T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/413 Esas - 2025/306
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/413 Esas
KARAR NO : 2025/306
.............
...................
..................
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/06/2024
KARAR TARİHİ : 16/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan "İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
I-DAVA DİLEKÇESİ:
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin davalı şirkete uzunca bir süredir mal ve hizmet sunduğunu, taraflar arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, müvekkili şirketin davalı şirkete hizmet sunması, sunulan hizmet sonrasında fatura düzenlenmesi ve bu faturanın davalı şirkete tebliğinden sonra da fatura bedelinin davalı şirket tarafından müvekkili şirkete ödemesinin yapılması hususunda mutabık kalındığını ve uzunca bir süredir bu şekilde ticaret yaptıklarını, davalı tarafından müvekkili şirkete yapılan kısmi ödemeler olduğunu, davalı şirket müvekkilinin sunmuş olduğu hizmet sayesinde kurumdan parasını almış olmasına rağmen asıl hizmeti yerine getiren müvekkil şirkete ödeme yapmadığını veya yetersiz ödeme yaptığını, ödeme yapacağı ümidi ile devamlı suretle oyaladığını, davalı şirkete kesilen son 6 faturanın bedelini davalıdan tahsil edemediklerinden icra takibi başlattıklarını, 8 günlük itiraz süresi içerisinde faturalara herhangi bir itirazda bulunmayan davalı şirketin her nedense taraflarınca bu fatura alacaklarına ilişkin olarak başlatmış oldukları icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek, davalı şirket tarafından borca ve icra takibine yapılan haksız itirazın iptaline ve ... 4. Genel İcra Dairesi'nin 2024/28155 Esas sayılı icra takibinin devamına, takibin haksız olarak durdurulmuş olması sebebiyle kötü niyetli borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hüküm kurulmasına karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
II-CEVAP DİLEKÇESİ:
2.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkil şirketin davacı şirket ile karşılıklı olarak iki firmanın birbirinin ürünlerini satmak ve destek olmak için 2021 sonu itibari ile prensipte anlaştıklarını, davacı şirketin geliştirdiği .....t ürününün müvekkili şirketin markası ile satılması konusunda anlaşma sağlandığını, anlaşma üzerine müvekkili şirketin uzun süredir pazarda yaratmış olduğu güven ilişkisi ile oluşturduğu bayi ağına davacı şirketin ana ürünü olan .......... ürününü yaymak için çalışmaya başladığını, 2022 ve 2023 yılı içinde 80'in üzerinde proje ortaya çıkarıp 2023 yılı içinde de 4 farklı firmaya satış gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin davacı şirket ile karşılıklı projeler uyarınca adımlar atılmış olmasına karşın davacı şirketin hatası nedeniyle müvekkili şirket müşterilerinden teknik sıkıntılar ile ilgili ciddi geri bildirimler almaya başladığını, defalarca sözlü olarak davacı şirkete sıkıntıların giderilmesi için bildirimde bulunulmasına rağmen sorunların hiçbir şekilde davacı şirket tarafından giderilmediğini, siparişi alınmış işlerde gecikmeler ve müşterinin memnuniyeti ile ilgili sıkıntıların devam ettiğini, davaya konu ile faturalar ile ilgili olarak müvekkili şirketin müşterilerinin ciddi mağduriyet yaşadığını, davacı şirket tarafından söz konusu sıkıntıların çözülmediğini ve sonunda müvekkili şirketin müşterisinin anlaşma yaptığı 3 yıllık sürecin 2 yılının iadesi için müvekkili şirkete sözlü bildirimde bulunduğunu, bu nedenle müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olduğunu ve iptal edilmesi gerektiğini, davacı şirket tarafından talep edilen bedel konusunda mutabık olmadıklarını, kesilen 3 yıllık faturanın sadece 1 yıl olacak şekilde düzenlenmesi, 1 yıl olarak düzenlenecek faturanın da ... Şehir Hastanesi'ne yapılan proje nedeniyle müvekkili şirketin alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, müvekkilin borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III-HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
3.Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK olarak kısaltılacaktır) 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davasına ilişkindir.
4.Bilindiği üzere, 2004 Sayılı İİK'nın 67.maddesinde, "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır" hükmü bulunmaktadır.
