T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/777 Esas - 2025/915
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2024/777 Esas
KARAR NO : 2025/915
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 14/11/2024
KARAR TARİHİ : 05/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 02/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı şirket arasında 20.10.2023 tarihinde 1 yıllık yer tahsisi ve akaryakıt satış izni verilmesine ilişkin 3.500.000,00 TL. bedelli “Akaryakıt İstasyonu ve İkmal Alanı Faaliyet İznine Esas Yer Tahsisi ve Hizmet Sağlama Sözleşmesi” imzaladıklarını, davacı tarafından Sözleşme bedelinin tamamının ödediğini ve tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, Ancak davalı firmanın sözleşme hükümlerine riayet etmediğini, sözleşmenin imzası aşamasında mevcut bulunan şartları davacı aleyhine olacak şekilde değiştirdiğini, Davalı firmanın sözleşme imzaladıktan sonra tamamen mükellef firma aleyhine olacak şekilde değiştirmesi ile davacının akaryakıt satışı yapmasının imkansız hale geldiğini, bunun üzerine .... Noterliğince 19.07.2024 tarihinde ihtarname gönderildiğini ancak davalı tarafça herhangi bir cevap verilmediğini, akabinde 31.07.2024 tarihinde .... Noterliğince sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği, sözleşme bedeli olarak ödenen 3.500.000,00 TL'nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile ödenmesinin ihtar edildiğini, Ticari davalarda, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuk“a başvurulmuş şartı olması nedeniyle 14.10.2024 tarihinde başvurularak görüşmelerin yapıldığını ve 25.10.2024 tarihli son tutanakla anlaşmanın sağlanamadığını belirterek Davalının 20.10.2023 tarihli sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle davacının meydana gelen zararlarının (ödediği sözleşme bedelinin ödeme gününden itibaren işleyecek faiziyle birlikte iadesi, yoksun kalınan kar kaybı, yatırım maliyet bedeli, personel giderleri ve sair zararlar) tespiti ile temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı tarafından davacıya tahsis edilen yerde hiçbir inşaat faaliyetinde bulunulmadığı gibi davacının iş alanını engelleyici hiçbir işlem ve eylemlerinde olmadığını, İnşaat işinin yapılmasından kaynaklı olarak davacının cirosunda bir düşüş mevcutsa, bundan inşaat işi ile hiçbir alakası bulunmayan müvekkil şirketin sorumlu tutulamayacağı, İnşaat çalışmalarının davacıya tahsis edilen/Akaryakıt satışı yapılan yerde gerçekleşmediğini, davalının inşaat işi ile ilgili hiçbir yetki ve sorumluluğu olmadığını zira ... (...)tarafından yapılan inşaat/ yol çalışmasının marina sezonu olan Mayıs-Ekim aylarının kapsayan dönemde yapılmadığını, Davacıya tahsis edilen yer uzun yıllardır aynı amaçla kullanıldığını ve deniz araçlarına yakıt satışı için kullanılan bir yer olduğunu, Davacıya teknelerin ihtiyaç duyduğu/talep ettiği her nevi akaryakıtın satışı ve teslimi için Marinanın hizmet alanının güney ucunda yer tahsis eden davalının, davacıya satış garantisi vermediğini, Davacı tek taraflı olarak ve haksız biçimde fesih işleminin gerçekleştirdiği için davalının zarara uğrattığını, davacının 31.07.2024 tarihinde fesih bildirimde bulunmuş olmasına rağmen tahsis edilen yerin boşaltmadığı gibi faaliyetine devam ettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Davacı ticari defterlerinin incelenmesi yönünde İstanbul ilinde bulunan mali müşavir bilirkişiden alınan 21.04.2025 tarihli raporda özetle; "Davacının 2022,2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterin açılış ve kapanış beratlarının süresi içinde yapıldığı,6102 sayılı T.T.K 64-65-66 Maddeleri hükümlerine göre sahibi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, Davacı adına tasdik ettirilen 2022 ,2023 ve 2024 yıllarına ait ticari kayıtların uygun olarak düzenlendiği anlaşılan Bilanço ve Gelir Tablolarına göre; Net Satışlar, Satışların Maliyeti, Brüt Satış Kar/Zararı,Faaliyet Giderleri, Vergi Öncesi Kar/Zarar ve Dönem Net Kar/Zarar tutarlarının yukarıda arz edildiği, Taraflar arasında yapılan sözleşmesinin ihlaline dayalı olarak açılan alacak davasının, sözleşmenin imzalandığı 20.10.2023 yılında başlamış olup 13.11.2024 tarihine kadar(davanın açıldığı tarih) sürdürmesi nedeniyle, Taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı tarafından davalıya ... sınırları içerisinde 1 yıllık yer tahsisi ve akaryakıt satış izni verilmesine ilişkin 3.500.000,00 TL. tutarında ödemenin yapıldığı, Davacı tarafça davalıya .... Noterliğince 31.07.2024 tarihinde gönderdiği FESH'i ihtarnamesi ile bu tarihe kadar yapılan Yatırım Hizmet Maliyet bedelinin 2.436.985,75 TL olduğu, Davacının, sözleşmenin imzalandığı 