T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/799 Esas - 2025/138
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2024/799 Esas
KARAR NO : 2025/138
HAKİM : ....
KATİP : ....
DAVACI : ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALILAR : 1- ....
VEKİLİ : Av. ....
: 2- ....
VEKİLİ : Av. ....
DAVALI : 3- ....
DAVA : Alacak (Adi Ortaklıktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/03/2024
KARAR TARİHİ : 28/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Adi Ortaklıktan Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile ... San. Ve Tic. Ltd.Şti. adına vekaleten davalı ... arasında ....Noterliği’nin 27 Ağustos 2012 tarih ve ... yevmiye numaralı Adi Ortaklık Sözleşmesi adı altında % 50’şer hisse ile ... kurulduğunu, akabinde,.... nolu parsel üzerine kat karşılığı inşaat yapılması konusunda, arsa sahipleri ile müvekkil arasında anlaşma sağlandığını, bu anlaşmanın ....Noterliği’nin 30 Eylül 2011 tarih ve ... yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile resmileştirildiğini, yine aynı sözleşmede arsa sahipleri yapılacak inşaatın, müvekkili ve ortağı bulunduğu ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından kurulan ... tarafından müvekkili ile birlikte yaptırılmasına tamamlanmasına muvafakat verdiklerini, yine tarafların ....Noterliği’nin 30 Eylül 2011 tarih ve ... yevmiye numaralı ..... ’nin “PAYLAŞIM” başlığı altında düzenlendiği şekilde bağımsız bölümlerin paylaşılması konusunda anlaşmaya varmış olduklarını, bu aşamada ayrıca teminat amaçlı olarak, ... adına, ...’na 24/08/2014 tarihinde 218.537,00-TL senet düzenlendiğini, sonrasında Davalı ...’ın söz konusu senedi tamamen kötü niyetli olarak, ..... E. Sayılı dosyası ile icra takibine koyduğunu, müvekkilinin ... ve ortağı ... San. Ve Tic. Ltd.Şti.'e yönelik takip başlattığını, ancak davalı ...'ın tüm icra takibi işlemlerini ve yaptırımları sadece müvekkili ...'a karşı yürüttüğünü ve kötü niyetli olarak müvekkili aleyhinde hareket ettiğini, söz konusu takip kapsamında, takipte alacaklı görünen tarafça, arsa sahipleri ... (...) ve ... (...)’a İİK 89/1 maddesi uyarınca haciz ihbarnamesi gönderildiğini, muhatap arsa sahiplerinin takipte alacaklı görünen tarafa,takibe konu senet karşılığında, Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile ortaklığa (dolayısı ile ½’si müvekkiline ait) olacağı taraflar arasında kararlaştırılan ..... parseldeki taşınmazın ..... nolu bağımsız bölümünün devrini tapuda gerçekleştirdiklerini, takipte alacaklı görünen taraftan,arsa sahiplerinin bu borçtan sorumlu olmadıklarını belirten bir ibraname aldıklarını, hatta, bu aşama öncesinde, davacı müvekkil ile davalı ... arasında, arsa sahipleri ... ve ... adına kayıtlı bu taşınmazın ... ‘a devredilmesi halinde ..... E. Sayılı dosyasının işlemden kaldırılacağı konusunda anlaşma sağlandığını, davalı, satışın kendisine yapılmasının akabinde borcu aşan kısmını iade edeceğini, dava ve icra takibinden vazgeçeceğini beyan ettiğini, müvekkilinin davalının beyanına güvenerek bağımsız bölümün satışına muvafakat verdiğini, ancak, sonrasında takipte alacaklı görünen davalının icra takibini geri çekmemesi, üstelik, fazlaya ilişkin bedelin varlığını ve iadesini inkar etmesi ve kötüniyetli davranması üzerine,müvekkilinin daha önce verdiği muvafakatnameden vazgeçtiğini ve bu durumu noterden arsa sahiplerine bildirdiğini, buna rağmen satışın gerçekleştiğini, ancak, davalı ... tarafından arsa sahipleri aracılığı ile kendi adına tescili gerçekleştirilen ..... parseldeki taşınmazın ... nolu bağımsız bölümünün bedeli, müvekkilinin ve ortağının borçlu göründüğü ve sözkonusu taşınmazın devri sureti ile ödemesini gerçekleştirdiği ..... E. Sayılı dosya tutarının çok çok üzerinde olduğunu, davalı ...'