T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2024/779 Esas - 2025/459
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO: 2024/779 Esas
KARAR NO: 2025/459
HAKİM: ......
KATİP: ......
DAVACI :......
VEKİLİ: Av. ......
DAVALILAR : 1-......
: 2- ......
VEKİLİ: Av. ......
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 14/11/2024
KARAR TARİHİ: 20/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının davalılardan olan alacağının tahsili amacıyla ...... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, Davalıların borca itirazı ile takip durduğunu, bunun üzerine itirazın iptali ve uyuşmazlığın müzakere yoluyla çözümü amacıyla arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, Ancak arabuluculuk sürecinde tarafların anlaşması mümkün olmadığını, Davalı taraflar her ne kadar icra dosyası üzerinden borca itirazda bulunmuşlar ise de arabuluculuk görüşmelerinin yürütüldüğü süreçte 29.12.2023 tarihinde icra dosyası asıl alacak tutarını davacı şirketin hesabına ödendiğini, Buna rağmen davalılar icra dosyasından doğan faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti alacaklarını ödemekten imtina ettiklerini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın % 20’sinden az olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalıların esasen grup/kardeş şirketler olup, kalıcı deprem konutu inşaatına ilişkin bir projenin yürütümünü "...... " olarak üstlendiklerini, Davalı şirketlerden ... San. ve Tic. AŞ satın alma birimi, gerekli inşaat malzemelerini temin etmek üzere muhtelif firmalardan fiyat teklifi almakta ve teklif veren firmalardan fiyat ve ödeme vadesi seçeneklerinden uygun olanla teklif ve sipariş formları üzerinden malzeme temin ettiğini, Davalılar teşekkül etmiş adi ortaklık satın alma işlemleri de ... San. Ve Tic. A.Ş. Tarafından yürütüldüğünü, ... San. ve Tic. AŞ 2021 yılından itibaren davacı firma tarafından verilen tekliflerin kabul edilerek, siparişe dönüşmesi üzerine muhtelif tarihlerde, muhtelif inşaat malzemeleri temin ettiğini ve bedelleri bizzat davacı firmanın teklif formlarında belirtilen vade seçeneğine uygun surette ödendiğini Bu şekilde davacı firma ile adi ortaklık da 2023 yılında malzeme tedarik sürecini aynı usul ve aynı personeller aracılığı ile yürüttüğünü, Davaya konu 2 adet fatura yönünden davacı yanca verilmiş teklif formlarında 90 günlük ödeme vadesi teklif olunduğunu, Davalılarca teklif olunan birim fiyat ile vade kabul edilmekle sipariş formları üzerinden tedarik süreci tamamlandığını Dava konusu faturaların tamamı yönünden ödeme vadeleri gelmediği halde davacı yanca icra takibi başlatıldığını, Ödeme vadesi gelmediği üzere icra takibine itiraz edildiğini ve takip durduğunu belirterek
davanın reddini talep etmişlerdir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Mahkememizce mali müşavir bilirkişiden alınan 06.04.2025 tarihli raporda özetle: "Davacı defterlerinin; Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na uygun olarak tutulduğu, defter tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı ve defter beratlarının yasal Davalı defterlerinin; Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu'na uygun olarak tutulduğu, defter tasdiklerinin olma özelliğini taşıdığı, Davalının, Davacı tarafından Düzenlenen davaya konu Türk Ticaret Kanunu'na göre yasal sürede Noter kanalı ile itiraz etmediği, Yukarıdaki bölümlerde açıklandığı üzere Davacı tarafından Düzenlenen faturaların ve davalının yaptığı ödemelerin her iki tarafın defter kayıtlarında yer aldığı, Davacı ve davalı defter kayıtlarına göre taraflar arasında borç/alacak olmadığı, Davalının davacıya davaya konu fatura tutarlarını vadesinden önce ödediği, Taraflar arasındaki Whatsapp yazışmalarının uzmanlık alanım olmadığından, delil olarak kabul edilip, edilmeyeceğinin takdirinin sayın mahkemeye ait olduğu, Davalının, Davacıya takip tarihi itibari ile borcu olmadığı Sonuç ve kanaatine varılmıştır." şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava faturaya dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptaline yöneliktir.
...... Esas sayılı takip dosyasında, davacı tarafından davalılar aleyhine 179.763,98 TL ve 42.830,21 TL fatura alacağı toplamı 222.594,19 TL alacak üzerinden takip başlatıldığı davalıların itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''...Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır...'' şeklinde düzenlenmiştir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (...... ).
İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır.
Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.
Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve ...... . sayılı kararında da vurgulanmıştır.
Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür.Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken itiraza konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak,dava açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşeceğine göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar olmayacaktır. Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenen miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yarar yoktur.('nin ...... sayılı ve 03/05/2017 tarihli; ...... sayılı ve 19/10/2011 tarihli;...... sayılı ve 09/02/2011 tarihli kararları) İcra takibine başlanılmasından sonra, itirazın iptali davasının açıldığı tarihten önce TBK'nın 100. maddesine göre, yapılan ödemenin öncelikle işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edilmelidir.
Taraflar arasında inşaat malzemelerinin satımına ilişkin ticari ilişki olduğu davalılar tarafından takip sonrasında ve dava öncesinde takip tutarında belirtilen asıl alacağın ödendiği hususunda ihtilaf bulunmayıp, ihtilaf takip tarihi itibariyle muaccel bir alacağın var olup olmadığı, var ise davalılar tarafından yapılan ödemenin TBK 100. Maddesi gereğince işlemiş faiz ve takip masraflarına mahsup edilip edilmeyeceği, ya da ödeme tarihi itibariyle muaccel ise davanın reddinin gerekip gerekmediği hususundadır.
Tüm dosya kapsamı Mahkememizce alınan bilirkişi raporu bir bütün halinde incelendiğinde; davacı ile davalılar arasında 21/09/2023 tarihli tünel tipi drenaj borusu alımına ilişkin sözleşmeye dönüşen fiyat teklifinin bulunduğu, fiyat teklifinde ödemenin 90 gün olarak tespit edildiği, ödemenin ise taraf kabullerinde olduğu üzere 29/12/2023 tarihinde yapıldığı dolayısıyla takip tarihi olan 09/11/2023 tarihi itibariyle elde muaccel bir borcun olmadığı, her ne kadar davacı tarafından teklif formunun sadece adi ortaklıktan ... İnş AŞ yönünden düzenlendiği belirtilmiş ise de, alınan bilirkişi raporu ve taraf kabullerinden anlaşılacağı üzere taraflar arasında malzeme satımına ilişkin başkaca bir ticari ilişkinin olmadığı, yine teklif formunda bahsi geçen malzemelerin sözleşme konusu olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 2.688,39 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.072,99 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ...... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen arabuluculuk ücreti karşılığı olan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,
6-Sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ...... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/06/2025
Katip ......
e-imzalı
Hakim ......
e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.