T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2024/854 Esas
KARAR NO: 2025/173
...
DAVA: Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/12/2023
KARAR TARİHİ: 11/03/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkil ... ile davalı ... arasında ... Parsel sayılı inşaata bulunan zemin kat ... ..kat 20 numaralı daire ve 3.kat 25 numaralı dairelerin toplam bedeli 1.000.000,00 TL (Birmilyontürklirası) bedel ile daire satış sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşme uyarınca müvekkil 2.000,00 TL kaparo bedelini peşin ödediğini, 498.000,00 TL tutarındaki bedeli sözleşme imzalanırken peşin ödediğini, kalan 500.000,00 TL tutarındaki bedeli ise sözleşme imzalandıktan sonra 30-60-90 gün vadeli olarak çek verilerek ödenmesi hususunda anlaşıldığını, satın alınan bağımsız bölümlerin yer aldığı binanın müteahhidi konumunda bulunan davalı ... ın söz konusu daireleri teslim ettiğini, teslim anında herhangi bir ayıba rastlanmadığını, bu haliyle kabul ettiğini, ancak aradan kısa bir süre sonra satın alınan daireler bakımından tahammül edilemeyecek ayıplar ortaya çıktığını, özellikle daire duvarlarında sürekli bir biçimde su sızıntıları meydana geldiğini ve bu su sızıntılarının kapı pervazlarınını kabartabilecek ve hatta tavanlarda neredeyse deliklerin meydana gelmesine sebebiyet verebilecek yoğunluğa ulaştığını, sürekli olarak rutubete maruz kalındığını, sürekli masraflar çıktığını, hem müvekkilini hem de kiracılarını zor duruma soktuğunu, bazı tamirat ve tadilat işlemleri yaptırmak zorunda kaldığını, davalı müteahhit tarafından müvekkile satılan evlerde gizli ayıp ortaya çıktığını, davalının ayıba karşı tekeffül sorumluluğu doğduğunu, ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, müvekkile ait dairelerdeki ayıpların gizli ayıp olduğunun ispatı ve ayıpların neden olduğu olumsuzluklar açısından dava konusu dairelerde keşif yapılmasına, gayrimenkul hasarlarında uzman bir bilirkişiden meydana gelen zararın tespiti ve ayıpların niteliği bakımından bilirkişi raporu alınmasına, haklı davasının kabulü ile ücretsiz onarım seçimlik hakkımızın kullanılması suretiyle dairelerde meydana gelen ayıpların masrafları davalıya ait olmak üzere ücretsiz onarımına, genel hükümlere istinaden doğan zararlarımızın tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle süresi içeresinde açılmadığından zaman aşımı yönünden reddine, davacının tacir olduğunun tespiti ile dosyanın görevli olan ... Mahkemelerinin görevli olması nedeniyle görev yönünden reddine, davacının tacir olduğunun tespit edilmesi halinde davada görevli mahkemenin ... Ticaret Mahkemesi olacağı gibi davada ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartı olduğundan, tüketici uyuşmazlıklarına ilişkin yapılmış bir arabuluculuk başvurusu bulunduğundan dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini, davacının müvekkiline gönderdiği ihtarda dairelerin duvarlarından sular aktığını, dairenin parkelerinin kabardığını ve kapı pervazlarının döküldüğünü iddia etmiş ise de, davacının müvekkiline gönderdiği ihtarda masrafları müvekkiline ait olacak şekilde bir onarım yapılmasına ilişkin bir seçimlik hakkını kullandığına dair bir beyan ve talepte bulunmadığını, davacı dava dilekçesinde dairelerin duvarında su sızıntısı olduğunu iddia ederek akabinde iddia ettiği bu sıkıntıların kendisi tarafından 3. kişilere gidertildiğini iddia ettiğini, davacı işbu davada dairelerde ortaya çıktığını iddia ettiği ayıpları kendisi giderdiyse müvekkilinden tam olarak neyin onarımını talep etmekte olduğunu, bu nedenle öncelikle davacıya, dairelerde ortaya çıktığını iddia ettiği ayıpları tadilat ve tamir suretiyle giderdiğini iddia etmesinden dolayı müvekkilinden tam olarak neyin onarımını ve tadilatını talep ettiğinin açıklaması için süre verilmesini talep ettiklerini davacının taleplerinin tam olarak açıklaması durumuna binaen cevap haklarını saklı tuttuklarını, davacı tarafından dosyaya sunulan fatura ve dekontları kabul etmediklerini, ancak bir an için bu faturaların gerçeğe uygun düzenlendiği kabul edilse bile bu faturaların içeriği ile davacının dairelerde ortaya çıktığını iddia ettiği ayıpların hiçbir alakasının bulunmadığını, davacının söz konusu dairelerin duvarlarından