T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/522 Esas
KARAR NO : 2025/187
...
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 29/07/2024
KARAR TARİHİ : 14/03/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 24/10/2011 tarihinde tarafları ... Şoförler ve Otomobilciler Odası, ... ... ve ... olan karma nitelikli bir kira sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşme ile mali yönden zor durumda olan müvekkili odanın mali kaynak arayışı için maliki olduğu işletmelerden gelir elde etmesinin amaçlandığını, sözleşme...parsel üzerindeki ... Otoparkı, Plaka Basım İşi İşletmesi, Oto kurtarma Araç ve işletme haklarının davalı ...'e 49 yıllığına kiralandığını, söz konusu işletme devri karşılığında davalı ...'in borcunun ise temelde 1.522.000,00 TL olduğunu, bu meblağın bir kısmının nakit, büyük bir kısmının ise odanın borçlarını kapatmak suretiyle ifa edileceğini, buna ek olarak davalı ...'in ...Parsel için aylık 500,00 TL kira ödemesi yapacağını ve bu bedelin her yıl Tefe-Tüfe artışına göre güncelleneceğini, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temel kaynağının davalının sözleşmeden kaynaklanan haklarını elde ettiği halde yükümlülüklerini sözleşmeye uygun bir şekilde yerine getirmediğini, öncelikle davalının kendi kredi alacakları için banka lehine ipotek tesis ettirebilmek adına davacının cüzi borçlarını ödediğini ve 49 ve 50 parsel üzerindeki sözleşme tarihi itibariyle mevcut olan ipoteklerinin terkinini sağlandığını, davalının niyetinin en başından itibaren kendi kredi alacaklarına kaynak yaratmak olduğunu, teminat olarak verilen dava konusu bononun sözleşme imza edildikten 1 gün sonra 25/10/2011 tarihinde icraya konulduğunu, senedin icra takibine konu edildiği sırada taraflar arasında hiçbir uyuşmazlığın olmadığını, bononun icraya konulması için gerekli şartların oluşmadığını, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini özenle yerine getirdiğini belirterek, ... Esas sayılı dosyası kapsamında takibe konu edilen 21/10/2011 ödeme günlü, 1.522.000,00 TL bedelli bonoda yazılı borcun, faizinin ve tüm ferilerinin bulunmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olarak icra takibine girişmesi karşısında asıl alacağın ve ferilerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, dava süreci sonuna dek ihtiyaten icra takibinin durdurulmasına, aksi kanaatte ise icra dairesine yatan paranın alacaklıya ödenmemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davaya ve takibe konu bononun 28/10/2011 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, ödeme emrinin tebliği tarihinin üzerinden 13 yıl geçtiğini, davacının bonodaki bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit davacı açma hakkının genel hükümler gereğince öngörülen 10 yıllık zaman aşımı süresi sona erdikten sonra açılmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, avalist konumundaki davacının şahsi defi niteliğindeki takip konusu bononun teminat bonosu olduğunu ileri sürmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında akdedilen 24/10/2011 tarihli sözleşme gereğince müvekkili tarafından yapılması lazım gelen ödemelerin yapıldığını, sözleşmenin tarafı ve davacı tarafından sözleşme ile üstlenilen edimlerin tam ve gereği gibi yerine getirilmediğini savunarak haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava menfi tespit davasına ilişkindir.
Mahkemelerin görevine ilişkin kurallar kamu düzeniyle doğrudan bağlantılıdır. Görevle ilgili olarak gerek 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda gerekse 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (HMK) pek çok hüküm bulunmaktadır. Söz gelimi, Anayasa'nın 142/1.maddesi uyarınca, mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz (Anayasa'nın 36/2.maddesi). Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz (Anayasa'nın 37/1.maddesi). Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz. (Anayasa'nın 37/2.maddesi) Yine, HMK'nın 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirtilmiştir.
HMK'nın "Sulh hukuk mahkemelerinin görevi" başlıklı 4. maddesine göre, "Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,
b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,
ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları görürler". 6102 sayılı sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda (TTK) ise ticaret mahkemelerinin her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın mutlak ticari iş olarak kabul edilen uyuşmazlıklarda görevli olduğu düzenlenmiştir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde eldeki dava dosyası incelendiğinde, davacının dava dilekçesinde tarafları davacı, davalı ve dava dışı ... ... Ltd. Şti. olan 24/10/2011 tarihli sözleşme ile müvekkilinin maliki olduğu işletmelerden gelir elde etmek amacıyla kimi işletmelerin 49 yıllığına davalıya kiraya verildiğini, davalının sözleşme uyarınca borcunun bir kısmını nakit bir kısmını ise müvekkiline ait borçları kapatmak suretiyle yerine getireceğinin ve davalı lehine sözleşme konusu iki adet taşınmazın tapu kaydına kiracılık şerhi tesis edileceğinin kararlaştırıldığını, bu kapsamda sözleşmenin 10. maddesi uyarınca kiracılık şerhinin tapuya işlenmesi akabinde iade edilmek şartıyla davalıya dava konusu kambiyo senedinin tanzim edilerek verildiğini, ancak teminat senedi vasfında olduğu tartışmasız olan dava konusu senedin takibe konulduğunu beyan ederek senet nedeniyle borçlu olunmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. Görüldüğü üzere dava, davacı ile davalı ve dava dışı ... arasındaki kira sözleşmesi gereğince verildiği iddia edilen teminat senedinin haksız yere icraya konulduğu iddiasıyla borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkin olup, uyuşmazlığın temeli kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Hal böyle olunca, somut olay bakımından görevli mahkeme 6100 sayılı HMK'nın 4/1-a maddesi uyarınca sulh hukuk mahkemesidir.
Buna göre, taraflar arasındaki temel ilişkinin kira ilişkisi olduğu, işbu menfi tespit davasının sulh hukuk mahkemesinin görev alanında kaldığı gözetilerek, davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
1-Dava konusu olaya ilişkin görevli ...olduğu anlaşılmakla, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi uyarınca Mahkemenin görevli olması dava şartı niteliğinde olduğundan, dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2. maddesi gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1.maddesi uyarınca taraflardan birinin, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Mahkememize başvurarak talepte bulunması halinde dava dosyasının görevli ve yetkili Ankara Sulh Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3- (2) numaralı ara karar gereği olarak dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesi için gerekli başvurunun yapılmaması durumunda davanın Kanun gereği açılmamış sayılacağı ve Mahkememizin bu konuda re'sen karar alacağı hususunun taraflara ihtarına (gerekçeli kararın tebliğinin ihtar yerine geçmesine)
4-Yargılama giderlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/2. maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
14/03/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