T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/507 Esas
KARAR NO : 2025/121
...
DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 23/07/2024
KARAR TARİHİ : 24/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 18.08.2023 tarihli şirket genel kurulu kararı sonucu pay devri yoluyla davalı şirketin dört ortağından biri olduğu gibi şirketi imza ve temsile yetkili müdürü olarak da belirlendiğini, müvekkilinin, şirket ortağı olduğu tarihten itibaren şirket için pek çok sözleşme imzaladığını, proje yürüttüğünü, şirkete maddi ve manevi pek çok katkı sağladığını, şirket ortaklarının, haklı hiçbir sebep yokken 15.04.2024 tarihinde hisse payı 31.3 olan müvekkili ...’a ortaklığı ayırmak istediklerini, müvekkilinin şirket hissesine talip olduklarını ve hisse payı karşılığının verileceğini bildirdiklerini ve 18.04.2024 tarihli ... Gazetesinde yayınlanan olağanüstü genel kurula çağrı metni gündeminde müvekkilinin müdürlük yetkisinin sona erdirilmesinin eklenmesi sonucu da şirket iradesinin resmileştiğini, 22.04.2024 tarihinde davalı şirkete, açıklanan irade beyanı nedeniyle öncelikli olarak şirket değerinin, müvekkilinin sermaye payı karşılığının, kar payının, ücret alacaklarının, şirket ortağı olduğu müddetçe yürütülen işlerin, projelerin ve yapılan sözleşmelerin karşılığı doğmuş ve/veya doğacak hak ve alacaklarının tespit edilip hesaplanarak taraflarına bildirilmesini ve ortaklıkla ilgili birtakım konulara ilişkin gereğinin yapılması için iadeli taahhütlü ihtarname gönderilmişse de 26.04.2024 ve 29.04.2024 tarihlerinde iki kez dağıtıma çıkarılmasına rağmen adreste olunmaması nedeniyle haber kağıdı bırakıldığını ve ihtarnamenin ... yevmiye numarasıyla ...Noterliğinden yapıldığını, ancak işbu ihtarnamenin, şirketin olağanüstü genel kurulunun yapıldığı 06.05.2024 tarihinde şirket resmi adresinin yine kapalı olması nedeniyle muhtara yapıldığını, 06.05.2024 tarihinde müvekkilinin gıyabında yapılan olağanüstü genel kurul ve genel kurulda alınan kararlara karşı yasal haklarının saklı olduğunu, müvekkilinin şirket ortaklığı ve müdürlüğü kapsamında doğmuş ve doğacak alacaklarının olduğunun kesin ve şüpheden uzak olduğunu, şirket değerinin, müvekkilinin sermaye payı karşılığının, kar payının, ücret alacaklarının, şirket ortağı olduğu müddetçe yürütülen işlerin, projelerin ve yapılan sözleşmelerin karşılığı doğmuş ve/veya doğacak hak ve alacaklarının müvekkili tarafından tam ve kesin tutarlarla bilinmesi/bilinebilmesinin mümkün olmadığını, bu alacakların mahkeme marifetiyle tahsilinin gerekli olduğunu, müvekkilinin belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu, belirsiz alacak davası açabilmenin maddi ve şekli bütün şartlarının gerçekleşmiş olduğunu, açıklanan nedenlerle her türlü yasal dava,talep ve şikayet hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikli olarak şirket değerinin, müvekkilinin sermaye payı karşılığının, kar payının, ücret alacaklarının, şirket ortağı olduğu müddetçe yürütülen işlerin, projelerin ve yapılan sözleşmelerin karşılığı doğmuş ve/veya doğacak hak ve alacaklarının değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere 500.000 Türk Lirası'nın davalı şirkete taraflarınca gönderilen ihtarnamenin cevapsız kaldığı 13.05.2024 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanca açılan davada dava şartı eksik olduğu gibi davacının dava açmakta hukuki yararıda olmadığını, davacı yanın ortağı olduğu müvekkili şirkete karşı hiç bir dayanağı olmayan bir belirsiz alacak davası açmış olduğunu, davacı yanın hali hazırda şirket ortağı olup şirketten bir alacağı bulunmadığını ve alacak kalemi olarak talep ettiği "şirket değerinin, müvekkilin sermaye payı karşılığının, kar payının, ücret alacaklarının, şirket ortağı olduğu müddetçe yürütülen işlerin, projelerin ve yapılan sözleşmelerin karşılığı doğmuş ve/veya doğacak hak ve alacaklarının" istenmesinin bu davada mümkün olmadığını, davacı yanın şirket