T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2023/356 Esas - 2023/884
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/356 Esas
KARAR NO: 2023/884
HAKİM.....
KATİP..
DAVACI ..
VEKİLİ: Av...
DAVALILAR : 1-...
2...
Av. ..
DAVA İHBAR OLUNAN...
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/02/2021
KARAR TARİHİ: 21/11/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalıların arsa sahibi olduğu.... üzerinde yapımı gerçekleştirilmiş, Milat -2 projesinin ince işleri olarak tabir edilen işlerin, 12/09/20217 tarihli sözleşme kapsamında müvekkili davacı tarafından yapıldığını, sözleşmede belirtilen işlerin tamamlandığını, dava dışı yüklenici ile imzalanan 20/11/2019 tarihli protokol ile işin teslim alındığını, yapılan işin imalat bedelinin ödenen miktarlar ve kalan bakiye alacak tutarının 752.677,00-TL olarak tutanak altına alındığını, bahse konu tutanakta taraflarca belirlenen alacağın ödenmemesi üzerine gerek yüklenici gerekse davalı / arsa sahipleri muhatap alınarak ..... Noterliğinin 06/03/2020 tarihl... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek alacağın ödenmesinin talep edildiğini, ancak bahsi geçen işin yapımından kaynaklı olarak müvekkilinin hala bakiye 367.677,00-TL alacağının kaldığını, davalı arsa sahiplerinin müvekkilinin alacakları bakımından sorumlu olmadıklarını, yüklenici ile davacı arasında imzalanan taşeron sözleşmesini kabul etmediklerini beyan ettiklerini, oysa ki müvekkilinin yaptığı işlerin bir kısım ödemesinin davalı şirket yetkilisinin de borçlu olduğu 4 adet senetle yapıldığını, 30/04/2020, 31/05/2020 , 30/06/2020 ve 31/07/2020 vade tarihli bonolarda borçlu olarak yüklenici ..... ve (Arsa sahib.... gösterildiğini, hatta bu senetlerin 3 tanesinin vadesinde ödenmediğini, icra takibine konu edildiğini, ödemelerin de davalı arsa sahibi ....Tarafından yapıldığını, dolayısıyla müvekkilinin yaptığı işin bir kısım ödemesi olarak düzenlenen bonolarda borçlu olarak davalı arsa sahibi şirket yetkilisinin olması karşısında davalı tarafın taşeronluk ilişkisini bilmediği ve onayının olmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu,
Ayrıca, dava dışı yüklenicinin verdiği bilgiye göre davalı arsa sahipleri ile yüklenici arasında imzalanan sözleşmenin ''Gelir paylaşımı esasına dayalı inşaat sözleşmesi'' olduğunu, gelir paylaşımı esasına dayalı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin bu işin yapımı nedeniyle 3. Kişilerden olan borçlarından arsa sahiplerinin de sorumlu olduğunu, bu nedenle 12/09/2017 tarihli sözleşme kapsamında müvekkili tarafından yapılan işin bedelinin ödenmesinden dava dışı yüklenici..... İle davalılar arsa sahipleri firmalarında birlikte sorumlu olduğunu belirterek, söz konusu alacak nedeniyle davalılar aleyhine başlatılan ... E. Sayılı takip dosyasına yönelik itirazın iptali ile tahsilde tekerrür olmamak üzere takibin devamına, ayrıca dava konusu taşınmaz üzerinde kanuni ipotek hakkı tesis edilmesine ve tapuya tescil edilmesine ve ayrıca haksız olarak borca itiraz edilmiş olduğundan davalı / borçluların % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalılar vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin .... olduğunu, taraflar arasında yazılı - sözlü hiçbir sözleşme bulunmadığını, dava dışı kişiden alacaklı olduğu için davayı müvekkili şirketlere yönetmesinde husumet yokluğunun bulunduğunu, davalıların borcu kabul etmediğini, müvekkili şirketlerin işin hiçbir safhasında davacı için alt taşeron olmasına yazılı - sözlü onayı olmadığını, müvekkillerinin ... ile anahtar teslimi sözleşme imzaladığını, muhatabın müvekkili şirketler olmadığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının taleplerinin 2 farklı davayı ihtiva ettiği için birlikte açılamayacağını, davada hukuki yarar dava şartının bulunmadığını, ödenen bonolar ile davacı ile dava dışı yüklenici arasındaki ilişkinin varlığının bilindiği veya onay verildiği anlamının çıkarılamayacağını, işlemin sadece bono miktarı kadar kısmi kefalet ilişkisi olduğunu, bunun dışında başka bir hukuki sonucunun olmadığını, davacının varsa bir alacağının husumeti .....ne yönetmesi gerektiğini, takibin kötü niyetli yapıldığını, % 20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davanın ....ne ihbar edilmesini, davacının faiz talebindeki oran ve tarihin kabul edilemez olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İhbar olunan şirket temsilcisi tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; İhtardan önce verilen bonoların alacaktan mahsup edilmeden toplam alacak üzerinden ihtar çekildiğini, davacının kötü niyetli olduğu, davacıya borcun sadece 74.258,00-TL olduğunu, davacı yüklenicinin taşeronun yapmış olduğu ayıplı ve imalat hatasından kaynaklanan kat maliklerinin tavan çökmesi sonucu taraflarına rücu edilen onarım bedellerini de sözlü olarak bildirdiğini ve aradaki borç ilişkisinin sona erdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, alt yüklenici taşeron (eser) sözleşmesinden kaynaklanan icra takibine yönelik itirazın iptali ve ayrıca dava dilekçesinin sonuç bölümünde belirtildiği üzere, dava konusu taşınmaz üzerinde kanuni ipotek hakkı tesis edilmesine ve tapuya tescil edilmesine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; davaya konu.... sayılı taşınmaz bakımından, ihbar olunan .... davacı şirket arasında alt yüklenici sözleşmesi yapıldığını, davacının sözleşme kapsamında tüm edimlerini yerine getirdiğini ancak ihbar olunanın sözleşme gereğince gerekli ödemeyi yapmadığını, bununla ilgili olarak ihbar olunan hakkında .... Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, aynı borç ile ilgili olarak bu defa ihbar olunan ... ile davalı taşınmaz malikleri arasında gelir paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmış olması nedeniyle taşınmaz maliki davalılarında ihbar olunan ile birlikte sorumluluklarının bulunması nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla bu defa davalılar hakkında da ...E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını ileri sürerek, takibe yönelik davalıların itirazının iptali, takibin devamı, icra inkar tazminatı ve ayrıca taşınmaz üzerine ipotek hakkı tesisi ve tapuya tesciline karar verilmesini talep etmektedir.
Davalı taraf ise cevap dilekçesinde belirttiği nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 21/09/2021 tarih ve ...E/K sayılı kararı ile; davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu, kararı inceleyen .... sayılı kararı ile; "...İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dışı.... Şirketi tarafından hasılat paylaşımı esasına dayalı olarak davalılara inşaat yapımının taahhüt edildiğini, davacının da 12/09/2017 tarihli sözleşme gereği projenin ince işlerini yaptığını, davalılar ile dava dışı yüklenici şirket arasındaki sözleşmenin adi ortaklık unsurlarını içerdiğini, sözleşmenin maddelerinin bir bütün halinde incelendiğinde müşterek amaç için birlikte çaba unsurunu içerdiğinin anlaşıldığını, mahkeme tarafından soyut gerekçeye dayalı karar verildiğini, davacıya bir kısım ödemelerin davalıların şirket yetkilisinin de borçlu olduğu bonolarla yapıldığını, ödemelerin bizzat davalı şirket tarafından banka havalesi ile yapıldığını, arsa sahibi davalıların da borçtan sorumlu olduğunu, kanuni ipotek tesisi ve tescil taleplerine ilişkin karar verilmediğini, usulden ret kararı verilmesine rağmen esastan red kararı verilmiş gibi vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine göre hükümde, maddede yazılanlar dışında tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri bulunmalıdır. HMK'nın 297/2. maddesinde hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olduğu hükmü getirilmiştir.
Somut olayda Mahkemece davanın reddine karar verilirken davacı tarafın "dava konusu taşınmaz üzerine kanuni ipotek hakkı tesis edilmesi ve tapuya tescil edilmesi" talebine ilişkin hükmün gerekçe kısmında delillerin tartışılmaması ve gerekçe kurulmaması doğru görülmemiştir.
Yine hükmün gerekçesinde taraflar arasındaki sözleşmenin "nakdi paylaşım koşulu içeren gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi" olduğu ifade edildikten sonra ihbar olunanla sözleşme imzalayan davalı taşınmaz maliklerinin sorumluluğuna gidilemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ise de; söz konusu kararın esastan mı yoksa husumet yokluğundan mı verildiği konusunda herhangi bir açıklık bulunmadığından çelişki yaratılması doğru görülmemiştir. Kabule göre de davanın husumet yokluğundan reddi halinde karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/1 maddesinin tartışılmaması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; sair hususlar incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-.... Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,..." şeklinde karar verilmesi üzerine dosyanın yukarıdaki esasa kaydedildiği anlaşılmaktadır.
