T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/445 Esas - 2025/658
T.C.
ANKARA
13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO : 2025/445 Esas
KARAR NO : 2025/658
HAKİM : .....
KATİP : .....
DAVACI :.....
VEKİLİ : Av. .....
DAVALI .....
VEKİLİ : Av. .....
DAVA : Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/06/2025
KARAR TARİHİ : 24/09/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Vekalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında tanzim edilmiş olan 17.08.2023 tarihli "....." uyarınca müvekkili firmanın üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirmiş olmasına karşın davalının sözleşmeye aykırı olarak davacının hak ettiği sözleşme bedelini ödemediğini, ayrıca müvekkili firmanın sözleşme dışı işler yaptığını, davalının teminat bedelini de iade etmediğini, davacı müvekkili tarafından teslim edilen işlere ilişkin herhangi bir ayıp ihbarında da bulunulmadığını ileri sürerek davacının hak ettiği sözleşme bedelinden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacıya sözleşme kapsamında eksiksiz ödeme yapıldığını, her hakedişin davacıya gönderildiğini, ancak hak edişlere herhangi bir itirazda bulunulmadığını, sözleşmeye göre müvekkili davalı firmanın imalatların cinsini değiştirebileceği ve bunun için taşeronun ekstra ücret talep edemeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacının fazladan ilave iş yaptığını ispatlayamadığını, davacının sözleşme dışı herhangi bir iş yapmadığını, davacı tarafından işçilere ödemesi gereken bedelin davalı tarafça işçilere ödendiğini, bahse konu işçilerin davalı şirket bünyesinde çalışarak işleri yerine getirdiğini, yani işin davalı şirketin sigortalı çalışanları tarafından yerine getirildiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacak istemine ilişkindir.
Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmıştır; .....'nın cevabi yazıları, dava konusu iş ile ilgili ihale evrakları, davacı ...'in tacir araştırmasının yapıldığı, tanık beyanları için Talimat Mahkemeleri'ne talimat yazıldığı ve tanık beyanlarının dosyaya arasına kazandırıldığı görülmüştür.
Davacı tanığı ...'in .....Mahkemesi'nin (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) ..... Talimat sayılı dosyasındaki beyanında; " Davacı tarafı aynı iş yerinde çalıştığım için tanıyorum. Ben mermer ve fayans döşemeciliği işi yapmaktayım. 2023 yılında ..... ait bir inşaatta mermer -fayans işini yapmak üzere aracı olan davacı ile anlaşmıştım. Kendisine bazı taşeron işlerini ... firmasından alıp biz alt taşeronlara yaptırmaktaydı. Ben o tarihlerde anlaşmamıza uygun olarak ekibim ile beraber işleri yapmaktaydım. Ancak hatırladığım kadarıyla davalı ... firması zaman zaman belediyeden alacaklarını tahsil edemediği için işlere ara vermekteydim. Bizde bu sebeple ara ara çalıştık. Bu süreçte almamız gereken fiyat farklarını alamadığımız için ben şahsen bu süreçte mağdur olmuştum. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin içeriğine dair bilgi sahibi değilim. Dolayısıyla karşılıklı edimlerinin ne miktarda yerine getirdiklerini bilmiyorum. Ancak ben sadece olayın mermer basamaklarının döşenmesi kısmında davalı şirketin mermer basamakları kesili halde göndermediği için bize işimizin dışında ekstra yük getirmesinden dolayı dahil olmuştum. Normalde bu mermer basamaklarının kesilmiş halde gelmesi gerekirdi ancak bize kesilmeden geldi. Ben kendim bu mermerleri kesmiştim. Bunlarla ilgili bana herhangi bir ekstra ücret ödenmedi. Muhtemelen ...'ye de ekstra bedel ödenmemiştir. Diğer alçıpan işleri ile ilgilenmediğim için bu yönde edilen bir bilgim yok. Ayrıca eklemek istedirim ki bahçede çevre düzenlemesi yapılırken yere döşenecek mermer bantlarının birim fiyatının metretül olarak hesaplanması gerekirken metre kare cinsinden hesaplama yapılmıştır. O dönemde ben bunun yanlış olduğu, hem davacı hem de davalıya şirketin yetkililerine bildirmiştim. Hesaplama metretül hesabı üzerinden yapılması gerekiyordu. Bu sebeple o süreçte bende mağdur oldum. Olayla ilgili tüm bilgim bundan ibarettir. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti talebim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Öncelikle mahkememizce 6102 s. TKK 4, 5 maddeleri uyarınca öncelikle uyuşmazlık konusunun ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve Asliye Ticaret Mahkemesinin bu davaya görevli olup olmadığının mahkemece tespit edilmesi gerekir.
6102 s. TTK m. 5/1'de yapılan düzenlemede, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Ticaret mahkemeleri ayrı bir yargı kolu oluşturmayıp, asliye hukuk mahkemelerine göre ihtisas mahkemeleridir. Bu nedenle kanun koyucu yapılan düzenleme ile ticari işlerle ilgili bütün davaları değil sadece uzmanlık gerektiren ve kanunda açıkça gösterilen hususlardan kaynaklanan uyuşmazlıklarda ticaret mahkemesinin görevli olacağını kabul etmiştir.
Mahkemelerin görevi, ancak kanunla (6100 s. HMK m.1) düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK m. 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir Kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir (HGK 14.04.2004 tarih ..... sayılı kararı).
Somut olaya gelindiğinde; davacı tarafından eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeline ilişkin hakediş alacağının tahsili amacıyla eldeki dava ikame edilmiş olup bu mahiyetteki davanın mutlak ticari dava niteliğini haiz olduğuna dair TTK'nın 4. maddesinde bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkememizin görevli olması için nispi ticari davanın varlığının tespiti gerekmektedir. Bu minvalde; bir sermaye şirketi olan davalının tacir sıfatını haiz olduğuna tereddüt olmamakla beraber davacının tacir sıfatını haiz olup olmadığı yönünden tacir araştırması için .....'nın cevabi yazılarında tacir kaydının olmadığı bildirilmiştir. Aynı şekilde .....'nün 19/06/2025 tarihli yazısından davacının mükellefiyet kaydının bulunmadığı, dava dışı şirketin yetkilisi/ortağı olduğunun bildirildiği, şirket ortağı ya da yetkilisi olması halinde davacının tacir sayılmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davalı tacir ise de ticari ilişkinin karşı tarafı olan gerçek kişi davacının tacir sayılmasının mümkün olmadığı, uyuşmazlığın TTK'da düzenlenen bir konudan kaynaklanmadığı gibi özel bir düzenleme ile ticaret mahkemelerinin görev alanında bulunduğu belirtilmediği için davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c, 115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin HMK 114/1-c,115/2 maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine,
2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal 2 haftalık sürede talep edilmesi halinde dosyanın görevli ..... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4-Süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği takdirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerinin hüküm altına alınmasına,
Dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal 2 haftalık sürede mahkememize müracaat ile .....Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı.
24/09/2025
Katip.....
e-imzalı
Hakim .....
e-imzalı