T.C. ... 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/20 Esas - 2025/10
T.C.
... "TÜRK MİLLETİ ADINA "
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/20 Esas
KARAR NO : 2025/10
DAVA : Tazminat (Kasko Sigortasından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/01/2025
KARAR TARİHİ : 09/01/2025
KARAR YAZMA TARİHİ : 09/01/2025
Mahkememize açılan davanın yapılan tensi ön incelemesi sonucunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ;
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Davalı sigorta şirketi tarafından ... .... .... poliçe numarasıyla KASKO sigorta poliçesi tanzim edilmiş müvekkiline ait arcın ... plakalı araçta 21.07.2024 tarihinde maddi hasarlı kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketi tarafından ise müvekkilinin zararlarının giderilmediğini, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak herhangi bir dönüş olmadığını, arabuluculuğa başvuru yaptıklarını ancak anlaşma sağlanamadığını, kaza sonrasında eksper raporu alındığını, rapora göre müvekkilinin aracında 93.424,39 TL hasar tespit edildiğini, ancak davalı sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin zararından sigorta şirketinin sorumlu olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; davalarını belirsiz alacak davası olarak ikame ettikleri Buna göre davanın kabulüne, hasar tazminatı için şimdilik 10,00.TL'nin olay tarihinden işleyen avans faiziyle davalıdan tahsiline, 3.210,00 TL ekspertiz ücreti de dahil olmak üzere yargılama giderleri ile yasal vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Usul ekonomisi gereği davalı tarafa tebligat yapılmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Kasko sigortasından kaynaklanan hasar tazminatına ilişkindir.
İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan “belirsiz alacak davası”, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir” hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz.
Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır.
Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17.10.2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320).
Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir” hükmüne, 2.fıkrasında ise; “Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için;
a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması,
b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında “tartışmasız” ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde “belirli” ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11.Bası, s.319-320).
Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan bir kısmi davada davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir kısmi davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan kısmi davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11.bası,s.320-321). ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/17-1099 Esas, 2019/460 Kararı)
Eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı şüphesizdir. Alacağının miktarı veya değeri belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılmaz. Salt bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. ( Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 2014/442 Esas, 2014/2051 Kararı)
Somut olayda, dava dilekçesi ekinde sunulan 03/09/2024 tarihli, 1104 Rapor nolu ekspertiz raporuna göre araçta meydana gelen hasar miktarının 93.424,39.TL tespit edildiği, davacı vekili tarafından 11 Kasım 2024 tarihli e-posta ile davalı kasko şirketine başvurarak (93.424,39.TL hasar tazminatı+3210.00.TL ekspertiz ücreti dahil) toplam 96.634,39.TL'yi talep ettiği, ayrıca dava dilekçesinde de ekspertiz raporuna göre hasar miktarının 93.424,39.TL olduğu açıkça belirtilmiş olup davaya konu hasar tazminat miktarının davacı tarafından alınan ekspertiz raporu ile belirli hale gelmiş olduğundan, buna rağmen davacı tarafından ise şimdilik 10,00 TL üzerinden belirsiz alacak davası açıldığı, tazminat alacağının belirli hale gelmiş olması dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği anlaşılmakla, ( Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 07/05/2018 tarihli 2018/2013 Esas, 2018/3870 Kararı) davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1)Davanın hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2) Dava açılışında alınan 615,40 TL peşin harcın, 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harcı karşıladığı anlaşıldığından harç alınmasına yer olmadığına,
3) 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5) Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine,
Dair, dosya üzerinden tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1. maddesi uyarınca 2 (iki) hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/01/2025
¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