T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/661 Esas - 2025/473
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/661 Esas
KARAR NO : 2025/473
........
...............
...................
DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ : 27/09/2024
KARAR TARİHİ : 18/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 22/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili teşekkül tarafından 01.04.2022-31.10.2022 döneminde davalı şirkette çalışan dava dışı işçilerden ...'e 8.329,95 TL, ...'a 8.465,48 TL, ...'a 13.387,72 TL, ...'e 9.657,17 TL ve 23.05.2022-31.10.2022 döneminde çalışan ...'ya 9.517,91 TL kıdem tazminatı ödendiğini, 08.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren “Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımları Kapsamında İstihdam Edilen İşçilerin Kıdem Tazminatlarının Ödenmesi Hakkında Yönetmelik” hükümleri gereğince dava dışı işçilere kıdem tazminatı ödemelerinin müvekkili tarafından yapıldığını, davalılar ile yapılan sözleşmeler ve emsal yargı kararlarına göre, kamu kurum ve kuruluşları tarafından işçiye kıdem tazminatı ödenmesinin alt işverenlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, müvekkili ile davalı şirketler arasında imzalanan sözleşmelerin 22. maddesinde “... yüklenicinin sözleşme konusu işle ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukları, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ve Genel Şartnamenin altıncı bölümünde belirlenmiş olup Yüklenici bunları aynen uygulamakla yükümlüdür...” düzenlemesinin yer aldığını, müvekkili tarafından ödenen miktarların rücuen tahsili amacıyla 29.08.2024 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak yapılan görüşme sonucunda anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava dışı işçilere ödenen ve davalı şirketten tahsil edilemeyen kıdem tazminatına ilişkin 49.358,21 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, davalı tarafından yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Eldeki dava, üst işveren sıfatıyla ödendiği ileri sürülen işçilik haklarının rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı bünyesinde çalışan dava dışı işçilere kıdem tazminatı ödemesi yaptıklarını, bu ödemeden taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi ve eki şartnameler uyarınca davalının sorumlu olduğunu belirterek yapılan ödemenin davalıdan rücuen tahsilini talep etmiştir. Dava dilekçesi ve ekleri davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 128. maddesi uyarınca ''Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır" . Bahsi geçen hüküm uyarınca davalının yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi vermediği tespit edildiğinden davacının ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar ettiği Mahkememizce kabul edilmiş ve yargılama bu doğrultuda yürütülmüştür.
Bu bağlamda, eldeki davanın rücuen alacak istemine ilişkin olduğu, bu kapsamda taraflar arasındaki çekişmenin, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi kapsamında, dava dışı işçiler ..., ....................'ya yapılan kıdem tazminatı ödemelerinden hangi tarafın sorumlu olduğu, hizmet alım sözleşmesi hükümlerine göre davacının adı geçen işçilere yaptığı ödemeyi davalıdan rücuen tahsil edip edemeyeceği, edebilir ise tutarı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere, hizmet alım sözleşmeleri, ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur.
Yargıtay'ın konuya ilişkin emsal içtihatları uyarınca da, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin, yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında, davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu kabul edilmektedir (Bkz. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 15/09/2020 tarihli, 2017/2497 Esas ve 2020/2808 Karar sayılı ilamı).
