T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/813 Esas
KARAR NO : 2025/627
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28.11.2024
KARAR TARİHİ : 16.09.2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08.10.2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.02.2024 tarihli sözleşme ile müvekkilinin, 4.000.000,00-TL bedel karşılığında .... Parselde bulunan 6 adet villanın çelik ve balkon çelik uzatmaları yapım işini üstlendiğini, sözleşmenin 6. maddesi gereği davalının, müvekkilinin üstlendiği iş karşılığında müvekkiline sözleşmenin tanzimi tarihinde 900.000,00-TL, 20.04.2024 tarihinde 1.000.000,00-TL, 20.05.2024 tarihinde 1.000.000,00-TL, 500.000,00-TL Haziran/2024 tarihinde, tüm malzemelerin şantiyeye inip montaj başlarken 600.000,00-TL ödeme yapmayı kabul ettiğini, müvekkilinin, sözleşmede yazılı tüm edimleri yerine getirdiği halde davalı tarafından müvekkiline sözleşmenin başladığı tarihte nakit olarak ödenmesi gereken 900.000,00-TL, 22.01.2024 tarihinde 50.000,00-TL ve 18.04.2024 tarihinde 2.500.000,00-TL ödeme yapıldığını, ancak bakiye 550.000,00-TL alacağının ödenmediğini, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla .... sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatılmışsa da davalı tarafından icra takibine itiraz edildiğini belirterek, şimdilik 500,00-TL için davanın kabulü ile davalı itirazının iptaline, alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalıya dava dilekçesi usulüne uygun tebliğ edilmiş ise de davalı tarafından süresinde cevap dilekçesi sunmamış, aşamalardaki beyanlarında ise, husumet itirazında bulunmuş, müvekkili tarafından tüm ödemelerin yapıldığını, ancak yüklenicinin işi sözleşmeye uygun olarak tamamlamadığını, müvekkilinin işi başka bir yükleniciye tamamlatmak zorunda kaldığını, yüklenicinin kendi edimini ifa etmeden müvekkilinden ifasını talep edemeyeceğini, yargılamanın bu aşamasına kadar yüklenicinin bunu ispatlayamadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkememizce deliller toplanmış, davaya konu .... sayılı takip dosyası, tarafların BA/BS formları, taraflar arasındaki ödemelere dair kayıtlar celp edilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
.... sayılı takip dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından davalı aleyhine 11.09.2024 tarihinde ".... parselde bulunan 6 adet villanın çelik ve balkon çelikleri uzatmaları yapım işi nedeniyle tanzim edilen sözleşmeden ödenmeyen tutar" açıklamasıyla toplam 550.000,00-TL asıl alacak üzerinden başlatılan ilamsız icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması bakımından ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak üzere taraflara verilen süreyi takiben davacı tarafından gerekli bildirimler yapılmış ise de davalı tarafından bildirim yapılmamıştır. Buna göre; davalı tarafından ticari defter ve kayıtlarının ibrazından kaçınılmakla HMK'nın 222/3. maddesi gereği davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerindeki kayıtların davacı lehine delil teşkil edebileceği hukuki sonucuna ulaşılmıştır.
Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 17.04.2025 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle; "...davacı yasal defter beratlarının usulüne uygun olarak yasal sürelerinde oluşturulduğu ve sahibi lehine delil vazfına haiz olduğu, ... dosya içeriğinde davalı yasal defter kayıtlarına ve/veya yasal defter kayıt ve belgelerinin bulunduğu adres iletişim bilgisine rastlanılmamış olup, davalı yasal defter kayıt ve belgelerine ulaşılamadığından dolayı davalı yasal defter kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapılamadığı ... davacı şirket 500,00-TL alacak talebinde bulunmuş olup, defter kayıtları, fatura ve BA/BS beyanlarının incelenmesi neticesinde davacı yanın dava tarihinde davalı yandan 500.001,20-TL alacaklı olduğu..." yönünde, aynı bilirkişi tarafından sunulan 31.07.2025 tarihli ek bilirkişi raporunda ise özetle; "...... (işveren), ...-Şahinler Demir Doğrama (taşereon) arasında .... Parselde bulunan 6 adet villanın çelik ve balkon çelik uzatmaları yapım işi konulu, 4.000.000,00-TL bedelli ve 22.02.2024 tarihli sözleşme akdedildiği, 2- Sözleşmenin 6. Maddesinde sözleşme konusu iş karşılığında, işveren ...'