T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2022/814 Esas - 2023/1010
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/814 Esas
KARAR NO: 2023/1010
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 11/10/2016
KARAR TARİHİ: 26/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 31/07/2016 tarihinde karşıdan karşıya geçen müvekkiline, davalı ...’ın sürücüsü olduğu, davalı ... adına kayıtlı ve davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS ile sigortalı aracın çarpması neticesinde müvekkilinin yaralandığını ve çalışamadığını, müvekkilinin karşılanamayan tedavi giderlerinin de olduğunu, halen masraf yapılmaya da devam edildiğini, kazadan sonra müvekkilinin normal hayatına dönememesi nedeni ile çok büyük sıkıntı ve acı yaşadığını, kazaya sebep olan sürücünün kazadan sonra müvekkili ile hiç ilgilenmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını tutarak, 500,00.-TL geçici iş göremezlik, 500,00.-TL sürekli iş göremezlik olmak üzere 1.000,00.-TL maddi tazminat ile 500,00.-TL bakıcı giderinin ve 477,00.-TL tutarındaki tedavi giderinin davalı sigorta şirketi için dava tarihinden, diğer davalılar için olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müteselsilen tahsilini, 50.000,00.-TL tutarındaki manevi tazminatın ise olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsilini istemiştir.
CEVAP:
Davalı ... ... cevap dilekçesinde; 31/07/2016 tarihinde aracını park ettikten sonra aracın arka tarafından gelen sesle dışarı çıktığını, davacının aracın sağ arka tarafında oturduğunu gördüğünü ve hemen yardımına koştuğunu, o anda davacının eşinin yanına gelerek davacının kilosu nedeni ile sürekli düştüğünü ve kendisine zarar verdiğini söylediğini, bu arada ambulans çağırdıklarını ve davacıyı hastaneye kaldırdıklarını, kendisinin bir süre hastanede kaldıktan sonra hasta yakınlarına sorarak hastaneden ayrıldığını, hastaneden ayrıldıktan sonra karakola giderek olayı tutanak altına aldıklarını, daha sonra davacının da hakkında şikayeti olmadığına dair ifadesinin alındığını, açılan davanın haksız olduğunu, kusurunun olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ... cevap dilekçesinde; kendisinin olayla ilgili olmadığını, araç sürücüsü olan diğer davalı oğlu ... ... ile yaptığı şifahi görüşmede yardım amaçlı müdahalede bulunduğunu söylediğini, nitekim konuya ilişkin Savcılık tarafından takipsizlik kararı verildiğini, açılan davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu trafik kazasına karışan aracın müvekkili şirket tarafından ZMMS ile sigortalandığını, dava öncesi müvekkili şirkete yapılmış bir başvuru olmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, öncelikle kusur ve maluliyet durumunun tespit edilmesi, davacının müterafik kusurunun dikkate alınması ve davacının bakıcıya ihtiyaç duyup duymadığının tespit edilmesi gerektiğini, ayrıca fiilen bakıcı tutulduğunun da ispatlanması gerektiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
DELİLLER:
Kaza tespit tutanağı, sigorta poliçesi ve hasar dosyası, soruşturma dosyası, keşif, hastane kayıtları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.
GEREKÇE:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan, cismani zarar nedeniyle maddi (sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ve tedavi gideri) ve manevi tazminat istemlidir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 31.07.2016 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00.-TL geçici işgöremezlik ve 500,00.-TL sürekli işgöremezlik olmak üzere 1.000,00.-TL maddi tazminat ile olay tarihinden iyileşmesi beklenen tarihe kadar aylık 500,00.-TL bakıcı giderinin ve 477,00.-TL tutanndaki tedavi giderinin davalı sigorta şirketi için dava tarihinden, diğer davalılar için olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile müteselsilen tahsilini, 50.000,00.-TL tutarındaki manevi tazminatın ise sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Dava vekili daha sonra maddi tazminat talebini 4.827,75-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 58.548,39-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.752,70-TL bakıcı gideri ve 1.909,10-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 72.037,94-TL olarak artırmıştır.
Davalı taraf özetle; davanın reddini talep etmiştir.
Bilindiği üzere, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu Kanunun 85/1.maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “ İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Buna göre, zorunlu mali sorumluluk sigortasının; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davalı sigorta şirketi kazaya karışan sigortalı aracın trafik sigortacısı (ZMSS) sıfatıyla bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, kendisine sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacaktır. Davalı taraf, trafik kazası nedeni ile oluşan gerçek zarar ile sorumludur.
