T.C. ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/85 Esas - 2025/702
T.C.
ANKARA
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/85 Esas
KARAR NO : 2025/702
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 04/02/2025
KARAR TARİHİ : 31/10/2025
KARAR YAZMA TARİHİ :24.11.2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı anonim şirketin kapalı ve aile tipi bir şirket olarak, 02.11.1982 yılında ve 20.000.000 TL sermaye ile kurulduğunu, Davacının ... ve 940.02 pay sahibi ... hariç diğer hâkim 3 ortak aynı ailenin fertleri olduğunu, aile fertlerinin toplam *685 hisseye ve tüm yönetim kadrolarına sahip olduklarını, Davalı şirket aleyhine TTK madde 531 uyarınca şirketin feshi davası açıldığını, .....Mahkemesi 11.02.2021 tarih ve ...... Sayılı kararı ile; "T7K'nın 531. maddesi kapsamında şirketin feshi istemli açılan işbu davada davacı ... ile diğer şirket ortakları arasında güven ilişkisinin kalmadığı, davalı şirketteki ortaklık ilişkilerinin devamının çekilmez ve yürütülemez hale geldiği, haklı nedenlerle şirketin fesih koşullarının oluştuğu ancak davalı şirketin faal olup ülke ekonomisine kattığı değer, diğer şirket ortaklarının - sirkte çalışanlarının ve sirkte alacaklarının menfaatleri değerlendirildiğinde şirketin feshi yerine davacının ortaklık payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenerek davalı sirkte ortaklığından çıkarılmasının uygun olacağı gerekçeleriyle davalı şirketin fesih ve taşfiye isteminin reddi ile davacının davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına, 4.400.197,59 TL ortaklıktan çıkma payının 11/02/2021 karar tarihinden isleyecek avans ... ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine ...." Kararı verildiğini, Anılan kararın .....Dairesinin ekte bir ömeği sunulan 30.05.2024 tarih ve ...... Sayılı kararı ile onandığını ve davalı şirketin istinaf isteminin reddedildiğini, anılan kararın taraflarca temyiz edilmediğini ve 09.09.2024 tarihinde kararın kesinleştiğini, Yukarıda belirtilen davanın devamı aşamalarında müvekkilin hala şirket ortağı olmasına karşın davalı şirket tarafından müvekkile hiçbir şekilde "kar payı" ödemesi yapılmadığını, müvekkilin şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin olarak EK-3 de sunmuş olduğumuz karar "kesinleşene kadar” şirketin ortağı olduğunu ve kar payı alacağı hakkı bulunmadığını, TTK'nın 507/1. Maddesine göre, her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haiz olduğunu, TTK'nın 408/2-d maddesine göre ise, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması şirket genel kurulunun münhasır yetkileri arasında olduğunu, davalı şirketin hakim hissedarlarının maaş, huzur hakkı, araç kullanımı gibi bir çok şirketin avantajını kullanırken, müvekkilin TTK madde 507/1 hükmü hilafına kar payından kötü niyetli olarak mahrum bırakıldığını, Müvekkilin uzun yıllar davalı şirkette yönetici ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, görev yaptığı yıllarda şirket alanında Türkiye'nin lokomotif firması haline geldiği gibi, başta Fransa olmak üzere Avrupa pazarlarında önemli hakimiyetler elde ettiğini, hâkim hissedarların baskıcı ve gayri hukuki eylemlerinin ortaya çıkmasının müvekkili şirketten ayrılmaya sürüklediğini, belirtilen tüm bu nedenlerle "2019-2024 dönemlerine İlişkin olarak" müvekkile ödenmeyen "kazanç ve kar paylarının" tahsili amacıyla bu davanın açılması zorunluluğu doğduğunu, Yukarıda belirtilen sebeplerle fazlaya ilişkin tüm haklarımız saklı kalmak üzere şimdilik; davalı şirket tarafından müvekkile "2019-2024 yılları arasında" ödenmeyen "kazanç ve kar paylarına” ilişkin olarak 10.000, 00 TL ödenmesini, bilirkişilerce tespiti yapılacak mahrum kalınan kazanç ve kar paylarını, ödemelerin yapılması gerekli tarihlerden itibaren geçerli olmak üzere reeskont faiz uygulanmasını, dava masraf ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini, Talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının da ikrarında olduğu üzere davacı tarafından müvekkil şirket aleyhine .....Esas sayılı dosyası ile “ortaklıktan çıkma davası” ikame ettiğini, kararın .....Dairesinin ekte bir örteği sunulan 30.05.2024 tarih ve ..... Sayılı kararı ile onandığını ve davalı şirketin istinaf isteminin reddedildiğini, anılan kararın taraflarca temyiz edilmediğini ve 09.09.2024 tarihinde kararın kesinleştiğini, Dolayısıyla konu