T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/132 Esas - 2025/727
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/132 Esas
KARAR NO : 2025/727
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19.02.2025
KARAR TARİHİ : 14.10.2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07.11.2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ...'in müvekkili idare aleyhine açmış olduğu işçilik alacaklarının tazmini davasının ... sayılı kararıyla hüküm altına alındığını, söz konusu alackalar için ...'nün ... sayılı dosyası üzerinden başlatılan takipte 07.03.2017 tarihinde 24.500,00-TL ödendiğini, ayrıca 06.03.2017 tarihinde 408,40-TL, 06.03.2017 tarihinde 780,03-TL 17.12.2018 tarihinde 809,23-TL harcın dava dosyasına ödendiğini, bunun yanında 22.02.2016 tarihinde 100,00-TL, 06.03.2017 tarihinde 120,00-TL gider avansından 14,75-TL iade alınarak davanın sonuçlanmasıyla 205,25-TL'nin 15.12.2020 tarihinde muaccel hale geldiğini, ihale sözleşmeleri gereğince bu tutardan yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, ödenen tutarın rücuen tahsili için yapılan arabuluculuk başvurusunda anlaşma sağlanamadığını, ayrıca ... sayılı dosyası üzerinden başlatlıan takipte takibe itiraz neticesinde takibin durduğunu, davalı firmalar ile müvekkili idare arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesinde istihdam edilen işçinin işvereni, muhatabı ve sorumlusu yüklenciler olduğunu, kanunlar gereği idarece ödenmek zorunda kalınan her türlü meblağın yüklenciye rücu hakkının saklı olduğunu, söz konusu sözleşme hükümlerine göre davalının müvekkili idarenin ödemiş olduğu her türlü işçilik alacağına ilişkin miktardan sorumlu olduğunu, davalının bu müvekkili idareye ödemesi gerektiğini belirterek davanın kabulü ile... sayılı dosyasında borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline, davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı her türlü talep hakkı sözeşme imza tarihi ve ödeme tarihleri dikkate alındığnıdan müvekkili şirketler yönünden zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı kurumun dava dışı işçiye kıdem tazminatı hak kazandığını ve bu sebeple işçiye kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını iddia ettiğini, ancak dava dosyasında işçinin kıdem tazminatına hak kazandığını gösterir herhangi bir delil bulunmadığını, davacı kurumun kendi inisiyatifi ile yaptığı ödemeyi müvekkili şirketlerden talep etmesnin kabul edilebilir olmadığını, sözlşeme kapsamında dava dışı işçinin tüm çalışmasınının davacı kurum bünyesinde gerçekleştiği gözetildiğinde kıdem tazminatından davacı kurumun sorumlu olduğunu, İş Kanunu'nun 112. maddesinin işçinin iş akdinin kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde sona ermesi halinde kıdem tazminatından sorumluluğun ilgili kamu kurum veya kuruluşlarda oldğunu açıkça hüküm altına aldığını, bu sebeple müvekkili şirketlerin kıdem tazminatına ilişkin sorumluluğu bulunmadığından iş bu davanın reddi gerektiğini, Kamu İhale Kanunu'na göre ihale edilen personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımları kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatlarının ödenmesi hakkındaki yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında "son alt işverenleri ile yapılmış olan iş sözleşmeleri kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona eren işçilerin birinci fıkraya göre tespit edilen sürelere ilişkin kıdem tazminatları, ilgili kamu kurum veya kuruluşu tarafından ödenir" hükmüne yer verildiğini, Kamu İhale kurumunun 01.11.2018 tarih ve ... numaralı kararı ile "Yukarıda aktarılan mevzuat hüküm ve açıklamaları