20.10.2023 tarihinden davacı tarafından sözleşmenin FESH edildiği 31.07.2024 tarihine kadar 2.345.291,52 TL. tutarında Gider artığının (zararın) oluştuğu, Davacı tarafından FESH'i işleminin gerçekleştirdiği 31.07.2024 tarihinden davanın açıldığı 13.11.2024 tarihine kadar, akaryakıt satış ve teslim işlemlerine ait Faaliyetlerde bulunulmadığı gibi herhangi bir Giderlerin de tahakkuk etmediği, Dava tarihinden önceki dönemlerdeki net kar oranının ortalama olarak %3,51 oranında artış göstermiş olmasına rağmen,davanın açıldığı 13.11.2024 tarihinde bu oranın %0,36 oranında azaldığı ve ortalama olarak %3.15 oranın da azalış olduğundan, Davacının yoksun kalınan kar alacağının 128.734.10 TL olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 21.04.2025 tarihli raporda özetle; "Davalı ticari defter kayıtları ve dosya kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler neticesinde aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir. Yukarıdaki veriler birlikte değerlendirildiğinde Davacı tarafından 23.10.22023 tarihinde Banka havalesi ile 1.500.000,00 TL. Tutarında değerlendirildiğinde: 30.10.2023 tarihinde; 12.2023 vadeli 500.000,00 TL. 05.01.2024 vadeli 500.000,00 TL. 05.02.2024 vadeli 500.000,00 TL. 05.03.2024 vadeli 500.000,00 TL. Olmak üzere toplam 2.000.000,00 TL. tutarında 4 adet çeklerin verildiği ve toplam da (KDV) dahil 3.500.000 TL. Tutarında ödemede bulunduğu davalı bu ödemeleri ticari defter kayıtlarına işlediği 3.500.000,00 TL karşılık yer tahsis bedeli at altında 3.500.000,00 TL. fatiira düzenlediği bakiye alacak borç görünmediği Davacı ticari defterlerini inceleyen bilirkişi raporunda, Dava tarihinden önceki dönemlerdeki net kar oranının ortalama olarak 93,51 oranında artış göstermiş olmasına rağmen, davanın açıldığı 13.11.2024 tarihinde bu oranın rağmen, davanın oranında azaldığı ve ortalama olarak %3.15 oranın da azalış olduğundan, Davacının yoksun kalınan kar alacağının 128.734.10 TL. olduğu, görüşü beyan ettiği, Genel değerlendirme neticesinde; Davacının 8.19. maddesinde, davacının basiretli bir tacir olarak, ahde vefa ilkesine sıkı sıkıya sadık kalacağını peşinen kabul ve taahhüt ettiği, Davacının davacıya tahsis edilen ve akaryakıt satışı yapılan alanda inşaat çalışması olduğuna ilişkin bir delilin bulunmadığı, aksine ...'nün yazısında inşaat olmadığı bilgisi verildiği, Davalı tarafça sözleşmenin kurulması aşamasında mevcut olan ve davacıya tahsis olunan yerlerin, sözleşmenin imzasından sonra değiştirildiğine ilişkin iddiasında ise yine bu yönde delilin dosya kapsamında bulunmadığı, sözleşmenin 8.14. maddesine göre, akaryakıt istasyonunun, akaryakıt ikmali ile ilgili diğer sabit ve mobil tesis ve araçlar, marina genel mimarisi ve hizmetleri ile uyum haline olacak, marina yerleşim planlamaları doğrultusunda yer değiştirebileceğinin de kabul edildiği, Davacının satışını imkânsız hale getirildiği iddiasında, davacının satış kabiliyetinin olduğu, sözleşmenin 8.19. maddesinde, davacının basiretli bir tacir olarak, ahde vefa ilkesine sıkı sıkıya sadık kalacağını peşinen kabul ve taahhüt ettiği, olağanüstü koşullarda dahi ücret/ bedel uyarlama talep etmeyeceğini peşinen kabul, beyan ve taahhüt ettiği Hususları dikkate alındığında, Davacının sözleşmeyi fesihte haklı olup, olmadığı, Davacının sözleşmenin feshi ile tazminat talep edip edemeyeceği hususunun Nihai olarak Sayın Mahkemede olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.
Mahkememizce bilirkişi heyetinden alınan 19.09.2025 tarihli ek raporda özetle; "Davalının kayıtları sabit olmak üzere: Davacıdan 42.232,57 TL akaryakıt aldığı bunun karşılığında 42.232.57 TL ödemesi olduğu akaryakıt borç/alacak bakiyesi bulunmadığı. Davacı 3.500.000,00 TL karşılığında davalı tarafından davacıya akaryakıt sevk miktarı ödeme bedelini bulunmadığı davalı tarafından 3.500.000,00 TL tutarlı yer tahsis bedeli adı fatura düzenlendiği, Sayın Mahkemenin verdiği görev doğrultusunda; Sayın Mahkemenin talep ettiği hususlar ve tarafların talep ve iddiaları yukarıda ayrıntısı ile meri mevzuat hükümlerine göre yukarıdaki bölümlerde incelenmiş ve değerlendirilmiş olup; doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir şekilde hukuki bağlayıcılığı ve yaptırım gücü olmaksızın, tarafımızca hazırlanan işbu Bilirkişi Heyeti Raporu, karar verme ve tarafların diğer talepleri de dâhil hüküm tesis etme yetkisi ile Nihai karar Sayın Mahkemenize ait olmak üzere; işbu Bilirkişi Raporu UYAP üzerinden e-imzalı (beş) sayfa olarak gönderilmiştir." şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava taraflar arasındaki Hizmet Temini Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkindir.
