T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2025/30 Esas - 2025/216
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2025/30 Esas
KARAR NO: 2025/216
HAKİM:....
KATİP: ....
DAVACI : ....
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI :....
VEKİLİ: Av. ....
DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/01/2025
KARAR TARİHİ: 25/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'un, davalı ...’a ait iş yeri olan ... Servisinde ... Kayıt Sertifikalı ... plakalı, ... araç tanıtım numaralı, ... model, sarı renkli otomobilinin araç bakımı ve motor revizyonunu yaptırmak için ilgili servise 08/11/2023 tarihinde 1 ay kadar kalacak şekilde aracını teslim ettiğini ve bu işlemler için toplam 40.000,00-TL ödediğini, ilgili iş yerinin ortak çalıştıklarını beyan ettikleri ... adlı kişiye elden 22.500,00-TL verdiğini ve EFT yoluyla 09/11/2023 tarihinde 7.500,00-TL gönderdiğini, geriye kalan meblağ olan 10.000,00-TL'yi de 16/11/2023 tarihinde EFT yoluyla ...'a göndermek suretiyle ödediğini, servis sahibi olan davalı ...'dan araca yapılan işlemler hakkında fatura vermesini ve bilgilendirme yapmasını istediğini ancak ilgili servis sahibinin fatura vermekten imtina ettiğini, yine müvekkilin oğlu...'ın, ilgili servis sahibi davalı ...'a whatsapptan ödemelerle ilgili mesaj attığını ancak bilgi alamadığını, müvekkilinin ilgili servisten aracını teslim aldıktan kısa bir süre sonra araçta sıkıntılar meydana geldiğini; aracın stop ettiğini, motordan ses ve araçtan is kokusu geldiğini, motorun yağ damlattığını, hararet sıkıntısı yaşadığını, müvekkili bu sıkıntıları defaatle belirtse de ilgili servisin sahibi olan davalı ...’ın her seferinde müvekkilini oyaladığını ve araçla ilgili sorunları bir çözüme ulaştırmadığını, neticeten müvekkile ait aracın yaptırılamadığını ve müvekkilinin kendi aracını kullanamadığından dolayı mağdur olduğunu, bu bağlamda .... D.İş. sayılı dosyasından delil tespiti yaptırıldığını, alınan rapora dayalı olarak da takip başlatıldığını, davalı tarafından ilgili takibe itiraz edilmediğini ve takibin kesinleştiğini, ancak bundan sonra davalının müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, müvekkilinin de yurt dışında bulunması sebebiyle işlemlerden haberdar olmadığını, takibin kesinleştiğini, ancak takibin haksız olduğunu belirterek, öncelikle, İİK'nın 72/2. maddesi uyarınca .... sayılı dosyasında her türlü icra ve satış işlemlerinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, .... sayılı dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötüniyetli takip nedeniyle takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava ettikleri görülmüştür.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davalı tarafça huzurdaki dava asliye ticaret mahkemesinde açılmışsa da davacı tarafça görevsiz mahkemede dava açıldığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelde tüketici ilişkisine dayanmakta olup davalı tarafın borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olduğu icra takip dosyasına konu alacağın da yine taraflar arasındaki ticari bir ilişkiye dayanmadığını, bunun yanında davanın esas yönünden de haksız olduğunu belirterek, davanın öncelikle görevsiz mahkemede açılmış olması nedeniyle usulden aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Bilindiği üzere göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Somut olayda davaya konu uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğindeki araç tamirinden kaynaklanmakta olup TTK'nın 4. maddesinde bu nitelikteki davaların mutlak ticari dava niteliğinde olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. O halde tarafların tacir olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkememizce taraflar yönünden tacir araştırması yapılmış olup ...'nün 15/01/2025 tarihli yazısından tarafların tacir kaydının olmadığının; ...'nün 17/01/2025 tarihli yazısından davacının, ...'nün 23/01/2025 tarihli yazısından davalının bilanço esasına göre değil, işletme esasına göre defter tuttuğu gibi vergi beyannamelerinden gelirinin esnaf sınırını aşmadığı, faaliyetlerini esnaf işletmesiyle ilgili olarak yaptığı, dolayısıyla tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmıştır (Benzer şekilde: ....., 04/11/2021 tarih ve .... sayılı kararı). Davaya konu edilen araca ilişkin dosyaya mübrez kayıtlardan ise ilgili aracın kullanım amacının hususi olduğu anlaşılmış olup davacının bu aracı mesleki faaliyetlerinde kullandığı iddia ve ispat olunmamıştır. Dolayısıyla davanın tarafları tacir niteliğini haiz olmadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün görülmemiştir. Bu durumda görevli mahkemenin tespiti gerekmektedir.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca "Her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamalar" bu Kanun kapsamındadır. Kanunun 73/1.maddesi uyarınca, bu kanun kapsamından doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. 6502 sayılı Kanunun 3/1-(k) maddesinde tüketici, "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden" gerçek veya tüzel kişi; tüketici işlemi ise "Mal veya hizmet piyasalarında ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına hareket eden kişilerle tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlem" olarak tarif edilmiştir. Bu nedenlerle, mal veya hizmet alımına dair bir ilişkinin Tüketici Kanunu kapsamında kabul edilebilmesi için, satıcı/sağlayıcı kişinin "Ticari veya mesleki amaçla hareket eden" bir kişi, mal veya hizmet alan kişinin ise ticari veya mesleki amaçla hareket "etmeyen" bir kişi olması ve taraflar arasında sözleşme veya hukuki işlem bulunması gerekmektedir. Bir hukukî işlemin sadece 6502 sayılı Kanunda düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Bir hukukî işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için tarafların arasındaki işlemin tüketici işlemi olması gerekir. Yukarıda da ifade edildiği gibi davaya konu edilen araca ilişkin dosyaya mübrez kayıtlardan ilgili aracın kullanım amacının hususi olduğu anlaşılmış olup davacının bu aracı mesleki faaliyetlerinde kullandığı da iddia ve ispat olunmamıştır. Araç tamiri hizmeti ile iştigal ettiği anlaşılan davalı 6502 sayılı Kanunun 3/1-ı maddesi uyarınca sağlayıcı olup; davacı da tacir olmayıp 6502 sayılı Kanunun 3/1-k maddesi uyarınca tüketicidir. Bu haliyle uyuşmazlığın, anılan Kanunun 73/1 ve 83/2. maddeleri uyarınca tüketici mahkemesi tarafından çözüme kavuşturulması gerektiği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak; davanın tarafları tacir niteliğini haiz olmadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmek mümkün görülmediğinden, davanın görev yönünden usulden reddi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniye dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ....NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4-Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile.... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
25/03/2025
Katip ....
¸e-imzalıdır.
Hakim ....
¸e-imzalıdır.