ın taşınmaz bedeli ile icra dosya tutarı arasındaki bedelin ½’sini müvekkiline iade edeceğini beyan ettiğini ancak kötü niyetli olarak iade etmemiş olduğunu, bu nedenle, davalı ...’ın fazladan tahsil ettiği tutarın ½’sinin müvekkil adına tahsili için işbu davanın açılması zorunluluğunun hasıl olduğunu, kaldı ki, davalının, ..... E. Sayılı dosya tutarını, yukarıda bilgilerini verdiği taşınmazı üzerine almak sureti ile fazlasıyla tahsil etmiş olmasına rağmen, icra takibini ve bağlantılı davayı sürdürmekte ısrarcı olması üzerine ..... E. Numaralı dava ile müvekkilinin..... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti istemli dava açıldığını, davanın ..... . sayılı karar ile müvekkili lehinde sonuçlandığını ve müvekkilinin söz konusu icra dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, ..... Esas sayılı dosya borcu davalıya, davaya konu taşınmaz devri sureti ile kat be kat fazlası ile ödenmiş olmasına rağmen, taşınmazın dosya borcundan geriye kalan kısmının müvekkilinin payına düşen ½’lik kısmının müvekkiline iade edilmediğinden, davalı ... tarafından fazladan tahsil edilen kısmın, müvekkilinin payına düşen ½’sinin, yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesini talep ettiğini belirterek, haklı davanın kabulüne, fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik ....000,00 TL. alacağın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkile ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; döncelikle zaman aşımı, husumet, yetki, derdestlik itirazları olduğu şeklinde daha önce cevap verdiğini, bu cevapları tekrarladığını, müvekkili ...'ın şirkette bir ortaklığı olmadığı gibi adi ortaklıkta da bir ortaklığı olmadığını, sözleşmenin tarafları davalı olmadıklarını, husumette bir hatanın olduğunu, davalının mahkemeyi yanıltmak için müvekkilini ortak gibi göstermeye çalıştığını, tacir olmadığını, muvafakati veren tarafların ... adına ... ve ... olduğunu, birlikte verdiklerini, ...'ın tek taraflı vekalet vermediğini, icraya konu edilen senedin bir teminat senedi olmadığını, müvekkilinin, oğlunun ortaklığına güvenerek davalıya borç verdiğini, borcun senette konu olan rakamdan çok daha fazla olduğunu, müvekkilinin davacı ...'a adi ortaklığın kefilliği ile para verdiğini, adi ortaklığa verdiği paranın bir kısmının tahsili için davaya konu taşınmazı adi ortaklardan ikisininde imzası ile satın aldığını, senetle, dükkanın bir ilgisinin olmadığını, taşınmazın arsa sahipleri adına olduğunu, senedin sözleşmeyle bir alakasının olmadığını, müvekkilinin sözleşmede taraf olmadığını, mahkemeyi yanıltmak için sözleşme tarafı gibi gösterilmeye çalışıldığını, sözleşmenin ... ve ... arasında olduğunu, açılan davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, borcun bir kısmına karşılık gayrimenkul alındığını, geri kalanının tahsilinin devam etmekte olduğunu, noterdeki muvafakatın davacının bir hak talep edemeyeceğine ilişkin bir beyan olduğunu, senetin ise davalık olduğunu, kararın bu şekli ile kesinleşmesi halinde geri iade edilecek bir bedel olduğunu, bozulur ise gerekçeye göre belirlenecek bir karar olduğunu beyan ederek; davanın reddi ile mahkeme masrafları ve ücreti vekaletin davacı uhdesine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı iş bu davayı ....000,00-TL üzerinden açmış olmakla birlikte, dava dilekçesinde diğer davalı ...'a karşı ..... esas sayılı dosyası üzerinden açılan davada, borçlu olmadığının tespit edildiği bu nedenle davalı ...'a fazla ödeme yaptığı ileri sürerek açtığından ve bu davadaki dava konusu miktarı, ..... Mahkemesindeki talep konusu miktar olduğundan ve bahsi geçen davada 301.705,30-TL üzerinden hüküm kurulduğundan harcın bu miktar üzerinden alınması gerektiğini, bu nedenle iş bu davada davacı tarafından eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, ayrıca davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığını, sebepsiz zenginleşildiği iddia edilen miktar yukarıda açıklandığı şekliyle belirli olduğundan, iş bu davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmayacağını, usulüne uygun şekilde hazırlanmayan ve dava çeşidi hatalı gösterilen davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, görülmekte olan davada davacı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri uyarınca tacir olarak iş yapan müteahit olduğunu, davalılardan ...'