T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/122 Esas
KARAR NO : 2024/229
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... -...
Av. ... -...
DAVALI : ... - ...
VEKİLLERİ : Av. ... - [...
Av. ... -
Av. ... -...
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 29/08/2021
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan 'Tazminat' davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili kooperatifte görev yapan ...'un 01.02.2011 tarihinde göreve başladığını, 26.08.2011 tarihinden sonra kooperatifin yetkili yönetim kurulu üyelerinin imzalarını taklit etmek sureti ile 125 adet sahte para çekme talimatı düzenleyerek toplamda 317.000,00 TL bankadan usulsüz para çektiğini, bu paranın bir kısmını kooperatif işlerine ayırsa da 248.000,00 TL'sini uhdesine aldığını, bu suretle zarara yol açıldığını, davalı bankanın gerçek para çekmeye yetkili yönetim kurulu üyelerine ait imza sirkülerindeki imzalarla sahte talimatlardaki imzaları karşılaştırıp kontrol etmeden işlem yapılmasına izin verdiğini, Kooperatifin bankaya başvurusu olmadan 19/06/2012 tarihinde Banka tarafından Kurumsal Hesap İzleme Sözleşmesini boş olarak ...'a teslim ederek yönetim kurulu başkanı ve üyelerinin sahte imzaları ile imzalanmış sözleşme ile kooperatif hesaplarını ...'un takip etmesine imkan tanıdığını, bu yöntemle yine sahte hesap ekstreleri düzenleyerek kooperatifin yönetim ve denetim organlarının aldatıldığını, Yönetim Kurulunun 27.03.2012 tarihinde usulsüzlüğü fark etmesi üzerine ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, 248.000,00 TL zararın ihtarname ile ödenmesinin talep edildiğini ödeme yapılmaması üzerine fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak zararın Davalı... ve ...'tan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı Banka tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle, davanın görev yönünden Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanında olduğu için öncelikle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, ...'un müdür ünvanı ile çalışıyor olması ve kooperatif işlemleri için bankaya sık sık gelmesi ile ...'un temsil yetkisi konusunda bankada haklı kanaat oluşmasına neden olduğunu, 15.05.2012 tarihli genel kurul kararına ilişkin karar defteri suretinde ... 'un müdür olarak görevlendirilmesinin de bankada ...'un hesaplarından para çekme konusunda yetkili olduğu yönünde oluşan kanaati kuvvetlendirdiğini, hesap işlemlerinin Kooperatifler Kanundaki yönetim kurulunun yetkilerini devretmesine imkan veren hükme uygun olarak kooperatif müdürünce gerçekleştirildiğini, kooperatif organlarının ibra edilmesinin banka işlemlerinin sıhhatini gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE:
Eldeki dava tazminat istemine ilişkindir.
Öncelikle dosyanın geçirmiş olduğu safahat incelendiğinde, davacının davalılar Ziraat Bankası ve ... aleyhine açmış olduğu davanın ilk olarak... Esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğü, Mahkemece 21/01/2020 tarihli 16. Celsede davalılardan ... aleyhine açılan davanın tefrikine karar verildiği ve yargılamaya ... Esas sayılı dosya üzerinden devam edildiği, anılı dosyada görevsizlik kararı verilerek dosyanın Mahkememize gönderildiği ve ... Esas sırasına kaydedildiği, Mahkememizce de görevsizlik kararı verilerek dosyanın... Mahkemesi'nce karşı görevsizlik verildiği ve nihayet ....Karar sayılı ilamı ile Mahkememizin yargı yeri olarak belirlendiği görülmüştür.
