T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/212 Esas - 2025/371
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/212 Esas
KARAR NO: 2025/371
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI : ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI : ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 15/03/2025
KARAR TARİHİ: 20/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN: 20/06/2025
YAZILDIĞI TARİH
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ... tesisat ... sözleşme hesap, ... tesisat ... sözleşme hesap, ... tesisat ... sözleşme hesap, ... tesisat ... sözleşme hesap, ... tesisat ... sözleşme hesap numaraları güneş enerji santrallerinde elektrik ürettiğini, davalı tarafın da müvekkil şirkete ait güneş enerjisi santrallerinin bulunduğu bölgede elektrik dağıtımı ile iştigal eden tüzel kişi olduğunu, müvekkili şirketin ilgili mevzuat gereği, belirtilen güneş enerji santrallerinden ve davalı tarafın sorumlu olduğu iletim ve dağıtım sisteminin kullanımından dolayı davalı tarafça hesaplanan 10/12/2019 tarihinde 384.569,00-TL nakdi teminatı, 16/03/2023 tarihinde 325.575,65-TL nakdi teminatı ve toplamda 710.144,65-TL nakdi teminatı davalı tarafın hesabına yatırdığını, sonradan müvekkilinin teminat olarak banka teminat mektuplarını davalı tarafa ibraz ettiğini, davalı tarafın da banka teminat mektuplarını kabul ettiğini ve bahse konu 710.144,65-TL nakdi teminatı 25/12/2024 tarihinde müvekkiline iade ettiğini ancak davalı tarafın bahse konu nakdi 710.144,65-TL teminatı denkleştirici adalet gereği hesaplanacak bedelle veya işlemiş faiz ile birlikte müvekkiline iade etmediğini, davalı tarafın nakdi teminatı en azında vadeli hesapta tutmak suretiyle müvekkilin oluşan zararını karşılamak yoluna gidebilecekken, davalı tarafın denkleştirici adalet gereği hesaplanacak bedelle veya işleyecek faizle birlikte nakdi teminatı müvekkile iade etmemesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, bu anlamda nakdi teminatın davalı tarafça nasıl değerlendirildiğinin tespitinin gerektiğini, ayrıca eldeki dava konusu olan nakdi teminat miktarının çok uzun bir süre davalı tarafın hesabında tutulmasından dolayı denkleştirici adalet gereği hesaplanacak bedelle veya işleyecek faizle birlikte nakdi teminatın müvekkile iade edilmemesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, nakdi teminat bedellerin davalı tarafın hesabına yatırıldığı tarihten müvekkiline iade edildiği tarihe kadar olan dönem için nakdi teminat bedelleri toplamı 710.144,65-TL’ye bankaların uygulamış olduğu en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte hesaplanacak şimdilik 1.000,00-TL işlemiş faizin muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek bankaların uygulamış olduğu en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu olayda uygulanması gereken usul ve esasların yönetmelikler ile düzenlemekte olup müvekkili şirketin ilgili yönetmelikler gereğince işlem tesis ettiğinden sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen anlaşma gereğince de müvekkil şirketin teminatı sadece iade edeceğinin düzenlendiğini, davacının basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü bulunduğunu, müvekkil şirket tarafından teminat tutarının tam olarak ödendiğini, uyuşmazlık kapsamında denkleştirici adalet ilkesinin uygulanmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacı tarafından davalıya ödenip davalı tarafından iade edilen nakdi teminata denkleştirici adalet ilkesinin uygulanması suretiyle bankaların uygulamış olduğu en yüksek mevduat faizi oranı ile birlikte hesaplanacak bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraflar arasındaki uyuşmazlık çerçevesinde deliller toplanmış, sözleşme ve ekleri dosyaya kazandırılarak incelenmiş, uyuşmazlığın çözümünün teknik incelemeyi gerektirmediği görüldüğünden bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır.