ın da onun ortağı ve aynı şekilde müteahhit olduğunu, davada talep konusuda bahsi geçen kişilerin kendi aralarındaki ticari iş ilişkisinden kaynaklanmadığını, bu noktada davacı ... ve davalı ... arasındaki bu uyuşmazlığın ticari iş niteliğini haiz olduğundan iş bu davanın Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, ... tarafından gönderilen evraklarda davacı ...'ın 13.02.2024 tarihine kadar tacir olduğu bilgisi verildiğini, tacir olan ve diğer davalılardan olan tacir ...'a karşı açılan iş bu davanın Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, dava dilekçesine göre iş bu davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı açılmış olması durumuna karşılık olarak sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan alacak davalarının 2 yıllık zamanaşımı süresine tabii olduğunu, müvekkilinin ..... parsel sayılı taşınmazda yer alan ..... numaralı bağımsız bölümün 08.01.2021 tarihinde davacının muvafakati ile davalı ...'a devredildiğini, davanın bu tarihten veya en geç davalı ...'a karşı ..... . sayılı dosyasında açılan menfi tespit davasının dava tarihi olan 13.09.2021 tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde açılması gerekmekte iken iş bu dava 05.03.2024 tarihinde açıldığından müvekkili açısından zamanaşımına uğradığını, ..... Mahkemesi'ndeki davada davanın tarafları davacı ve davalı ... olduğunu, bu davada taraf olunmadığı gibi, sebepsiz zenginleştiği ileri sürülen kişinin ... olduğunu, bu bakımdan iş bu davanın yalnızca bu kişiye yöneltilmesi gerekirken taraflar arasındaki hukuki ihtilafa taraf olmayan müvekkiline yöneltilmesi nedeniyle husumet bakımından reddine karar verilmesini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun olmadığını, davacı ile müvekkili arasında ....Noterliği’nin 30 Eylül 2011 tarih ve ... yevmiye numaralı Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi imzalandığını, söz konusu sözleşme uyarınca inşaat ruhsatının 4 ay içerisinde alınacağı yapı inşasına 18 ayda başlanacağı yer aldığını, buna karşın davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yapının tamamlanıp teslim edilmesinin ... yıl sürdüğünü, ... yıllık süreçte müvekkilinin mağdur olduğunu, yapıyı teslim etmediğini, 2021 yılına gelindiğinde, davacının ortağı diğer davalı ... tarafından aralarındaki borç-alacak ilişkisi nedeniyle, davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, bu takipte müvekkiline 89/1 haciz ihbarnameleri gönderildiğini, müvekkili tarafından itiraz edildiğini ancak davacı tarafın, ...'la olan hukuki ilişkisinden bahisle ....Noterliği’nin 30 Eylül 2011 tarih ve ... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesinde konu olan ... numaralı dairenin ...'a devredilmesini istediğini, buna yönelik olarak 04.01.2021 tarihinde müvekkiline muvafakatname verdiğini, bu kapsamda 08.01.2021 tarihinde devir gerçekleştirildiğini, buna karşın davacı taraf kötü niyetli olarak dava dilekçesinde muvafakatnameden vazgeçtiğini beyan ettiğini, davacı tarafın muvafakatnameden vazgeçtiğine yönelik düzenlenen evrağın müvekkile tebliğ edilmediğini, müvekkilinin hiçbir şekilde bu durumu öğrenmediğini, davacı ile davalı ... arasındaki borç ilişkisi ile müvekkilinin herhangi bir