Dosyanın esası yönünden yapılan değerlendirmede, davacı müvekkili olduğu kooperatifte görev yapan ...'un sahte talimatlarla para çektiğini, çektiği paranın bir kısmını şirketin olağan işlerine harcadığını ancak diğer kısmını zimmetine geçirdiğini, bu suretle şirketi zarara uğrattığını, bu zarardan davalı bankanın sahte talimatlar üzerinde gerekli incelemeyi yapmamak suretiyle üzerine düşen özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu nedenle doğan zarardan sorumlu olduğunu beyan etmiş ve şirketin zararının karşılanması için eldeki davayı açmıştır. Davalı ise talimatla yapılan ödeme işlemleri sırasında imzaların kontrol edildiğini ancak şirket yetkililerinin imza sirkülerindeki imzalarla karşılaştırıldığında gözle görülür bir farklılığın olmadığını, zararın da bankanın sağladığı herhangi bir hizmetten kaynaklanmadığını, bu nedenle doğan zarardan bankanın sorumlu olamayacağını, davacının işlemlere itiraz etmediğini, bu suretle bankada güven oluşturduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkememizce dosyanın geçirmiş olduğu safahat ve öncesinde dosyaya kazandırılan tüm bilgi, belge ve raporlar incelenmek suretiyle dosya banka alanında uzman, kooperatif alanında uzman ve SMM'den oluşturulan bilirkişi kuruluna tevdi edilmiş ve belirlenen uyuşmazlık konuları dikkate alınarak bilirkişi raporu tanzim edilmesi talep edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu uyarınca sahte imzalarla bankadan çekilen tutarın 317.000,00 TL olduğu, bu miktarın bir kısmının kooperatifin olağan iş ve işlemlerinde kullanıldığı ancak 231.117,00 TL'sinin dava dışı ...'un zimmetinde bulunduğu, bu itibarla davacının talep edebileceği tazminat miktarının 231.117,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Dava konusu olaya ilişkin ... hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerinde açılan kamu davasının .... Mahkemesi'nde görüldüğü ve ... Karar sayılı ilamla sanık hakkında özel belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçlarından mahkumiyet kararı verildiği ancak sanığın karar kesinleşmeden vefat etmesi nedeniyle Yargıtay tarafından kararın bozulduğu, bozma üzerinde devam eden yargılamada düşme kararı verildiği tespit edilmiştir. Her ne kadar sanığın yargılandığı ceza davasında karar kesinleşmeden düşme kararı verilmişse de, maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için re'sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu ceza yargılamasında yapılan soruşturma ve kovuşturma neticesinde alınan bilirkişi raporu ile de ...'un bir miktar parayı zimmetine geçirdiğinin tespit edildiği görülmektedir. Bu nedenle ortada sahte talimatlarla şirketin zarara uğratıldığı noktasında şüphe yoktur. Çekişme bu zarardan davalının sorumlu olup olmadığı, davalının sorumluluğu bulunuyorsa davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılıp yapılmayacağı noktasında toplanmaktadır. Bilindiği üzere, bankalar güven kuruluşlarıdır ve objektif özen yükümlülüğü nedeniyle en ufak kusurlarından dahi sorumludur. Bu kapsamda, somut uyuşmazlıkta davalı bankanın müşteri hesapları üzerinden yapılacak tasarruf işlemlerinde tüzel kişileri temsil ve ilzama yetkili kişileri tespit etmesi, para çekme işlemleri gerçekleştirilirken tüzel kişinin yöneticilerinden telefon veya başka bir yöntemle talimat teyidi almaları gerektiği, aksi hareketin bankanın sorumluluğuna neden olacağı açıktır. Somut uyuşmazlıkta da banka üzerinde düşen özen ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmemekle doğan zarardan sorumludur. Davacı şirketin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktasında yapılan değerlendirmede ise, yönetim kurulunun tedbirli bir yönetici gibi hareket etmediği, iki yıl boyunca hesap işlemlerine itiraz edilmeden sahte talimatla para çekilmesine sebebiyet verildiği, gerekli denetim mekanizmalarının oluşturulmadığı ortadadır. Bu nedenle davacının da somut uyuşmazlıkta müterafik kusuru bulunmaktadır. Mahkememizce davacı şirketin yaklaşık iki sene boyunca sahte talimatla para çekildiğini fark edemediği, banka hesaplarını gereklice denetlemediği, şirketin muhasebesini usulünce tutmadığı anlaşılmakla, somut uyuşmazlığın diğer tüm özellikleri de dikkate alınarak davacı şirketin yüzde 40 müterafik kusuru bulunduğu tespit edilmiş ve doğan zarardan bu nispette indirim yapılarak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1- Davanın Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine,
138.670,20 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 9.472,56 TL harçtan peşin alınan 4.235,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.237,31 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 4.235,25 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ( kabul ve red oranına göre) 22.187,23 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan 6.402,50 TL (25,20 TL başvurma harcı, 3,80 TL vekalet harcı, 5.700,00 TL bilirkişi ücreti, 673,50 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden ( kabul ve red oranına göre) 3.579,98 TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/04/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