T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA "
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2017/298 Esas
KARAR NO : 2025/364
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/04/2017
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
KARAR YAZMA TARİHİ : 26/05/2025
Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ;
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkilinin .... memur olarak çalıştığını, kendisi ile aynı yerde çalışan davalı ...'dan 2010 yılı gibi 300-400 TL, sonraki 8 aylık süre içerisinde de 5.000,00 TL borç para aldığını ve aylık neredeyse %50 faizle geri ödemesini de yaptığını, ancak müvekkilinin borcunun bir türlü bitmediğini, en son 20.000,00 - 25.000,00 TL para ödemek zorunda kaldığını, ayrıca zorla senet imzalatıldığını ve bu senet ile ...'nün .... E. sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, işbu takipte müvekkilinin maaşı üzerinde başka bir icra dosyasından dolayı haciz bulunmasından dolayı maaş haczi yapılamadığını, davalının tehditleri sonucu maaşının kalan kısmınında haczedilmesine muvafakat vermek zorunda kalan müvekkilin geçim sıkıntılarıyla karşı karşıya kaldığını, işyeri ... kurumunda itibarının zedelendiğini, hakkında disiplin soruşturması dahi başlatıldığını, artık bu duruma dayanamayan müvekkilinin davalının tüm tehdit ve zorlamalarına rağmen içine düştüğü bu ıstırar halinden kurtulmak için .... E. sayılı dosyasıyla halen devam eden yargılama ile tefecilikten davalıyı şikayet ettiğini, ancak ceza yargılaması devam ederken icra dosyası da halen mevcudiyetini sürdürmekte olup maaşı sürekli haczedildiğini, müvekkili açısından bu durum çekilmez bir hal aldığını ve işbu davayı açmaktan başka bir çare kalmadığını, Huzurda görülen dava davacı müvekkilinin ...'nün ....E. sayılı icra takibinde borçlu olmadığının tespiti ve zorla imzalatılan senet neticesinde haksız olarak davacıdan tahsil edilenlerin maddi tazminat adı altında ve itibarı zedelenen müvekkilinin manevi tazminat adı altında zararlarının tazmini istemli olduğunu, Davalının zorla imzalattığı senedi tahsil etmek amacıyla ...'nün ....E. sayılı dosyasıyla davacı müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını müvekkilinin ücretinden her ay 800,00-TL kesinti yapılmakta olduğunu ve müvekkilinin zararı günden güne katlanarak arttığını, bu bağlamda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun İhtiyati tedbirin şartları başlıklı 389. Maddesi metnine dayanılarak ...'nün .... E. sayılı dosyasının dava sonuna kadar ihtiyaten durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle öncelikle ve ivedilikle ...'nün .... Esas sayılı dosyasının, davacı müvekkilin telafisi güç ve imkansız zararlarının doğmasının önüne geçmek amacıyla yargılama sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, 40.000,00-TL üzerinden başlatılan ...'nün .... Esas sayılı dosyasında davacı müvekkilin borçlu olmadığının TESPİTİNE, anılan icra takibine dayanak yapılan 40.000,00-TL senedin zorla imzalatıldığı ve bu nedenle icra tehdidi altında işbu dosyaya yapılan ödemeler kapsamında şimdilik 1.000,00-TL Maddi zararın ve bu süreçte davacı müvekkilin ailevi, şahsi ve iş yerinde maruz kaldığı muamelelerin bir nebze tazmini bağlamında 20.000,00-TL Manevi tazminatın haksız fiil tarihi itibariyle işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DAVALI VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkili tarafından ... Esasıyla icra takibi başlatıldığını, davacının da borca itiraz etmediğini ve icra dairesine gelerek borcun maaşından kesilerek ödenmesine muvafakat ettiğini, davanın 1 yıl içinde açılması gerektiğini, aradan 6 yıl geçtikten sonra açılan davada hak düşürücü süre geçtiğini, bu nedenle hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, Davacının müvekkiline olan borçlarından dolayı 40.000 TL'lik tek bir senet verdiğini, ödemeyince de müvekkili tarafından icra takibi başlatıldığını, yine dava dilekçesinde bahsedilen .... Mahkemesinde açılan davanın