ilgisinin olmadığını, davacının muvafakatnameden vazgeçtiğini davayı açarken haberlerinin olduğunu, muvafakatnameden vazgeçtiğine dair belgeyi 07.01.2021 tarihinde düzenlettiğini, devir işleminden 1 gün önce yapıldığı anlaşılan bu belgenin geçerli olup olmadığının mahkeme tarafından incelenmesini, iyi niyet kuralına aykırı şekilde açılan iş bu davanın reddedilmesini, davacı tarafından iş bu davayı açmadan önce .... parsel sayılı taşınmazın ... numaralı bağımsız'ın bölümün devrinin geçersiz olduğuna yönelik herhangi bir tapu iptal ve tescil davasının açılmadığını, ortada davacının muvafakati üzerine gerçekleştirilmiş geçerli bir devir işleminin bulunduğunu, geçerli bir devir işlemi bulunması nedeniyle davanın müvekkili yönünden reddedilmesi gerektiğini, .... Mahkemesi'nin 29.12.2022 tarihli kararında da geçerli bir devir olduğunun belirtildiğini, yine aynı davada, Mahkemece, davalı ...'a tapu devirleri gerçekleştiği belirtilerek tapu devirlerinin gerçekleşmesi nedeniyle davacının borcunun kalmadığına hükmedildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Açılan davayı kabul etmediğini, davaya itiraz ettiğini, bahis konusu olayın davacı ile davalı ... arasında yaşandığını, kendi aralarında ki bir sorun sebebi ile kendisinin davalı olarak gösterildiğini, ancak bu durumu kabul etmenin mümkün olmadığını, davacının kötü ve art niyetli olarak hareket ettiğini, bu sebeple mağduriyeti söz konusu olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen tüm iddia ve beyanları da ret ettiğini, bahse konu yaşanan bu olayda asıl mağduriyeti olan tarafın kendisi olduğunu, bu sebeplerle ek savunma haklarının saklı tutulması ile davacı vekilinin dava dilekçesinde ki tüm iddia ve beyanlarının reddi ile dava ve yargılama giderlerinin davacı yan üzerine bırakılmasını, açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın 1/(1) maddesinde "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 114/(1)-c maddesine göre, görev hususu dava şartlarından olup aynı kanunun 115. maddesine göre dava şartlarının mevcut olup olmadığının mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması ve gözetilmesi gerekmektedir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK 'nın 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir.
... yazı cevaplarında davacının dava öncesinde ticareti terk ettiği,ticaret sicil kaydının resen silindiği, davalılar ..., ... ve ...'ın tacir kaydına rastlanmadığı,
... yazı cevabında davacının bilanço esasına göre ticari defter tuttuğu, davalı ...'ın tacir olarak mükellefiyetinin olmadığı, ... cevabında davalı ...'ın işletme esasına göre defter tuttuğu, 01/01/2018 tariihinden itibaren mükellefiyet kaydının olmadığı diğer davalı ...'ın ise potansiyel vergi mükellefi olduğuna dair yanıtların verildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davanın incelenmesinde, davanın TBK 620 vd düzenlenen adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığı, dosya kapsamında davalıların tacir olmadığının anlaşıldığı ve yine uyuşmazlığın TTK'da düzenlenmediği ve uyuşmazlığı çözmeye görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin karşı görevsizliğine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniye dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİNİN görevli olduğunun tespitine,
3-.... sayılı dava dosyasında da görevsizlik kararı verildiğinden mahkememiz kararının istinaf yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın ..... Dairesine gönderilmesine,
Dair davacı vekilinin e-duruşma sistemi üzerinden davalı ... vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ..... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.. 28/02/2025
Katip ....
e-imzalı
Hakim ....
e-imzalı
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.