T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/281 Esas
KARAR NO : 2025/227
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 21/04/2021
KARAR TARİHİ : 28/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı şirketin diğer ortağı ...'ün, davalı şirketin 1/2 oranında hissedarı olduklarını, şirketi münferiden temsil ve işlem yetkilerinin bulunduğunu, ...'ün şirketi münferiden temsil ve işlem yetkisini kötü niyetli olarak kullandığını ve şirketi kapanma ve iflas aşamasına getirdiğini, ... ve oğlu ...'ün ... Otobüsleri A.Ş.'ye kiralanan şirkete ait .... .... .... plakalı araçların kira bedelleri ile diğer tüm araçların ödemelerini kendi nam ve hesaplarına aktardıklarını, bu husus ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin ...'e şirket ortaklığından çıkarılması yönünde talepte bulunduğunu, ...'ün bu talebi reddettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 640/3. maddesinin şirkete haklı sebeplerin varlığı halinde ortağı şirketten çıkarma davası açma hakkı tanıdığını, ortakların bir araya gelmesini sağlayan fiili ve şahsi niteliklerin ortadan kalktığını, böylece şirket amacının gerçekleşmesinin imkânsızlaştığını, davalı şirketin, faaliyet konusundan uzaklaştığını ve sürekli zarar etmekte olduğunu, şirketin malvarlığının israf edildiğini ve hakkında icra takipleri açıldığını, şirket ortakları arasındaki güven ilişkisinin sona erdiğini, diğer ortağın kusurundan kaynaklı şirketin kuruluş gayesinin gerçekleşmesinde hukuki ve ekonomik imkansızlık meydana geldiğini, şirket yönetiminde yolsuzluklar yapıldığı kanaatinin güçlendiğini, şirket müdürü olan diğer ortağın şirketi iyi idare edemediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2. maddesinin "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir" hükmünü içerdiğini, 245. maddesinde "bir ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında şirkete ihanet etmiş olması" veya "bir ortağın kendisine düşen asli görevleri ve borçları yerine getirmemesi" ve bunlara benzer hallerin haklı sebep olarak nitelendirildiğini, davacının şirketin işleyişinden haberdar olamadığını, ...'ün şirketin öz sermayesini kasten azaltmış olduğunu, şirketi iflasa sürüklediğini belirterek müvekkili ...'nın... Turizm Taşımacılık Gıda İnş. Trz. Oto. Eml. San. Tic. Ltd. Şti.'deki şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, davacının ortağı olduğu davalı limited şirketin ortaklığından 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 638/2. maddesi gereğince çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere TTK'nın limited şirket ortaklığından çıkmayı düzenleyen 638. maddesinde, "(1) Şirket sözleşmesi, ortaklara şirketten çıkma hakkını tanıyabilir, bu hakkın kullanılmasını belirli şartlara bağlayabilir. (2) Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin dava dışı ... ile birlikte davalı şirketin 1/2 oranda ortağı ve münferiden şirketi temsile yetkili müdürleri olduklarını, diğer müdür ...'ün şirketi zarara uğrattığını, temsil ve ilzam yetkisini kötüye kullandığını, şirkete ait iki adet aracın kira gelirini kendisinin ve oğlunun uhdesine aldığını, şirket ortaklarının bir araya gelmesinin olanaksız olduğunu, ortaklık ilişkisinin çekilmez bir hal aldığını, müvekkilinin şirketin işleyişinden haberdar olamadığını, diğer ortak ...'den bilgi alamadığını belirterek haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini talep etmiştir. Dava dilekçesi ve ekleri davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davalı taraf davaya cevap vermemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 128. maddesi uyarınca ''Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır". Davalının yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediği tespit edildiğinden davacının ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar ettiği Mahkememizce kabul edilmiştir ve yargılama bu çerçevede yürütülmüştür.
Bu bağlamda, eldeki davanın haklı nedenlerle limited şirket ortaklığından çıkma istemine ilişkin olduğu, Mahkememizce çözümlenmesi gereken hususun, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin limited şirket ortaklığından çıkmak için haklı neden olarak kabul edilip edilemeyeceği, davacının ortaklıktan çıkma şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamından yer alan ticaret sicili kayıtlarına göre davacının %50, dava dışı diğer ortak ...'ün %50 ortağı bulunduğu davalı limited şirketi temsil ve ilzama yetkili müdürlerin 25.12.2014 tarihli ortaklar kurulu kararına göre 10 yıl süreyle münferiden davacı ve davalı oldukları anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, limited şirketler sermayenin yanında şahsi ilişkilerin de önem kazandığı şirketlerdir. Haklı nedenin oluşabilmesi için bu şahsi ilişki nedeni ile şirket ortakları arasında huzursuzluğun bulunması ve bu durumun çekilemez hale gelmesi gerekir. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, hukuki çare üretilebilecek konuların haklı sebeple şirketten çıkma sebebi teşkil etmeyeceğidir.