Davacı, taraflar arasında 20/10/2023 tarihli Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, davalının sözleşme bedelini davalıya ödediğini, ancak davalının sözleşmenin ifası aşamasında, sözleşmeden beklenen faydayı imkansız kılacak şekilde tek taraflı olarak değiştirdiğini, akaryakıt satılan alanda inşaat çalışmasına başlandığını ve 5 aylık sürede akaryakıt satışı yapılamadığını, inşaat tamamlandıktan sonra da alanın akaryakıt satışına kapatıldığını, davalının davacıya teknelerin yakıt ikmali yapmasına imkan vermeyecek şekilde küçük ve atıl bir alanın gösterildiğini, davacının sözleşmeden beklediği menfaati sağlayamadığı gibi neredeyse hiç satış yapamadığını, davacının sözleşmeyi feshettiğini beyanla davalıdan sözleşme bedelini, yoksun kalınan kar kaybı, yatırım maliyet tutaru, personel gideri ve sair munzam zararların tahsilini talep etmiş, davalı cevabında davacıya tahsis edilen yerde inşaat faaliyetinde bulunulmadığını, akaryakıt alımının engellenmediğini, davacıya verilen bir satış garantisinin de bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında 20/10/2023 tarihli 3.500.000,00 TL götürü bedelli Akaryakıt İstasyonu ve İkmal Alanı Faaliyet İznine Esas Yer Tahsisi ve Hizmet Sağlama Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunun kira süresi içerisinde ... yetki alanı içerisinde yanaşan her çeşit deniz taşıtının ihtiyaç duyduğu her çeşit akaryakıt satış ve teslimini gerçekleştirmek üzere sözleşme akdedildiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararını isteyebilmedir.
... . Hukuk Dairesi'nin... sayılı ilamında "...Müspet zarar (olumlu zarar), sözleşme tam olarak ifa edilmiş olsa idi alacaklının mal varlığının oluşacağı durum ile sözleşmeden dönülmüş olması nedeniyle mevcut durum arasındaki farktır. Dönme ve fesihte kusursuz olan yüklenicinin, kusurlu olan iş sahibinden olumlu zarar isteyebileceği kabul edilmekte ve yerleşik içtihat ve uygulamalarında kâr kaybının TBK'nın 480. maddesinin ikinci cümlesi (BK 325) kıyasen kesinti yöntemine göre hesaplanacağı kabul edilmektedir. Buna göre hesaplamanın, dönme zamanında yapılmayan-kalan iş bedeli ya da işe hiç başlanmamışsa iş bedelinin tamamından, işin yapılmaması veya tamamlanmaması nedeniyle yüklenicinin yapmaktan kurtulduğu, işçilik, malzeme, vergi, sigorta, amortisman vs. giderleri ile kalan sürede başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararların düşülmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. (.... ) Menfi zarar ise, uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşme hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (...). Bu husus Borçlar Kanunu'nun 108. ( 6098 sayılı TBK'nın 125/son) maddesindeki düzenlemeden kaynaklanmıştır. Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Menfi zarar kavramına, sözleşmenin yapılmasına ilişkin giderler, sözleşmenin yerine getirilmesi ve karşılık edanın kabulü için yapılan masraflar, sözleşmenin yerine getirilmesi dolayısıyla (gönderilen şeyin kaybolması gibi) uğranılan zarar, sözleşmenin geçerliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar, başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar ve dava masrafları, noter masrafı, karar pulu, KİK payı, gerçekleştirilen imalat bedeli, personel gideri vb kalemler örnek olarak verilebilir..." şeklindedir.
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davacı ödemesinin 3.500.000,00 TL olduğu, taraf ticari defterlerinde borç alacak görülmediği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından davalıya gönderilen .... Noterliği'nin 31/07/2024 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile sözleşmede kararlaştırılan 23/10/2023-22/10/2024 tarihinden önce sözleşme feshedilmiş ise de, taraflar arasında süreli olarak düzenlendiği ve süre sonunda kendiliğinden sona ereceği sözleşmede kararlaştırılan bedelin davalıya ödendiği gibi davalı yana sözleşmenin 8.14 maddesinde akaryakıt istasyonunun yer değiştirebileceğinin de kararlaştırıldığı, buna göre menfi ya da müspet zararın tazmini talebi ancak sözleşmenin haklı olarak feshine ilişkin bağlanan sonuçlar olup davacı tarafça sözleşmenin haklı olarak süresinden önce feshedildiğinin ispat edilemediği anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ...tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
6-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair e-duruşma sistemi üzerinden davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 05/12/2025
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.