dava uyarınca davacı çıkma payını aldığını ve müvekkil şirketteki ortaklığı sona erdiğini, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının müvekkil şirket ile bir bağlantısı bulunmadığını, Nitekim Türk Ticaret Kanunun 507/1.maddesinde; “Her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir. Şirketin sona ermesi hâlinde her pay sahibi, esas sözleşmede sona eren şirketin mal varlığının kullanılmasına ilişkin, başka bir hüküm bulunmadığı takdirde, tasfiye sonucunda kalan tutara payı oranında katılır” denildiğini, kanun hükmü uyarınca dava tarihi itibariyle pay sahibi yani ortak olmayan davacının işbu davayı açabilmesinin mümkün olmadığını, Dolayısıyla kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından 2019-2024 tarihleri arası kar payı talep edilmekte ise de 11/02/2021 tarihi itibariyle davacının müvekkil şirket ile bir alakası kalmadığını, Konuya ilişkin .....Dairesi'nin 24/6/2019 tarih, v sayılı ilamında;, "hisse devrinden önceki döneme ilişkin kâr payı talep edemeyeceği, 2014 yılı için de kâr payı dağıtımı hususunda alınmış bir genel kurul kararı olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.” denilerek hisselerin devri öncesi döneme ilişkin talepte bulunamayacağı sonraki yıllar için ise genel kurul tarafından alınmış bir kar payı kararı bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu onama kararı ile hüküm altına aldığını, Bu itibarla anonim şirketlerde kâr payı dağıtımı yapılabilmesi için, genel kurulun kâr payı dağıtımı hakkında karar alması gerektiğini, bu durumda alacak hakkının, ancak genel kurulun açık şekilde kâr dağıtımına karar vermesi ile doğacağını, Bu kapsamda kar payı dağıtım kararının genel kurulunun devredilmez yetkileri arasında olduğunu 2019-2024 tarihleri arasında müvekkil şirket genel kurulunda alınan kar payı dağıtım kararı bulunmadığını, Bir başka emsal olan ..... Dairesi'nin 12/09/2024 tarih, ..... sayılı ilamı ile ..... Dairesi'nin .....sayılı; “2010 yılından dava tarihine dek dağıtılması gereken kâr payının tespiti talebi bakımından; Kanun'un 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca kâr ve kazanç paylarının belirlenmesi ve dağıtılmasına ilişkin karar alma yetkisinin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında bulunduğu, nitekim 507. maddenin birinci fıkrası uyarınca pay sahibinin kâra katılma hakkının doğması için genel kurulda kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre kâr dağıtımı kararı alınmış olmasının zorunlu olduğu, incelenen genel kurul kararlarında kâr payı dağıtımı kararı alınmadığı, mahkemece davacının talep edebileceği doğmuş bir kâr payı alacağının bulunmadığı kabulü ile talebin reddine karar verilmesinde de isabetsizlik mevcut olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.” şeklindeki ilamı ile onandığını, Davacı tarafından 31/10/2018 ve 18/07/2022 tarihli genel kurul toplantılarında kar payı dağıtımının görüşülmesi yönünde gündeme madde eklenmesi talep edilmişse de; davacının talebinin oy çokluğu ile reddedildiğini, davacı tarafından işbu genel kurulların iptali için dava da açılmadığından genel kurul kararları kesinleştiğini, Müvekkil şirket tarafından 2024 yılı Eylül ayında 4.400.197,59 TL ortaklıktan çıkma payı ve 3.726.876,94 TL işlemiş faiz ve ferileri olmak üzere toplam 8.791.305,69 TL davacıya ödendiğini, Bu kapsamda davacı taraf çıkma payı ile müvekkil şirketle bulunan sermaye payını geri almış olup müvekkil şirkette sermaye payı bulunmayan davacının kar payı talep etmesinin mümkün olmadığını, Müvekkil şirketin, mali ve hukuki yükümlülüklerini yerine getirmek adına kaynaklarını öncelikli olarak çalışanlarına karşı sorumluluklarını yerine getirmek için kullandığını, ... düzenlemesi kapsamında kıdem tazminatı ödemeleri gerçekleştirdiğini, 2023 yılında 28 çalışana toplam 7.587.717,07 TL, 2024 yılında 1 çalışana 180.296,51 TL olmak üzere toplam 7.768.013,58 TL kıdem tazminatı ödendiğini, Müvekkil şirket tarafından ...'na müracaat edilerek 10/10/2022 tarihli ... nolu yatırım teşvik belgesi kapsamında “güneş enerjisi panelleri kurmak" için yatırım yapıldığını, bu çerçevede İlgili devlet teşviklerinden faydalanarak elektrik üretimine yönelik hem tasarruf hem de gelir sağlayacak ciddi bir kaynak sağlandığını, Yukarıda izah edilen nedenlerle; davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini, Talep etmiştir.
