T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/430 Esas - 2025/626
T.C.
ANKARA
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/430 Esas
KARAR NO : 2025/626
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/06/2024
KARAR TARİHİ : 03/10/2025
KARAR YAZMA TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında 05.03.2022 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 2.maddesi gereğince müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini, ... tarafından yapılan ihaleleri davalıya önerdiğini, davalının onayı ile hizmet ve danışmanlığı yerine getirdiğini, kardan %50 oranında anlaşma sağlandığını, ancak davalının danışmanlık ücretini eksik ödediğini, bu sebepten ötürü davanın kabulü ile şimdilik 100,00 TL davalı tarafça ödenmeyen danışmanlık bedelinin avans faizi ile birlikte tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tacir olmadığını, dolayısıyla her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgisi bulunmayan davacının alacak iddiasına ilişkin mahkememizin görevsiz olduğunu, davacının iddia ettiği danışmanlık sözleşmesinin yetkili kişiler tarafından imzalanmadığını, ilgili sözleşmeyi imzalayanın bir dönem şirketlerinde satış ve pazarlama bölümünde çalışan birisi olduğunu bu tarz sözleşmeleri imzalama yetkisinin bulunmadığını, müvekkili şirketin danışmanlık bedelini davacıya ödediğini, davacının müvekkiline kardan %50 alınmasına ilişkin herhangi bir ihtarname göndermediğini, davacının tanık olarak bildirdiği kişinin tanıklık taleplerini kabul etmediklerini, tüm bu nedenlerden ötürü öncelikle davanın yetki yönünden reddi ile görevsizlik kararı verilmesini, aksi halde davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DAVANIN NİTELİĞİ VE UYUŞMAZLIK:Davanın, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının edimini yerine getirdiğinden dolayı doğmuş olan alacağının eksik ödendiğinden bahisle alacak istemine ilişkin olduğu tespit edildi. Mahkememiz yetkisine ve görevine itiraz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; mahkememizin yetkisi, mahkememizin görevi, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olup olmadığı, davacının sözleşme gereği edimlerini yerine getirip getirmediği, davacının taraflar arasındaki sözleşme uyarınca talep ettiği hususlarda alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının tespiti, faizin başlangıcı ve oranına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
DELİLLER:... ve ... yazılan müzekkerelere cevap verildiği ve ilgili evrakların dosya içerisine alındığı, mahkememizin 06/12/2024 tarihli duruşması 1 no'lu ara karar ile Davalı vekilinin bildirdiği adres dikkate alınmakla, davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde tespit edilen uyuşmazlıklar konusunda SMMM bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılıp, rapor düzenlenmesi için bildirilen yer ... Mahkemesine talimat yazılmasına, karar verilmiş ve dosya ... Mahkemesine gönderilmiştir.
Bilirkişi ... tevdi edilen dosya sonrası bilirkişi raporunu düzenlemiş ve mahkememize sunmuştur.
RAPORDA ÖZETLE; Davacıya eksik ödenen tutarın 268.501,59 TL olduğu sonuç ve kanaatine varmıştır.
Tarafların itirazları sonucunda mahkememizce 16/05/2025 tarihli duruşmada dosyanın yeniden talimat mahkemesine gönderilerek ek rapor düzenlenmesine karar verilmiştir.
BİLİRKİŞİNİN EK RAPORUNDA ÖZETLE; 05.03.2022 tarihli “DANIŞMANLIK SÖZLEŞME başlıklı sözleşmenin davacı ... ile davalı ... ŞİRKETİ adına ... tarafından imzalanmış olduğu, Davalı şirket Yönetim kurulu defterinde sözleşme imzalanması için ...'YE verilmiş bir yetki olmadığı, Damga vergisi defterine işlenmiş bir sözleşme olmadığı, sözleşmeyle ilgili davalı defterlerinde bilgi olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır .
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava danışmanlık hizmeti nedeniyle alacak davasıdır.
6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan kanunun 5.maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık, TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.
... Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve .... sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.
TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı ..., ..., ..., ..., ... ve ..., ... ve ... Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.
Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;
1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,
2-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Davalı gerçek kişi olup, Mahkemece davalının tacir olup olmadığına ilişkin bir araştırma yapılmadığı gibi, görevsizlik kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesince de bu araştırma yapılmamıştır. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... yazdığı yazıya verilen cevap, yukarıdaki araştırma kriterlerini karşılamamaktadır.
6102 sayılı TTK'nın 11/2. maddesi uyarınca çıkarılan en son tarihli Bakanlar kurulu kararı da araştırılmış; ... tarafından gelen 04.07.2024 tarihli yazı cevabına göre, davacının işletme hesabına göre defter tutuğu, 2023 yılı beyan edilen toplam kazancın 88.139,93TL, 2022 YILI 81.660,42 TL olduğu belirtilmiş olup emsal ... saylı ilamları ile de gerekli araştırmalar yapılmış olup davacının tacir olmadığı tespit edilmiştir. Buna göre HMK'nın 114/2, 115/2 ve TTK'nın 5/A maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle;
1-Davanın , davacının tacir olmaması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4, 5, HMK'nin 114/1-c, 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİ ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
2) Davaya bakmakla yetkili ve görevli mahkemenin ... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA,
3) Kararın kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye göndermeyi talep etmeleri halinde dosyanın ... MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4) (a) Süresi içinde yapılan başvuru yapılması ve dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi halinde HMK'nin 331/2. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkeme tarafından hüküm altına alınmasına,
(b) Süresi içinde başvuru yapılmaması halinde ise HMK'nin 20/1-son cümlesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine ve yargılama giderlerinin verilecek ek kararda hüküm altına alınmasına,
Dair, E-duruşma sistemi üzerinden davacı vekili ve E-duruşma sistemi üzerinden davalı vekilinin yüzüne karşı taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
15/10/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