Davacı tarafa dava dilekçesinde yer alan "dava konusu taşınmaz üzerine kanuni ipotek hakkı tesis edilmesi ve tapuya tescil edilmesi" talebine ilişkin olarak harç yatırmak üzere süre verildiği, davacı tarafça eksik harcın ikmal edildiği anlaşılmaktadır.
Somut olay incelendiğinde; davalıların davaya konu .... konumunda olduğu, davalılar ile dava dışı müeahhit/yüklenici ....Ltd.Şti. arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, bu defa davacı ile dava dışı .... arasında ise alt yüklenici/taşeron sözleşmesi düzenlendiği, davacı alt yüklenici sözleşmesi gereğince üzerine düşen edimleri tamamlayıp, teslim etmesine rağmen hak etmiş olduğu alacağın bir kısmını tahsil edemediği gerekçesiyle, davaya konu ....E. Sayılı dosyası ile malik olan davalılara karşı da ayrıca icra takibi başlattığı, ayrıca dava dışı .....'ne karşı da ....E. Sayılı dosyası ile de icra takibi başlattığı, ayrıca ... hakkında da .... E. Sayılı dosyası ile de takip başlattığı, bu dosyadan kısmi tahsilat yaptığını iddia ettiği,
Davacı tarafından alt yüklenici sözleşmesi kapsamında bakiye kalan alacak için ihbar olunan ...ı ile davalı malikler arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gelir paylaşımı esasına dayalı olarak yapılması ve..'ın kefillikten kaynaklanan alacağı nedeniyle davalı .... tarafından bir kısım alacağa ilişkin ödeme yapılmış olması nedeniyle davalı şirketlerinde alt yüklenici sözleşmesinden kaynaklanan alacaktan sorumluluklarının bulunduğu gerekçesiyle icra takibinin başlatıldığı ve iş bu davanın açıldığı,
Taraflar arasındaki ihtilafın; davacı ve dava dışı ..... arasındaki alt yüklenici sözleşmesinden kaynaklanan alacak bakımından davalı taşınmaz maliklerinin sorumluluğunun bulunup bulunmadığı, davacının tacir olup olmadığı, mahkememizin görevli olup olmadığı, TMK 895. Maddesine göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediği, davayı açmakta hukuki yararın olup olmadığı, noktasında olduğu anlaşılmaktadır.
Adi ortaklık; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir (TBK. 620/1 md.). Öte yandan, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi: yüklenici tarafından arsa sahibinin arsasında meydana getirilecek yapının, arsa sahibinin yerdiği yetkiye dayanarak yüklenici tarafından satılması ye bu surette elde edilecek gelirin arsa sahibi ile yüklenici arasında sözleşmede kararlaştırılan oranda paylaşılması esasına dayanmaktadır. Bu esastan yola çıkarak gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi; yüklenicinin bağımsız bölümler meydana getirme ve bunların satışını sağlama borcuna karşılık, arsa sahibinin bu bağımsız bölümlerin satımına ilişkin yükleniciye temsil yetkisi verme ve bu satıştan elde edilecek geliri yükleniciyle paylaşma borcu altına girdiği sözleşme şeklinde tanımlanabilir.
Bu tanımdan yola çıkılarak, gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesinin unsurları; arsa sahibinin bağımsız bölümlerin satışından elde edilecek geliri paylaşma borcu altına girmesi (arsa sahibinin satışı bizzat yapması ya da satışın gerçekleştirilmesi için yükleniciye vekalet yermesi), yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan bağımsız bölümleri yapma; arsa sahibi adına satma ve alıcılara teslim borcu altına girmesi ve tarafların anlaşması olarak tespit edilebilir. (....Esas/Karar sayıl emsal kararları).
Davacı tarafça dosyaya sunulan ..... yevmiye numaralı ''Düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi yoluyla arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi'' hükümleri incelendiğinde; "1. Maddesinde; sözleşmenin taraflarının ....
