T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/265 Esas - 2025/515
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/265 Esas
KARAR NO : 2025/515
H............
.........................
..........
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 16/04/2024
KARAR TARİHİ : 16/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 14.04.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu müvekkilinin imam nikahlı eşi ve farazi desteği ...'ın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış ... plakalı araç sürücüsü ...'in kusurlu ve sorumlu olduğunu, davacının müteveffanın imam nikahlı eşi olduğunu, yerleşik yargı kararları uyarınca resmi evlilik bulunmasa bile imam nikahı bulunan eşin de ölenin desteğinden yoksun kaldığına ve tazminat talep edebileceğine karar verildiğini, müvekkilinin müteveffa ... ve müşterek çocukları ile aynı konutu paylaştığını, bu hususun sunulan fotoğraflar ile sabit olduğunu, davalı sigorta şirketine müvekkilinin zararının giderilmesi talebi ile yapılan başvurunun cevapsız kaldığını, arabuluculuk görüşmelerinden de sonuç alınamadığını ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00.-TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının müteveffanın imam nikahlı eşi olup desteğe ilişkin somut olarak destekten yararlandığına dair dosyada delil bulunmadığını, destekten yoksun kalan kimsenin devamlı ve gerçek bir ihtiyaç içerisinde bulunması gerektiğini, davacı tarafça sunulan fotoğrafların müteveffanın davacıya düzenli olarak maddi destek sağladığının delili olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, sigortalı tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığının belirlenmesi gerektiğini, müvekkili şirkete yapılan başvurunun usulüne uygun olmaması nedeni ile başvuru şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, zamanaşımı itirazlarının mevcut olduğunu, ceza yargılaması sırasında uzlaşma olması halinde davanın reddi gerektiğini, dava konusu kaza ile meydana gelen ölüm arasındaki illiyet bağının ispat edilmesi gerektiğini, kusur oranlarının tespiti gerektiğini, hesaplamanın Genel Şartlarda öngörülen usul ve esaslara göre yapılması gerektiğini, kazanın iş kazası olup olmadığının tespiti gerektiğini, hesaplamanın asgari ücret üzerinden yapılması gerektiğini, hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin poliçe teminatı dahilinde zarardan sorumlu olduğunu, teminatın tek zarar görenin birden fazla olması durumunda garameten paylaşım yapılması gerektiğini, kaza tarihinden itibaren yasal faiz talep edilebileceğini ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
20/05/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; kusur yönünden, müteveffa yaya ...'ın, olayın meydana gelmesinde %75 (yüzde yetmiş beş) oranında kusurlu olduğu, ... Plakalı araç sürücüsü ...'in, olayın meydana gelmesinde %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğu, tazminat hesabı yönünden, 14.04.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu 15.04.2021 tarihinde vefat eden ...'ın desteğinden yoksunluk nedeniyle tazminat talep eden davacının Mahkemece destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanabileceğine karar verilmesi halinde poliçe limitine göre garameten paylaşım yapıldıktan sonra hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatı alacağının 310.000,98-TL olduğu, dava öncesinde davalı sigorta şirketine 21.02.2024 tarihli elektronik posta ile başvuruda bulunulduğu, Mahkemece bu başvuru tarihinin temerrüde esas kabul edilmesi halinde, davalı sigorta şirketi için temerrüt tarihinin tebliğ tarihinden 8 işgünü sonrası olan 05.03.2024 tarihi olarak tespit edildiği, dava konusu trafik kazasına karışan sigortalı aracın “hususi araç” niteliğinde olması nedeni ile temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz uygulanabileceği bildirilmiştir.
Davacı vekili 26/05/2025 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; müvekkili Ayten YILMAZ için daha önce talep edilen 100,00-TL destekten yoksun kalma tazminatını 309.900,98-TL arttırarak toplam 310.000,98-TL'nin kaza tarihinden (14.04.2021) itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan aracın, davacının kendisine destek olduğunu iddia ettiği kişiye çarparak ölümüne sebebiyle verdiği iddiası üzerine yapılan yargılamada:
Davanın temerküz ettiği noktalar davacı ile ölen arasında destek ilişkisi olup olmadığı ve sigorta şirketinin sorumluluğu varsa bunun miktarıdır.
Davacı ölen ile imam nikâhlı eş olduklarını iddia etmiştir.
HGK.13.04.2011, E. 2011/17-3 K. 2011/142 sayılı kararında “Destekten yoksun kalma tazminatı istemi için resmi bir evlilik bağı ile bağlı olunması gerekmediği gibi, mirasçı olunmasına da gerek yoktur. Önemli olan, düzenli ve eylemli bir birliktelik ve destek ihtiyacının kanıtlanmasıdır. Davacının ölmeden önce müteveffa ile birlikte yaşayıp yaşamadığı, ortak bir hayatları olup olmadığı araştırılmalıdır….Ne var ki, destekten yoksun kalma tazminatı istemi için resmi bir evlilik bağı ile bağlı olunması gerekmediği gibi, mirasçı olunmasına da gerek yoktur. Önemli olan, düzenli ve eylemli bir birliktelik ve destek ihtiyacının kanıtlanmasıdır. Bu durumda mahkemece, davacı tarafın delilleri toplanarak, sosyal ve ekonomik durumu da araştırılmak sureti ile, davacının ölmeden önce müteveffa ile birlikte yaşayıp yaşamadığı, ortak bir hayatları olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir...”
Yeminli dinlenen ve tanıklığına itibar etmemek için gerekçe de bulunmayan tanık beyanları Mahkememizce hükme esas alınmıştır. Konuyla ilgili yaptırılan kolluk araştırmasına da işbu araştırmanın kesin bilgiye ulaşılamadığını belirtmesi karşısında itibar edilmemiştir. Özetle ölenin davacının desteği olduğu kabul edilmiştir.
Başvuruya rağmen 8 iş günü içinde ödeme yapmayan davalı sigortacı, 29/02/2024 tarihinde mütemerrit olmuştur.
Sigortacının sorumluluğunda uzamış ceza dava zamanaşımı uygulanacağından taksirle öldürme eylemine konu eldeki uyuşmazlıkta zamanaşımı def’i mesmu değildir.
Olaya, mevzuata ve denetime uygun olduğu cihetiyle Mahkememizce de itibar edilen bilirkişi raporuna göre ölenin %75, ona çarpan aracın sürücüsünün ise %25 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Keza aynı raporda kusur oranı, TRH 210, progressive rant tablosu, garame hesap yöntemi ve poliçe limiti dikkate alınarak hazırlanan mütalaaya göre destekten yoksun kalma tazminatının 310.000,98 TL olduğu görülmüştür.
Davacı HMK 107.maddeye göre ikame ettiği davasında değer artırım dilekçesi sunmuştur.
Açıklanan sebeplerle davanın aşağıdaki şekilde kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-DAVANIN KABULÜNE,
310.000,98 TL'nin 29/02/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gerekli 21.176,17 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan toplam 1.486,07 TL harcın mahsubu ile bakiye 19.690,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından peşin ve ıslah harcı olarak yatırılan toplam 1.486,07 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 49.600,16 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 12.125,40 TL ( ilk yargılama gideri, bilirkişi ücreti, posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/09/2025