DAVANIN NİTELİĞİ VE UYUŞMAZLIK:Dava; davacının ..... Mahkemesinin 11/02/2021 tarih ..... sayılı ilamı ile ortaklık payı ödenmek suretiyle davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verildiği, ancak yargılama süresince mahrum kalınan kazanç ve kar payından kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu görüldü. Mahkememiz yetkisine itiraz edilmemiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının dava açmakta hukuki yararı olup olmadığı, davacının ortaklık payı ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkartıldığı hususu da dikkate alınmakla mahrum kalınan kazanç ve kar payı alacağının olup olmadığı, varsa miktarının tespiti ile bu alacağının talep şartlarının bulunup bulunmadığı, faizin başlangıcı ve oranına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
DELİLLER: .....Mahkemesine, ..... yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili dosyalarının dosyamız arasına alındığı, davalı vekilinin ticari defter ve kayıtlarını ve ilgilisini dosyamıza bildirdiği akabinde Nitelikli Hesap uzmanı Bilirkişisi ... ile SMMM Bilirkişisi ...'a dosya tevdi edilerek uyuşmazlığa ilişkin rapor düzenlenmesi istenmiş ve heyet raporunu sunmuştur.
BİLİRKİŞİ RAPORU : Bilirkişilerin raporunda özetle: Her ne kadar Ana Sözleşme'nin 14. maddesinde % 5 kar payı dağıtılacağı yönünde hüküm mevcutsa da, talep edilen dönemlere ilişkin kar payı dağıtılması yönünde Genel Kurul Kararı bulunmadığı ve bu kararlara karşı iptal davası açılmamış olması nedeniyle davacının talebinin kabul edilemeyeceği, Ancak Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde Sözleşme'nin 14. Maddesine göre kar payının hesaplanabileceği, bu yönde bir hesaplamanın yukarıda yapıldığı, sonuç ve kanaatine varmışlardır.
ISLAH DİLEKÇESİ: Davacı vekili ıslah dilekçesi ile ; Dava değerini 172.091, 84 TL'ye artırdıklarını ıslah etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; davacının ..... Mahkemesinin 11/02/2021 tarih ..... sayılı ilamı ile ortaklık payı ödenmek suretiyle davalı şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle 2019-2024 yargılama süresince mahrum kalınan kazanç ve kar payından kaynaklı alacak istemine ilişkin olduğu görüldü. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının dava açmakta hukuki yararı olup olmadığı, davacının ortaklık payı ödenmek suretiyle ortaklıktan çıkartıldığı hususu da dikkate alınmakla mahrum kalınan kazanç ve kar payı alacağının olup olmadığı, varsa miktarının tespiti ile bu alacağının talep şartlarının bulunup bulunmadığı, faizin başlangıcı ve oranına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Davacının ortaklıktan çıkarılma kararı 09.09.2024 tarihinde kesinleşmekle öncesi dönem için kar payı istemekte hukuki yararı olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda başvurucunun ... San.A.Ş. isimli firmada 2019-2024 tarihleri arasında %14,98 hissedarı olmasına karşın, şirket tarafından kazanç paylaşımı yapılmayarak bu tarihler arasında başvurucuya kar payı ödenmemesi” olduğu, görüşmelerin anlaşamama ile sonuçlandığı, 19.12.2024 tarihinde son tutanağın düzenlendiği, 04.02.2025 tarihinde huzurdaki davanın ikame edildiği tespit edilmiştir. Davalı firmanın, talep konusu dönemlere ilişkin genel kurul toplantı tutanak içerikleri ve ana sözleşme ...'dan gelen 21.05.2025 tarihli cevap ile dosyamız arasına alınmış ve incelendiğinde kar payı dağıtımı yapılmasına ilişkin bir karar bulunmadığı görülmüştür. İlgili dönemlere ait genel kurulların iptaline yönelik davacı tarafından bir işlem bulunmadığı dosya kapsamından tespit edilmiştir. Rapor incelemesi sırasında henüz 2024 yılının genel kurul toplantısının yapılmadığı beyan edilmiştir. Davalı firmanın, 03.07.2013 tarihli ticaret sicil gazetesi ile tescilli ana sözleşmenin “Karın Tespiti ve Dağıtımı” başlıklı 14.madde içeriği; “ Şirketin net dönem karı yapılmış her çeşit masrafların çıkarılmasından sonra kalan miktardır. Net dönem karından her yıl %5 genel kanuni yedek akçe ayrılır, kalan miktarın %5’i pay sahiplerine kar payı olarak dağıtılır. Kar