sular aktığını, dairelerin parkelerinin kabardığını ve kapı pervazlarının döküldüğünü iddia etmiş ise de davacının bu ayıpların giderildiğine ilişkin dosyaya sunmuş olduğu faturaların iddia edilen ayıpların giderilmesine ilişkin olmadığının açık olduğunu, faturaların cam ve pimapen yapımına, mutfak tezgahı yapımına ilişkin düzenlendiği, faturaların içeriğinden davacının iddia ettiği ayıpların giderildiğine ilişkin bir çıkarımda bulunmamın mümkün olmadığını, pimapen ve camlarda, mutfak tezgahında en ufak bir problem olmamasına rağmen davacı tarafından yapıldığı iddia edilen böyle bir tadilatın ancak keyfiyetten yapıldığı ve bu keyfi harcamaların da müvekkilinden çıkartılmak istendiğini, müvekkilinin davaya konu daireleri eksiksiz ve ayıpsız olarak davacıya teslim ettiğini ve davacının da daireleri ayıpsız ve sıkıntısız teslim aldığını dava dilekçesinde kabul ettiğini, hatta dairelerde müvekkilinden kaynaklı olmadan ortaya çıkan bir kaç sıkıntının da giderilmesi hususunda davacının ihtarname çekmeden önce müvekkilinden şifahi olarak talepte bulunmasından dolayı müvekkilinin iyi niyetle sırf davacının kiracılarına karşı mahcup hissetmemesi amacıyla usta götürmek suretiyle dairelerdeki ufak tefek sıkıntıları giderdiğini bu nedenle müvekkilinin davacıya karşı hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, ayrıca müvekkilinden kaynaklanmadığı halde müvekkili tarafından iyi niyetle olarak; davacı tarafından ihtarname çekilmeden önce müvekkilinin arayarak 13 nolu dairenin tuvaletinin tavanının su akıttığını ve sızdırdığını söylemesi üzerine müvekkilnin yanına aldığı ... isimli tesisat ustasıyla birlikte ilgili dairedeki sıkıntıyı gidermeye gittiğinde usta ... nolu dairenin tam üstünde yer alan .. nolu dairede oturmakta olan kişilerce tuvaletin derzlere zarar verecek nitelikte bazı kimyasallar kullanılarak yıkandığını bu nedenle 13 nolu dairenin tavanına 19 nolu dairenin tuvaletinden su sızdığını söyleyerek söz konusu sıkıntıyı giderdiğini, 13 nolu dairenin tuvaletinde meydana gelen su sızmasının üst dairede oturan kişilerin bir takım eylemlerinden kaynaklandığı müvekkilinin davacıya ayıplı bir mal satmadığı, varsa bir zarar bu zarardan üst katta oturan kişilerin sorumlu olacağını, söz konusu anlatılan durumun ortaya çıkması amacıyla tanık ...'nin dinlenmesini talep ettiklerini, davacının duvarlarda su sızıntısı olduğunu iddia etmiş olsa da bu durumun bir an için doğru olduğu kabul edilse bile bu durum nedeniyle müvekkiline kusur olarak isnat edilemeyeceğini, sızıntılar kombi ve peteklerden kaynaklı olduğundan satışa konu dairelerin kombi ve peteklerinin taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca alıcı davacı tarafından yaptırıldığını, dolayısıyla bu sızıntılarda müvekkilinin hiçbir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu fotoğraflarda da bu sızıntıların peteklerden kaynaklandığı açık bir şekilde göründüğünü, müvekkili tarafından dairelere götürülen ... isimli mobilya ustası tarafından dairelerde mobilya cinsi olan birkaç parçada ortaya çıkan vida gevşemesi, kapı kollarının sağlam bir şekilde takılması gibi ufak tefek eksikliklerinde giderildiğini, bu olay hakkında da tanıklarının dinlemesi halinde dairelerde davacının iddia ettiği gibi kapı pervazlarının dökülmesi şeklinde iddia edilen türde bir ayıp olmadığının ortaya çıkacağını, dairelerin satışından sonra müvekkilinden kaynaklanmayan bir takım ufak tefek sıkıntılar ortaya çıkmışsa da tüm bu sıkıntıların müvekkili tarafından hemen giderildiğini, davacının ihtarname göndererek işbu davayı açmakta da haksız kazanç peşinde ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu dairelerin satışı yapıldıktan sonra davacının konutların kalitesinden o kadar memnun kaldığını ve aynı binada bulunan bir kaç daireyi yarı fiyatına kendisine satması konusunda müvekkiline defalarca baskıda bulunduğunu, müvekkilin de bunun mümkün olmayacağını defaatle dile getirdiğini ve bunun üzerine davacının söz konusu dairelerde hiçbir ayıp olmamasına rağmen sırf müvekkilinden haksız kazanımlarda bulunmak amacıyla önce müvekkiline haksız ve gerçek dışı iddialar barındıran ihtarname göndererek sonrasında dava açtığını, söz konusu binada 28 tane dairenin bulunduğunu ve bugüne