T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/332 Esas - 2025/356
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2021/332 Esas
KARAR NO : 2025/356
...................
...................
.....................
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/05/2021
KARAR TARİHİ : 13/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında 17/09/2020 tarihli bayilik sözleşmesi imzalandığını, yurt dışı merkezli bir firmanın Türkiye distribütörü olan davalının güzellik malzemelerinin İstanbul(Avrupa-Asya), Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli hariç diğer tüm illerde emtianın bayi müvekkilce satışı konusunda anlaştıklarını, anılan sözleşmenin eki olarak 28/09/2020 tarihli ‘Bayilik Ek Sözleşmesi’ imzaladıklarını, buna göre 01/10/2020 tarihinden itibaren belirtilen iller dışında toptan ve parekende satışların müvekkilince yapılmasının, davalıya talep gelmesi halinde müvekkile yönlendirilmesinin kararlaştırıldığını, yine sözleşme uyarınca malların mail yoluyla sipariş verileceğinin, sonra ödemenin yapılıp malların tesliminin kararlaştırılıdığını, ilk siparişin 17/09/2020 tarihinde verildiğini, 10.000,00 TL değerinde ürün tesliminin yapıldığını, sözleşme devam ederken davalının sözeşmeye aykırı olarak 19/11/2020-22/11/2020 tarihinde "Beauty Çukurova Adana Estetik Kozmetik Fuarı"na katıldığını, müvekkilince 24/11/2020 tarihli ihtarname ile sözleşmeye uymasına davet edildiğini ve ürün talep edildiğini, emtia tesliminin yapılmadığını, sözleşmenin bir defa daha ihlal edildiğini, 01/12/2020 tarihli ihtarname ile de sözleşmenin haklı nedenle feshinin bildirildiğini, evrak teslimi dahil müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirdiğini, cezai şart alacağı ve sözleşmenin feshi nedeniyle zararlarının doğduğunu ileri sürerek, şimdilik ürün satım bölgesinin ihlali nedeniyle 100,00 USD cezai şart, sipariş verilen ürünün teslim edilmemesi nedeniyle 100,00 USD cezai şart, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle 100,00 USD cezai şart ve yapılan masraflar nedeniyle şimdilik 100,00 TL tazminatın 11/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, sözleşmelerin varlığının doğru olduğunu, davacının anlatımlarının eksik bulunduğunu, taraf yöneticileri arasında ... 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2021/133 Esas sayılı dosyasına yansımış 12/11/2020 tarihli kavga olduğunu, 17/11/2020 tarihinde müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, davalının sözleşme adresini değiştirmesi ve bildirmemesi nedeniyle bila tebliğ iade edildiğini, 24/11/2020 tarihinde adres değişikliğini bildirdiğini, soyut iddia ile sözleşmeyi feshettiğini ihbar ettiğini, 01/12/2020 tarihinde müvekkilinin yeni adrese sözleşmeyi feshettiğini tekrar bildirdiğini, 09/12/2020 tarihinde davacının cezai şart ve tazminat istemli tekrar ihtarname gönderdiğini, müvekkilinin fesih ihtarnamesinin önce olduğunu, mal siparişinin e-mail yoluyla yapılmaması nedeniyle geçersiz bulunduğunu, davacının sözleşmeyle taahhüt ettiği belgeleri sunmadığını, siparişle verildiği iddiasının yerinde olmadığını, aksi halde 1 haftalık süre verilmesinin hayatın olağan akşına aykırı bulunduğunu, adli oay nedeniyle güven ilişkisinin ortadan kaybolduğunu, hakkın kötüye kullanıldığını, zarar iddiası ile cezai şart taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı yapılan masrafların iadesi ve bölge ihlali, sipariş edilen ürünlerin teslim edilmemesi ve sözleşmenin haksız feshi nedeni ile cezai şart istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ile aralarında bayilik sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme uyarınca müvekkilinin davalının Türkiye distribütörü olduğu güzellik malzemelerinin davalıdan alınarak davacı tarafça belli iller haricinde satımı konusunda anlaştıklarını, bunun haricinde taraflar arasında bayilik sözleşmesinin eki olarak bir sözleşme daha akdedildiğini, buna göre, sözleşmeye aykırılık haline cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeyi ihlal ederek Adana'daki fuara katılım sağladığını, ayrıca sipariş edilen ürünlerin taraflarına teslim edilmediğini ve sözleşmenin haksız feshedildiğini beyan ederek sözleşmede kararlaştırılan cezai şartların tahsilini, ayrıca sözleşme nedeniyle yapılan masrafların iadesini talep ettiği görülmüştür. Davalı ise cevap dilekçesinde özetle, taraflar arasında görülen hakaret, tehdit kovuşturması bulunduğunu, bu olay nedeniyle sözleşmeyi feshettiklerini, bu nedenle davacının sonradan verdiği siparişlerinin bir önemi olmadığını, Adana'daki fuara katılmalarının sözleşmeyi ihlal olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, zira burada ürün tanıtımı yapıldığını ve bu tanıtımın davacının da yararına olduğunu belirterek haksız davanın reddini talep ettiği görülmüştür.