payı, kar sahibinin esas sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak hesaplanır. Net dönem karının geri kalan kısmı, genel kurulun tespit edeceği şekil ve surette dağıtılır. Pay sahiplerine yüzde beş oranında kar payı ödendikten sonra kardan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu genel kanuni yedek akçeye eklenir.” şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme, TTK m.519/2 c hükmüne de uygundur. Söz konusu maddede, “Pay sahiplerine yüzde beş oranında kar payı ödendikten sonra, kardan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onu, genel kanuni yedek akçeye eklenir” denilmektedir. Haklı sebeple fesih ve denkleştirme davası sonucunda ortaklıktan çıkarılma kararının verilmiş olması davacı pay sahiplerinin ortaklık sıfatının kaybı sonucunu doğurur. Kural olarak çıkarma kararı davacı pay sahipleri açısından sonuç doğurur (.....). Davacı ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş ve ortaklık sıfatı sona ermekle birlikte, koşulları varsa önceki döneme ilişkin kar payı alacaklarını talep etme hakkı vardır. Ancak bunun için ana sözleşme hükümleri, genel kurul kararları, dağıtabilir kar olup olmadığına dair yönetim kurulu beyanları, şirketin mali tabloları ve bilançoları önem taşıyacaktır. ..... sayılı kararda da belirtildiği üzere, karın dağıtılıp dağıtılmaması, bir kısmının yedek akçe olarak ayrılması genel kurulun münhasır görev alanı içinde kalmaktadır. Her ticari şirket gibi davalı şirketin de ana gayesi kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Ancak şirket(genel kurul) zararlarının karşılanması, yatırım yapılması ihtiyacı veya somut olaydaki gibi ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartlar ve sektördeki belirsizlikler gözetilerek kar payının dağıtılmamasına karar verebilir. Şirketin sermayesinin güçlü olması da kümülatif olarak tüm ortakların menfaatinedir. (.....).
Yukarıda açıklanan nedenlerle talep edilen döneme ilişkin genel kurul tutanaklarında kar payı dağıtılması yönünde bir karar alınmadığı görülmektedir. Söz konusu genel kurul kararlarına karşı bu kararların Yasaya, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olduğu ileri sürülerek iptal davası da açılmış değildir. 2019-2024 dönemlerine ait mali verilerin icmal tablosuna raporda yer verilmiş olup firmanın 2019-2020-2021-2022-2023 yıllarında kar, 2024 yılında zarar beyan ettiği tespit edilmiştir. Genel kurul toplantılarında kar dağıtımı yapılması yönünde bir karar alınmadığından heyet tarafından alternatifli rapor verilmiş ise de dava konusu dönemlere ilişkin genel kurul kararlarında kar payının dağıtımı konusunda bir karar alınmadığı gibi buna ilişkin kısımlar için genel kurul kararlarının yasaya, ana sözleşmeye, ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu yönünde iptal davası açılmamış olup her ne kadar Ana Sözleşme’nin 14. maddesinde % 5 kar payı dağıtılacağı yönünde hüküm mevcutsa da, talep edilen dönemlere ilişkin kar payı dağıtılması yönünde Genel Kurul Kararı bulunmadığı ve bu kararlara karşı iptal davası açılmamış olması nedeniyle davacının talebinin kabul edilemeyeceğine kanaat getirilmiş olup davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle;
1-Davanın REDDİNE,
2) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan, dava açılışında alınan 615,40 TL peşin harç ve ıslah nedeniyle alınan 2.768,13 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 3.383,53 TL harcın düşülmesi ile fazla 2.768,13 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde YATIRANA İADESİNE,
3) 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin DAVACIDAN ALINARAK HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4) Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5) Davalının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin DAVACIDAN ALINARAK DAVALIYA VERİLMESİNE,
6) Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak YATIRANA İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf başvuru yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/10/2025
Katip .....
¸
Hakim .....
¸