uyarınca, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre ihale edilen personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde, kıdem tazminatının ödenmesine ilişkin yükümlülüklerin ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına ait olduğu, bu itibarla personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerinde idare ile sözleşme imzalayan ve alt işveren konumunda olan yüklenicilerin kıdem tazminatı ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığı, sonuç olarak 4857 sayılı İş Kanunu'nun 112. maddesinde yer alan emredicisi hükümler uyarınca personel çalıştırılmasına dayalı hizmet işlerinde kıdem tazminatının, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ödeneceğinin açık olduğu, idarenin de yükleniciler gibi ihale ve sözleşme sürecinin her aşamasında kanun hükümlerine uymak zorunda oldukları" şeklinde görüşe yer verildiğini, mahkeme aksi kanatte olsa dahi ... İhale Kayıt Numarası ile ihale neticesinde müvekkili ... Ltd. Şti.'nin üzerinde kalan 14.06.2016-13.06.2019 tarihleri arasında dönemde Teknik Şartnamenin Zeyilname düzenlenmek suretiyle değiştirildiği ve müvekkili şirketin bu sebeple sorumluluğu bulunmadığının kabul edilmesi gerektiğini, 14.06.2016-13.06.2019 tarihleri arasındaki hizmet için çıkılan ... ihale kayıt numaralı ihale öncesinde teknik şartnamede kıdem tazminatından yüklenicilerin sorumlu olduğu belirtildiğini, söz konusu hükümlerin mevzuata aykırı olması ve işçilerin kıdem tazminatının yükleniciler tarafından ödenmesi halinde şirketlerin zarara uğrayacağını, ihale bedeline işçilerin kıdem tazminatlarının dahil olmaması sebepleriyle başta müvekkili şirket olmak üzere ihaleye katılan ilgililerin söz konusu şartname hükmünün değiştirilmesi için davacı ... A.Ş.'ye başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin yapmış olduğu başvuru neticesinde düzenlenen zeyilnameyle işçilere davacı kurum tarafından ödenecek tazminatların yüklenicilere rücu edileceği hükmü şartnameden çıkarıldığını, davacı kurumun bu zeyilname ile işçiye ödenecek tazminatlardan kendisinin sorumlu olacağını kabul ettiğini, aksi düşünce halinde düzenlenen zeyilnamenin herhangi bir hükmü kalmayacağını, 2016 öncesi döneme ilişkin açıklamalarının kabul görmemesi halinde taraflar arasında imzalanan teknik şartname ve sözleşme hükümlerinde kıdem tazminatından alt işverenin sorumlu olduğuna dair açık bir hüküm olmadığının gözönüne alınması gerektiğini, bu sebeple kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava dışı içşiye ödenen kıdem tazminatı tutarının müvekkili şirketlere rücu edilebileceği kanaatinde olunsa dahi müvekkili şirketlerin en kötü ihtimalle kendi dönemindeki ücret ile sınırlı olarak yarı oranda sorumlu tutulabileceğini, her ne kadar davacı tarafın müvekkili şirketlerden bir alacağı bulunmasa da hak kaybına uğramamak adına faiz başlangıç ve avans faiz yönünden davacının taleplerine itiraz etme gereği hasıl olduğunu, müvekkilinin temerrüde düşmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava hizmet alım sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup taraf delilleri toplanmış, davaya dayanak ... sayılı takip dosyası, ... Esas sayılı dosyası, ... sayılı takip dosyası, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri, ödeme dekontları celp edilmiş; uzman bilirkişiden rapor alınmıştır.
Bilirkişi raporunda özetle; "...davacı tarafından davaya konu işçilik alacaklarına ilişkin olarak davalı ... ... Ltd. Şti. için toplam 876,00-TL, ... ... Ltd. Şti., ... ... Ltd. Şti., ... ... Ltd. Şti. Adi Ortaklığı için 11.120,07-TL talep edebileceği..." yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.