da incelendiğinde davacının çelişkili ifadeler verdiğinin görüleceğini, davacı tarafın iddialarını kabul etmediklerini, bu nedenlerle teminat yatırılmadığından ve sair şartları oluşmadığından ihtiyati tedbir talebinin reddine, İİK 72. İnci maddeye göre davacıdan %20 den aşağı olmamak üzere tazminatın tahsiline, davacının borçlu olmadığının tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin açtığı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkememizin tensip ara kararı ile dava dilekçesinin talep sonucu kısmında, talep edilen 20.000,00 TL manevi tazminat yönünden peşin harcın yatırılmadığı anlaşılmış olup, bu eksikliğin gidirilmesi için davacı vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine, Dava dilekçesinin talep sunucu kısmında, ... Esas sayılı dosyasında borçlu olunmadığının tespiti talep edildiği ancak bir değer belirlenmediği anlaşıldığından, dava değerinin belirlenmesi ve gerekli peşin harcın yatırılması için dava vekiline 2 hafta kesin süre verilmesine,.... sayılı dosyasının istenilmesi için yazı yazılmasına, .... Esas sayılı dosyasının istenilmiş olup gelen yazı ve cevaplar dosya içerisine konulmuştur. İhtiyati tedbir kararının ara kararlar yerine getirildikten sonra değerlendirilmesine karar verilmiş olup mahkememizin 25/04/2018 tarihli ara kararı ile, Davacı vekilinin tedbir talebinin kabulü ile, borçlunun geçikmeden doğan zararlarının karşılanması ve alacağın %15'i oranında göstereceği teminat karşılığında ... Esas sayılı dosyasına davacı tarafça yatırılan paranın dosya alacaklısına ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmiş olmasına rağmen davacı tarafından teminat yatırılmadığından ihtiyati tedbir kararının yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Davacı vekili, Uyap üzerinden dosyaya sunduğu 23/05/2017 tarihli beyan dilekçesi ile; Mahkemenizin 25/04/2017 tarihli tensip tutanağının (8) ve (9) nolu ara kararları tarafımıza verilen süre içerisinde 341,55.TL (20.000,00-TL manevi tazminat için) + 683,10-TL (... dosyasında 40.000,00-TL asıl alacağa ilişkin borçlu olunmadığının tespiti için) = toplam 1.024,65-TL peşin harcın mahkeme veznesine yatırdığını beyan etmiştir. Davacı vekili tarafından 25/05/2017 tarihli 1.024,65.TL tamamlama harç makbuzunu dosyaya sunduğu tespit edilmiştir.
Örnek emsal karar olarak .... Dairesinin 23/03/2021 tarihli .... sayılı ilamında belirtildiği gibi:" Dosya incelendiğinde; davacı tarafın davalı tarafça icra takibine konu edilen bonoların ve çeklerin tefecilik yolu ile alındığını, davacının davalıya bono bedelleri kadar borcunun olmadığını iddia ettiği ve menfi tespit isteminde bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafın istinaf incelemesine konu menfi tespit davası dışında davalı hakkında tefecilik yapmak eyleminden dolayı suç duyurusunda bulunduğu, bunun üzerine .... tarafından .... Mahkemesine tefecilik suçundan dolayı ceza davası açıldığı, söz konusu iddianamede dava dilekçesindeki bono ve çeklerin tefecilik yolu ile alındığı iddiası ile davalının sanık sıfatıyla cezalandırılmasının istenildiği, yapılan yargılama sonucununda .... 08/03/2016 Tarihli kararı ile davalı sanığın atılı suçu işlediğine dair delil bulunmadığından beratine karar verildiği, ancak bu kararın Yargıtay'da temyiz incelemesinde olup, henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. Maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. Ancak Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlayacaktır. Dolayısıyla ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Bu nedenle davalı sanık hakkındaki maddi olgunun tespitine ilişkin Yargıtay kararının hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde ceza mahkemesi kararının beklenmesinde hukuki yarar bulunmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle, davalı aleyhinde görülen ceza davasının sonucu bekletici mesele yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin kararının anılan gerekçelerle kaldırılmasına" şeklinde karar vermiştir.
