T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/298 Esas
KARAR NO : 2025/292
H.............
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan), Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/04/2023
BİRLEŞEN ANKARA 11. ATM'NİN 2023/702 ESAS SAYILI DOSYASI
................
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/10/2023
KARAR TARİHİ : 12/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan), Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dava dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin silah sanayinde çalışan bir şirket olduğunu, silah sanayiinde sektörel bazda 2021 yılı son çeyreğinden itibaren özellikle dış piyasadan yoğun talepler gelmeye başladığını ve sektör kapasitesinin sınırlarını zorlayacak tarzda üretim yapmaya, taleplere yetişmeye çalıştığını, müvekkili şirketin de bu yoğun taleplerden önemli bir pay aldığını ve çok ciddi oranlarda üretim ve satış yapmaya başladığını, yine aynı dönemde döviz kurundaki normal beklentilerle izah edilemeyecek tarzda artışlar sebebiyle hammadde, ara mallar ve üretim tesisleri için zorunlu olan yedek parça ve araçların fiyatlarında çok büyük yükselişler yaşanmış olduğunu, silah üretiminin en temel hammaddesi olan imalat çeliğini bulmanın önemli ölçüde zorlaştığını, sektördeki satıcıların çok büyük bölümünün paraların peşin ödenmesini ve hammadde/malzeme teslim anında faturaların kesilmesini istediğini, davalının ise genelden farklı bir uygulama geliştirdiğini, piyasada diğer satıcılardan pazar payını yükseltme amaçlı olduğunu değerlendirdikleri bir satış ilkesiyle ortaya çıktığını, davalı siparişle birlikte fatura kesmeyi, ödemenin büyük bölümünün teslimle birlikte yapılmasını kabul ettiklerini, sadece muhtemel teslim tarihi olarak belirlenen tarih vadeli bir kambiyo senedi verilmesini istediğini, müvekkilinin bu çalışma sistemiyle özellikle hammadde ve üretim malzemeleri/araçları için davalıya değişik zamanlarda çoğunlukla düşük bedelli siparişler verdiğini ve çalışma sistemine göre değişik zamanlarda ödemeler yaptığını, ancak davalı şirketin özellikle hammadde, imalat çeliği için de aynı sistemle çalışabileceğini bildirmesi sonrasında da müvekkilinin davalıya imalat çeliği siparişi de verdiğini, bu oldukça yüksek bedelli bir sipariş olduğu için davalıyla anlaşılan tarzda, yani mal teslim sonrası ödeme şeklinde bu sipariş verildiğini ve fatura alındığını, bu kapsamda müvekkiline imalat çeliği için davalı tarafından bir fatura kesildiğini, davalının tanzim ettiği 26.04.2022 tarihli 672.458,40 TL bedelli faturanın müvekkilinin kayıtlarına girdiğini, Aralık 2022 sonu olarak belirtilen teslim tarihinin beklenmeye başlanmış olduğunu, bu fatura kapsamında avans niteliğinde müvekkilinin, fatura ile aynı gün yani 26.04.2022 tarihinde tanzim edilmiş olan 50.000,00 TL bedelli 30.12.2022 vade tarihli kambiyo senedi verdiğini, o gün itibariyle taraflar arasında başkaca bir mal alım satımı, mal teslimi, fatura tanzimi de olmadığını, müvekkilinin işbu davaya konu kambiyo senedinin verildiği 26.04.2022 tarihli faturadaki mal teslimini beklemekte bir sakınca görmediğini, mal teslimi olmadığı için de bu davaya konu kambiyo senedinin davalıya verilmesi dışında bu faturaya ilişkin başkaca bir ödeme yapmadığını, yine bu ticari ilişki devam ederken davalının bir başka alıcıya satmak üzere B28.50/18 20ST52 boru ihtiyacı olduğunu müvekkiline bildirilmiş, müvekkili tarafından davalının bu ihtiyacının karşılanmış ve davalıya satış faturası da kesilmiş olduğunu, bu satış faturası bedeli de müvekkiline ödenmediğini, öte yandan davalı şirketle aynı grupta olan ve aynı kişilerin sahipliği ve yönetiminde olan bir başka şirketle (... Ltd. Şti.) de aynı şekilde anlaşıldığını ve sipariş verildiğini, o şirketin kestiği fatura için müvekkilinin daha sonra anlaşmaya uygun olarak 15 Eylül 2022 tarihi vadeli bir kambiyo senedi verdiğini ve bu faturadaki malların teslimini beklemeye başladığını, ancak bu faturadaki mallar müvekkile teslim edilmediğini ve kambiyo senedinin icra takibine konu edildiğini, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/7842 sayılı icra dosyası ile icra takibine konu edilen bu kambiyo senedinin icra takip usulü gereği ödenmek zorunda kalındığını belirterek; açıklanan nedenlerle, Ankara 13. İcra Müdürlüğü 2023/7842 sayılı icra dosyasına konu edilen 26.04.2022 düzenleme tarih ve 30.12.2022 vade tarihli 50.000,00 TL bedelli kambiyo senedinden dolayı müvekkillerinin borçlu olmadığını ve işbu kambiyo senedinin temel ilişkinin sona ermiş olması ve diğer sebeplerle bedelsiz kaldığının tespitine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava dosyasında temlik alan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nin 04/04/2023 tarihinde dava dosyasına konu Ankara 13.