5.Mahkememizce davaya dayanak icra dosyası getirtilmiş ve incelenmiştir. ... 4. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/28155 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacının, davalı aleyhine 272.400,00 TL asıl alacak ve 27.267,34 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 299.667,34 TL alacak yönünden icra takibi başlattığı, icra takibine dayanak olarak;
(1) 31/07/2023 tarihli ve 240.000,00 TL bedelli faturadan bakiye kalan 111.600,00 TL,
(2) 01/12/2023 tarihli ve 68.400,00 TL bedelli,
(3) 10/01/2024 tarihli ve 22.800,00 TL bedelli,
(4) 13/02/2024 tarihli ve 22.800,00 TL bedelli,
(5) 08/03/2024 tarihli ve 22.800,00 TL bedelli,
(6) 01/04/2024 tarihli ve 24.000,00 TL bedelli 6 adet faturanın gösterildiği, bu kapsamda örnek 7 ödeme emrinin davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalı tarafından 30/04/2024 tarihinde yasal süresi içerisinde takibe itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve eldeki davanın yasal bir yıllık süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Açılan davada davacı dava değerini yalnızca asıl alacak tutarı olan 272.400,00 TL olarak göstermiş ancak tüm takip yönünden itirazın iptalini istemiştir.
6.6100 sayılı HMK'nın 31. maddesinde yasal dayanağını bulan "Hakimin davayı aydınlatma ödevi" kapsamında; davanın temelini oluşturan icra dosyasında 272.400,00 TL asıl alacak ve 27.267,34 TL işlemiş faiz üzerinden toplam 299.667,34 TL toplam alacağın faiziyle birlikte tahsili talebinde bulunulduğu, itiraz üzerine açılan eldeki davada dava değeri olarak icra takibinde istenen asıl alacak olan 272.400,00 TL'nin gösterildiği ve bu miktar üzerinden peşin harcın yatırıldığı ancak dava dilekçesinin sonuç kısmında tüm takip açısından itirazın iptalinin ve takibin devamının talep edildiği tespit edildiğinden, davacı vekiline iki haftalık süre verilerek takipte talep edilen toplam bedel üzerinden itirazın iptali ve takibin devamı talebinde mi bulunulduğu yoksa yalnızca asıl alacak yönünden mi itirazın iptali ve takibinin devamının talep edildiği yönünde açıklama yapması istenmiştir. Davacı vekili Mahkememize sunmuş olduğu 04/11/2024 tarihli beyan dilekçesi ile tüm takip yönünden takibin iptalini talep ettiğini belirtmiş ve eksik harcı dosyamıza yatırmıştır.
7.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmasa da davacının davalıya hizmet görmesi, akabinde fatura tanzim etmesi, davalıya tebliğ etmesi ve davalının da bu fatura bedellerini ödemesi şeklinde uzun bir süredir devam eden ticari ilişkisi bulunduğunu, buna göre davalının dava dışı şirketlerle yazılım hizmeti sunmak üzere anlaştığını, davalının sunacağı bu hizmeti alt taşeron olarak davacıya verdiği, davacı tarafından yapılan iş ve hizmetin karşılığı olarak fatura tanzim edildiğini ancak davalıdan ödemeyi alamadıklarını belirterek alacağın tahsili amacıyla başlattıkları icra takibine itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ettiği görülmektedir. Dava dilekçesi ve ekleri davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ve davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmuştur. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı şirketin hataları nedeniyle müşterilerden olumsuz geri dönüş aldıklarını, bu sorunların giderilmesi amacıyla davacının defalarca uyarıldığını, buna rağmen yapılan işte gecikmelerin ve olumsuz geri dönüşlerin devam ettiğini, bu nedenle davacı tarafça talep edilen fatura bedellerine itiraz ettiklerini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
8. Bu ön tespitlerin ardından, eldeki davanın alacağın tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, bu kapsamda Mahkememizce çözümlenmesi gereken hususun davacının davalıya takibe ve davaya konu faturalara konu hizmeti sunup sunmadığı, davalının hizmetin kusurlu sunulduğu yönündeki iddiasının yerinde olup olmadığı, davacının faturalardan kaynaklı davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlığın çözümü açısından davacının iddiaları çerçevesinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesi için davacıya ve davalıya ticari defter ve kayıtların bulunduğu yeri ve iletişim kurulacak kişileri bildirmek için kesin süre verilmiş, verilen kesin sürede ticari defter ve kayıtların bulunduğu yer ile iletişim kurulacak kişilerin bilgilerinin bildirilmemesi halinde defter ibrazından kaçınılmış sayılacağı ihtar edilmiştir. Bu kapsamda, taraf vekillerince belirlenen süre içerisinde ticari defter ve kayıtların bulunduğu yerin bildirildiği görülmüştür. Tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede defterlerin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan davacının ticari defterlerinin incelenmesinde, davacı tarafça düzenlenmiş takip ve davaya konu edilen 6 adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça 2024 yılında herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacının 2023 yılında yaptığı ödemeler dikkate alındığında davacının davalıdan bakiye 242.400,00 TL alacağı kaldığı görülmüştür. Davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucunda ise, davacının takibe ve davaya dayanak olarak gösterdiği faturaların davalının da ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının 2024 yılında herhangi bir ödeme yapmadığı, 2023 yılında yaptığı ödemeler dikkate alındığında davalının davacıya 242.400,00 TL borçlu gözüktüğü, bu itibarla tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirinin doğruladığı görülmüştür. Davacı, taraflar arasındaki sözlü anlaşma uyarınca davalıya hizmet sunduğunu ancak hizmet karşılığı düzenlemiş olduğu faturaların bedelini alamadığını iddia etmiştir. Davalı ise, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi inkar etmemiş, hizmetin kusurlu sunulduğunu iddia etmiştir. Gerçekten de tarafların ticari defterleri incelendiğinde taraflar arasında 2022 yılından beri süregelen ticari ilişki bulunduğu, bu kapsamda takibe ve davaya konu 6 adet faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bunun yanı sıra, celbedilen vergi kayıtlarından da taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından düzenlenen yasal sınırın üzerindeki faturaların BS formuyla, davalı tarafından da BA formuyla vergi dairesine bildirildiği görülmüştür. Her ne kadar davalı taraf davacı tarafça sunulan hizmetin ayıplı olduğunu, bu nedenle müşterilerden geri dönüş aldıklarını beyan etmişse de, davalı davacı tarafından tanzim edilen faturalara itiraz etmeksizin ticari defterlerine kaydettiği, ticari defterlerindeki bu kayıtların kendi aleyhine delil niteliğinde olduğu, aynı şekilde işin faturada belirlenen bedelle ayıpsız yapıldığına ilişkin delillerin aksinin senet veya diğer kesin delillerle de ispat edilemediği, herhangi bir ayıp ihtarı vs. dosyaya sunulamadığı, bu nedenle Mahkememizce davalının ayıp savunmasının yerine görülmediği, yine fatura bedellerinin ödediğine ilişkin de dosyada delil bulunmadığı, bu nedenle davacının mevcut dosya kapsamındaki delillere göre davalıdan 6 adet faturadan bakiye kalan 242.400,00 TL alacaklı olduğu görülmüş, dava bu miktar asıl alacak yönünden kabul edilmiştir. Ancak davacı taraf her ne kadar takip konusu 31/07/2023 tarihli faturadan bakiye kalan alacağının 111.600,00 TL olduğunu, bu miktarın bilirkişi tarafından 81.600,00 TL olarak belirlendiğini, davalı tarafça tanzim edilen tek taraflı faturanın ayrı bir davanın konusu olduğunu beyan etmişse de, ticari defterlerin incelenmesinden taraflar arasında fatura bazlı ödemeler olmadığı, ticari defterlerin cari hesap usulüne göre tutulduğu, bu itibarla, davacının davalı tarafça düzenlenmiş 30.000,00 TL'lik faturayı ticari defterlerine kaydettiği, bu nedenle davalıdan bakiye alacağının 242.400,00 TL olduğu sonucuna varılmış ve davacının bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Aynı şekilde, davacının icra takibinde talep ettiği işlemiş faiz yönünden yapılan değerlendirmede ise, taraflar arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığı, bu nedenle ödeme gününün dosya kapsamından belirlenemediği, takip öncesi faize hükmedilebilmesi için davalının Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi uyarınca temerrüte düşürülmesi gerektiği, davacı tarafından davalının davadan önce Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi hükmüne uygun olarak miktar ve ödeme talebi içeren ödeme emrinin tebliği ile temerrüte düşürüldüğüne ilişkin dosyaya delil sunulamadığı gözetilerek, takipteki işlemiş faiz yönünden davacının talebi yerinde görülmemiş ve dava bu yönüyle reddedilmiştir.
9.Davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden ise, İİK’nın 67. maddesinin 2. fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu dönem yönünden davacı alacağının likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE,
2-Davaya konu ... 4. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2024/28155 Esas sayılı dosyasında davalının takibe yönelik itirazının kısmen İPTALİNE, takibin 242,400,00 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarda DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
3-Hüküm altına alınana alacağın yüzde yirmisi oranında (48.480,00TL) icra inkar tazminatının DAVALIDAN ALINARAK DAVACIYA VERİLMESİNE,
4-Alınması gerekli 16.558,35 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan 3.619,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.939,12 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 3.619,23 TL peşin ve ıslah harcının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 38.784,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALIYA VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yapılan 4.603,40 TL (427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 4.000,00 TL bilirkişi ücreti, 115,00 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinden ( kabul ve red oranına göre) 3.723,67 TL'lik kısmının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar KESİNLEŞTİĞİNDE İADESİNE,
8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 2.912,02 TL'nin davalıdan, 687,98 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
16/05/2025