kadar davacıya satılan dairelerin dışında hiçbir dairede hiçbir sıkıntının çıkmadığını, tesadüf ki sadece davacıya satılan dairelerde pimapenleri söküp yeniden takacak kadar sıkıntıların ortaya çıktığını, aynı binada hali hazırda oturmakta olan kiracılardan ... dinlendiklerinde binadaki dairelerde hiçbir sıkıntı olmadığının ortaya çıkacağını, davacı dava dilekçesinde dairelerde kapı pervazlarını kabartacak şekilde su sızıntısı olduğunu, hatta bu durumun tavanlarda neredeyse delikler oluşmasına neden olabilecek seviyede olduğunu, su sızıntısıdan dolayı evde rutubet olduğunu ve evde yaşamanın imkansız hale geldiğini iddia ederek ayıpların onarıldığı iddiasıyla bir kısım faturalar sunduğunu ancak davacının beyanlarıyla delillerinin çelişki içerisinde olduğunu, söz konusu dairelere ilişkin bir kısım ayıplar ortaya çıktığını, bu ayıpların giderilmesi için müvekkiline ihtarname gönderdiğini ancak davacının ayıpların kendisi tarafından giderildiğine dair dosyaya sunmuş olduğu fatura ve dekontların 2023 yılı 10. ayına ait olduğu, davacı tarafından müvekkiline gönderilen ayıp ihbarnamesi niteliğindeki ihtarnamenin ise 05.09.2023 tarihli olduğunu, ayıpların ihtarnamenin çekilmesinden yaklaşık 1 ay sonra davacı tarafından giderilmesinin hayatın olağan akışına ve davacının iddia ettiği ayıbın boyutu ve niteliğine aykırı düştüğünü, davacının iddia ettiği gibi katlanılamaz nitelikte bir boyutta bir ayıp varsa bu ayıbın hemen giderilmesi gerektiğini, nitekim bu ayıbın ihtarname çekildikten hemen sonra giderildiği kabul edildiğinde de dosyaya sunulan faturaların kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle davacının kendi içerisinde çelişkili beyanlarının ve beyanlarıyla çelişkili delillerinin dikkate alınması ve bu beyan ve delillere dayalı olarak bir yargılama yapılmasının da mümkün olmadığını, ayrıca davacının dava dilekçesinde Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu'nun 10. maddesi gereğince ilk altı ay içinde ortaya çıkan ayıplarda malın teslimi esnasında ayıbın var olduğunun kabul edileceğinden bahisle müvekkilinin sorumlu olduğu iddia edilmiş ise de, davanın açıldığı Tüketici Mahkemesi'ninde kabulünde olduğu üzere somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın bir tüketici uyuşmazlığı olmadığı, bu nedenle işbu davada TKHK hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, taşınmazların devir tarihleri ve ihtarnamenin çekilerek ayıp bildiriminin yapıldığı tarih arasında 2 seneye yakın bir süre olduğundan ve taşınmazların devir tarihlerinin üzerinden 6 ay geçmiş olması nedeniyle kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek; davanın reddini savunmuştur.
GEREKÇE: Dava, ayıplı mal iddiasına ilişkin tazminat alacağı istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ... ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114.maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında ... re'sen dikkate alınması gerekir.
Ticaret Mahkemelerinin görevi TTK'nın 5.maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1.bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.
Somut uyuşmazlığın, davacı tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, yapılan araştırmada davacının mobilya işiyle iştigal ettiği, davalıdan satın almış olduğu iddia edilen üç adet dairenin ticari faaliyeti ile alakalı olmadığı, gerçek kişi sıfatıyla işlem yaptığı, bu nedenle iş bu davanın mutlak ya da nisbi ticari dava niteliğinde olmadığı anlaşılmakla; görevli mahkemenin, genel görevli mahkeme olan ... Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla, HMK'nın 114, 115 ile TTK'nın 4. ve 5. maddeleri uyarınca karşı görevsizlik kararı verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
1-Davının dava şartı (görev) yokluğundan reddine,
2-Mahkememizin karşı görevsizliğine,
3-Görevli Mahkemenin ...olduğunun tespitine,
4-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili ...Mahkemesine gönderilmesine,
5-Mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde, yargı merci tayini için dosyanın ... ilgili dairesine gönderilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, verilen kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
11/03/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır