T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/481 Esas - 2025/629
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/481 Esas
KARAR NO : 2025/629
...............
.......................
DAVA : Sıra Cetveline İtiraz
DAVA TARİHİ : 27/11/2019
KARAR TARİHİ : 17/10/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Sıra Cetveline İtiraz" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı Bakanlığa bağlı ... Selim Devlet Hastanesince ihale edilen hizmet alım işi kapsamında, davalı yüklenici şirketler tarafından istihdam edilmiş olan ... adlı işçi tarafından açılan davada, ... 9. İş Mahkemesinin 30.03.2015 tarih ve E. 2013/1043 K. 2015/354 sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiğini, bunun sonucunda davacı Bakanlık tarafından icra dosyasına toplam 21.945,29TL ödenmek zorunda kalındığı, hizmet alım sözleşmeleri uyarınca işçi alacaklarından, işçiyi çalıştıran davalı şirketlerin sorumlu olduğu ileri sürülerek, icra dosyasına ödenen miktarın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, sorumlulukları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.1.2016 tarihli, 2015/483 E. 2016/759 K. sayılı kararı ile davalı şirketin iflasına karar verildiğini ve tasfiye işlemlerinin ... 21. İcra Müdürlüğü'nün 2016/37 sayılı dosyasından yürütüldüğünü, iflas masasına alacak başvurusunda bulunulmadan doğrudan dava açılmasının yasaya aykırı olduğunu, dava konusu alacağın İİK'nın 204 üncü maddesi gereğince İflas Masasına kaydının istenmesi gerektiğini, alacakların zaman aşımına uğradığını, davalıların dava konusu alacak tutarından müştereken müteselsil sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Eldeki dava, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 235. maddesi gereğince açılan sıra cetveline itiraz davasıdır.
Davanın esasına girmeden önce dosyanın geçirmiş olduğu safahat incelendiğinde, davanın ilk olarak ... ... 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/934 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü, davalılardan ... ... A.Ş.'nin iflas ettiğinin anlaşılması üzerine Mahkemece bu davalı yönünden davanın tefrikine karar verildiği, tefrik üzerine dosyanın 2022/276 Esas sırasına kaydedildiği, dosya üzerinden 2022/304 Karar sayılı kararla görevsizlik kararı verildiği, bunun üzerine davanın ... ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/965 Esas sayılı dosyasına tevzi edildiği, 2022/966 Karar sayılı kararla yetkisizlik kararı verildiği ve dosyanın ... Asliye Ticaret Mahkemeleri'ne gönderilerek Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, İİK'nın 235. maddesine göre, sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223'üncü maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 302'nci maddenin altıncı fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir.
İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o alacaklı aleyhine açar.
... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2016 tarihli, 2015/483 Esas, 2016/759 Karar sayılı kararıyla ... Endüstriyel ve Kurumsal Hizmetler ve Ürünler Sanayi Ticaret Anonim Şirketi'nin iflasına karar verilmiş olup, iflas tasfiye işlemleri ... İflas Dairesi'nin 2016/37 iflas sayılı dosyasında yürütülmektedir.
Dava dilekçesi ve tüm dosya kapsamı uyarınca davada çözümlenmesi gereken hususun, davacının davalı ile aralarındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı olarak ... İflas Dairesi'nin 2016/37 iflas sayılı dosyasında işlem gören müflis şirketten rücu alacağı olup olmadığı, alacaklı ise iflas tarihi itibariyle alacağın miktarı noktasında toplandığı tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere, hizmet alım sözleşmeleri, ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
Yargıtay'ın konuya ilişkin emsal içtihatları uyarınca da, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin, yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında, davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir (Bkz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 15/09/2020 tarihli, 2017/2497 Esas ve 2020/2808 Karar sayılı ilamı).
Bu açıklamalar çerçevesinde eldeki dava dosyası incelendiğinde, davanın rücuen alacak istemine ilişkin sıra cetveline itiraz davası olduğu, bu kapsamda taraflar arasındaki çekişmenin, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi kapsamında, dava dışı ...'a yapılan işçilik ödemelerinden hangi tarafın sorumlu olduğu, hizmet alım sözleşmesi hükümlerine göre davacının işçiye yaptığı ödemeyi davalı müflis şirketten rücuen talep edip edemeyeceği, edebilecekse ne kadarını talep edebileceği noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.
Bu bağlamda, Mahkememizce dosya re'sen seçilen hesap bilirkişisine tevdi edilmiş ve iddia, savunma, celp edilen ... 9. İş Mahkemesi dosyası, ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/22249 Esas sayılı icra dosyası, ... ... 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/934 Esas sayılı dosyası, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi hükümleri ve iş mevzuatı değerlendirilerek davacının müflisten iflas tarihi itibariyle alacağının olup olmadığı ve varsa miktarı yönlerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bilirkişi tarafından 02/05/2025 tarihli rapor dosyaya sunulmuştur. Bilirkişi raporunda davacının müflis şirketten alacaklı olduğu miktar belirlendikten sonra davacı vekiline işbu davaya konu dava dışı işçi ...'ın ... 9. İş Mahkemesi'nin 2013/1043 Esas, 2015/1354 Karar sayılı ilamına binaen ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/22249 Esas sayılı dosyasında başlattığı takip nedeniyle yapılan ödemeden kaynaklı davalı müflisten alacak talebine ilişkin iflas masasına başvuruda bulunup bulunmadığı noktasında açıklayıcı beyanda bulunmak ve başvuruda bulunulmuşsa başvuru dilekçesini Mahkememize sunmak üzere kesin süre verilmiş ve bu süre içerisinde alacak başvuruna ilişkin dilekçenin Mahkememize sunulmaması ya da alacak başvurusunda bulunulmamışsa alacak başvurusu yapılmaması halinde mevcut delil durumuna göre yargılamaya devam edilip hüküm tesis edileceği hususu ihtar edilmiştir. Diğer bir deyişle, Mahkememizce kesin süreye riayet edilmemesi halinde nasıl bir yaptırımla karşılaşılacağı hususu HMK'nın 94/2. maddesine uygun olarak davacı vekiline ihtar edilmiştir. Ancak davacı vekili tarafından belirlenen kesin süre içerisinde iflas masasına alacak başvurusunda bulunulmadığı gibi, duruşmada yeniden süre talep edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalının iflasına karar verildiğinde, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olacaktır. İflas kararı verilmesi üzerine İİK'nın 235. maddesine göre alacak davasının kayıt kabul davasına dönüştüğü, bu nedenle iflas kararı ile kayıt kabule dönüşmüş davalar bakımından alacak başvurusunun yapılması gerektiği, bu hususta iflas idaresi tarafından ret kararı verilmesi durumunda kayıt kabul davasına devam edilebileceği, bu hususun dava şartı niteliğinde olduğu ve somut davada bu dava şartının yerine getirilmediği, kaldı ki, dosyada yeterli gider avansı bulunmadığından davacı vekiline 1.500,00 TL ek gider avansını Mahkememiz veznesine yatırmak üzere HMK'nın 120/2. maddesi gereğince 2 haftalık kesin süre verildiği, yine HMK'nın 94/2. maddesi uyarınca kesin süreye riayet edilmemesinin hukuki sonuçlarının davacıya hatırlatıldığı ancak davacı vekilinin belirlenen gider avansını da Mahkememize yatırmadığı anlaşılmakla, davanın İİK'nın 235 ve 236. maddeleri ile HMK'nın 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1- Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Davacı taraf harçtan muaf olması nedeniyle harç takdirine yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
17/10/2025