T.C. ...14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA "
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/342 Esas
KARAR NO : 2024/405
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... -TC No: ... ...
DAVA : İtirazın İptali ( Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/05/2024
KARAR TARİHİ : 27/05/2024
KARAR YAZMA TARİHİ : 27/05/2024
Mahkememize açılan davanın yapılan tensip incelemesi sonucunda, dosya incelendi;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ;
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkili şirket ile davalı arasında 36 ay taahhütlü 27.11.2021 tarih 014914 sözleşme numaralı alarm izleme hizmetlerine dayalı sözleşme imzalandığını, davalı tarafın sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, gereken hizmet bedellerini ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin sözleşmeyi haklı olarak fesh ettiğini ve davalı taraftan taahhüt bozum bedeli talep ettiğini, ...79. Noterliğince düzenlenen 13.09.2023 tarih 19897 yevmiye numaralı ihtarname göndererek ödemelerin yapılmasını ve cihazların iade edilmesini talep ettiğini, buna rağmen hiçbir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine toplam 28.878,66.TL üzerinden ...2. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/268374 Esas sayılı dosya üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun icra takibine karşı kötü niyetli olarak itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, arabuluculuğa başvuru yaptıklarını ancak anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerde davanın kabulüne ve borca kötüniyetli olarak itiraz eden davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve takip alacağının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkememiz tarafından davalı tarafın tacir olup olmadığına dair araştırma için ilgili Vergi dairesine yazılan müzekkereye verilen 23/05/2024 tarihli 282010 sayılı Dikimevi Vergi Dairesinin yazısında, davalı ...'nun 08/02/2023 ile 28/02/2023 tarihleri arasında Kurye Faaliyetleri işi ile iştigal ettiğini, gerçek usulde mükellefiyeti olup işletme esasına göre defter tuttuğunun tespit edildiğini, esnaf olduğunun bildirildiği görüldü. Seğmenler Vergi Dairesi ve Mithatpaşa Vergi dairesinin 27/05/2024 tarihli yazılarında gelir vergisi beyannamesi bulunduğu belirtilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının sözleşmeden kaynaklı alacağının tahsili için başlattığı icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine açılan vaki itirazın iptali davasına ilişkindir.
Mahkemenin görevi HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olup, 115. madde gereğince de mahkemece resen incelenmesi gereken hususlardandır. Bu kapsamda öncelikle Mahkememizin iş bu davada görevli olup olmadığı hususu re'sen irdelenmiştir.
Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "ticari işletme", "ticari iş", "tacir" ve "ticari dava" kavramları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır:
Belirtmek gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında esas itibariyle "ticari işletme" temelinden hareket edilmiş ve ticaret hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Bu hususa TTK'nın 11. maddesinin gerekçesinde de değinilmiş ve "...ticari işletme kanunun temelidir; yani merkez kavramıdır; bu niteliği ile belirleyici, hatta tanımlayıcıdır..." denilmiştir.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
TTK' nun 3. maddesinde "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.
Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılmıştır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (Eriş, G.: Ticari İşletme ve Şirketler, Ekim 2014, C. I, s.292).
Tacir sıfatının ticari işletmeye bağlı olduğu düşünüldüğünde, adlarına ticari işletme işletilen kişilerin kural olarak tacir sayılacağı açıktır.
Tacir sıfatına bağlanan hüküm ve sonuçları ise; iflasa tabi olmak, ticaret unvanı kullanmak, işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek, gerekli ticari defter ve kayıtları tutmak, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, ticari örf ve adetlere tabi olmak, kanunda öngörülen ihtar ve ihbar şekillerine uymak, ticari iş karinesi, ticari işletmeyle ilgili görülen iş ve hizmetlerde kararlaştırılmamış olsa bile ücret isteyebilmek, avanslar ve giderler için faiz talep edebilmek, fatura vermek, faturaya ve teyit mektubuna süresinde itiraz etmemenin neticelerine katlanmak, ücret ve cezai şartın indirilmesini isteyememek, ticari yargı konusu olmak, ticari satış ve mal değişiminde özel hükümler, mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin özel sonuçları ve hapis hakkı bakımından özel düzenlemelerdir.
Bu açıklamalardan sonra "ticari dava" konusuna gelindiğinde ise TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. ( ...Bölge Adliye mahkemesinin 09/02/2024 tarihli 2023/1000 Esas, 2014/59 Kararı )
Somut olayda uyuşmazlık, ...2. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/268374 Esas sayılı dosyasına ilişkin olup davacı tarafın şirket olarak aralarındaki sözleşmeye göre toplam 28.878,66.TL alacak iddiası ile davalı esnaf hakkında başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine davacı tarafından açılan vaki itirazın iptali davasına ilişkin olup sözleşmeler hukukundan kaynaklanmaktadır.
Davalı tarafın tacir olmadığı gerçek kişi ESNAF olduğu, Dikimevi Vergi Dairesinin dosya arasındaki 23/05/2024 tarihli yazısı ile tespit edilmiş olup davacı tarafın şirket olarak tacir olup buna göre iki tarafta birlikte tacir konumunda olmadığı gibi dava mutlak ticari dava olmadığından Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesine olanak bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık iki tarafın Türk Ticaret Kanununda belirtilen ve tanımı yapılan ticari işletmesini ilgilendirmediği, davacının alacağının Borçlar Kanunuda düzenlenen sözleşmeden kaynaklı alacağa dayandığından, davanın ticari dava olarak da kabul edilmesi mümkün değildir. Genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. (Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 2005/13153 Esas, 2005/13421 Kararı benzer mahiyette)
Bu durumda, uyuşmazlığın Borçlar Kanununda düzenlenen sözleşmeler hukuku ve hükümlerinden kaynaklandığından yukarıda değinilen nedenlerle genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, davanın Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu kapsamda mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/c, 115/2.maddelerine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, dava dosyasının görevli ...Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1- Uyuşmazlığın genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, dava mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığından mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nın 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan anılan yasanın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,
3-Tarafların, görevsizlik kararına karşı kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ...NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Yargılama giderleri ve harcın HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair; dosya üzerinden davacı vekili ile davalı tarafın yokluğunda,gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvuru yolu açık olmak üzere karar verildi. 27/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