Bu itibarla eldeki davada çözümlenmesi gereken hususun, davalı şirketin, sözleşme fesih işleminin haklılığı belirlenmek kaydı ile davacının dava dilekçesine konu cezai şart ve yapılan masraflar adı altında istek kalemlerini talep edip edemeyeceği, edebiliyor ise miktarının belirlenmesi noktasında toplandığı
Bilindiği üzere, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 179-182. maddelerinde “ceza koşulu” düzenlenmiştir. Cezai şart borçlunun, asıl borcunu ilerde, hiç veya gereği gibi ifa etmediği takdirde alacaklıya karşı ifa etmeyi önceden taahhüt ettiği edime denir. Bu nedenle cezai şart, asıl borca bağlı olarak ve ancak bu borcun ihlâli ile doğabilecek olan fer'î bir edimdir. Borçlu cezai şart ödemeyi taahhüt etmişse, artık alacaklı herhangi bir zarara uğradığını iddia etmek veya zararının şümulünü ispat etmek zorunda kalmadan, tazminat elde etme imkânını bulacaktır. Cezai şartın kararlaştırılabilmesi için asıl borcun mahiyeti önemli değildir; bir verme borcu kadar, yapma veya yapmama borçlarında da cezai şart kararlaştırılabilir (Akman Sermet/Burcuoğlu Halûk/Altop Atilla/ Tekinay, Selahattin Sulhi: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 1993, s. 358-359). Cezai şartın, kanundaki ifadesi ile ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmede buna ilişkin bir hüküm bulunması gerekir. TBK'nın 179. maddesinin birinci bendinde seçimlik cezai şart düzenlenmiştir. Buna göre sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmek üzere cezai şart vaad edilmiş ve aksi de sözleşmede öngörülmemiş ise, alacaklı ya sözleşmenin ifasını ya da cezai şartın ödenmesini isteyebilir. Seçimlik cezai şartta alacaklı seçimlik bir yetkiye sahiptir. Buna göre o şartın gerçekleşmesi yani borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi durumunda ya asıl edimin ifasını ister ya da bundan vazgeçerek cezai şartın ödenmesini talep eder. Seçimlik cezai şartta alacaklı hem asıl edimin ifasını hem de cezai şartın ödenmesini isteyemeyecektir. İkinci bentte düzenlenen ifaya ekli cezai şartta ise alacaklı, açıkça vazgeçmiş veya ifayı kayıtsız şartsız kabul etmiş olmadıkça, hem sözleşmenin ifasını hem de kararlaştırılan cezanın ödenmesini talep edebilir. Dönme (fesih) cezası olarak da adlandırılan ifayı engelleyen cezai şart ise maddenin üçüncü bendinde hükme bağlanmıştır. Burada borçlunun cezai şartı ödemek suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğunu ispat yetkisi saklı tutulmuştur. Böylece borçlu alacaklı ile yaptığı anlaşmada dilerse sözleşmeden dönmeyi ve alacaklıya sadece cezai şart ödemeyi kararlaştırabilir. Bu tür cezai şartta borçlu cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönebileceği gibi, alacaklı da sadece cezai şartın ödenmesini talep edebilir. Bu durumda artık alacaklı borçludan asıl edimin ifasını isteyemeyecektir. Seçimlik ve ifaya eklenen ceza koşulu, borçlunun borcunu ihlal etmesine karşı alacaklıya bir talep hakkı sağlarken, dönme cezası borcun ihlali koşulu aranmaksızın, belirli bir meblağı ödemek suretiyle borçluya sözleşmeyi sona erdirme imkânı verir. Borçlu, borca aykırı davranışı bulunmasa bile, ceza koşulunu ödeyerek sözleşmeyi ortadan kaldırabilir. Burada asıl borcun ifasının yerini dönme (fesih) cezası almaktadır. Bundan dolayı dönme cezasının, asıl borcun alacaklı lehine ifasını teminat altına almak gibi bir işlevinin bulunmadığı, aksine onu zayıflatıcı rol oynadığı söylenebilir.
