak üzere davalı deposunda bulunan ilgili ürünlerin imha edildiğine dair tutanak tutulduğu anlaşılmış olup davalı tarafından davacıya gönderilen 22/04/2020 tarihli yazı ile sözleşmenin feshedildiği, davalının 01/09/2020 tarihli ihtarnamesi ile fiyat farkı faturasının davacıya gönderildiği, davacı tarafından faturanın kabul edilmeyerek iade edilmiş olduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu 167.000 adet ... maskenin ... tarafından ... standardına göre filtre malzemesi nüfuziyeti ile solunum direnci deneylerine tabii tutularak ürünlerin koruma seviyelerini sağlamadığı, güvenli olmadığı ve güvenli hale getirilmesine de imkan bulunmadığı yapılan testler sonucunda tespit edilmiş ... de ürünlerin başta sağlık çalışanları ve kamu kurumlarına teslimi halinde son kullanıcılar açısından geri dönülmez sonuçlar doğması riskine binaen ... maske koruma seviyesini sağlamayan ve bu hali ile gevenli olmayan ürünler olduğunun tespiti ile sağlık çalışanları kullanımına sunulmayarak iade edilmiş olması karşısında alım satıma konu ürünlerin gizli ayıplı olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar davacı tarafça gizli ayıbın öğrenilmesi ile birlikte TTK 23 ve TBK 225/2 maddesi kapsamında süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığı düşünülebilir ise de söz konusu ürünlerin 4703 sayılı yasanın 11. Maddesi kapsamında imha edilmiş olması karşısında covid-19 salgın hastalığı döneminde ...'nın ilgili kuruluşu olarak davalı şirket tarafından sağlık çalışanları ve diğer kamu kuruluşlarında ihtiyaç duyulan maske temini yönünde davacıdan satın alınan ancak ... maskenin sağlaması gereken koruyuculuğu sağlamadığı ve güvenli hale getirilmesinin de mümkün olmadığı tespit edilerek imha edilen ürünlere ilişkin TBK 225. maddede düzenlenen "satıcının ağır kusuru" nun sonuçlarının uygulama yeri bulacağı mahkememizce kabul edilmiştir. TBK 225. maddesinde "ağır kusuru olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek, sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." düzenlemesi bulunmakta olup ağır kusur (iğfal) halinde alıcı, ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın, kanundan doğan haklarını kullanabilir.
Somut uyuşmazlıkta yanlar arasındaki sözleşmenin 4.4 ve 9. Maddeleri kapsamında davacının ağır kusuru ile gizli ayıplı olarak teslim edilen ürünlerin güvenli hale getirilmesi imkanı bulunmadığından toplum sağlığı bakımından imhası yoluna gidilmesi karşısında davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve davacının ürün bedelinin ödenmesi talebinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalı yanın cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinin bulunmadığı, ikinci cevap dilekçesinde yapılan kötü niyet tazminatı talebinin ise savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğundan HMK'nun 141/2 maddesine göre savunmanın genişletilmesi için ya diğer tarafın açık muvafakati bulunmalı veya ıslah yoluyla tazminat talep edilmesi gerekmekte olup davalı yanın bu yönde ıslah talebi olmadığı gibi ikinci cevap dilekçesinde yapılan talebe davacı yanın acık muvafakati de bulunmadığından davalı yanın usulüne uygun olarak getirilmiş kötü niyet tazminatı talebi bulunmadığı hususu nazara alınarak hüküm fıkrasında davalı talebi olarak değerlendirilmemiş, neticede kanıtlanamayan davanın reddine dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine ..... sayılı 20.09.2024 tarihli kararında "...Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, yanlar arasındaki sözleşmenin 4.4 ve 9. maddeleri kapsamında davacının ağır kusuru ile gizli ayıplı olarak teslim edilen ürünlerin güvenli hale getirilmesi imkanı bulunmadığından toplum sağlığı bakımından imhası yoluna gidilmesi karşısında davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve davacının ürün bedelinin ödenmesi talebinin yerinde olmadığı, davalı yanın cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinin bulunmadığı, ikinci cevap dilekçesinde yapılan kötü niyet tazminatı talebinin ise savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğundan HMK'nun 141/2 maddesine göre savunmanın genişletilmesi için ya diğer tarafın açık muvafakati bulunmalı veya ıslah yoluyla tazminat talep edilmesi gerekmekte olup davalı yanın bu yönde ıslah talebi olmadığı gibi ikinci cevap dilekçesinde yapılan talebe davacı yanın acık muvafakati de bulunmadığından davalı yanın usulüne uygun olarak getirilmiş kötü niyet tazminatı talebi bulunmadığı belirtilerek davanın ve davalı yanın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. ..." gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne ve mahkememizce verilen kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