ın sözleşmenin tanzimi tarihinde 900.000,00-TL, 20.04.2024 tarihinde 1.000.000,00-TL, 20.05.2024 tarihinde 1.000.000,00-TL, 500.000,00-TL Haziran/2024 tarihinde, tüm malzemelerin şantiyeye inip montaj başlarken 600.000,00-TL (toplam 4.000.000,00 olmak üzere) ödeme yapmayı kabul ettiği anlaşılmış olup, bu kapsamda işveren ... tarafından 900.000,00-TL'lik ödemeye karşılık, taşeron ...'e 16.01.2024 tarihinde araç devri yapıldığı, taraflar arasında bu hususta ihtilaf bulunmadığı, işveren ... tarafından ...'e 30.06.2024 tarihli 2018273 no.lu 1.000.000,00-TL değerinde ... çekinin ciro edildiği, bahse konu çekin ... yasal defterlerinde kayıtlı olduğu ve çeke ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, işveren ... tarafından ...'e 30.04.2024 tarihli 2018271 nolu 500.000,00-TL değerinde ... çekinin ciro edildiği, bahse konu çekin ... yasal defterlerinde kayıtlı olduğu ve çeke ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı işveren ... tarafından ...'e 30.05.2024 tarihli .... no.lu 1.000.000,00-TL değerinde ... çekinin ciro edildiği, bahse konu çekin ... yasal defterlerinde kayıtlı olduğu ve çeke ilişkin taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, dava konusu olayda her ne kadar ... sözleşmenin tarafı olarak gözükmese de bahse konu ödemelerin işveren tarafından sözleşme kapsamında ... adına yapıldığı anlaşılmış olup; taraflar arasında ihtilaf bulunmayan ödemeler tutarı 22.01.2024 tarih .... no.lu .... aracılığı ... tarafından ... hesabına ".... parsel çelik işi" açıklaması ile gönderilen 50.000,00-TL ile birlikte (50.000,00+900.000,00+1.000.000,00+1.000.000,00+500.000,00) toplam 3.450.000.00-TL hesaplandığı, davalı tarafından sözleşme kapsamında yapıldığı ileri sürülen 01.04.2024 tarihinde ... kanalıyla 190.000,00-TL, 02.04.2024 tarihinde ... kanalıyla 40.000,00-TL, 13.05.2024 tarihinde ... kanalıyla 50.000,00-TL şeklindeki ödemelerin ... adına yapıldığı ve ... yasal defter kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiş olup; Sayın Mahkeme tarafından ... adına yapılan ve ... yasal defter kayıtlarında yer almayan 280.000,00-TL’lik ödemeyi, davalı tarafından sözleşme kapsamında yapılan ödeme olarak değerlendirilmesi durumunda davacının takip/dava tarihinde sözleşmeden kaynaklı (4.000.000,00 - 3.450.000,00 - 280.000,00 = 270.000,00-TL alacaklı olacağı, Sayın Mahkeme tarafından ... adına yapılan ve ... yasal defter kayıtlarında yer almayan 280.000,00-TL’lik ödemeyi, davalı tarafından sözleşme kapsamında yapılan ödeme olarak değerlendirilmemesi durumunda davacının takip/dava tarihinde sözleşmeden kaynaklı 4.000.000,00 - 3.450.000,00 = 550.000,00 TL alacaklı olacağı..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davalı vekilince, 22.02.2024 tarihli sözleşmenin davacının oğlu .... ile imzalandığından bahisle husumet itirazında bulunmuş, davacı tarafından ise diğer hususlar yanında sözleşmenin davacının oğlu .... tarafından .... şahıs işletmesi nedeniyle davacı adına imzalandığı savunulmuştur. Kural olarak bir hakkı dava etme yetkisi o hakkın sahibine ait olup, buna aktif husumet denilir. Bir davada aktif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece öncelikle ve re'sen gözetilecek hususlardandır ve şayet husumet ehliyeti yok ise, dava bu sebep ile reddedilir. Ancak somut olayda; özellikle davacının HMK'nın 222/3. madde hükmü gereğince kendi lehine kesin delil niteliğini haiz ticari defter kayıtlarının taraflar arasındaki davaya konu eser sözleşmesine dayalı hukuki ilişkinin varlığını doğruladığı, tarafların BA/BS formlarının birbiriyle uyumlu olduğu ve ayrıca davalı tarafından iş bedeli olarak verildiği belirtilen çeklerin de davalıya verilmiş olduğu hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davaya konu eser sözleşmesi kapsamındaki akdi ilişkinin davacı ile davalı arasında kurulduğu ve buna göre davalının husumet itirazının yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle, teslim olgusundan lehine hak çıkaracak taraf olan davacı yüklenici, eseri davalı işsahibine teslim ettiğini kanıtlamak, işsahibi ise iş bedelinin ödendiğini kanıtlamak yükü altındadır (Emsal: ...'nin 17/02/2014 tarih ve .... sayılı ilamı). Eser sözleşmesinde, işin gecikmesinde veya feshinde kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedeline hak kazanacağına tereddüt bulunmamaktadır (Emsal: ...'nin 19/12/2019 tarih ve ...). Eser sözleşmesinin kurulmasından sonra yapılan işlerin yüklenici tarafından yapıldığı karine olarak kabul edilir ve bu bağlamda, kural olarak eksik/ayıplı işlerin varlığını işsahibi, giderildiğini ise yüklenici ispatlamalıdır (...'nin 10/02/2014 tarih ve .... sayılı ilamı; ....).
