T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA "
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/616 Esas
KARAR NO : 2025/567
DAVA : Alacak ( İnanç Sözleşmesinden Kaynaklı Adi Ortaklığın Tespiti ve Tasfiyesi ile Müspet Zararın Tespiti)
DAVA TARİHİ : 22/08/2025
KARAR TARİHİ : 04/09/2025
KARAR YAZMA TARİHİ : 04/09/2025
Mahkememize açılan davanın yapılan tensip öninceleme sonucunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ;
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: .... ada parseline Kat Karşılığı İnşaat yapımı için,.... dayanan Adi Ortaklığın Tespiti ile tasfiyesi ve buna bağlı olarak müspet alacağın belirlenerek davalıdan tahsilini talep ettiklerini. Davalarını Belirsiz alacak davası olarak 150.000TL (yüzelli bin) üzerinden açtıklarını. Davalı ...' den .... Noterliği, 06.01.2021 tarih ve ... sayıda kayıtlı ihtarname ile anlaştığımız adi ortaklıktan kaynaklı haklarını talep ettiğini. Davalı vekilinin .... Noterliği, 14.01.2021 tarih ve ... sayıda kayıtlı cevap yazısında talebi reddedilerek, özetle; " davacının muhatap müvekkilinin çalışanı olarak bir dönem hizmet verdiği, hizmet akdi çerçevesinde müvekkilinin çeşitli inşaatlarında çalışan ve bazı inşaat projelerinde iş ve işlemler takip eden kişi olduğu" bildirilmiş olduğunu. Ortaya çıkan bu uyuşmazlık nedeniyle zorunlu arabulucu başvurusu yapılmış ve 28.02.2023 tarihinde anlaşamama tutanağı tutulmuş olduğunu. Davalı ile 2010 yılından itibaren anlaşarak iş bazında, Sözlü İnanç Sözleşmesine dayalı adi ortaklı kurup, birlikte işler yaptıklarını. Davalı ... ile tanışlıklığım 2001 yılı öncesi yapmış olduğum inşaatlardan davalı ... iş yeri satışları ile başlamış olduğunu. 2001 yılında yaşanan kriz sonrası işlerimin bozulması nedeni ile kendi adıma iş yapamaz durum geldiğini İnşaat yapım ve takip bilgilererine güvenenlerle kardan pay alıp yaptığım işler ile piyasaya ve kamuya olan borçlarımı tasfiye yolunu seçtiğini. Bu süreç içerisinde davalı ile ilişkisinin sürdüğünde davalının, çalışma şeklim hakkında bilgisi olduğunu. Dava konusu.... parselini teşkil eden, 7456 m2 lik arsa, ....'nın gözde alışveriş merkezleri olan .... ve diğer alışveriş merkezlerinin yanında bulunan değerli bir arsa olduğunu Arsa sahipleri ile yapılan “Düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi” yapılacak inşaatın %45 değeri arsa sahiplerine, “%55 değeri yükleniciye kalacak şekilde yapılmış olduğunu. ...'n den alınan imar durumunu gösterir Çapa ve Aplikasyon ve Yol kotuna göre; Mimar ... ile yapıla son etütlerde zemin 2.000 m2 * emsal dışı 1. Bodrum 2.000 m2 ve * emsal dışı 2. Bodrum 2. 000 m2 TOPLAM 6.000 m2 iş yeri yanı sıra 72 adet 200 m2 lik 4 * 1 daire yapılacağını, Davalının; arsanın boş ve sorunsuz olduğu, 10.05.2019 tarihinde.... parsel Tapu kaydı üzerine Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin şerhini işletmemesinden dolayı, arsa üzerindeki sözleşme bütünlüğü arsa sahiplerinin ( yapım sürecinin uzamasından dolayı ) yaptığı şatışlar ile bozulmuş olduğunu. Davalı kendisine verilen yetkiyi inşaat sektöründeki dönemsel sıkıntıdan dolayı bilerek kullanmamış olup sözleşmenin ifasının imkansız hale getirmiş olduğundan, Buna göre davalı ile adi ortaklığımın tespitine ve adi ortaklığın tasfiyesine, .... parselinde ki iş ile ilgili olarak Ortaklık esasının, karın '“%65'inin davalıya, %35'inin tarafına ait olacak şeklinde oluştuğunun kabulü ile adi ortaklığın tasfiyesi ile belirsiz olan müspet zararımın bilirkişi marifetiyle hesaplanarak, İnşaatın teslim tarihi olan 10.11.2022 tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, Yargılama giderleriyle dava vekalet ücretinin davalıya yüklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, İnanç Sözleşmesinden Kaynaklı Adi Ortaklığın Tespiti ve Tasfiyesi ile Müspet Zarar istemi davasına ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve ticari işletmeleriyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan Kanun maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan olması gerekli ve yeterlidir. Aynı Kanun’un 5/2. maddesinde ticari davaların, ayrı Asliye Ticaret Mahkemesi olan yerlerde o yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde görüleceği hükme bağlanmış, maddenin 3. fıkrasında; Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisi olarak belirlenmiştir.
Davacının gerçek kişi olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığına yönelik Dikimevi Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılmış olup verilen 02/09/2025 tarihli cevabi yazısına göre davacı ... 'ın 01/07/2020 tarihi itibariyle Apartman yöneticisi olup defter tutma ve beyanname verme yükümlülüğü bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı ... için .... yazılan müzekkereye verilen 03/09/2025 tarihli yazı cevabında Binaların İnşaatı faaliyetlerinden dolayı mükellef kaydı olup bilanço esasına göre tabi olduğu belirtilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; mahkememizce görev hususunda re'sen yapılan araştırmada, davacının gerçek kişi olup .... 02/09/2025 tarihli cevabi yazısına göre davacının Apartman yöneticisi olup defter tutma ve beyanname verme yükümlülüğü bulunmadığı belirtilmiştir.
Buna göre, her ne kadar davalı ... tacir ise de davacı ...'ın tacir olmadığı, davacının sıfatına ve davanın niteliğine göre nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari davanın söz konusu olmadığı ve davada görevli mahkemenin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu ( ....Dairesinin 10/09/2018 tarihli ...., .... Dairesinin 29/01/2019 tarihli .... ,....Dairesinin 29/12/2023 tarihli.... ) gözetilerek dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Uyuşmazlığın genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, dava mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığından mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nın 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan anılan yasanın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,
3-Tarafların, görevsizlik kararına karşı kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli .... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Yargılama giderleri ve harcın HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair; dosya üzerinden tarafın yokluğunda,gerekçeli kararın tebliğinden itibaren, HMK.nun 345.maddesine göre 2 (iki) hafta içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı.04/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır.
Hakim ...
¸e-imzalıdır.
¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