Bu kapsamda, davalı hakkında açılmış bulunan .... sayılı kararı ile "...sanık ... 'nın eylemleriyle tefecilik suçunun maddi unsuruna vücut verdiği, sonuç olarak sanığın tefe eylemi kapsamında en az icra lakiplerine konu ettiği suç dönemlerindeki 367.750,00 TL tutarında tefecilik eylemine yönelik işlem yapmış olduğu eylemin maddi unsurunun tamamlandığı, bu şekilde sanığın değişik zamanlardı birden fazla hareketiyle tefecilik suçunu işlediği anlaşıldığından eylemine uyan TCK'nun 241/1, 43/1, 62/1-2, 52/2 ve 53 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına" karar verildiği bu kararın sanık vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine; .... Dairesinin 14/06/2023 tarihli .... sayılı ilamı ile " ilk derece mahkemesinin sanık hakkındaki mahkumiyet kararını kaldırarak, Her na kadar sanık ... hakkında TEFECİLİK yapmak suçundan dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de yüklenen suçun sanık tarafından işlendiĞİNİN sabit olmaması nedeniyle CMK.nun 223/2-e maddesi gereğince müsnet suçtan BERAATİNE " karar verildiği, bu kararında katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, .... Dairesinin 22/10/2024 tarihli .... sayılı ilamı ile "...suç tarihinin 15/03/2011 olarak kabulü gerektiğini, bu tarih ile inceleme günü arasında olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirtildiğinden, hükmün 5271 sayılı kanunun 302/2.maddesi gereğince BOZULARAK, sanık hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı kanunun 223/8.maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle tebliğnameye aykırı olarak oybirliği ile DÜŞMESİNE 22/10/2024 tarihinde karar verdiği tespit edilmiştir. .... sayılı kararı .... Dairesinin düşme kararı ile 22/10/2024 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, dava konusu yapılan 15/07/2011 tarihli 40.000 TL bedelli senedin borçlu olunmadığı halde, davacıdan zorla alındığı iddiasına dayalı borçlu olmadığına yönelik menfi tespit ile istirdat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı iddia, savunma, .... sayılı dosyası, ... Esas sayılı dosyası, birlikte toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davalı sanık ... hakkındaki maddi olgunun tespitine ilişkin İstinaf ve Yargıtay kararının hukuk hakimini bağlayacağı gözetildiğinde ceza mahkemesi kararının mahkememizce bekletici mesele yapılmış olup .... Dairesinin 14/06/2023 tarihli .... sayılı ilamı ile " ilk derece mahkemesinin sanık hakkındaki mahkumiyet kararını kaldırarak, Her na kadar sanık ... hakkında TEFECİLİK yapmak suçundan dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK.nun 223/2-e maddesi gereğince müsnet suçtan BERAATİNE " karar verildiği,.... Dairesi ise dosyayı esastan incelemeyip usul yönünden zamanaşımına uğraması nedeni ile düşme kararı verdiği, Esasa ilişkin karar olan .... Dairesinin 14/06/2023 tarihli ....sayılı ilamı ile davalı sanık ... hakkında TEFECİLİK yapmak suçundan dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK.nun 223/2-e maddesi gereğince müsnet suçtan BERAATİNE ilişkin, beraat kararı, mahkememizce dikkate alındığında, ceza mahkemesi kararı ile davalı sanığın tefecilik yaptığı tespit edilemediğinden bu kapsamda davacı tarafından açılan Menfi tespit davası ile birlikte Maddi (İstirdat) ve Manevi tazminat davalarının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Ayrıca davalı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-)Davacı tarafından açılan Menfi tespit davası ile birlikte Maddi (İstirdat) ve Manevi tazminat davalarının ayrı ayrı REDDİNE,
2-) Davalı tarafın şartları oluşmayan kötüniyet tazminat talebinin reddine,
3) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL ret karar ve ilam harcının, dava açılışında davacıdan alınan 31,40.TL peşin harç ile 1.024,65.TL tamamlama harcı olmak toplam 1.056,05.TL'nin mahsup edilmesi ile fazla alınan 440,65.TL'nin karar kesinleştiğinde istem halinde davacıya iadesine,
4) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5) Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından, red edilen menfi tespit ile istirdat talebi yönünden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6)Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından, red edilen manevi tazminat yönünden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesi uyarınca hesaplanan 20.000,00.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair; davacı vekilinin e-duruşmada yüzüne karşı, davalı vekilinin yüzüne karşı olmak üzere, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, HMK.nun 345.maddesine göre 2 (iki) hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 21/05/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