Mahkememizce dosya tarafların iddia ve savunmaları kapsamında mali müşavir ve nitelikli hesap bilirkişisinden oluşturulan heyete tevdi edilmiş ve bilirkişilerden rapor alınmıştır. Daha sonrasında bilirkişi heyetine güzellik ve estetik uzmanı ile inşaat bilirkişisi eklenmiş ve davacının sözleşme nedeniyle yaptığı giderlerin zorunlu giderler olup olmadığı, yapılan bu giderlerin makul fiyatta bulunup bulunmadığı yönlerinde rapor alınmıştır.
Tüm bu açıklamalar uyarınca taraflar arasındaki olay silsilesine bakıldığında;
(1) Taraflar arasında 17/09/2020 tarihli "Bayilik Sözleşmesi" imzalanmıştır. Bu sözleşmenin varlığı noktasında herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Sözleşme uyarınca davalının Tükiye'de münhasıran satıcısı olduğu ürünlerin davacı bayi eliyle satışı konusunda anlaşma yapıldığı görülmektedir.
(2) Taraflar arasında 17/09/2020 tarihli "Bayilik Sözleşmesi"nin eki niteliğinde 28/09/2020 tarihli "Bayilik Sözleşmesine Ektir" başlıklı sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmenin varlığı noktasında da herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Bahsi geçen sözleşme uyarınca, belirli iller hariç yapılacak toptan ve perakende satışların 01/10/2020 tarihinden itibaren bayii tarafından yapılacağı, müşterilerin davalıyı araması halinde davacıya yönlendirme yapılacağı, aksin halde 5.000,00 Dolar cezai şart ödeneceği, bayinin sipariş ettiği ürünlerin davalı tarafça temin edilmemesi, sözleşmenin feshi halinde 5.000,00 Dolar cezai şart ödeneceği konusunda tarafların anlaştıkları görülmüştür.
(3) Taraflar arasındaki akdedilen bahsi geçen sözleşmelerin akabinde 17/11/2020 tarihinde davalı tarafça davacı adına ... 63. Noterliği'nin 17/11/2020 tarihli, 35373 yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi gönderildiği, davalı tarafça fesih nedeni olarak sözleşme uyarınca teslimi gereken belgelerin teslim edilmemesini ve 12/11/2020 tarihinde taraflar arasında gerçekleşen hakaret, tehdit ve darp olayının gerçekleşmesini göstermiştir. İhtarname, ilk sözleşmede davacının adresi olarak belirlenen adrese gönderilmiş ancak tebligat iade dönmüştür.
(4) 19/11/2020 - 22/11/2020 tarihleri arasında Adana'da gerçekleştirilen fuara davalı tarafça katılım sağlanmıştır.
(5) 24/11/2020 tarihinde davacı tarafça davalı adına ... 32. Noterliği'nin 24/11/2020 tarihli ve 2110 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, ihtarnamede davalının sözleşme uyarınca satış bölgesini ihlal ettiği belirtilmiş ve davalıdan taraflar arasındaki sözleşme uyarınca sipariş verilerek yeni adres bildirimi yapılmıştır. Davacı tarafça gönderilen ihtarname davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
(6) 01/12/2020 tarihinde bu kez davalı tarafça tıpkı 17/11/2020 tarihli ... 63. Noterliği'nin 17/11/2020 tarihli, 35373 yevmiye numaralı fesih ihtarnamesinin içeriğinde olduğu gibi, bu kez ... 63. Noterliği'nin 01/12/2020 tarihli ve 36854 yevmiye numaralı fesih ihtarnamesi gönderilmiş ve davacının 24/11/2020 tarihli yeni adresine tebligat yapılmıştır.
(7) Nihayet davacı tarafça 09/12/2020 tarihinde 01/12/2020 tarihli ihtarnameye cevaben feshin haksız olduğunu belirten ... 57. Noterliği'nin 09/12/2020 tarihli ve 33405 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmiştir.