Diğer yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 56.maddesine göre, hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Öte yandan, 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde de takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebilecek niteliktedir. Hakim bu kıstaslar doğrultusunda takdir hakkını kullanıp manevi tazminatı belirlemelidir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 24/12/2019 tarih ve 2016/916 Esas, 2019/1222 Karar sayılı kararı ile; maddi tazminat talebi bakımından kabulüne, manevi tazminat talebi bakımından ise 20.000,00 Tl bakımından kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, kararı inceleyen... BAM 35.H.D.'nin 05/10/2022 tarih ve 2022/103-155 E/K sayılı kararı ile; "...İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalılar ... ... ve ... ... istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, olay günü aracını park ederek arka taraftan gelen sesle dışarı çıktığını, kilolu bir bayanın yerde olduğunu gördüğünü, eşi olduğunu beyan eden ve yanlarına gelen kişinin, eşinin sürekli olarak düştüğünü ve kendisine zarar verdiğini beyan ettiğini, kendisinin hastaneye naklini sağladığını, sonrasında kendi rızası ile polis karakoluna gittiğini ve aracının arkasında bir kadının düşerek ayağını burktuğunu bildirdiğini, aracının incelendiğini, kazaya ilişkin emareye de rastlanılmadığını, bu durumun fotoğraflarla da belgelendiğini, davacının da, kendisinin suçu olmadığına dair beyan vermesi ile savcılık tarafından hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu nedenle kusur oranını ve hükmedilen manevi tazminatı kabul etmediklerini, kazanın meydana geldiği yerde yaya geçidi olmadığını, dosyaya sundukları uzman görüşü ile de rapordaki eksiliklerin mahkemeye bildirildiğini, dosyadaki delil durumuna rağmen %100 kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, tazminat hesabının da eksik belgeler çerçevesinde yapıldığından tazminat miktarının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, aracını, normal bir hızla aynaları kontrol ederek yavaş ve nizami şekilde geri geri park ettiğini, bu nedenle yaya geçidi olmayan yerden geçen yayanın kusurlu olması gerektiğini, bilirkişi tarafından tamamen kusurlu olduğunun kabulünün hatalı olduğunu, kazanın davacının aracı görmesine rağmen kontrolsüzce yola atlamasından kaynaklandığını, bu nedenle kusuru kabul etmediklerini, manevi tazminat açısından ise kendilerinin ev hanımı (...) ve öğrenci (...) olduklarını gelirlerinin bulunmadığını, ailenin geçiminin evin babasının emekli aylığı ile sağladıklarını, bu nedenle hükmedilen manevi tazminatın da hakkaniyete uygun olmadığını, maddi tazminatın da uygun olmadığını maluliyet durumunun ve kusurun tespit edilmesi gerektiğini, maluliyetin kazadan kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırılması gerektiğini, zira davacının eşinin kendisine, davacının kilosundan dolayı sürekli olarak düşerek kendisine zarar verdiğini söylediğini, ayrıca davacının fiilen bakıcı tutup tutmadığını da kanıtlaması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı Sigorta vekili istinaf başvuru dilekçesinde; meydana gelen olay nedeniyle sigortalı araç sürücüsüne atfedilebilecek kusur bulunmadığını, mahkemece trafik polisinden alınan kusur raporunun karar vermeye elverişli olmadığını, raporun ATK’dan veya makine mühendisi bilirkişiden alınması gerektiğini, raporun Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Raporlar hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre tanzim edilmesi gerektiğini, mahkemece hazırlanan raporun ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre yapıldığını, bu nedenle raporun karar vermeye elverişli olmadığını, geçici iş göremezlik zararlarından Genel Şartlar gereğince SGK’nın sorumlu olduğunu, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderinin ise teminat kapsamı dışında olduğunu, bu nedenle kararın hatalı olduğunu, hesap raporu açısında ise; davacıya sürekli iş göremezlik ödemesi yapılmış ise tazminattan mahsubunun gerektiğini, bu hususun araştırılması gerektiğini, davacının müterafik kusuru var ise indirilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan, cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir.
Davacı, olay tarihinde taşıt yolu üzerinde geri manevra yapan davalı araç sürücüsünün, yol ortasında kendisine çarpması neticesinde maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Davalı araç sürücüsü tarafından kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğu ileri sürülmüştür.
