T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2023/87 Esas - 2023/215 Karar
T.C.
ANKARATÜRK MİLLETİ ADINA
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/87
KARAR NO: 2023/215
HAKİM :...
KATİP:...
DAVACI : ...
VEKİLİ: Av....
DAVALI : ...
VEKİLLERİ: Av. ....
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/02/2023
KARAR TARİHİ: 04/04/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 26/04/2023
Mahkememize açılan davanın yapılan yargılaması sonucunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Davacı vekili ayrıntısı dava dilekçesinde yazılı olduğu üzere, davacı idare ile davalı arasında 01/04/2017 - 30/06/2018 tarihleri arasında ... imzalandığını, dava dışı işçi ... 16/05/2012 - 13/02/2022 tarihleri arasında özel güvenlik görevlisi olarak davacı ile sözleşme imzalayan davalı ve dava dışı şirketlerde çalıştığını, evlenmesi nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğini, dava dışı işçinin iş sözleşmesinin sonlanması tarihinde dava dışı şirket ile imzalanan sözleşme kapsamında davacı tarafından kıdem tazminatı olarak dava dışı işçiye 86.875,86 TL ödemenin yapıldığını, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme ve eki teknik şartname hükümlerine göre dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesinden dava dışı işçinin davalı yanında çalıştığı süre dikkate alınmak suretiyle sorumluluğunun bulunduğunu, yapılan ödemenin iadesi için davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek davalının ... esas sayılı dosyasında yapmış olduğu itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili ayrıntısı cevap dilekçesinde yazılı olduğu üzere, yetkili mahkemenin Konya mahkemeleri olduğunu, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava dışı işçinin davalı şirkete bağlı olarak davacı bünyesinde çalıştığı süre boyunca tüm alacaklarını eksiksiz, tam ve zamanında aldığını, ödenmemiş bir alacağının bulunmadığını, dava dilekçesinde öne sürülen iddiaların hukuki gerekçelerden ve gerçeklerden yoksun olduğunu, imzalanan hizmet alım sözleşmesinde işçilik alacaklarına ilişkin bir hüküm bulunmadığını, dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatından davalının sorumluluğunun olmadığını, davalının sorumluluğunun bulunduğunun kabul edilmesi halinde dahi davacı ile birlikte sorumluluğunun bulunduğunu, icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın öncelikle usulden reddine, olmadığı takdirde esastan reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava, davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet sözleşmesi kapsamında iş sözleşmesi sonlandırılan dava dışı işçiye davacı tarafından yapılan işçilik alacağına ilişkin ödemenin sorumluluğu oranında davalıdan geri alınması için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine yöneliktir.
.... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında "taraflar arasında imzalanan 28/03/2017 tarihli hizmet alım sözleşmesinden doğan ve .... tarafından ... işçisi ...'a ödenen kıdem tazminatının ...'nin sorumluluk dönemi göz önüne alınarak ödeme tarihinden takip tarihine kadar işlemiş avans faiziyle sözleşme hükümleri uyarınca ... firmasına rücu" açıklaması ile 11.144,60 TL asıl alacak ve 577,08 TL takip öncesi faiz olmak üzere 11.721,68 TL'nin ödenmesi için takip başlatıldığı, ödeme emrinin 06/07/2022 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlu vekilinin 05/07/2022 tarihli dilekçesi ile yetkiye, borcun tamamına, faize ve borcun diğer tüm ferilerine itiraz ettiği ve itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalanan sözleşme, davacı tarafından dava dışı işçiye işçilik alacakları nedeniyle yapılan ödemeye ilişkin bilgi ve belgeler dosyaya sunulmuştur.
Dava dışı işçiye ait iş yeri unvan listesini gösterir hizmet dökümü UYAP sistemi üzerinden dosya arasına alınmıştır.
Hizmet alım sözleşmeleri, idare tarafından ihale yoluyla, yapılan ilanda belirtilen işlerin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yüklenici tarafından yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Sözleşme kapsamında yüklenicinin edimi kendi işçisi ile hizmetin yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçileri tarafından yerine getirilecektir. Sözleşme kapsamında çalıştırılacak işçiler ile yüklenici arasında iş sözleşmeleri imzalanmaktadır. Çalıştırılan işçiye ait sosyal güvenlik kurumu kayıtları ile de işçilerin iş sözleşmelerini yüklenici ile imzaladıkları anlaşılmaktadır. Hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde işverenin yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
4857 sayılı İş Kanununun 2/6. maddesi hükmüne göre işveren idare ile yükleniciler arasında imzalanan hizmet sözleşmeleri kapsamında aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmakla çalıştırılan işçiye karşı işçilik alacakları nedeniyle işveren ve yüklenici birlikte sorumlu bulunmaktadır. Bu sorumlulukları çalıştırılan işçiye karşı olan sorumluluklarıdır. Ancak, kendi aralarında oluşacak uyuşmazlıklarda ise Türk Borçlar Kanunu hükümleri ile sözleşme ve eki şartname hükümlerinin uygulanması ve asıl işveren (idare) ile alt işveren (yüklenici) arasında oluşan uyuşmazlıkların bu şekilde çözülmesi gerekecektir. Sözleşme kapsamında çalıştırılan işçiye yapılacak ödemelerden sorumluluğun tamamen taraflardan birine ait olacağına ilişkin hüküm bulunması halinde ise yapılan ödemelerden sözleşme kapsamında sorumluluğu belirlenen taraf yükümlü olacaktır.