Tüm bu olaylar silsilesi uyarınca eldeki dava dosyası incelendiğinde, taraflar arasında 17/09/2020 tarihli bayilik sözleşmesi ile 28/09/2020 tarihli bayilik sözleşmesinin eki niteliğinde sözleşme bulunduğu, davacının 17/11/2020 tarihinde davacı tarafça sözleşmede kararlaştırılan belgelerin teslim edilmemesi ve taraflar arasında 12/11/2020 tarihinde gerçekleşen hakaret, tehdit ve darp olayının meydana gelmesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini içerir ihtarname keşide edildiği, her ne kadar fesih ihtarnamesi davacıya tebliğ edilmemişse de, davalı tarafça ihtarnamenin taraflar arasındaki sözleşmede yazılı tebligat adresine gönderildiği, bu tarihten çok daha sonra, 24/11/2020 tarihinde davacı tarafça yeni adresin davalı tarafa bildirildiği, bu nedenle davalı tarafça keşide edilen 17/11/2020 tarihli fesih ihtarnamesinin geçerli olduğunun Mahkememizce kabul edildiği, feshin haklı olup olmadığı noktasında yapılan değerlendirmede ise, davalı tarafça her ne kadar sözleşmede kararlaştırılan belgelerin teslim edilmemesi fesih nedeni olarak gösterilmişse de, davalı tarafın yine sözleşme tarihinde bir kısım malları davacıya teslim ettiği ve bu bağlamda fatura tanzim ettiği açık olduğundan, bu belgelerin tesliminin davalı tarafça sözleşmenin esaslı unsuru olarak görülmediğinin mahkememizce kabul edildiği, diğer bir fesih nedeni olarak ileri sürülen taraflar arasındaki 12/11/2020 tarihli hakaret, tehdit ve darp olayına ilişkin olarak ise, Mahkememizce ceza dosyalarının celbedildiği ve bu kapsamda ... 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/435 Esas sayılı dosyası ile davacı şirket yetkilisinin beraatine, yine ... 54. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/862 Esas sayılı dosyası ile de davalı şirket yetkilisinin mahkumiyetine karar verildiği, bu nedenle davalı şirket yetkilisinin kendi kusuruna dayalı olarak sözleşmeyi feshedemeyeceği, açıklanan nedenlerle davalı tarafça yapılan feshin haksız olduğunun kabulünün gerektiği, bu nedenle taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin eki niteliğindeki 28/09/2020 tarihli sözleşmede kararlaştırıldığı üzere davacının davalıdan haksız fesih nedeniyle cezai şart talep edebileceği, davacının bölge ihlali ile sipariş edilen ürünlerin teslim edilmemesi nedeniyle talep ettiği cezai şartların ise sözleşmenin davalı tarafça 17/11/2020 tarihinde haksız da olsa feshedilmesi, fuara katılımın bu tarihten sonraki bir tarih olan 19/11/2020 tarihinde, yine ürün siparişinin de bu tarihten sonraki bir tarih olan 24/11/2020 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında yerinde olmadığı değerlendirilmiş ve davacının yalnızca haksız fesih nedeniyle cezai şarta hak kazandığı sonucuna varılmıştır. Bunun yanı sıra, davacı tarafça sözleşme nedeniyle yapılan masraflar nedeniyle talep edilen 68.417,08 TL masrafın Mahkememizce temin edilen bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiği üzere zorunlu giderler olduğu, yapılan bu giderlerin makul fiyatta bulunduğu görülmekle, davacının bu talebinin de kabulüne karar vermek gerekmiş ve 09/12/2020 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi olan 11/12/2020 tarihinden itibaren davalının temerrütünün gerçekleştiğinin kabulü ile bu tarihte itibaren cezai şart alacağına 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca, devlet bankalarının Dolar cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak, masraf kalemine ilişkin olarak da avans faiz uygulanmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
A)Davacının cezai şart talebi yönünden açtığı davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 5.000,00 Dolar cezai şart alacağının 11/12/2020 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi uyarınca, devlet bankalarının Dolar cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak suretiyle DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
B)Davacının yaptığı masraflar yönünden açtığı davanın KABULÜNE, 68.417,08 TL'nin 11/12/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Alınması gerekli 17.383,35 TL harçtan peşin alınan 7.584,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.799,05 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 7.584,30 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 40.716,39 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 7.510,30 TL (59,30 TL başvurma harcı, 8,50 TL başvurma harcı, 7.000,00 TL bilirkişi ücreti, 442,50 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden ( kabul ve red oranına göre) 4.313,67 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 758,16 TL'nin davalıdan, 561,84 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/06/2025