İcra Müdürlüğü'nün 2023/7842 E. sayılı dosyasını temlik aldığını, temlik dolayısıyla müvekkilinin davalı olarak dosyaya eklenmesini, huzurdaki davada ispat yükünün davacılar üzerinde olduğunu, temlik alan müvekkiline karşı borcu olmadığını ispat etmekle yükümlü olduğunu, “malen" ibaresi bulunan bir bonoda malın teslim alındığı, borçlu tarafından ikrar edildiği durumlarda da, alacaklının teslim ettiğini kanıtlamak yükümlülüğü bulunmadığını, takibe konulan bononun bedelsiz olduğunu yazılı delille karşı tarafın ispat etmesi gerektiğini belirterek, davacıların davasını kanıtlayamadığından davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili adına Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/298 Esas sayılı dosyası ile Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/7842 ( yeni Ankara 5. Genel İcra Dairesi 2023/79355 ) sayılı dosyasında takibe konu kambiyo senedi nedeniyle temel borç ilişkisinin sona erdiği ve senedin bedelsiz kaldığı bu nedenle müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti istemiyle menfi tespit davası açıldığını ve davanın halen derdest olduğunu, bu dosyanın davalısının takip tarihinden sonra takibe konu alacağı davalıya devir ettiğinin öğrenildiğini, bu nedenle senetteki alacağı devir alan davalıya da müvekkilinin borcu bulunmadığından davacının borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, icra dosyasında konulan hacizlerin kaldırılmasına, davalının alacağın %20' sinden az olmayacak şekilde kötüniyet tazminatı ödemesine ve dosyanın Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/298 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
26/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı şirketin incelenen 2022 ve 2023 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, temlik veren davalı şirketin muhasebecisine ulaşılamadığından defter incelemesi yapılmadığı, dava konusu 26.04.2022 tanzim, 30.12.2022 vadeli 50.000,00 TL'lik senette "malen” kaydı olduğu, söz konusu senedin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, temlik veren davalı şirketin davacıya düzenlemiş olduğu 26.04.2022 tarih GIB............... no'lu 672.458,40 TL bedelli faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaya ilişkin davacı tarafından 30.01.2023 tarihinde aynı bedel ile iade faturası düzenlediği ve defterlerine kaydettiği, neticeten dava konusu somut olayın, senette malen kaydının olduğundan, fatura içeriğindeki imalat çeliklerinin davacı şirkete teslim edilip edilmediği noktasında toplanmakta olduğu, takdirin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.
Asıl ve birleşen davanın menfi tespit istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/7842 Esas sayılı takip dosyasına konu 26/04/2022 tanzim tarihli, 30/12/2022 vadeli, 50.000 TL bedelli senet nedeniyle davacıların davalı tarafa borçlu olup olmadığı, iş bu senedin 26/04/2022 tarihli faturaya istinaden avans olarak verilip verilmediği, bahse konu faturaya istinaden mal tesliminin gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2023/7842 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davalı ... ... Hırdavat Makina İnşaat Eğitim Dan. Prj. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından, davacılar ... Silah San. İth. İhr. ve Ticaret Ltd. Şti. aleyhine, "50.000,00 TL miktarlı, 26/04/2022 tanzim tarihli, 30/12/2022 vade tarihli senet" dayanak gösterilerek, toplam 51.547,94 TL alacağın tahsili amacı ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibe süresinde itiraz edilmediği, Mahkememizin 02/05/2023 tarihli ara kararı ile, icra dosyasına yatacak paranın alacaklıya ödenmemesine yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği görülmüştür.