Sözleşmeler kapsamında çalıştırılan işçilere işçilik alacakları yapılan ödemeler iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden yapılmakta olduğundan işveren tarafından yapılan ödemelerin iadesine ilişkin açılan davalarda da iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden hesaplama yapılmak suretiyle iadeye konu olabilecek alacak yada tazminat miktarının belirlenmesi gerekmektedir.
İdare tarafından bir işin görülmesine ilişkin olarak yapılan hizmet alımlarına ilişkin sözleşmeler devamlı olarak belli bir yüklenici ile imzalanabileceği gibi dönemlere göre değişen yükleniciler ile de imzalanabilecek ve yerine getirilebilecektir.
Değişen dönemlerde farklı yükleniciler ile hizmetin yürütüldüğü durumlarda iş sözleşmesi sonlanan işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesinden işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler, ihbar tazminatı ödemesi ile yıllık izin ücreti ödemesinden son yüklenici, ücret alacağı ödemesi, hafta tatili ücreti ödemesi, fazla mesai ücreti ödemesi, ulusal bayram ve genel tatil günleri ödemesi ve sair adlar altında yapılan ödemelerden ise işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak yükleniciler sorumlu olacaklardır.
İşveren işçilik alacakları nedeniyle yapmış olduğu ödemeleri ve ferilerini, sözleşmelerde ödemelerden işverenin sorumlu olacağına dair bir hüküm bulunmaması halinde işçiyi çalıştıran yüklenicilerden sözleşme hükümlerine uygun olarak talep edebilecektir.
Hizmet alım sözleşmeleri kapsamında işveren tarafından yapılan ödemelerin iadesine ilişkin açılan alacak yada tazminat davalarında yükleniciler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı gibi borçtan işverene karşı müteselsilen sorumlu olmalarını gerektiren bir kanun yada mevzuat hükmü de yoktur. Bu kapsamda ise yapılacak yargılama sonucunda yüklenicilerin sorumlu olduklarının kabul edilmesi halinde her bir yüklenici açısından ayrı ayrı sorumluluklarını belirtir şekilde hüküm kurulması gerekmektedir.
Davalı vekili tarafından icra takibinde icra dairesinin ve açılan davada mahkememizin yetkisine yönelik itiraz da bulunulmuş ise de, taraflar arasında imzalanan 28/03/2017 tarihli sözleşmenin 37.2.3 maddesi ile Ankara icra daireleri ve mahkemeleri yetkili olarak belirlendiğinden icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın kaldırılmasına ve mahkememizin yetkisine yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
... esas sayılı dosyasında davalı borçlu vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı gibi itiraz tarihi dikkate alındığında İİK'nin 67/1.maddesinde yazılı bulunan bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı anlaşılmakla hak düşürücü süre itirazının reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 28/03/2017 tarihli ....Sözleşmesinin Yüklenicinin Sözleşme Konusu İş İle İlgili Çalıştıracağı Personele İlişkin Sorumlulukları başlıklı 22.1 maddesi "Yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve genel şartnamenin altıncı bölümünde belirlenmiş olup, yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür." hükmünü, sözleşme eki teknik şartnamenin Diğer hükümler başlıklı 10.15 maddesi "Yüklenici, çalıştırdığı elemanların her türlü özlük ve sosyal haklarını ilgili mevzuata göre karşılamak ve ödemek zorundadır. Bu konuda idarenin hiçbir sorumluluğu olmayacaktır...." hükmünü içermektedir.
Sözleşme sürelerinin belirlenmesi, davacı ile dava dışı ... arasında 16/05/2012 - 31/07/2012 tarihlerini kapsayan dönemde, dava dışı ... arasında 01/08/2012 - 31/12/2013 tarihlerini kapsayan dönemde, dava dışı ... arasında 01/04/2017 - 30/06/2018 tarihlerini kapsayan dönemde, dava dışı... arasında 01/07/2021 - 31/08/2021 tarihlerini kapsayan dönemde, dava dışı ... arasında 01/09/2021 - 13/02/2022 tarihlerini kapsayan dönemde özel güvenlik hizmetinin yerine getirilmesine ilişkin sözleşmelerin imzalandığı anlaşılmıştır.