ortaklığı devam ederken ortaklığın sona erdirilmesine dayalı olarak talep edebileceği bazı alacaklarını dava konusu yapamayacağını ve bunda bir hukuki yarar da olmadığını, davacı yanın halen ortak olarak bulunmaktayken ve ortaklıktan ayrılmamışken şirkete karşı bir alacak davası açamayacağını, şirketin faaliyetleri sonunda bir kar elde edilmesi durumunda bu karın dağıtılıp dağıtılmayacağı, oranı ve yedek akçe ayrılması hususlarında nasıl hareket edileceğinin esas sözleşme ile düzenlendiğini, buna göre kar varsa dağıtıma karar verecek olanın şirketin genel kurulu olduğunu, bu yönde alınmış bir kararda olmadığını, davanın esası bakımından da açılan davanın haksız ve kötüniyetli olup usule de aykırı olduğunu, öncelikle davacı yanın müvekkili şirketin posta adresi ile fiili adresinin aynı olmadığını ve şirketin elektronik posta adresinin olduğunu bilmesine rağmen tüm tebligatları müvekkilin eline geçmemesini umarak gönderdiğini, tebligatların bila tebliğ dönmesine rağmen yine aynı yolu tercih ettiğini, bu tutumun iyi niyetten yoksun olduğunu belirterek; davanın reddi ile yargılama harç ve giderlerini davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Dava, limited şirket ortağı olan davacının kar payı ve diğer hak ve alacaklarının davalı şirketten tahsili istemine ilişkin olup; uyuşmazlığın halen şirket ortağı olan davacının kar payı talep edip edemeyeceği, kar payı dağıtılmasına ilişkin alınmış bir ortaklar kararı bulunup bulunmadığı, ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin ya da kar payı dağılmasına ilişkin alınmış bir karar olmadan iş bu alacak davasının açılmasında davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır.
İş bu dava dosyası için emsal teşkil eden ...K.sayılı ve 19/11/2013 tarihli ilamı ile; "...Dava, limited şirket ortağının kar payı alacağı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Limited şirkette karın dağıtımına ilişkin kurallar, 6762 sayılı TTK'nın 533 ve devamı maddelerinde öngörülmüştür. TTK'nın 533. maddesi hükmüne göre, ortaklık sözleşmesinde aksine kural bulunmadıkça, ortaklar, sermaye koyma borçlarını yerine getirdikleri oranda, yıllık bilançoda gösterilen safi kardan pay alırlar. Bir sermaye ortaklığı sayılan limited ortaklıkta, çıkarılan ticari bilançoya göre saptanan kar dağıtılabilir. Karın dağıtılması için çıkarılması gereken ortaklık bilançosu, TTK'nın 539. maddesi hükmüne göre, ortaklar kurulunun kararı ile kesinleşir. Bu cümleden de anlaşılacağı üzere, karın dağıtımına ortaklar kurulu karar verir. Mahkemece, ortaklar kurulunun yerine geçilerek, kar dağıtımına karar verilemez. Kar dağıtımına ilişkin kararları almak yetkisi ortaklar kuruluna ait olup, bu yetki başka bir organa devredilemeyeceği gibi ortaklar kurulu, kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağı dava açarak kendisine ait kârı isteyemez. Bu kural buyurucu nitelikte olduğundan, sözleşmeye aksine bir hüküm konulamaz.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan, tespit edilen kar payı alacağının tahsiline ilişkin hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bu yön itibariyle davalı yararına bozulması gerekmiştir." şeklinde belirtilmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere; somut davada, kar dağıtımına ilişkin herhangi bir ortaklar kurulu kararı alınmadığı, buna göre, davacı ortak tarafından kar payı istenemeyeceği gibi, fiilen şirket ortaklığı devam eden davacının, şirkette doğmuş/doğacak alacaklarını ve sermaye payını talep edemeyeceği dikkate alınarak, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın peşin alınan 8.538,75 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 7.923,35 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 79.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
6-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ...Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/02/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