Somut olayda; davalı işsahibi tarafından sözleşmeye konu işlerin yüklenici tarafından eksik teslim edildiği, eksik işlerin kendileri tarafından başka bir yükleniciye tamamlattırıldığı, bu nedenle davacının iş bedelinin tamamına hak kazanmadığı iddia edilmiş ise de, eksik işlerin varlığı ile niteliğinin tespiti, teknik incelemeyi gerektirdiğinden davalı işsahibinin eksik işlerin varlığını kanıtlama yükümlülüğü nedeniyle ilgili mahalde bilirkişi incelemesi yapılabilmesini mümkün kılacak şekilde davranması gerekir. Somut olarak, davalının eseri dava sonuçlanana kadar eksik haliyle muhafaza etmesini beklemek mümkün değil ise de varlığı iddia olunan eksik işler davacı yüklenici tarafından giderilmiyor ve davalı işsahibi tarafından giderilecek ise davalı işsahibinin eksik işlerin varlığına ilişkin delil tespiti yaptırması mümkündür. Ne var ki, davadan önce yaptırılmış bir delil tespiti olmadığı gibi varlığı iddia olunan eksik işlerin varlığını kanıtlar mahiyette davalı tarafından yasal süresinde usulüne uygun bir delil sunulmamış olup davalı tarafından işin tamamlattırıldığı savunulmakla eserin iddia edilen eksik haliyle bulunmadığı anlaşılmıştır. Mevcut hukuki durum karşısında; yukarıda açıklanan yüklenici karinesi nazara alınarak artık sözleşmeye konu işlerin davacı yüklenici tarafından yapıldığının kabulü gerekmekte olup yapılan işlerin tamamı için fatura kesilmemiş olması da işin yapılmadığı anlamına gelmemektedir (Emsal:...'nin 27.06.2014 tarih ve ....sayılı ilamı). Bu bağlamda; davacı yüklenicinin 22.02.2024 tarihli sözleşme kapsamında belirlenen 4.000.000,00-TL götürü iş bedeline hak kazanacağı, iş bedelinden davalı tarafından kanıtlanan 3.450.000,00-TL miktarlı ödeme mahsup edildiğinde davacı yüklenicinin 550.000,00-TL bakiye işbedeli alacağının kaldığı, bu miktarın da icra takibinde talep edilen alacak miktarı ile uyumlu olduğu görülmüş, bu nedenle davalının .... sayılı takibe itirazının iptaline, takibin aynı koşullarda devamına karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından ...'e yapılan ve davacının kabulünde olmayan 04.04.2024 tarih ve 190.000,00-TL miktarlı, 02.04.2024 tarih ve 40.000,00-TL miktarlı, 13.05.2024 tarih ve 50.000,00-TL miktarlı ödemelere dair banka dekontlarında dava konusu işe dair bir açıklamanın bulunmadığı, davalı tarafından da aksinin kabulü gerektirir mahiyette süresinde usulüne uygun bir delil sunulmadığı görülmekle ihtilaflı bu ödemelerin eldeki davaya konu işler bakımından hesaplaya esas alınmaması uygun bulunmuştur. Davacının icra inkar tazminatı istemine gelince; itirazın iptâli davasında İcra İflas Kanunu'nun 67/II. maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir. Somut olayda asıl alacağın varlığı ile miktarı yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu ile saptandığından alacağın likit olmadığı; bu halde, koşulları oluşmayan icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerektiği (Emsal: ..., 13/07/2020 tarih ve .... sayılı ilamı) sonuç ve kanaatine varılmıştır.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN KABULÜ İLE; davalının .... sayılı takibe itirazının iptaline, takibin aynı koşullarda devamına,
2-İcra inkar tazminatı talebinin reddine,
3-Alınması gereken 37.570,50-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL ve 9.385,00-TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 27.757,90-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT'ne göre hesaplanan 86.500,00-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL başvuru harcı, 427,60-TL peşin harç, 9.385,00-TL ıslah harcı, 1.095,00-TL tebligat, 32,50-TL müzekkere gideri ve 8.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 19.367,70-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
16.09.2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.