T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/147 Esas
KARAR NO : 2024/395
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ : Av. ... ...
DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 13/12/2012
KARAR TARİHİ : 24/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı ....... vekili dava dilekçesinde özetle; davalının 04/11/2010 tarihinde davacı şirkette belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışmaya başladığını, 21/09/2012 tarihinde işten ayrılarak, 26.09.2012 tarihinde ...Merkezinde bulunan Media Market Mağazası’nda işe başladığını, davacının, hizmet sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olan gizlilik esasına uymaya ve haksız rekabet etmemeye ilişkin beyan ve taahhütnamenin 7. maddesinde, şirket ile aralarındaki çalışma ilişkisinin her ne nedenle olursa olsun sona ermesini takip eden 1 yıl aynı iş kolunda veya işveren ile rekabet halinde olan başka bir işveren emrinde çalışmayacağını ve işverenle rekabet halinde olan bir iş kurmayacağını, şirket kanalıyla iş yapıp menfaat temin etmeyeceğini taahhüt ettiğini, 17. maddede de sözleşmenin herhangi bir şartının ihlali halinde şirketin iş akdini haklı nedenle tazminatsız olarak feshederek doğacak tüm zararlarını ayrıca talep etme hakkı saklı kalmak kaydıyla, son brüt maaşının 5 katını cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini ileri sürerek, 10.643,85 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı asil 18/12/2018 tarihli dilekçesinde özetle; davacı şirketin müdürü olduğu ve işyerinden ayrılarak haksız rekabet koşullarının gerçekleştiği iddia ve savunmasının maddi ve hukuki dayanağı olmadığını, şirket müdürü olarak temsile ve ilzama yetkili olduğuna dair kendisine yetki verilmediğini, ailesini ücreti ile geçindiren bir çalışan olarak işyerinden ayrıldıktan sonra geçimini sağlamak için çalışmaya başladığını, haksız rekabet kurallarını yaratan eylemi olmadığını, ücretle çalışmanın anayasal bir hak olduğunu, davacı şirkette satış danışmanı olarak çalıştığını, satış danışmanı olarak şirketin ticari sırlarını bilecek statü içinde bulunmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini beyan etmiştir.
Mahkememizin 03/05/2019 tarih, ... K.sayılı ilamı ile; davalının haksız rekabet nedeniyle şirketi maddi yönden zarara uğrattığı iddiasını destekler nitelikte dosya kapsamında delil bulunmadığı, haksız rekabet nedeniyle bir zararın oluştuğu ve sorumlusundan bu zararın tazmini hususunda zarara sebebiyet verecek fiil, zarar, uygun illiyet bağı, kusur, dürüstlük kuralına aykırılık hususlarının davacı tarafından ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş olup, iş bu kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, ... K.sayılı ilamı ile yapılan inceleme neticesinde;
" Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa dayalı cezai şartın tahsili istemine ilişkin olup mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. 6101 sayılı TBK'nın Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 4. maddesi, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş olup da, Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğe girdiği sırada henüz herhangi bir hak doğurmamış fiil ve işlemlere, Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır hükmünü haiz olup, her ne kadar taraflar arasındaki rekabet yasağı hükmünü içeren iş akdi 04.11.2010 başlangıç tarihli olsa da, sözleşmede ve rekabet yasağı sözleşmesinde iş akdinin sona ermesinden sonrası için rekabet yasağının düzenlenmiş olması nedeniyle, iş akdinin sona erdiği 21.09.2012 tarihi itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve devamı maddelerinin tatbik edilmesi gerekmektedir. 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi uyarınca, fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmemiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani, rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması aranmaktadır. 6098 sayılı TBK’nın 445/2 fıkrasına göre de “Hâkim, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir.” Bu hükümden ve konuya ilişkin diğer hükümlerden de anlaşılacağı üzere, 6098 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile 818 sayılı Kanundan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı ve süresi bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Bu durumda TBK 444/2 hükmü uyarınca öncelikle, davacı tarafça dosya kapsamına ibraz edilen deliller değerlendirilerek rekabet yasağı düzenlemesinin geçerli olup olmadığı değerlendirilmeli ve şayet geçerli olduğuna kanaat getirildiği takdirde, davalının rekabet yasağına aykırı faaliyette bulunup bulunmadığının tespiti ve 6098 sayılı TBK'nun 445/2. maddesi değerlendirilerek sonuca varılması gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir." şeklinde açıklanmak suretiyle Mahkememiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce usul ve yasaya uygun görülen...sayılı ilamına uyulmak suretiyle yargılamaya devam edilmiştir.