Davalı vekilince zamanaşımı itirazında bulunulmuş ise de, eldeki davada taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelikçe “hizmet temini (alım) sözleşmesi” olup; kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından, TBK'nın zamanaşımı ile ilgili genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanması gerektiğinden (Emsal: ...'nin 20/02/2017 tarih ve ... sayılı ilamı), dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi de dolmadığından, zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Somut olayda; özellikle işçilik alacakları davacı işveren tarafından ödenen işçinin davalı yüklenicinin işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair davalılar ile imzalanan sözleşmelerde bir hüküm bulunmaması, aksine davalılar ile imzalanan sözleşmeler ve eki teknik şartnameye göre sorumluluğun davalı yüklenicilere ait olduğunun kararlaştırılmış olduğu gözetilerek ve ayrıca davalı tarafından iddia edildiği şekliyle zeyilnamenin bu sonucu değiştirir yönünün olmadığı anlaşılmakla, davacının dava dışı işçi için yaptığı ödemeyi davalı yüklenicinin işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı sorumlu olmak üzere talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalının sorumlu olduğu tutarın belirlenmesi bakımından ise işçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. İşveren tarafından asıl alacağın feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yargıtay'ın güncel içtihatlarında öngörülen bu ilkelere uygun olarak bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar nazara alındığında davacının davalıdan 11.996,07-TL'nin tahsilini talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Ancak itirazın iptali davaları takiple sıkı sıkıya bağlı davalar olup bu nedenle davacının talebi ile bağlı kalınması gerekmiş ve takibin, davalı yönünden takipte talep edilen 11.377,93-TL asıl alacak bakımından devamına karar vermek gerekmiştir. Davacının işlemiş faiz talebi bakımından ise; eldeki davaya dayanak ... Esas sayılı sayılı davasında davanın eldeki dava davalıya ihbar edildiği görüldüğünden davalının zarardan haberdar olduğu anlaşılmakla (Emsal:....'nin 12/09/2022 tarih ve .. sayılı ilamı) davacının ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu bağlamda mahkememizce yapılan resen incelemede, 22.02.2016, 06.03.2017, 07.03.2017, 17.12.2018 ödeme tarihleri ile 03.04.2024 takip tarihi arasında geçerli değişen oranlarda avans faizine göre davacının toplam 10.274,89-TL işlemiş faiz talebinin de yerinde olduğu anlaşıldığından, sonuç olarak davalının, toplam 11.377,93-TL asıl alacak, 10.274,89-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.652,82-TL yönünden itirazının iptali ile takibin, bu miktar üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek üzere devamına, fazlaya dair istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı talebi bakımından ise; dava konusu alacak miktarı bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğinde olduğu kuşkusuz olup mahkememizce, dava konusu alacağın bu niteliğine göre davacı yararına İİK 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiş, somut olarak, hükmolunan alacağın %20’si olan 2.275,58-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur (Emsal: ....'nin 24/12/2020 tarih ve ... sayılı ilamı).
(Son olarak; kararda, davaya konu icra dosyasına dair önceki dosya bilgilerinin yazıldığı, yapılan bu yanlışlığın maddi hataya dayalı olup HMK md. 304 gereğince resen tashihi mümkün hususlardan olduğu görülerek hükmün infazında terreddüte mahal verilmemesi adına dosya bilgilerine dair hüküm fıkrasının resen tashihi gerekmiştir.)
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davalının ... sayılı takibe itirazının toplam 11.377,93-TL asıl alacak, 10.274,89-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.652,82-TL yönünden iptali ile takibin, bu miktar üzerinden asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmek üzere devamına, fazlaya dair istemin reddine,
2-Hükmolunan asıl alacağın %20’si olan 2.275,58-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Alınması gereken 1.479,10-TL harçtan peşin alınan 615,40-TL harcın düşümü ile eksik kalan 863,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 615,40-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.230,80-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi gereği ... tarafından karşılanan ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk Ücret Tarifesinde belirtilen iki taraf için iki saatlik ücret tutarı karşılığı olan 680,00-TL arabulucu ücretinin kabul ve redde göre hesaplanan 510,00-TL'nin davalıdan, 170,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, kabul edilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 21.652,82-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 6.976,26-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Davacı tarafından yapılan 8.000,00-TL bilirkişi ücreti, 120,00-TL tebligat gideri ve 25,00-TL masraf olmak üzere toplam 8.145,00-TL'nin kabul ve redde göre 6.108,75-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davalı tarafından yapılan masraf olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
10-Talep halinde, artan avansın ilgilisine iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 14.10.2025
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)