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında, tazminat miktarını etkileyeceğinden, kusur oranının doğru şekilde tespit edilmiş olması önemlidir. Bunun için de öncelikle kazanın oluş şeklinin doğru bir şekilde tespit edilmiş olması gereklidir. Bu açıdan, kazanın meydana geldiği yer, çarpma noktası, taşıt yolu üzerinde kaza meydana gelmiş ise geçiş önceliğinin kimde olduğu, tarafların KTK ile uymaları gereken kurallara uyup uymadıkları tespit edilmeli, kazanın oluş şeklinin ve yol durumun tespiti açısından gerektiğinde mahallinde keşif yapılmalıdır.
Mahkemece gerekçeli kararda, kazanın oluş şekline ilişkin kaza tespit tutanağı olduğu belirtilmiş ise de, meydana gelen kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı tanzim edilmediği dosya kapsamından anlaşılmakta olup, mahkemece kazanın davacının beyanına göre olduğu kabul edilerek kusur durumu tespit edilmiştir.
Davalı araç sürücüsü cevap dilekçesinde, çarpma olayını kabul etmemekle birlikte, aracını park ettikten sonra aracının sağ arka tarafından gelen bir sesle dışarı çıktığını aracın sağ arka tarafında davacının yerde ayak bileğini tutarak oturduğunu gördüğünü beyan etmiş,tarafların kazanın oluş şekline ilişkin uzlaşmasına rastlanılmamıştır.
Mahkemece davacının beyan ettiği şekilde kazanın, davacının yol ortasında bulunduğu sırada, davalının geri manevrası ile çarpması neticesinde meydana geldiği kabul edilmiş ise de, davalı tarafından olay sonrası davacının aracın sağ arka tarafında yerde oturduğu belirtilmiş olup, kaza mahallinde davacının geçiş önceliği olup olmadığı, davalının geri manevrası sırasında davacıya çarptığı kabul edilip edilmeyeceği, çarptığı kabul edilse dahi aracın hangi kısmı ile çarptığı, davacının yola girdiği yerde geçiş önceliği olup olmadığı, buna göre geri manevra yapmakta olan aracı görerek alabileceği tedbir olup olmadığı, mahallinde keşif yapılarak, olay yerinin özellikleri de değerlendirilmek suretiyle alınacak kusur raporuna göre taraflara KTK ve Yönetmelik hükümleri çerçevesinde izafe edilebilecek kusur olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, salt davacının beyanlarına göre, davalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.
Ayrıca; davacının, manevi tazminat talepleri yönünden tarafların sosyal ekonomik durumları araştırılmadan manevi tazminata hükmedilmiş olması da doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların istinaf başvurularının kabulü ile, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeninden görülerek mahallinde keşif yapılmak suretiyle, kaza mahallinin özellikleri ve çarpma noktası da belirlenmek suretiyle kazanın ne şekilde olduğu tespit edilerek, oluş şekline göre bilirkişiden alınacak rapor ile kusur durumu tespit edilerek, ayrıca manevi tazminatın miktarının belirlenmesi açısından tarafların sosyal ekonomik durumu araştırılarak, hükmün davacı tarafından istinaf edilmemiş olması nedeniyle, davalıların usulü kazanılmış hakları da korunarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davalıların sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, karar vermek gerekmiş aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı ... ..., davalı ... ... ile davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekilinin... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 24/12/2019 tarihli 2016/916 Esas - 2019/1122 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Kararın kaldırılma sebebine göre davalı tarafın sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,..." gerekçesiyle Mahkememize gönderilen dosya yukarıdaki esasa kaydedilmiştir.
İstinaf kararı gereğince tarafların sosyo ekonomik durumunun araştırılması için ilgili kolluk birimlerine yazı yazılmış, alınan yazı cevapları dosya arasına alınmıştır.
