T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/343 Esas - 2023/804
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/343 Esas
KARAR NO: 2023/804
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACILAR : 1-....
VEKİLLERİ: Av. ...
Av.....
DAVALILAR : 1- .....
2- ...
VEKİLİ: Av.....
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 25/02/2022
KARAR TARİHİ: 03/11/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan tazminat (haksız fiilden kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili, müvekkillerinin madencilik faaliyeti yürüten şirketler olduğunu, ... İli, .....civarında bulunan maden sahasına ilişkin ...... grup maden işletme ruhsatının hukukunun müvekkili ... Madencilik uhdesinde olduğunu, müvekkili şirketin söz konusu maden sahasında 2015 yılından beri kamu kurumlarınca verilen izinler uyarınca denetim altında ve dünya standartlarında faaliyetlerini yürüttüğünü, hakkında tefrik kararı verilen diğer müvekkili şahısların ise şirketin sahipleri, yönetim kurulu üyeleri ve başkanları olduğunu, 10/01/2022 tarihinde davalı .... tarafından televizyonunda ....) ....'ın sunduğu programında müvekkilleri hakkında haksız ve mesnetsiz iddialarda bulunduklarını, yayın boyunca hakkında tefrik kararı verilen diğer davalı ...'e birlikte müvekkilinin itibar ve kişilik haklarına yönelik çok ağır saldırların olduğunu, yayının hazırlanması, kullanılan görseller, yayının başlığının tamamen müvekkillerinin kişilik haklarına yönelik saldırı mahiyetinde bulunduğunu, .... tarafından tarafından daha önce de müvekkillerinden para ödememesi halinde kendisine ait işletmeler ile ilgili haksız içerikte yayınlar yapılacağı yönünde şantaj yapıldığını, 10.01.2022 tarihli davaya konu yayın, müvekkillerini itibarsızlaştırma ve haksız çıkar sağlama gayesinin devamı mahiyetinde olduğunu,...Yönetim Kurulu Başkanı ve sorumlusu olduğunu, yayının yapıldığı programı hazırladığını ve sunduğunu, kendisi tarafından, yayının başında ve sonunda yaptığı yorumlardaki ifadeleriyle da müvekkillerine yönelik haksız itham ve suçlamalarda bulunulduğunu, yayının amacının kamuoyunu bilgilendirmek değil, sadece müvekkillerinin kişiliklerine saldırı niteliğinde olduğunu, davalı ...'in de söz konusu yayında yer verilen videosundaki açıklamalarında müvekkilleri hakkında tamamen mesnetsiz olmakla beraber çok ağır ithamlarda bulunduğunu, tamamen gerçek dışı olan konularda müvekkillerin kişilik haklarını hedef aldığını, öz ve biçim arasındaki denge gözetilmeden, salt sansasyon amaçlı terör örgütü iltisakı suçlamalarında bulunduğunu, onur kırıcı ifadeler kullandığını, müvekkiller kamu kurumları ve kamuoyu nezdinde lekelenmeye çalışıldığını, kişilik haklarına ağır ve haksız şekilde tecavüz edildiğini, müvekkili şirketler doğrudan hedef alındıklarını ileri sürerek, haksız saldırının tespitine, her bir müvekkili için ayrı ayrı 110.000,00 TL manevi ve 2.500,00 TL maddi tazminatın yayının yapıldığı 10/01/2022 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalılar .... vekili, uzun süredir ... kamuoyunda tartışma konusu olan, çevre ve insan sağlı konusunda akedemik tartışmalrarı halen devam eden siyanürle altın arama faaliyeti ile ilgili bölge milletvekili olan diğer davalının açıklamalarda bulunduğunu, müvekkili şirkete ait televizyon kanalının ana haber bülteninde müvekkili haber bülteni sunucusu... tarafından sunumunun yapıldığını, haber içeriğinin incelendiğinde ... Milletvekili olan diğer davalı ...'in resmi kayıtlara dayalı olduğunu iddia ettiği beyanları, buna karşılık davacıların bu iddiaları kabul etmediğinin yayımlandığını, ayrıca müvekkili... tarafından sunumu sonunda iddiaları gündeme getirenin bir milletvekili olduğu ve belgelere dayandığının söylendiğini, araştırılması ve doğru ise gereğinin yapılması gerektiğini vurguladığını, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında hukuken korunan kişi hakları ve basın özgürlüğüne ilişkin hakların çatışması durumunda, gerçeklik, kamu yararı ve haber alma özgürlüğünün üstün tutulması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının davacılar lehine haksız zenginleşme meydana getirecek mahiyette fahiş ve mükerrer talepler olduğunu, talep edilen maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak somut zarar ve hangi maddi kayıplarından kaynaklandığı hususunun açıklanmadığını, buna ilişkin delillerin dosyaya sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
KANITLAR: Dava, ... Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş ve kararın 25/04/2022 tarihinde kesinleşmesi sonrasında iş bu mahkememiz esasına aldığı anlaşılmıştır.
.... Esas sayılı dosyası celbolunmuştur.
Mahkememizin 05/05/2022 tarihli ara kararı ile davacılar vekilinin ihtiyat tedbir isteminin reddine karar verilmiştir.
17/03/2023 tarihli arabuluculuk son tutanağı sunulmuştur.