2. Maddesinde; sözleşmenin konusunun; Davalı şirketlere ait olan tapunun .... büyüklüğündeki arsa üzerine bu arsa karşılığı imalattaki sürece bağlı arsa payı karşılığı iş yeri ve konut inşaatı yapım işi olduğu, 3.g maddesinde işin anahtar teslimi olarak yapılacağı,
8. Maddesinde; arsa sahiplerinin inşaatın tamamı ile ilgili her ne ad altında olur ise olsun dolaylı ve direkt müteahhide hiçbir bedel avans ödemeyeceği, inşa edilecek binanın bağımsız bölümlerinin % 50'sinin arsa sahiplerine ait olacağı bu oranın azaltılamayacağı, ek masraf veya bedeli müteahhidin isteyemeyeceği, müteahhidin bağımsız bölümlerin satışında, pazarlamacı - emlakçı bulacağını, bu emlakçının giderleri ile ücret ödemeleri ve aldığı komisyonun emlakçıya ait olduğu, her bir bağımsız bölümün satışında arsa sahiplerinin onay verdiği bedel üzerinden % 50 payın hiçbir şekilde ve her ne ad altında olur ise olsun müteahhit veya emlakçının azaltma teklifinde bulunamayacağı, her bir bağımsız bölümün nihai satış bedelini arsa sahipleri ve müteahhidin karşılıklı mutabakat sağlayarak belirleyeceği, bu bedelin üzerinden tarafların kendi payını alacağı,
9. Maddesinde; işin yapımında her türlü giderleri ve sorumluluğu müteahhide ait olmak üzere müteahhitçe hazırlanan ve arsa sahiplerince yazılı onay verilen projelerin gerekli yetkili makamlara onaylatılarak ruhsatlarının alınacağı, alınan projelerin ön gördüğü bina teknik şartlarına ve mahal listelerine uygun ''Anahtar teslimi'' esası ile müteahhitçe inşa edileceği, inşaatın yapılması ile ilgili her ne ad altında olur ise olsun her türlü masraf vergi ve harçların müteahhitçe karşılanacağı, müteahhidin alt taşeronlara verdiği işlerin bedellerini bizzat ve kendisinin düzenli olarak ödeyeceği, inşaat süresince 3. Kişilerin inşaat dolayısıyla uğrayabileceği her türlü risk, maddi ve manevi zararı müteahhidin peşinen ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği,
14. Maddesinde; paylaşım oranının % 50 olarak belirlendiği,
15. Maddesinde; müteahhidin işbu sözleşme ve eklerinde belirtilen koşullara, belirlenen niteliklere uygun imalatları sözleşmenin termin programı maddesine göre etap etap bölümler halinde tamamlayıp, arsa sahipleri veya kendilerinin veya vekillerinin yazılı onayından geçtikten sonra müteahhidin, iş programına uygun hakkını yazılı talepte bulundukça arsa sahipleri her seferinde en geç 7 iş günü içinde müteahhidin hak ettiği daire miktarının karşılığı var ise satılan bağımsız bölüm bedelinden payına düşen nakdi isteme hakkının doğacağı,
16. Maddesinde; İnşaat süresince inşaatın yapıldığı arsanın bugün ki arsa sahiplerinin olacağı, ortaklaşa karar ile her bir bağımsız bölüm bedelinin paylaşımı yöntemi olduğu için müteahhidin arsa payının devri veya kendi adına satış isteyemeyeceği, sadece ifa ettiği inşaatın durumuna uygun arsa sahiplerinin onayladığı seviyenin gerçekleşmesi durumunda satış yapılmış ise kendine düşen parasal değerin devrini / iadesini isteyebileceği, bu istemini avans veya başka bir ad altında talep edemeyeceği, müteahhidin arsa mülkiyeti üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunamayacağı, arsanın gerek satış, gerek teminat ve gerekse icra ve iflas uygulamalarından kesin olarak vareste tutulacağı, 3. Şahıslara karşı hiçbir takyidata konu olmayacağı, bu yönde talep ve beyanda bulunamayacağı,
18. Maddesinde; İnşaatın bütün plan ve proje masraflarının mimari ve teknik hesaplarının hazırlanıp, tasdik ettirilmesinde tüm ücret ve harçlar, hafriyat, temel ve temel üstü ruhsat harçlarının inşaatın tüm safahatındaki imalat masraflarının, malzeme, işçi, memur, mühendis ve mimar ücretleri, muhtasar vergiler,... primleri, her çeşit maddi / manevi tazminatların kimin adına tahakkuk etmiş olur ise olsun geri istenilmeksizin müteahhide ait olduğu, kat irtifakı, kat mülkiyeti kurulması ile ilgili giderlerin geri istenilmeksizin müteahhide ve alıcılara ait olduğu, noter harç ve masrafları , tapuya şerh harçları, arsa mülkiyet paylarının devri sırasında doğacak, satışlardan doğacak tapu harçları, her türlü resim ve harçlar, iskan ruhsatı