Bu açıklamalar çerçevesinde eldeki dava dosyası incelendiğinde, davanın rücuen alacak istemine ilişkin olduğu, bu kapsamda taraflar arasındaki çekişmenin, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesi kapsamında, dava dışı işçiler ..., ..., ..., ... ve ...'ya yapılan işçilik ödemelerinden hangi tarafın sorumlu olduğu, hizmet alım sözleşmesi hükümlerine göre davacının adı geçen işçilere yaptığı ödemeyi davalıdan rücuen talep edip edemeyeceği, edebilecekse ne kadarını talep edebileceği noktalarında toplandığı tespit edilmiştir. Bu çerçevede Mahkememizce nitelikli hesap bilirkişisine dosya tevdi edilmiş ve bilirkişiden davacının iddiaları, dava dışı işçilerin hizmet döküm cetvelleri ile iş yeri unvan listeleri, davacı tarafça yapılan ödemeler, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi hükümleri ve dosyadaki sair tüm deliller incelenmek suretiyle, iş mevzuatı değerlendirilerek davacının davalıdan alacağının olup olmadığı konusunda rapor tanzim etmesi istenmiştir. Bilirkişi tarafından talep edilen rapor dosyaya sunulmuştur. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve SGK kayıtları uyarınca, davacı kurum ile davalı alt işveren arasında hizmet alım sözleşmesi akdedildiği, bu suretle taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşme ve sözleşmelere ilişkin idari şartnamelerin ilgili maddelerinde personellerle ilgili işçilik ücretleri ve bu uğurdaki zararların yüklenici tarafından karşılanacağının ve bu yönde yüklenicinin sorumlu olduğunun düzenlendiği, sözleşmede davacının işçilik alacaklarından sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı, bu sebeple davalının sorumluluğunun belirlenmesinde öncelikle davacı kurum ile davalı arasındaki hizmet alım sözleşmesindeki düzenlemelerin esas alınması gerektiği, bu bağlamda ödenen işçilik alacakları nedeniyle davacının davalıya rücu hakkı bulunduğu, yerleşik Yargıtay kararları uyarınca davacı tarafça ödenen kıdem tazminatından davalı şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süreyle orantılı olarak sorumlu olacağı, bu bağlamda;
(1) Dava dışı işçi ...'in 210 günü davalı bünyesinde olmak üzere toplam 360 gün çalışması bulunduğu, adı geçen işçinin iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdiği ve davacı tarafça işçiye 14.279,91 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemeden davalı şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süreyle orantılı olarak sorumlu olacağı, bu cümleden olmakla, adı geçen işçi nedeniyle davalının sorumlu olduğu tutarın 8.329,95 TL olduğu,
(2) Dava dışı işçi ...'ın 213 günü davalı bünyesinde olmak üzere toplam 426 gün çalışması bulunduğu, adı geçen işçinin iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdiği ve davacı tarafça işçiye 16.930,95 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemeden davalı şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süreyle orantılı olarak sorumlu olacağı, bu cümleden olmakla, adı geçen işçi nedeniyle davalının sorumlu olduğu tutarın 8.465,48 TL olduğu,
(3) Dava dışı işçi ...'in 213 günü davalı bünyesinde olmak üzere toplam 439 gün çalışması bulunduğu, adı geçen işçinin iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdiği ve davacı tarafça işçiye 19.903,74 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemeden davalı şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süreyle orantılı olarak sorumlu olacağı, bu cümleden olmakla, adı geçen işçi nedeniyle davalının sorumlu olduğu tutarın 9.657,17 TL olduğu,
(4) Dava dışı işçi ...'ın 213 günü davalı bünyesinde olmak üzere toplam 461 gün çalışması bulunduğu, adı geçen işçinin iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdiği ve davacı tarafça işçiye 28.975,29 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemeden davalı şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süreyle orantılı olarak sorumlu olacağı, bu cümleden olmakla, adı geçen işçi nedeniyle davalının sorumlu olduğu tutarın 13.387,27 TL olduğu,
(5) Dava dışı işçi ...'nın 161 günü davalı bünyesinde olmak üzere toplam 417 gün çalışması bulunduğu, adı geçen işçinin iş akdinin emeklilik nedeniyle sona erdiği ve davacı tarafça işçiye 24.651,97 TL ödeme yapıldığı, yapılan bu ödemeden davalı şirketin dava dışı işçiyi çalıştırdığı süreyle orantılı olarak sorumlu olacağı, bu cümleden olmakla, adı geçen işçi nedeniyle davalının sorumlu olduğu tutarın 9.517,91 TL olduğu, davacı tarafça yapılan ödemelerin bilirkişi raporuyla da belirlendiği üzere gerçek ödeme olduğu ve davalıdan taraflar arasındaki sözleşme uyarınca talep edilebileceği değerlendirilmekle, Mahkememizce davacı tarafça yapılan toplam 49.358,21 TL ödemenin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiştir.
Son olarak belirtmek gerekir ki, her ne kadar davacı vekili alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmişse de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesinde bulunan "muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer" hükmü gereğince, temerrüt faizine hükmedilebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, ayrıca borçlunun usulüne uygun bir ihtarla temerrüde düşürülmesi gerektiği, ihtarın mevcut olmadığı durumlarda ise, icra takip veya dava tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, bu bağlamda, davacı tarafından dava açılmadan önce davalının temerrüte düşürüldüğü hususunun ispatlanamadığı görülmekle, alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜNE, 49.358,21-TL'nin dava tarihi olan 27/09/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte DAVALIDAN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE,
2-Alınması gerekli 3.371,66 TL harçtan peşin alınan 842,92 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.528,74 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 842,92 TL peşin harcın davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukarlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yapılan 8.738,40 TL (427,60 TL başvurma harcı, 60,80 TL vekalet harcı, 7.500,00 TL bilirkişi ücreti, 750,00 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
6-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar KESİNLEŞTİĞİNDE İADESİNE,
7-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/07/2025