T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/568 Esas - 2024/252
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/568 Esas
KARAR NO : 2024/252
HAKİM :...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ : Av....
DAVALI : ...
VEKİLİ : Av. ...
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/08/2023
KARAR TARİHİ : 29/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkiline karşı ... E.sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını ve takibin kesinleştiğini, davalının, takip talebinde "21/09/2021 tarihli ortaklar arası protokol gereği Erdekte bulunan daire satışından kaynaklı 300.000,00 TL alacağın ödenmesi talebi" şeklinde açıklama şerh düşülerek, tarafların imzasının bulunduğu 21/09/2021 tarihli sözleşmenin icra dosyasına sunulduğunu, takibe dayanak gösterilen 21/09/2021 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin resmi olarak tarafları ... olarak görünse de, sözleşmesinin asıl tarafının davacı müvekkili ... ile 21/09/2021 tarihinde ortaklık konusunda anlaştığını ve toplamda 850.000,00-TL bedelle taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunu, taraflar arasında kurulan adi ortaklık ilişkisinde resmi olarak ... isimli şahısların ortak göründüğünü, taraflar arasında imzalanan anlaşma protokolüne göre müvekkili ...isimli spor salonunun yan tarafında bulunan yine ...'ye ait cafenin ve spor salonunun tadilatını üstlendiğini, müvekkilinin kendisine ait 500.000,00-TL bedel olarak sayılan ... Sayılı dosyasından icra takibine konu edilen 300.000,00-TL alacak bedelinin bu ortaklık protokolüne dayandığını, müvekkilinin, sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve tüm tadilatı üstlendiği şekilde tamamladığını, ancak müştekinin müvekkili dolandırma kastıyla hareket eden ...isimli şahsın, her aşamada davacı müvekkiline sıkıntı çıkardığını 15.000,00-TL kira bedeli olarak müvekkilinden haksız yere para istediğini, müvekkilinin de ödemeleri ...nin talimatı üzerine annesi olan davalı ...nin müvekkili tarafından talimatı üzerine ...'a 200.000,00-TL ödeme yapılmasına ve kalan borcu için de senet imzalanmasına rağmen kötü niyetli bir şekilde müvekkiline karşı ... Sayılı dosyasından hiç ödeme yapılmamış gibi 300.000,00-TL alacak için icra takibi başlatıldığını, müvekkiline karşı haksız ve hukuki dayanaktan yoksun icra takibinin usulsüz tebligat ile kesinleştirildiğini, müvekkilinin mal varlığı ve banka hesaplarına haciz işlemi uygulandığını, müvekkilinin adi ortaklık sözleşmesi hükümlerini yerine getirmesine rağmen haksız ve gayri ahlaki yöntemlerle icra ve haciz işlemlerine maruz kaldığını, işbu sebeple davalı tarafın müvekkiline karşı ikame ettiği ... E. Sayılı dosya devri) sayılı Örnek 7 ilamsız takiple haciz yolu ile açılan ve kesinleşen icra takibine konu 300.000 TL ana para ile 40.536,99 TL işlemiş faiz ile toplamda 340.536,99 TL takip çıkışlı alacağın borçlusu olmadığına ilişkin menfi tespit davası açma gereği doğduğunu belirterek öncelikle İcra ve İflas Kanunu'nun 72/3.maddesi uyarınca tedbir taleplerinin kabulüyle, ...E. Sayılı dosya devri) E. sayılı haksız icra takibinin durdurulmasına ve akabinde iptaline, Mahkemece karar verilecek uygun teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın borçluya ödenmemesine, müvekkilinin ... E. Sayılı dosya devri) E. sayılı haksız takibe konu alacağın borçlusu olmadığının tespitine,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, kötüniyetle hareket ederek müvekkillerinin ticari hayatlarına onarılmaz zararlar veren davalının %20' den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine,vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dava dilekçesindeki tüm beyan ve delillerini kabul etmediklerini, dava dilekçesinde 21.09.2021 tarihli sözleşmenin asıl taraflarının davacı ... ile müvekkilinin herhangi bir hukuki veya ticari bir ilişkisi olmadığını, sözleşmenin taraflarının müvekkili... olduğunu, dava dilekçesinde ve eklerinde adı geçen diğer kişileri de müvekkilinin tanımadığını, aralarında herhangi bir hukuki veya ticari bir ilişki olmadığını, icra takibine, takip dayanağı 21.09.2021 tarihli sözleşmeye ve sözleşme altında bulunan imzaya, sözleşmede yazılı borcun varlığına ve borç miktarına itiraz edilmediğini , bu hususların varlığı yönünde taraflar arası uyuşmazlık olmadığını, icra takibine konu borcun müvekkiline ödendiğine dair bir bilgi, belgede sunulmadığından İİK.169/a maddesinde belirtilen belgelerle de borca itiraz ispatlanamadığından borca itirazın reddini talep ettiklerini, dosya arasında ödeme belgesinin olmadığını, dava dilekçesi ekine sunulmuş olan ödeme belgelerinin müvekkili ile hiçbir ilgisi, bağı ve alakası bulunmadığını, üçüncü kişilere yapılan ödemelerin borca mahsup edilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede bu yönde bir düzenlemeye rastlanmadığını, davacının bu yöndeki beyan ve delillerini de kabul etmediklerini, açıklanan nedenlerle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, %20 tazminatın davacıdan tahsiline, yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Dava, adi ortaklık sözleşmesi kapsamında taraflarca ".... bulunan daire satışından 300.000 TL ortak ...'a verilecektir," şeklindeki düzenleme doğrultusunda, bahse konu 300.000 TL'nin diğer ortaktan tahsili amacı ile başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkin olup; davanın adi ortaklığın tasfiyesi niteliğinde olmakla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının adi ortaklık sözleşmesi kapsamında belirlenen borcun, dava dışı ...'ye ödenmek suretiyle sona erip ermediği, tarafların adi ortaklık sözleşmesi kapsamında yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, bu suretle davacının takibe konu borçtan sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
Dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.
Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; davacı taraf, dosyaya 21/09/2021 tarihli, davacı , davalı, dava dışı ...Noterliğince düzenlenmiş resmi adi ortaklık sözleşmesini sunmuş ve resmi adi ortaklık sözleşmesinin tarafları ... olarak gözükmekte ise de, adi ortaklık sözleşmesinin asıl taraflarının davacı... olduğunu iddia etmiştir. Davalı taraf ise, davaya konu icra takibini, ... daire satışına ilişkin düzenleme içeren, 21/09/2021 tarihli, davacı, davalı, dava dışı ... imzasını ihtiva eden protokolü dayanak göstererek başlatmış ve davacı iş bu takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620 nci maddesinin birinci fıkrasına göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir.
6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 1 inci maddesi; “Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmünü içermektedir.
Adi ortaklığın sona ermesi ile birlikte ortaklık tasfiye aşamasına girer. Ortaklar arasındaki hukuki bağ, tasfiye tamamlanmadan ortadan kalkmış kabul edilemez. Tasfiye, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tamamen sona erdirilmesine yönelik kanuni bir usuldür. Tasfiye ile artık ortaklık malvarlığı para haline dönüştürülecek, borçlar ödenecek, sermaye değerleri ortaklara iade edilecek ve geri kalan meblağ ortaklar arasında kar ve zararın paylaşılması esasına göre dağıtılacaktır.
Somut uyuşmazlıkta; davacının davaya dayanak gösterdiği, 21/09/2021 tarihli, davacı , davalı , dava dışı ... imzasını ihtiva eden protokol incelendiğinde, iş bu protokolü imzalayan kişiler arasında spor salonu ve restoran işletmek üzere adi ortaklık ilişkisi kurulduğu, bu protokol kapsamında davacının edimlerini yerine getirmesi nedeniyle, Erdekte bulunan daire satışından 300.000 TL'nin ortak Mualla Kankal'a verileceğine ilişkin borcun ortadan kalktığını ve bu nedenle başlatılan takibe konu borçtan sorumlu olmadığının tespiti istemiyle açıldığı, dolayısıyla ortaklığın fesih ve tasfiyesinin talep edildiği anlaşılmıştır.
Bu haliyle tarafların TTK hükümlerine göre, adi ortaklığa konu sözleşmelerde dikkate alınması suretiyle tacir sıfatına haiz olup olmadığının araştırılarak, tarafların tacir olması halinde uyuşmazlığın çözümünün yukarıdaki yasa hükümleri de gözetildiğinde Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevi içinde olduğu, tacir sıfatını haiz olmadığında ise uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi olarak davanın görülmesi gerekir.
Tarafların tacir sıfatına haiz olup olmadığının belirlenmesi için ilgili ticaret sicil müdürlüğü ve vergi dairesine yazı yazılmış olup,... 07/02/2024 tarihli yazı ile davalının tacir kaydına rastlanılmadığının bildirildiği,... 07/02/2024 tarihli yazısı ile de, davalının şahsi ticari faaliyetlerinde işletme esasına göre, ... vergi kimlik no'lu ... adi ortaklığının ise bilanço usulüne göre defter tuttuğunun bildirildiği ve ekinde davalının gelir beyannamelerinin gönderildiği görülmüştür. Bu suretle davalının sadece, ...Noterliğince düzenlenmiş resmi adi ortaklık sözleşmesi kapsamındaki işlerin bilanço usulüne göre yürütüldüğü, iş bu adi ortaklık sözleşmesinin ortaklarının ... olduğu,dava konusu uyuşmazlığın iş bu resmi adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmadığı, uyuşmazlığın davacının sunduğu 21/09/2021 tarihli, davacı, davalı, dava dışı ... imzasını ihtiva eden ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığı, davalının, davaya konu ortaklık protokolünü de kapsayan diğer işlemleri yönünden işletme defteri tuttuğu, gelir beyannamelerine göre davalının yıllık kazanç toplamının Bakanlar Kurulu kararı ve Vergi Usul Kanununda belirtilen limitlerin yarısını aşmadığı, bu suretle davalının tacir sıfatını taşımadığı, adi ortaklığın tasfiyesi niteliğinde olan dava, TBK.m.620'den kaynaklandığından dolayı ticaret mahkemesinin mutlak olarak görev alanı içine girmediği, davanın TTK nun 4. ve 5. Maddeleri kapsamında "ticari dava" olarak değerlendirilemeyeceği ve davaya bakmanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevi kapsamında bulunduğu sonucuna varılmakla, Mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
1-HMK 114/115 maddeleri uyarınca dava şartı (görev) yokluğundan davanın usulden reddine,
2-Görevli Mahkemenin ... olduğunun tespitine,
2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın ... Mahkemesine gönderilmesine,
3-Yargılama gideri, harç, vekalet ücretinin görevli Mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/04/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