harcı gibi harç ve giderlerin geri istenmeksizin müteahhide ait olduğu, emlak vergilerinin müteahhide ait olduğu, inşaatın bu sözleşmeye göre bitirilmiş ve teslim edilmiş dahi olsa sonradan inşaatın başlama ve bitme süresine ait zaman içinde yukarıda yazılı ödemelerden bakiye veya ilave çıktığında bunları müteahhidin ödeyeceği, arsa sahiplerine ait bağımsız bölümlerin veya satılan bağımsız bölümlerin yaptırılacak olan su, elektrik, doğalgaz, telefon, kablolu TV projelerinin ilgili her bağımsız bölümde uygulamasının yapılacağı, abonelikler ile ilgili işlemler için bina girişine kadar bu tesisatları ve hakları müteahhidin bina girişine kadar getireceği tüm bağımsız bölümlerin aboneliklerinin müteahhide ait olduğu, ..." hükümlerini içerdiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan sözleşme maddelerinin hep birlikte yorumlanmasından; taraflarca akdedilen sözleşmenin, müşterek amaç ve müşterek amaç için birlikte çaba unsurunu içermemesi nedeniyle adi ortaklık sözleşmesi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, diğer bir anlatımla "Nakdi Paylaşım Koşulunu İçeren Gelir Paylaşımlı İnşaat Sözleşmesi" olduğu, bu sebeple, davacı ve ihbar olunan Hako Yapı... Ltd. Şti. arasındaki alt yüklenici sözleşmesinden kaynaklanan alacaktan dolayı davalı taşınmaz maliklerine husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak itirazın iptali davası bakımından davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, Türk Medeni Kanunu'nun 893/3. maddesi hükmünce, bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek karşılığı olarak malik veya yükleniciden alacaklı olan alt yüklenicilerin kanuni ipotek hakkının tescilini isteyebileceği hükme bağlanmıştır. Açıklanan kanun maddesine göre yapı ipoteği ve geçici yapı ipoteği şerhinin yasal koşulları; bir yapı alacağının mevcut olması, alacağın çekişmeli olmaması, yani alacağın taşınmaz maliki tarafından kabul edilmiş veya mahkemece karara bağlanmış olması, malik tarafından yeterli güvencenin gösterilmemiş olması, yüklenilen işin tamamlanmasından itibaren en geç 3 ay içinde tescil talebinde bulunulması olarak saymak mümkündür. Yapı ipoteği tesisine dair davanın taşınmaz malikine yöneltilmesi gerekir. Buna göre, davacı alt taşeronun alacağı; davalı arsa sahipleri tarafından kabul edilmediğinden çekişmelidir. Bu nedenle, yukarıda açıklanan yasal koşulların oluşmadığı sonucuna varılarak davaya konu taşınmaz üzerine kanuni ipotek hakkı tesis edilmesi ve tapuya tescil edilmesi ve geçici tescil şerhi verilmesi yönündeki talepler bakımından davanın reddine karar verilmiştir. (...../K sayılı ilamı).
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
1-Davanın itirazın iptali talebi bakımından husumet yokluğundan REDDİNE,
2-Davaya konu taşınmaz üzerine kanuni ipotek hakkı tesis edilmesi ve tapuya tescil edilmesi ve geçici tescil şerhi verilmesi yönündeki talepler bakımından ise davanın REDDİNE,
3-Alınması gereken 269,85-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 4.282,03-TL harcın mahsubu ile fazladan yatan 4.012,18-TL harcın karar kesinleştiğine ve talep halinde davacı tarafa İADESİNE,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 57.151,55-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE,
8-Arabuluculuk Son Tutanağı, iş bu davada verilen karar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle; 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 7 ve 18/A-13 maddeleri ile bu Kanuna göre hazırlanan ve 02/06/2018 tarih ve 30439 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmeliğin 26. maddesi hükümlerine göre; Bakanlık bütçesinden karşılanan/karşılanması gereken ve iki taraf ve iki saat üzerinden yapılan hesaba göre belirlenen toplam 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama giderinin) davanın REDDİNE karar verilmesi sebebiyle DAVACIDAN alınarak 6183 sayılı AATUHK hükümlerine göre tahsili ile hazineye gelir kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde...İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.21/11/2023
Katip ...
E-imzalıdır
Hakim ....
E-imzalıdır