Yapılan inceleme neticesinde; Ankara 66.Noterliği'nin 04/04/2023 tarih, 09377 yevmiye numaralı alacağın devri sözleşmesi ile, ...nin, Ankara 13.İcra Müdürlüğü'nün 2023/7842 sayılı dosyasındaki alacağının tamamını bütün fer'ileri ile birlikte ...'ye devrettiği, asıl dava dosyasının alacağın devri sözleşmesinin düzenlenme tarihinden sonra, 27/04/2023 tarihinde açıldığı görülmüştür. Her ne kadar, asıl dava dosyası yönünden, Mahkememizin 13/11/2023 tarihli celsesinde, davacı tarafa, HMK 125 maddesi uyarınca seçimlik hakkı bulunduğu hatırlatılmış ise de; asıl dava dosyasının dava tarihinden önce, alacağın devri sözleşmesinin düzenlendiği ve takibe konu alacağını temlik veren ...'ne husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla; asıl davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen dava dosyası yönünden ise; davacı taraf; davalının tanzim ettiği 26/04/2022 tarihli faturaya istinaden, fatura konusu ürünün tesliminden önce avans olarak takibe konu senedin davalıya verildiği, ancak ürün teslimatının yapılmadığını, senedin bedelsiz kaldığını iddia etmiştir.
Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Dava konusu bonoda davacı keşideci, davalı temlik veren lehtar olup, ihdas nedeni olarak “malen” kaydı bulunmaktadır.
Bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Somut olayda ise bononun, taraflar arasındaki anlaşma kapsamında, ürün tesliminden önce, davalıya 26/04/2022 tarihli faturaya istinaden verildiği, bir nevi fatura konusu malın teminatı olarak senedin davalıya verildiği ileri sürülmüş olup, bu durumda TMK’nın 6. ve HMK’nın 191. maddesi uyarınca ispat yükünün davacı tarafta olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu, teminat olarak düzenlendiğini ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir.
Somut olayda davacı yan senedi tanzim eden olarak lehtar davalı ile aralarındaki anlaşma kapsamında, bononun 26/04/2022 tarihli faturaya istinaden, teminat olarak verildiğini iddia etmiş ise de, buna ilişkin yazılı delil sunmadığı, bono üzerinde buna ilişkin kayıt yer almadığı görülmekle, davacı yanın iddiasını ispat edemediği sonucuna varılmıştır.
Başka bir ifadeyle, davacı tarafından keşideci sıfatıyla imzalanan bononun teminat için düzenlendiği teminat fonksiyonun kalmadığı iddiasının yazılı delille ispat edilmesi zorunlu olup, malen kaydına göre de davacının senetlerin ödendiğine ya da bedelsiz kaldığına dair yazılı delil sunmadığı, yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla; senetten dolayı borçlu olmadığını ispatlayamadığından, davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı vekilinin müvekkilinin lehine tazminata hükmedilmesine yönelik talebine gelince; İİK. 72/4. maddesi uyarınca menfi tespit davasının reddine karar verilmesi halinde borçluyu, alacaklının ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmasından doğan zararı için tazminata mahkum eder. Menfi tespit davasının reddine karar verildiğinde, borçlunun tazminata mahkum edebilmesi için, alacaklının borçluya karşı bir icra takibi yapmış olması ve borçlunun bu icra takibinin durdurulması veya icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı almış ve bu ihtiyati tedbir kararının uygulanmış (infaz edilmiş) olması gerekmektedir (KURU, Baki; İcra ve İflas Hukuk El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s. 376-377).
Somut olayda, Mahkememizin 02/05/2023 tarihli ara kararı ile, teminat mukabilinde, icra dosyasına yatacak paranın alacaklıya ödenmemesine yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği, Mahkemece verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının uygulandığı, ihtiyati tedbir nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasının söz konusu olduğu anlaşıldığından, İİK'nın 72/4. maddesi gereğince davalının tazminat isteminin kabulü ile takip tutarının %20'si oranında tazminatın davacılardan tahsiline karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Asıl davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile REDDİNE,
2-Birleşen davanın REDDİNE,
3-İİK 72/4 maddesi gereği 10.309,59 TL kötü niyet tazminatının davacılardan müştereken alınarak davalıya verilmesine,
4-ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;
a-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 880,31 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 264,91 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
5-BİRLEŞEN DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;
a-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 880,31 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 264,91 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
b-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
d-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
e-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.120,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/05/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