T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/66 Esas - 2025/365
T.C.
ANKARA "TÜRK MİLLETİ ADINA "
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/66 Esas
KARAR NO: 2025/365
DAVA : İtirazın İptali (Alım- Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/01/2025
KARAR TARİHİ : 21/05/2025
KARAR YAZMA TARİHİ : 22/05/2025
Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ ;
DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkili şirket ile borçlu arasında yapılan sözleşmeler gereği borçlu tarafça üretimi gerçekleştirilip müvekkili şirkete teslim edilecek olan daire içi dağıtım panosu konusunda anlaşma sağlandığını, müvekkil şirket tarafından ilgili panoların temini amacıyla çeşitli zamanlarda çek ve nakit olmak üzere ödemeler gerçekleştirildiğini, söz konusu ödemelerin tamamının müvekkili şirket tarafından 24.01.2024 tarihinde gerçekleştirildiğini, borçlu tarafça üretimi gerçekleştirileceği belirtilen daire içi dağıtım panolarının büyük bir kısmının müvekkili şirkete teslim edilmediğini, müvekkili şirketin ciddi anlamda kazanç kaybı meydana geldiğini, bunun üzerine Müvekkili şirketin, davalı borçludan olan alacağının tahsili için 21.05.2024 tarihinde ...... Esas sayılı icra dosyası ile borçlu şahısa karşı icra takibi başlatıldığını, ancak borçlu tarafından süresinde fakat haksız ve yersiz olarak itiraz edilmesi üzerine icra takibin durdurulduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan görüşmeler ve ticari mal satımı nedeniyle söz konusu davalı borçluya müvekkili şirket tarafından hizmet sağlandığını, dava kapsamında görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu, davalı aleyhine red ve ya hükmolunan miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkûm edilmesini talep etme zarureti hâsıl olduğunu, tüm bu nedenlerle borçlu şirket tarafından gerçekleştirilen haksız ve yersiz itirazın iptali ile durdurulan toplam 305.721,60.TL üzerinden ...... Esas sayılı takibin devam etmesini, borçlu şirket aleyhine asıl alacağın %20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatına hükmedilmesini ve dava masrafları ile avukatlık vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmıştır.
CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; Müvekkili ile davacı taraf arasında imzalanmış olan herhangi bir sözleşme bulunmadığını, hiçbir yazılı delile dayanmamış olarak iddia üzerine dayatılarak davacı firma tarafından açılan işbu davanın reddi gerektiğini, yetki, zamanaşımı, husumet ve hak düşürücü süre itirazlarını sunduklarını, dava dilekçe ekinde bir miktar çek ve fatura sunulduğunu, hangi anlaşmaya dayanarak neyin talep edildiği belli olmayan davanın reddi gerektiğini, davacının iddiasını ispatlar nitelikte bir belge sunamadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının sunmuş olduğu çek , fatura ve diğer belgelerin birbirleriyle uyumlu olmadığını, herhangi bir şekilde birbirlerini karşılamadığını, davacının sunduğu belgelerin delil olarak kabul edilemeyeceğini, dava dilekçesi ekinde sunulmuş olan faturalarda aleyhe kabul anlamına gelmemekle birlikte işbu faturalarda davalı müvekkilinin borçlu değil alacaklı olduğu görüldüğünü, davacının borçlu olduğuna ilişkin belge ile alacaklı olduğunu iddia etmesi akıl alır nitelikte olmadığını, davacının aleyhe iddialarını kabul etmediklerini her türlü alacak talebi yönünden itiraz ettiklerini , bu nedenlerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılanma giderleri ve avukatlık karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, davacının, davalı borçlu hakkında alacağı için başlattığı icra takibine davalı tarafından icra itiraz edilmesi üzerine açılan vaki itirazın iptali ile takibin devamı davasına ilişkindir.
Mahkemenin görevi HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartlarından olup, 115. madde gereğince de mahkemece resen incelenmesi gereken hususlardandır. Bu kapsamda öncelikle Mahkememizin iş bu davada görevli olup olmadığı hususu re'sen irdelenmiştir.
Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için öncelikle "ticari işletme", "ticari iş", "tacir" ve "ticari dava" kavramları üzerinde kısaca durulmasında yarar vardır:
Belirtmek gerekir ki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun hazırlanmasında esas itibariyle "ticari işletme" temelinden hareket edilmiş ve ticaret hukukunun önemli kurumları ticari işletme kavramı ile bağlantı kurularak tanımlanmıştır. Bu hususa TTK'nın 11. maddesinin gerekçesinde de değinilmiş ve "...ticari işletme kanunun temelidir; yani merkez kavramıdır; bu niteliği ile belirleyici, hatta tanımlayıcıdır..." denilmiştir.
Ticari işletme, TTK'nın 11/1. maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır. Görüleceği üzere ticari işletmenin unsurları; esnaf işletmesi için öngörülen sınırın üzerinde bir gelir sağlamayı hedef tutan faaliyet, devamlılık ve bağımsızlık olarak düzenlenmiştir. Buradaki faaliyet iktisadi faaliyet olup, amacı gelir elde etmektir. Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır.