Yine istinaf kararına istinaden davaya konu trafik kazasının meydana geldiği yerde keşif yapılarak kusur bilirkişisi Şükran Öner'den 08/06/2023 tarihli rapor ve 30/11/2023 tarihli ek rapor alınmıştır. Alınan bilirkişi raporu ve ek raporunda özetle; dosya kapsamında yer alan tespit ve ifadeler ile tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı yaya Emine SÜRÜCÜ'nün iki yönlü yolda yolun karşısına geçmek istediğinde, taşıt yolunun ortasına kadar ilerlediği, bu sırada sağında geri manevra yapan sürücü ... ... yönetimindeki 06 DU 2302 plakalı aracın arka kısmı ile yayaya çarpması biçiminde, yaralanmalı trafik kazasının meydana geldiğinin anlaşıldığını; buna göre; davalı şirkete sigortalı, davalı adına kayıtlı aracın sürücüsü ... ..., yönetimindeki otomobil ile taşıt yolu üzerinde durarak sol taraftaki kaldırım yanına park etmek amacıyla geri manevra yaparken aracın arka kısmını dikkatle kontrol etmesi, görüş alanı dışında kalan yerler varsa bir gözcüden yardım alması gerekirken, aksine yeterince kontrol etmeden hareket ederek sebebiyet verdiği olayda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/d Maddesi "Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, uymak zorundadırlar." ve 67/b (Yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek yasaktır. İzin verilen hallerde bu manevraları yapacak sürücüler, karayolunu kullananlar için tehlike veya engel yaratmamak zorundadır.) ve 81/d (Kazayı; yetkili ve görevli memurlara bildirmek, bunlar gelinceye kadar veya bunların iznini almadan kaza yerinden ayrılmamak zorundadırlar.) kuralı ihlalle meydana gelen olayda tamamen (%100) kusurlu olduğu, davacı yaya Emine SÜRÜCÜ'nün ise; taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isterken sağında geri manevra yapan aracın hareketinin beklentisi dışında gerçekleştiği, bu anda gerisini kontrol etmeden hareket eden araca karşı alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığından, meydana gelen olayda kusursuz olduğunun belirlendiği anlaşılmış olup, alınan rapor ve ek rapor hükme esas alınmıştır.
Ankara Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 16.02.2018 ve 02.07.2018 tarihli maluliyet raporlarına göre; dava konusu kaza nedeniyle davacının özür oranının %12,2 olduğu, 4 ay süreyle iş göremezlik halinde kaldığı ve 4 ay süreyle başka birisinin bakımına muhtaç kaldığı belirlenmiş olup Mahkememizce hükme esas alınmıştır.
Aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 12.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile; yukarıda yer alan kusur oranları, maluliyet raporu, davacının asgari ücret düzeyindeki geliri ve diğer tüm deliller dikkate alınarak düzenlenen rapora göre; oluşan kaza nedeniyle davacının 4.827,75-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 58.548,39-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.752,70-TL bakıcı gideri ve 1.909,10-TL tedavi gideri talep hakkının bulunduğu belirlenmiştir.
Kazanın oluşumundan; davalılardan ... ... işleten sıfatıyla 2918 sayılı Yasa'nın 85.maddesine göre, davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi ZMMS sigorta poliçesine istinaden aynı Yasa'nın 91 ve 85.maddeleri gereğince, davalı sürücü ... ... ise haksız fiile neden olan aracın sürücüsü sıfatı ile sorumlu olup, anılan Yasanın 88.maddesine göre davalıların sorumluluğu müştereken ve müteselsilendir.
Buna göre, oluşan trafik kazasında yaralanan davacının, kusur durumu, maluliyet durumu, tarafların sosyo ekonomik durumları, hakkaniyet ilkesi ve diğer tüm durumlar göz önüne alınarak aktüer bilirkişi tarafından belirlenen 4.827,75-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 58.548,39-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.752,70-TL bakıcı gideri ve 1.909,10-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 72.037,94 TL maddi tazminat talebi bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, manevi tazminat talebi bakımından da yukarıda yer alan açıklamalar ile tarafların sosyo ekonomik durumları, olayın oluş şekli, maluliyet raporu, tedavi süreci, kusur durumu, paranın satın alma gücü ve diğer tüm hususlar doğrultusunda davanın 20.000,00 TL bakımından kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin ise reddine karar verimiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
1-a)Maddi tazminat talebi bakımından; davanın KABULÜ ile; 4.827,75-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 58.548,39-TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.752,70-TL bakıcı gideri ve 1.909,10-TL tedavi gideri olmak üzere toplam 72.037,94-TL maddi tazminatın olay tarihi olan 31/07/2016 tarihinden itibaren (Davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak ve poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
b)Maddi tazminat talebi bakımından alınması gereken 4.920,91-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 177,53-TL harç ve ıslah ile alınan 239,30-TL harç olmak üzere toplam 416,83-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.504,08-TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
c)Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 416,83-TL harcın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
d)Maddi tazminat talebi bakımından davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-a)Manevi tazminat talebi bakımından davanın kısmen KABULÜ ile; toplam 20.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ... ve ... ...'tan olay tarihi olan 31/07/2016 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin REDDİNE,
b)Manevi tazminat talebi bakımından alınması gereken 1.366,20-TL harcın davalılar ... ... ve ... ...'tan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
c)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ... ve ... ...'tan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı yapılan 3.936,50-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre belirlenen 2.968,81-TL'sinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiyenin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.26/12/2023