Dava dışı işçinin çalışma süresinin belirlenmesi, dava dışı işçi...'ın 16/05/2012 - 13/02/2022 tarihleri arasında 9 yıl, 8 ay, 28 gün iş sözleşmeleri karşılığında çalışmasının bulunduğu, kıdem tazminatına esas olarak son aylık brüt gelirinin 8.916,40 TL ve bu hali ile ödenmesi gereken kıdem tazminatı miktarının [(9 yıl * 8.916,40) + (8 ay * 8.916,40/12) + (28 gün * 8.916,40/365)] 86.875,86 TL, kıdem tazminatından alınması gereken damga vergisi miktarının 659,39 TL ve dava dışı işçiye net olarak ödenmesi gereken kıdem tazminatı miktarının ise 86.216,47 TL olduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına sunulan ödeme belgesine göre, davacı tarafından dava dışı işçiye kıdem tazminatı alacağı nedeniyle 28/02/2022 tarihinde damga vergisi dahil 86.875,86 TL ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan hesaplama sonucunda, kıdem tazminatına ilişkin ödemelerden iş verenlerin işçinin çalışma süreleri ile sorumlu olduklarına ilişkin ... kararları ile dava dışı işçinin çalışma dönem ve süresi ile yapılan ödeme miktarı dikkate alındığında, dava dışı ... (77 gün / 3561 gün) 1.878,53 TL ödemeden, dava dışı ... (62 gün / 3561 gün) 1.512,58 TL ödemeden, dava dışı ... (166 gün / 3561 gün) 4.049,82 TL ödemeden sorumluluklarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan hesaplama sonucunda, ödeme tarihi ile takip tarihi arasında davalı ... sorumlu olacağı avans faizi miktarının [28/02/2022 - 28/06/2022 tarihleri arası 120 gün için yıllık % 15,75 üzerinden] 576,05 TL olduğu anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan değerlendirme neticesinde, davacı ile davalı şirket ve dava dışı şirketler arasında değişen dönemlere ilişkin olarak özel güvenlik hizmeti alımına ilişkin sözleşmelerin imzalandığı, imzalanan sözleşmeler kapsamında çalıştırılan işçilerin her türlü işçilik hak ve alacaklarından sorumluluğun yüklenici konumunda bulunan davalı şirket ile dava dışı şirketlere ait olduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eki niteliğinde bulunan ve birinci sırada uygulanması gereken hizmet işleri genel şartnamesine göre dava dışı işçiye işçilik alacakları nedeniyle yapılan ödemelerin sözleşme süresi ile sınırlı olmak kaydı ile tamamından davalı yüklenicinin sorumlu olduğu, tarafların serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşme, eki niteliğindeki teknik şartname ve hizmet işleri genel şartname hükümlerinin tarafları bağlayıcı nitelikte bulunduğu, 4857 sayılı İş Kanununun 112/1-a maddesi ile sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde asıl işveren tarafından dava dışı işçiye yapılan işçilik alacaklarına ilişkin ödemeyi yükleniciden talep etme hakkının bulunduğu, sözleşme kapsamında sorumluluğun kime ait olacağına dair hüküm bulunması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda yer alan birlikte sorumluluk hükümlerinin uygulanamayacağı, davacının yapmış olduğu ödemeyi sorumluluğu oranında ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan talep etme hakkının bulunduğu anlaşıldığından mahkememizce yapılan hesaplamalar dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M; gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1) (a) Davanın KISMEN KABULÜ ile davalı borçlunun ... esas sayılı dosyasında yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİNE, takibin 11.124,79 TL asıl alacak ve 576,05 takip öncesi faiz olmak üzere toplam 11.700,84 TL üzerinden DEVAMINA, asıl alacağa takip tarihinden itibaren AVANS FAİZİ UYGULANMASINA, fazlaya ilişkin talebin reddine,
(b) Haksız itiraz edildiği kabul edilen asıl alacak miktarı olan 11.124,79 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 2.224,96 TL icra inkar tazminatının DAVALI BORÇLUDAN ALINARAK DAVACI ALACAKLIYA VERİLMESİNE,
(c) Takibin kötü niyetli olarak başlatıldığı anlaşılmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 799,28 TL harçtan, dava açılışında alınan 179,90 TL peşin harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 619,38 TL harcın DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
3) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin DAVALIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4) Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 179,90 TL başvurma harcı, 126,00 TL tebligat ücreti toplamı 305,90 TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 305,36 TL'si ile dava açılışında alınan 179,90 TL peşin harç toplamından oluşan 485,26 TL yargılama giderinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
5) Davacının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
6) Davalının yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 20,84 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,
7) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak YATIRANLARA İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin YÜZÜNE KARŞI, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde ...kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/04/2023
Katip ...Hakim ...
e - imzalıdıre - imzalıdır
Bu gerekçeli karar güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.