TTK' nun 3. maddesinde "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir.
Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılmıştır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari iş sayılmazlar (...... ).
Tacir sıfatının ticari işletmeye bağlı olduğu düşünüldüğünde, adlarına ticari işletme işletilen kişilerin kural olarak tacir sayılacağı açıktır.
Tacir sıfatına bağlanan hüküm ve sonuçları ise; iflasa tabi olmak, ticaret unvanı kullanmak, işletmesini ticaret siciline tescil ettirmek, gerekli ticari defter ve kayıtları tutmak, basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek, ticari örf ve adetlere tabi olmak, kanunda öngörülen ihtar ve ihbar şekillerine uymak, ticari iş karinesi, ticari işletmeyle ilgili görülen iş ve hizmetlerde kararlaştırılmamış olsa bile ücret isteyebilmek, avanslar ve giderler için faiz talep edebilmek, fatura vermek, faturaya ve teyit mektubuna süresinde itiraz etmemenin neticelerine katlanmak, ücret ve cezai şartın indirilmesini isteyememek, ticari yargı konusu olmak, ticari satış ve mal değişiminde özel hükümler, mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin özel sonuçları ve hapis hakkı bakımından özel düzenlemelerdir.
Bu açıklamalardan sonra "ticari dava" konusuna gelindiğinde ise TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Yukarıda açıklandığı gibi ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. ( Ankara Bölge Adliye mahkemesinin 09/02/2024 tarihli...... )
Somut olayda uyuşmazlık, ...... Esas sayılı dosyasına ilişkin olarak davacı tarafın şirket olarak daire içi dağıtım panosu konusunda davalı taraf ile anlaşma sağlandığını ödemeler gerçekleştirmesine rağmen daire içi panoların büyük kısmını davacı müvekkil şirkete, davalı borçlunun teslim edilmediği iddiası ile 305.721,60.TL üzerinden başlattığı icra takibine davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine davacı tarafından açılan vaki itirazın iptali davasına ilişkin olup taraflar arasındaki alım satım sözleşmeler hukukundan kaynaklanmaktadır.
Davalının gerçek kişi olup ... 07/05/2025 tarihli cevabi yazısına göre davalının ilgili kişinin, Başka Yerde sınıflandırılmamış Güvenlik Faaliyetleri kodlarından faaliyete başladığı, 2.sınıf mükellef olup, işletme hesabına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. 2023 yılı Gelir Vergisi Beyannamesine göre davalı tarafın dönem içinde alım- satım hasılatı toplamı 1.510,271,58.TL, karının ise 44.227,47.TL olduğu tespit edilmiştir.
...... müzekkere yazılarak 2023-2024-2025 yılları Esnaf-Tacir ayrımını gösteren listenin gönderilmesi istenilmiş verilen cevabi yazısında; Müdürlüklerinin ...... (...) yapılan araştırma sonucu ...... T.C kimlik numaralı ... ile ilgili ...... kaydına rastlanmadığını, 2023-2024-2025 yılları Esnaf-Tacir ayrımını gösteren listesinin yazıları ekinde gönderildiğinin bildirilmiş olup 2023 yılı esnaf- tacir haddinin 2.670,001,00.TL, 2024 yılı için ise 4.200,001,00.TL olduğu gönderilen cetvelden tespit edilmiştir.
Davalı tarafın esnaf tacir ayrımını gösteren gelir durumuna göre tacir olmadığı gerçek kişi ESNAF olduğu, ...... ve ...... yazılan müzekkere ile tespit edilmiş olup davacı tarafın şirket olarak tacir olmasına rağmen iki tarafta birlikte tacir konumunda olmadığı gibi dava mutlak ticari dava olmadığından Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesine olanak bulunmamaktadır. Dava konusu uyuşmazlık iki tarafın Türk Ticaret Kanununda belirtilen ve tanımı yapılan ticari işletmesini ilgilendirmediği, davacının alacağının Borçlar Kanunuda düzenlenen alım satım sözleşmesinden kaynaklı alacağa dayandığından, davanın ticari dava olarak da kabul edilmesi mümkün değildir. Genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. (...... benzer mahiyette)
Bu durumda, uyuşmazlığın Borçlar Kanununda düzenlenen alım satıma dayalı sözleşmeler hukuku ve hükümlerinden kaynaklandığından yukarıda değinilen nedenlerle genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, davanın ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu kapsamda mahkememizin görevsizliğine, HMK'nın 114/c, 115/2.maddelerine göre dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, dava dosyasının görevli ...... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Uyuşmazlığın genel mahkemelerin görevine girdiği dikkate alınarak, dava mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığından mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nın 114/c maddesi gereğince görev dava şartı olduğundan anılan yasanın 115/2. maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,
3-Tarafların, görevsizlik kararına karşı kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulması halinde ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde mahkememize müracaatı halinde dava dosyasının görevli ...... NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
4-Yargılama giderleri ve harcın HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ...... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvuru yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/05/2025
Katip ......
¸e-imzalıdır.
Hakim ......
¸e-imzalıdır.
¸* Bu karar 5070 sayılı kanun gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır*¸