..... . ilam içeriği gereğince davalı vekili tarafından sunulan 02.01.2025 tarihli dilekçede 04.05.2020 tarihli yazının kendilerince aynı gün öğrenildiği ifade edilmiş, tüm dosya kapsamı üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 21.05.2025 tarihli ek raporda özetle; "Taraflar arasındaki Sözleşme'nin ilgili 4.4 '..., teslim aldığı ürünlerde hileli malzeme kullanılması veya ürünün teknik gereklerine uygun olarak imal edilmemiş olması veya üründe gizli ayıplar olması halinde, ürünün uygun başka bir ürün ile değişimini ...'den talep eder. ... sorunu çözer, çözemediği takdirde 2 (iki) işgünü içinde ürünleri iade alarak değişimini yapar. Söz konusu ürünlerin ... tarafından kabul edilmesi veya üretim aşamasında ya da teslim öncesi imalat aşamasında denetlenmiş olması; ...'nin Sözleşme hükümlerine uygun mal teslimi yapma hususundaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.' hükmünün yorumunun mahkemenin takdirinde olduğu, davacı şirketin, faaliyet alanı itibariyle medikal ürün üretimi ve satışı yapan basiretli bir tacir olduğu, ... maskelerin teknik özellikleri, ... standardı kapsamında kamuya açık kaynaklarda yer aldığı, davacının, kamu sağlığına yönelik bu ürünlerin standart dışı olduğunu bilebilecek veya en azından fark edebilecek mesleki ehliyete sahip olması bekleneceği, ürünlerin bu haliyle kamu kurumlarına arzı durumunda geri dönülemez zararların oluşabileceği teknik raporlarla sabit olduğu, bu nedenle, davacının teslim ettiği ürünlerdeki ayıpların basit dikkatsizlikle açıklanamayacak düzeyde olduğu düşünülmekte ise de; “ağır kusur”un varlığının mahkemenin taktirinde olduğu, anılan ayıp ancak laboratuvar testleri ile tespit edilebilir, beş duyu yolu ile yapılacak fiziki muayene ile tespit edilemeyeceğinden gizli ayıp niteliği taşıdığı, mahkemece teslimin aliud olduğu kanısına varılır ise sözleşmenin 4.4. maddesi yerine 9.1.'e göre davalının feshinde haklı neden bulunduğunun düşünülebileceği, 20.05.2020 tarihli mutabakata rastlanılmadığı, sadece davacı tarafından davalıya gönderilen 11.05.2020 tarihli mail yazışması bulunduğu, taraf defter kayıtlarının davalı tarafından davacı adına tanzim edilen 31.08.2020 tarihli fiyat farkı faturasına kadar birbirini doğruladığı, uyumsuzluğun fiyat farkı faturasından kaynaklandığı, bu nedenle 20.05.2020 tarihli mutabakat iddiasının alacağının kabul edildiği yönünde bağlayıcı bir hukuki belge olarak değerlendirilemeyeceği kök rapor sonucunun değişmemiş olduğu" ifade edilmiştir.
Dava, satımı yapılan ürün bedelinin tahsili yönünde başlatılan ilamsız takibe itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı yan, davalıya 25/03/2020 tarihli sözleşme gereğince ... türünde maske teslim ettiklerini, ürün bedeline ilişkin düzenlenen faturaya dayalı alacaklarının ödenmediğini iddia etmiş, davalıyan ise sözleşme kapsamında davacı tarafından teslim edilen ürünlerin kamu sağlığını tehlikeye düşürecek nitelikte gizli ayıplı olduğunu, test raporları sonucunda ..... yazısı üzerine davacıya ait 167.000 adet gizli ayıplı ürünlerin imha edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
..... ilamı gereğince alınan ek rapor içeriği, taraflar arasında imzalanan 23/03/2020 tarihli sözleşme gereğince davacı tarafından davalıya ... maske satımının kararlaştırıldığı, sözleşme gereğince teslim edilen maske numuneleri üzerinde ..... tarafından yapılan testler sonucunda 09/04/2020 tarihli yazı ile ürünlerin koruma seviyelerini sağlamadığı ve güvenli olmadığı, "ürünlerin yapısı dikkate alındığında güvenli hale getirilmesine de imkan bulunmadığı, bu doğrultuda 4703 sayılı kanunun 11. maddesinde gösterilen tedbirlerin göz önünde bulundurulması gerektiğinin davacıya bildirildiği ... 04.05.2022 tarihli yazısında aralarında davacının da bulunduğu sözleşme imzalanan şirketlerden alınan numunelerin incelenerek ürünlerin başta sağlık çalışanları ve çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarına teslimi halinde son kullanıcılar açısından geri dönülemez sonuçların doğması riskine binaen .../... maske koruma seviyelerini sağlamayan ve bu hali ile güvenli olmayan ürünlerin sağlık tesislerinin kullanımına sunulmadığı ve geri iade edilmekte olduğu ifadelerinin yer aldığı ve nihayet 15/01/2021 tarihli tutanak ile davacı tarafından davalıya teslim edilen 167.000 adet ... maske vasfına haiz olmayan ayıplı koruyucu ekipman da dahil olmak üzere davalı deposunda bulunan ilgili ürünlerin imha edildiğine dair tutanak tutulduğu anlaşılmış olup davalı tarafından davacıya gönderilen 22/04/2020 tarihli yazı ile sözleşmenin feshedildiği, davalının 01/09/2020 tarihli ihtarnamesi ile fiyat farkı faturasının davacıya gönderildiği, davacı tarafından faturanın kabul edilmeyerek iade edilmiş olduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir.
Taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu 167.000 adet ... maskenin ... tarafından ...:2001+A1:2009 standardına göre filtre malzemesi nüfuziyeti ile solunum direnci deneylerine tabii tutularak ürünlerin koruma seviyelerini sağlamadığı, güvenli olmadığı ve güvenli hale getirilmesine de imkan bulunmadığı yapılan testler sonucunda tespit edilmiş ..... de ürünlerin başta sağlık çalışanları ve kamu kurumlarına teslimi halinde son kullanıcılar açısından geri dönülmez sonuçlar doğması riskine binaen ... maske koruma seviyesini sağlamayan ve bu hali ile gevenli olmayan ürünler olduğunun tespiti ile sağlık çalışanları kullanımına sunulmayarak iade edilmiş olması karşısında alım satıma konu ürünlerin gizli ayıplı olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı tarafça gizli ayıbın öğrenilmesi ile birlikte TTK 23 ve TBK 225/2 maddesi kapsamında süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığı düşünülebilir ise de söz konusu ürünlerin 4703 sayılı yasanın 11. Maddesi kapsamında imha edilmiş olması karşısında covid-19 salgın hastalığı döneminde ...'nın ilgili kuruluşu olarak davalı şirket tarafından sağlık çalışanları ve diğer kamu kuruluşlarında ihtiyaç duyulan maske temini yönünde davacıdan satın alınan ancak ... maskenin sağlaması gereken koruyuculuğu sağlamadığı ve güvenli hale getirilmesinin de mümkün olmadığı tespit edilerek imha edilen ürünlere ilişkin TBK 225. maddede düzenlenen "satıcının ağır kusuru" nun sonuçlarının uygulama yeri bulacağı mahkememizce kabul edilmiştir. TBK 225. maddesinde "ağır kusuru olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek, sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." düzenlemesi bulunmakta olup ağır kusur (iğfal) halinde alıcı, ticari satımdaki ayıp ihbar sürelerine uyulmaksızın, kanundan doğan haklarını kullanabilir.
Toplanan deliller ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ve ..... kararı gereğince alınan ek rapor içeriği tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; faaliyet alanı itibari ile medikal ürün üretimini ve satışını yapan davacı şirketin basiretli bir tacir olarak ... standardı kapsamında kamuya açık kaynaklarda dahi yer alan ... maskelerinin teknik özelliklerine uygun bir şekilde üretimini yapması gerektiği, davacının kamu sağlığına yönelik bu ürünlerin standart dışı olduğunu bilebilecek en azından fark edebilecek mesleki ehliyete sahip olmasının bekleneceği, ürünlerin bu hali ile kamu kurumlarına arzı durumunda geri dönülemez zararlar oluşabileceğinin teknik raporlarla sabit olduğu anlaşılmakla yanlar arasındaki sözleşmenin 4.4 ve 9. Maddeleri kapsamında davacının ağır kusuru ile gizli ayıplı olarak teslim edilen ürünlerin güvenli hale getirilmesi imkanı bulunmadığından toplum sağlığı bakımından imhası yoluna gidilmesi karşısında davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği ve davacının ürün bedelinin ödenmesi talebinin yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmış, ..... . ilamı içeriğinde sözü edilen 20.05.2020 tarihli mutabakatın Nisan 2020 dönemi BS kayıtları bakımından düzenlendiği bu tarih itibari ile taraf ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı hususunun aşamalarda düzenlenen raporda tespit edildiği, taraf defter kayıtlarındaki uyuşmazlığın bu tarihten sonra davalı tarafından davacı adına düzenlenen 31.08.2020 tarihli fatura nedeni ile oluştuğu görülmekle 20.05.2020 tarihli mutabakat belgesinin dava konusu uyuşmazlık bakımından bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Davalı yanın cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinin bulunmadığı, ikinci cevap dilekçesinde yapılan kötü niyet tazminatı talebinin ise savunmanın genişletilmesi mahiyetinde olduğundan HMK'nun 141/2 maddesine göre savunmanın genişletilmesi için ya diğer tarafın açık muvafakati bulunmalı veya ıslah yoluyla tazminat talep edilmesi gerekmekte olup davalı yanın bu yönde ıslah talebi olmadığı gibi ikinci cevap dilekçesinde yapılan talebe davacı yanın acık muvafakati de bulunmadığından davalı yanın usulüne uygun olarak getirilmiş kötü niyet tazminatı talebi bulunmadığı hususu nazara alınarak hüküm fıkrasında davalı talebi olarak değerlendirilmemiş, neticede kanıtlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 20.693,84 TL harçtan mahsubu ile bakiye 20.078,44 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 248.476,20 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
19/06/2025
Gerekçeli kararın yazıldığı tarih: 11.07.2025
Başkan .....
Üye .....
Üye .....
Katip .....