Davacı özetle; taraflar arasındaki davalının iletim ve dağıtım sisteminin kullanımına dair sözleşme gereğince davalıya ödenen toplam 710.144,65-TL miktarlı nakdi teminatın, müvekkili tarafından teminat mektubu verilmesi üzerine davalı tarafından aynen iade edildiği, ancak davalının nakdi teminatı denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplanacak bedelle iade etmesinin gerektiğini iddia etmiş, davalı tarafından ise gerek taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinde gerekse ilgili mevzuatta teminatın nemalandırılmak suretiyle ödeneceğine dair bir hüküm olmadığını, somut olayda denkleştirici adalet ilkesinin uygulanamayacağını savunmuştur.
Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (ahde vefa-pacta sund servanda) ve sözleşme serbestliği ilkeleri benimsenmiştir. Bu ilkeler çerçevesinde, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. Sözleşmeye hakimin müdahalesi ancak "işlem temelinin çökmesi" durumunda mümkün olup bu durumda somut olayın verilerine göre alacaklı yararına borçlunun edimini yükseltmeye veya borçlu yararına onun tamamen veya kısmen edim yükümlülüğünden kurtulmasına karar verilebilir ve müdahale edilerek sözleşme değişen koşullara uyarlanabilir. Sebepsiz zenginleşmede uygulama alanı bulan denkleştirici adalet ilkesi ise özetle, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade etmekte olup taraflar arasında geçerli bir şekilde kurulup uygulanan sözleşmelere denkleştirici adalet ilkesinin tatbiki ile tarafların edimlerinin ne şekilde ifa edileceğine müdahale edilmesi olanaklı değildir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında akdedilmiş "Lisanssız Elektrik Üreticileri için Dağıtım Sistemi Kullanımı" ve "Lisanssız Elektrik Üreticileri için Dağıtım Sistemine Bağlantı" sözleşmeleri çerçevesinde bir akdi ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından bu bağlamda davalıya toplam 710.144,65-TL nakdi teminat verildiği, verilen bu nakdi teminatın ise bilahare davacı tarafından teminat mektubu sunulması nedeniyle 25/12/2024 tarihinde iade edildiği hususunda niza bulunmamaktadır. "Lisanssız Elektrik Üreticileri için Dağıtım Sistemi Kullanımı" sözleşmelerinin 18. maddesinde teminatın alınması hususunun düzenlendiği ve teminatın iadesi hususundaki 18.3. maddenin, anlaşmanın sona ermesi halinde kullanıcının doğmuş ve/veya doğacak mali yükümlülüklerini aşan teminat miktarının herhangi bir talep aranmaksızın iade edileceği hükmünü haiz olduğu görülmüş, anılan sözleşmelerin 3. maddelerinin ise, sözleşmenin öncelikle ... İlişkin Yönetmelik ve ... İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ'e uygun olarak yorumlanacağı ve uygulanacağı, burada hüküm bulunmaması halinde Kanun ve buna göre çıkarılmış ikincil mevzuata uygun yorum ve uygulama yoluna gidileceği hükmünü haiz olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından yatırılan nakdi teminatın ödeme tarihinden iade tarihine kadar bankaların uygulamış olduğu en yüksek mevduat faizi oranı ile iadesinin gerektiğinden bahisle eldeki dava ikame edilmiş ise de taraflar arasındaki sözleşme ve eklerinde yatırılan teminatın nemalandırılması gerektiğine dair bir düzenleme olmadığı gibi davalının sözleşme gereğince yatırılan nakdi teminatları nemalandırmak suretiyle iade etmesini zorunlu kılan bir kanuni düzenlemenin de olmadığı görülmüştür. Keza davacı tarafından da dava, denkleştirici adalet ilkesine dayandırılmıştır. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere taraflar arasında geçerli bir şekilde akdedilerek uygulanan mezkur sözleşmelere denkleştirici adalet ilkesi dayanak gösterilerek müdahale edilmesi olanaklı olmayıp sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesi gereğince davalıya bu hususta bir yükümlülük yüklenmemesine rağmen nakdi teminatın nemalandırılmak suretiyle iadesinin talep edilmesine olanak bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından haklılığı kanıtlanamayan davanın reddi gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-DAVANIN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40-TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 1.000,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı tarafından yapılan 15,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Sarfedilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
20/05/2025
Katip ....
e-imzalı
Hakim ....
e-imzalı