Somut olayda, iki ortaklı davalı limited şirketin %50 oranında hissedarı ve aynı zamanda şirketi münferiden temsile yetkili müdürü olan davacı, şirketin faaliyetlerinden bilgi verilmediğini, diğer ortak ve yetkili müdür olan ...'e ulaşamadığını, bu kişinin münferiden temsil yetkisine binaen şirketi zarara uğratacak işlemler tesis ettiğini, şirketin içini boşalttığını, şirket aleyhine icra takiplerinin bulunduğunu, şirket hakkında kendisine bilgi verilmediğini ileri sürerek haklı nedenle şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesini istemiştir. Öncelikle davacı, davalı şirketi münferiden temsile yetkili diğer ortak ...'ün şirket faaliyetlerinden kendisini haberdar etmediğini, bilgi vermediğini ileri sürmüşse de, TTK'nın 614. maddesi gereğince, müdürün şirket işleri ve hesapları hakkında bilgi vermemesi halinde şirket genel kuruluna başvurması, genel kurulun karar vermemesi halinde de mahkemeden karar alması imkanına sahip olduğu, davacının bilgi almak için genel kurula ya da mahkemeye başvurduğuna yönelik bir iddiada bulunmadığı, ortağın bilgi almak için her seferinde genel kurula ve mahkemeye başvurmak zorunda kalması halinde bu durumun şirketten çıkma talebi için haklı sebep oluşturabileceği, ne var ki, eldeki davada davacının bu yönde bir iddiasının da bulunulmadığı, ayrıca davacının davalı şirketin sadece ortağı olmayıp aynı zamanda şirketi münferiden temsile yetkili müdür sıfatına sahip olduğu, bu sıfatıyla şirketin idaresi noktasında yükümlülükleri bulunduğu ancak davacının bu yükümlüklerini yerine getirmediğinden şirketin işlemleri ve faaliyetleri hakkında bilgi alamadığı, kaldı ki davalı limited şirketin müdürü olan davacının şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi alma ve inceleme hakkını özel olarak düzenleyen TTK'nın 644/1-c bendinde yapılan atıfla aynı Kanun'un 392. maddesine göre, davacı şirket müdürünün şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebileceği, soru sorabileceği ve inceleme yapabileceği, bir üyenin istediği, herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirilmesi, kurulca ve üyeler tarafından incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi almasının reddedilemeyeceği, reddedilmişse dördüncü fıkra hükümlerinin uygulanacağı, dördüncü fıkra hükmüne göre ise, başkan, bir üyenin, üçüncü fıkrada öngörülen bilgi alma, soru sorma ve inceleme yapma istemini reddederse, konunun iki gün içinde yönetim kuruluna getirileceğine, kurulun toplanmaması veya bu istemi reddetmesi halinde üyenin, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabileceği, ne var ki, somut olayda davacının bu yolu izlemediği açıktır. Öte yandan davacı, davalı şirketin kötü idare edildiğini, şirket aleyhine çok sayıda icra takibinin yapıldığını, diğer şirket müdürünün şirketin içini boşalttığını, dolayısıyla mali durumunun kötü olduğunu, şirkete ait iki adet aracın kira gelirinin şirkete değil, diğer müdürün kendisinin ve oğlunun hesaplarına aktarıldığını iddia etmişse de, diğer müdürün görevini kötüye kullandığı durumda davacının adı geçenin bu görevinden azlini mahkemeden istemesi, araç kira bedellerini uhdesinde tutanlara karşı dava açması gibi diğer yasal haklarını kullanması gerektiği, ancak davacının bu haklarını da kullanmadığı ve kendisine düşen sorumluluğu yerine getirmediği, bu aşamada haklı nedenlerin oluştuğu gereçesiyle ortaklıktan çıkma isteminin yasal koşullarının oluşmadığı değerlendirilmekle, davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1- Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
28/03/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