Mahkememizin dosyasının 09/11/2022 tarihli duruşma ara kararında, davacılar .... tarafından tüm davalılar aleyhine açılan davaların ve davacı şirketler tarafından davalı ...'e karşı açılan davaların iş bu dosyadan tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.
.... Esas sayılı dosyası celbolunmuştur.
...nin ticaret sicil dosyası örnekleri ile ....'nin ticaret sicil dosyası örneği celbolunmuştur.
Dava konusu 10/01/2022 tarihli, davalı .....'in konuşmaları ile dış sesi kapsayan yayın içeriği ve görselleri sunulmuştur.
GEREKÇE: Dava, basın-yayın yoluyla kişilik haklarının zedelendiği ididasına dayalı hukuka aykırılığın tespiti, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacı şirketlerin madencilik alanında faaliyet gösterdikleri, anılan şirketlerin ....'nde altın madeni arama çalışmalarını sürdürdükleri, bu maden aramasıyla ilgili olarak davalı gerçek kişinin yöneticisi ve aynı zamanda sunucusu olduğu, diğer davalı şirkete ait televizyonda 10/01/2022 tarihinde hakkında tefrik kararı verilen ... milletvekili davalı ...'in de katılımıyla yayın yapıldığı, bu yayında maden aramasının çevreye zarar verdiği, davacı şirketlerin fetö terör örgütüyle bağlantısının olabileceği iddialarının gündeme geldiği, bu yönde .... Gazetesinde yazı yazan köşe yazarının yazısına atıf yapıldığı, davalı şirket ile davacı Altıntepe Madencilik arasında öncesinde sponsorluk sözleşmesi olduğu, yenilenmesi ve/veya farklı koşullarda yenilenmesi nedeniyle uyuşmazlık çıktığı, davalı...'ın anılan davacının yöneticilerine şantaj yaptığı iddiasıyla hakkında kamu davası açıldığı, mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın henüz kesinleşmediği, yayın öncesinde davacıların fetö terör örgütüyle bağlantısı olabileceğine dair Yeni Çağ Gazetesi'nde yayın yapıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, 10/01/2022 tarihinde davalı şirketin TV kanalında yayımlanan haber kanalında kullanılan ifadeler ve program içeriğinin davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup olmadığı, davacıların ileri sürdükleri maddi ve manevi zararlarının doğup doğmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Basın özgürlüğü, Anayasamızın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1. ve 3. maddelerinde etraflıca düzenlenmiştir. Anılan düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Dolayısıyla, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasa'nın temel hak ve özgürlükler bölümü ile TMK'nın 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Dava konusu olayda uyuşmazlık, 10/01/2022 tarihli yayın içeriğinden kaynaklanmaktadır. Dava, bu yayın içeriği itibariyle değerlendirilmelidir. Maden arama işlemleri, ülkenin değerleri, çevre duyarlılığı ve ortak menfaat gibi bir çok gerekçelerle toplumu oluşturan bireyler ile kurum ve kuruluşlarca dikkatlice takip edilmekte, yarar ve zararı tartışılmakta, davalara ve toplumsal gösterilere dahi konu olmaktadır. Başka bir anlatımla, maden aranmasına izin verilmesi, verilen alanın özelliği, çevreye ve ülkeye gelecekti etkileri toplumun üzerinde hassasiyetle durduğu önemli olaylar arasındadır. Öte yandan, fetö terör örgütünün topluma ve geleceğine ne kadar zarar verdiği, bu yapılanmanın ülkenin ve millet için ne kadar zararlı olduğu geçmişte yaşanan hadiselerle herkesin malumudur. 10/01/2022 tarihli dava konusu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıların maden aradığı Fatsa İlçesi'ndeki maden arama faaliyetinin çevreye, suya, doğaya etkisinden bahsedildiği, ayrıca davacılar ve yöneticileriyle ilgili olarak fetö terör örgütüyle bağlantılı olduğu bilinen ve hakkında el koyma kararı verilen dava dışı Koza firmasıyla davacıların bağlantılı olduğu, bu konuda ulusal gazetede haber yapıldığı bilgisine yer verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar öncesinde davalı gerçek kişi ile davacı yöneticileri arasında ceza boyutuna ulaşmış uyuşmazlık mevcut ise de davanın konusunun 10/01/2022 tarihli yayın içeriği oluşturduğu, anılan yayının toplumun hassasiyetle takip ettiği maden aranması, çevreye ve kamuya etkisine ilişkin bulunduğu, daha önce yapılmış iddialara yer verdiği, davalıların doğrudan doğruya davacıların kişilik haklarına yönelik olmadığı, kişisel saiklerle hareket ettiklerine dair sözel ve görsel içerik barındırmadığı, haberin görünür gerçeğe aykırı bulunmadığı, yayın içeriğinde davacıların kişilik haklarının ihlal edilmediği, haksız fiil niteliğinde bir yayın olmadığı, eylemin hukuka aykırı bulunmadığı sonucuna varılmış ve sabit olmayan davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı reddine,
2-Alınması gerekli 269,85 TL harçtan peşin alınan 15.198,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.929,13 TL harcın karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,
3-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirmiş bulunduklarından AAÜT uyarınca belirlenen maddi tazminat nedeniyle 2.500,00 TL, manevi tazminat nedeniyle 17.900,00 TL vekalet ücretinin ayrı ayrı davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davacılar tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
6-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
03/11/2023
Katip .....
¸
Hakim ...
¸