T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/110 Esas
KARAR NO: 2025/325
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/02/2018
KARAR TARİHİ: 29/04/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 20/01/2017 tarihinde şoförüyle birlikte 2 adet iş makinesinin davalının çalıştığı ... şantiyesinde hizmet vermesi için tarafların anlaştığını, her ne kadar sözleşmenin başında kira sözleşmesi olarak yazılı ise de yanlar arasında bir hizmet sözleşmesinin söz konusu olduğunu, taraflar da tacir olmakla davanın ticaret mahkemesinde açıldığını, sözleşmenin e-posta ve mailleşme yoluyla kurulduğunu, 2 adet iş aracının 2017 yılı ocak ve şubat aylarında sayılı günler çalıştığını, davalının buna karşılık ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ... plakalı aracı çalıştırmayıp parka çektiğini, davalı yanın haksız olarak 18/03/2017 tarihinde sözlü olarak işlerinin bittiğini ve araçlara ihtiyacının kalmadığını bildirip sözleşmeyi feshettiğini, motorun bedellerini karşılamaktan imtina ederek sözleşmenin feshini önceden yazılı olarak belirtmediğini, haksız ve tek taraflı olarak feshinin iş fırsatlarını kaçırmasına neden olduğunu, iddia etmiş, sözleşmeye istinaden bakiye fatura alacağı olan 11.711,16-TL alacağın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline ve yine erken ve tek taraflı fesih nedeniyle doğan zararlardan kaynaklı şimdilik 1.000,00-TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline, bundan ayrı noterlik ücreti ile ihtarname giderlerinin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilip davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı yanlar arasında yazılı sözleşme bulunmadığını, sözlü anlaşmaya göre araç kiralama sözleşmesinin kararlaştırıldığını, araçların sabit şoförleri ile kiralanmadığını, görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu, araçlar yönünden borcun fazlasıyla ödendiğini araçlardan birinin çalıştırılmamasının, aracın arızalı olmasından kaynaklandığını, araç şoförlerinin kiracı olan müvekkilince temin edildiğini, davacının imzalanmayan bir sözleşme nedeniyle cezai şarttan yararlanmaya çalıştığını, sözleşmede bulunmayan hükümlere göre masraf istemesinin de yasal bulunmadığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, operatörlü iş makinesi kiralama işinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili ile sözleşmenin erken feshi nedeniyle uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkin olup dosya, ....'nin 15/01/2025 tarih ve ... sayılı kaldırma ilamı üzerine yeniden ele alınmıştır.
Mahkememizce kaldırma öncesinde taraf delilleri toplanmış, uyuşmazlığa konu sözleşme ve ekleri, tarafların BA/BS formları celp edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup kaldırma sonrasında dosya kapsamının yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirmediği anlaşılmıştır.
Mali müşavir ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiler tarafından sunulan 24/09/2019 tarihli kök bilirkişi raporunda özetle; "...davanın, faturaya dayalı alacak istemine ilişkin olduğu, dava değerinin 12.711,16-TL olduğu, davalı yanca, taraflar arasında şifahen sözleşme kurulduğunun kabul edildiği ancak davacı yanca sunulan “İş Makinesi Kira Sözleşmesi” başlıklı metinde tarafların imzasının olmaması ve davalı yanca açık ya da örtülü biçimde sözleşme hükümlerinin kabul edildiğine dair bir beyanda bulunulmaması karşısında, sözleşme hükümlerinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceği, davacı yanın 10/04/2017 tarih 12.576,44-TL'lık faturada yer alan kiralama hizmetini sunduğuna dair bir kayıt (puantaj, tutanak ... vs.) sunmamış olduğu, “İş Makinesi Kira Sözleşmesi” hükümlerinin geçerliliğinden bahsedilemeyeceğinden, anılan sözleşmeye dayalı olarak talep edilen mazot ve vade farkı talebinin yerinde olmadığı, tarafların ticari defter ve kayıtları, davacı tarafından 01/03/2017 tarih ... nolu fatura karşılığının 08/06/2017 tarih ve 19.470,00-TL bedelli çek ile ödendiğini teyit etmekte olup, davacının talep edilebilir bir alacağının olmadığı..." yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davacı tarafından özetle, taraflar arasındaki iş makinası kira sözleşmesi kapsamında davalıya hizmetin verildiği, davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak vaktinden önce feshedildiği, bakiye hizmet bedeli ile sözleşmenin 8., 10., ve 11. maddeleri gereğince maddi zararının ödenmediği iddia edilmiş, davalı tarafından ise özetle, taraflar arasında sözlü bir anlaşma olup yazılı bir sözleşmenin olmadığı, davacıya yapılan işlere göre iş bedelinin ödendiği, sözleşmenin haksız bir şekilde erken feshedildiği iddiasının da yerinde olmadığı iddia edilerek davanın reddi istenmiştir.
Kanunda aksine bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her birinin, hakkın dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olması (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafın ispat yükü altında olması (HMK 190) nedeniyle bu hususlarda lehine hak çıkaracak taraf olan davacı taraf, akdi ilişkinin varlığı ile kapsamını, teslim olgusunu ve akdin süresinden önce haksız feshedildiğini kanıtlama yükümü altındadır.
Somut olayda; taraflar arasında davacı tarafından operatörlü şekilde iş makinesi teminine dair akdi ilişkinin bulunduğu konusunda niza bulunmamaktadır. Bu akdi ilişki kapsamında taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan 10/04/2017 tarih ve KDV dahil 12.576,44-TL miktarlı fatura, "kira bedeli (...) Mart 2017, .../ ... dönüş motorin bedeli ... vade farkı faturası" açıklamalı olup davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde bu faturanın mart ayı çalışması ile birlikte sözleşmenin erken feshedilmesi nedeniyle 3. madde gereğince motorin bedeline ve vade farkına ilişkin olarak düzenlendiği açıklanmıştır. Taraflar arasında operatörlü iş makinesi teminine dair bir anlaşma olduğu konusunda niza bulunmamakla beraber davacı tarafından dayanılan sözleşme metni taraflarca imzalanmamış olup tüm hükümleriyle birlikte davalının kabulünde değildir. Davacının akdi ilişkinin kapsamına dair iddiasını yazılı delillerle ispatlaması mümkün ise de davalı tarafından buna uygun bir delil sunulmamış, yemin deliline de dayanılmamıştır. Dolayısıyla dosya kapsamı itibariyle davacı tarafından dayanılan sözleşme metninin bir bütün olarak taraflar arasındaki akdi ilişkiye uygulanması gerektiğinin kabulüne olanak bulunmadığı görülmüştür. Bunun yanında TTK md. 21/2 hükmü faturaya yazılması gereken, ifa safhasına dair olağan içerik bakımından uygulama alanı bulacağından mezkur faturanın içeriği itibariyle davalının faturaya süresinde itiraz edip etmemesinin somut olayda motorin bedeli ve vade farkı kalemleri bakımından fatura mündericatını kesinleştirmeyeceği, diğer yönden ise her durumda davacının ayrıca bu faturadaki hizmeti verdiğini ispatlaması gerektiği sabittir (Emsal: ....'nin 13/10/2015 tarih ve ... sayılı ilamı; ...). Bu minvalde ilgili fatura içeriğinin davalı tarafından açıkça kabul edilmediği, ticari defterlerine işlenmediği, BA formu ile ... dairesine de bildirilmediği görülmüştür. Davacı tarafından da hizmetin verildiğine dair ilgili fatura dışında bir delil sunulmamıştır. Dolayısıyla ilgili faturanın davalı yönünden bağlayıcı bir yönünün olduğunun kabulüne olanak bulunmamaktadır (Benzer şekilde: ...'nin 21/05/2024 tarih ve ... sayılı ilamı, ...'nin, 23/03/2017 tarih ve ... sayılı ilamı). Hal böyle olunca davacının, 10/04/2017 tarih ve KDV dahil 12.576,44-TL miktarlı faturaya yönelik 11.711,16-TL alacak talebinin, haklılığı kanıtlanamamış olmakla reddi gerekmiştir. Davacı tarafından sözleşmenin erken feshine dayalı olarak sözleşmenin 8., 10. ve 11. maddeleri gereğince maddi tazminat da talep edilmiş ise de, bu sözleşme hükümlerinin taraflar arasındaki akdi ilişkiye uygulanamayacağına dair belirtilen gerekçelerle birlikte davacı tarafından davalının davacıdan kesin olarak belirli bir süre hizmet almayı taahhüt ettiği kanıtlanamamış olmakla, davalının erken feshinden ve davacının buna bağlı davalı tarafından tazmini gereken bir maddi zararının varlığından bahsedilmesi mümkün olmadığından davacının mezkur maddi tazminat talebinin de reddi gerekmiş ve son tahlilde davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40-TL harcın peşin alınan 217,08-TL harçtan mahsubu ile bakiye 398,32-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından sarfedilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 29/04/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.