Dosya re'sen seçilen bir nitelikli hesap bilirkişisi ve bir sektör bilirkişisi(pazarlama alanında)tevdi edilerek; davalı işçinin konumu ve yaptığı iş itibari ile müşteri çevresine veya iş sırlarına nüfus etme imkanının bulunup bulunmadığı, hizmet ilişkisinin davalı işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverinin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlayıp sağlayamayacağı, bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikle olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmesi istenilmiş olup, dosya kapsamına alınan 28/07/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davalının, davacı şirket nezdinde mağaza müdürü olarak çalıştığı gözetildiğinde pozisyonu gereği davacı şirkete ilişkin şirketin satış politikaları, üretim sırları, müşteri datası gibi önemli bilgilere vakıf olma imkanı bulunduğu, bu bilgilerin kullanılmasının davacı işverenin rekabet gücüne olumsuz etkileri ile zararına sebep olacak nitelikte olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
16/11/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; davalının son ücret bordrosuna göre son aylık brüt ücretinin 1.633,50 TL olduğu, buna göre davacı ile davalı arasında akdedilen 04/11/2010 tarihli belirsiz süreli hizmet akdi sözleşmesinin ekinde bulunan "Gizlilik Esasına Uymaya Ve Haksız Rekabet Etmemeye İlişkin Beyan Ve Taahhütname" başlıklı sözleşmenin 17. Maddesinde; "Bu çerçevede yukarıda belirtilen kurallara uyacağımı ve aksi davranışların doğuracağı hukuki sonuçları peşinen kabul ettiğimi, bu sözleşmenin herhangi bir şartının ihlali halinde (şirket'in hizmet akdimi haklı nedenle tazminatsız olarak feshetme ve doğacak tüm zararlarını ayrıca talep etme haklı saklı kalmak kaydı ile) cezai şart niteliğinde olmak üzere almış olduğum son maaşımın brüt tutarının 5 (beş) katını şirkete ödeyeceğimi, kendi, rızam ile kabul beyan ve taahhüt ederim." hükmü gereğince; davacının davalıdan talep edebileceği cezai şart alacağının, 1.633,50 TL x 5 = 8.167,50 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.
Dava, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığa dayalı cezai şartın tahsili istemine ilişkindir.
Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere; iş akdinin sona erdiği 21.09.2012 tarih itibariyle somut uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK'nın rekabet yasağı sözleşmesine ilişkin 444 ve devamı maddelerinin tatbik edilmesi gerektiği gözetilerek, 6098 sayılı TBK'nın 444. maddesi kapsamında, davalı işçinin konumu ve yaptığı iş itibari ile müşteri çevresine veya iş sırlarına nüfus etme imkanının bulunup bulunmadığı, hizmet ilişkisinin davalı işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverinin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkanı sağlayıp sağlayamayacağı, bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikle olup olmadığı hususlarında, resen seçilen bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır. Hükme esas alına kök ve ek bilirkişi heyet raporu ile, davalının, davacı şirket nezdinde mağaza müdürü olarak çalıştığı gözetildiğinde pozisyonu gereği davacı şirkete ilişkin şirketin satış politikaları, üretim sırları, müşteri datası gibi önemli bilgilere vakıf olma imkanı bulunduğu, bu bilgilerin kullanılmasının davacı işverenin rekabet gücüne olumsuz etkileri ile zararına sebep olacak nitelikte olduğu belirlenmiştir. Bu kapsam itibariyle rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olduğu, davalının, 04/11/2010 tarihinde davacı şirkette işe başladığı, davalının mağaza müdürü olarak çalıştığı, görevi itibariyle davacı şirketin satış politikaları, üretim sırları, müşteri datası gibi önemli bilgilere vakıf olma imkanı bulunduğu, 21/09/2012 tarihinde kendi isteği ile davalının işten ayrıldığı, 26/09/2012 tarihinde dava dışı ...de çalışmaya başladığı, bu duruma göre TBK'nın 445/2. maddesince verilen yetki doğrultusunda kapsamı belirlenen rekabet yasağı sözleşmesine, davalının aykırı davrandığı kanaatine varılmıştır.
Aynı Yasa'nın 445/2 maddesinde; hâkimin, aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabileceği belirlenmiştir. Buna göre; Tarafların mali ve sosyal durumları, asıl borcun ifa edilmesi halinde davacının elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul ve adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı fayda dikkate alındığında, taraflar arasında kararlaştırılan son aylık brüt ücretin 5 katı tutarında cezai şart miktarının fahiş olduğu, cezai şarttan bir miktar hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Mahkememizce aylık maaş tutarları gözetilerek, takdiren 2 aylık brüt ücret tutarı olan 3.267,00 TL cezai şart miktarının hak ve nasafet ilkesine uygun olduğu kanaatine varılarak, bu miktar cezai şart alacağının davalıdan alınmasına karar verilmiş, takdiri indirim yapılması durumunda davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine de hükmedilemeyeceği gözetilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 3.267,00 TL cezai şartın dava tarihi olan 08/10/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 35,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 391,70 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 3.267,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Cezai şart alacağından takdiri indirim yapılması nedeniyle, davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan 5.872,20 TL (ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ( Kısmen Kabul kararı verilmiş ise de; reddedilen miktar hakkaniyet indirimine dayandığından tüm yargılama giderlerinden davalının sorumlu tutulmasına karar verilmiş olmakla)
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/06/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ:
Bilirkişi Ücreti : 5.000,00 TL
Posta Masrafı : 775,50 TL
Başvurma Harcı : 35,90 TL
Vekalet Harcı : 60,80 TL