T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/417 Esas - 2025/388
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/417 Esas
KARAR NO : 2025/388
.................
..............................
DAVA : İtirazın iptali davası
DAVA TARİHİ : 02/10/2017
KARAR TARİHİ : 25/06/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/06/2025
Mahkememize tevzi edilen dava dosyasında yapılan inceleme neticesinde;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 08.12.2016 düzenleme tarihli, 577963 no'lu 2.200,00 TL , 07.09.2016 düzenleme tarihli, 577404 no'lu 1.300,00 TL ve 03.01.2016 düzenleme tarihli 578119 no'lu 6.350,00 TL tutarında olan 3 adet faturadan dolayı alacaklı olduğunu, alacaklarının temini için davalı aleyhine ... 26.İcra Dairesi'nin 2017/14513 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davalının icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini, davalının itirazı sonrasın da takibin durduğunu, itirazında çelişkili olduğunu, bu nedenlerden ötürü davanın kabulü ile davalının ... 26.İcra Dairesi'nin 2017/14513 sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptalini, davalı üzerine alacağın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafın yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
... 14.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/631 E., 2025/230 K.sayılı ilamı ile; davalı hakkında 21/01/2019 tarihinde iflas kararı verildiği, dava tarihinin ise 02/10/2017 olduğu, yargılamanın devamı sırasında davalı şirket hakkında iflasın açılmasına karar verilmesi ile davanın kayıt kabul davası olarak nitelendirilmesinin gerektiği, İİK'nin geçici 14. maddesi ile Hakimler ve Savcılar Kurulunun 03/04/2018 tarih, 538 sayılı kararı uyarınca iflasın açılmasıyla niteliği itibari ile kayıt kabul davası olan davalara bakma görevinin ... 1, 2, 3. Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu belirtilerek, dosyanın esası kapatılarak, ... 1, 2, 3. Asliye Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmek üzere tevzi bürosuna gönderilmesine karar verildiği, akabinde dosyanın Mahkememize tevzi edildiği görülmüştür.
İlk olarak belirtmek gerekir ki, İflas Türk hukukunda İcra ve İflas Kanunu ile düzenlenmiş özel nitelikli bir statüdür. İflas tasfiyesi de anılan Yasa'nın gösterdiği kurallara göre yapılır. İtirazın iptali ya da alacak davasının devamı sırasında davalının iflasının davanın türünü değiştirerek onu sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasına dönüştürüp dönüştürmeyeceği ve buna bağlı sonuçların derdest dava için uygulanıp uygulanmayacağı noktasında değerlendirmeler yapılmalıdır (ayrıntılı bilgi için bkz. Karakaş, C. F.: Yargılama Süreci ve İflâs, "Yeniden Yapılandırılması Gereken Bir Kurum Olarak İflas ve Konkordatonun İşlememesinin Sebepleri" konulu On Üçüncü MİHBİR Toplantısı, ... 2017, s. 303).
İflas idaresine yaptığı alacak kayıt başvurusu tamamen veya kısmen reddedilen alacaklının alacağının masaya kaydı için sıra cetveline itiraz ettiği dava uygulamada "kayıt kabul" davası olarak adlandırılmaktadır. Aynı maddede düzenlenen ve bir başka alacaklının gerçekte alacaklı olmadığına ya da kabul edildiği sıranın hatalı saptandığına yönelik davalar da sıra cetveline itiraz başlığı altında düzenlenmiştir ve bu iki dava türünü ayırt edebilmek için bunlara da "kayıt terkini" davası denmektedir.
Sıra cetveline itiraz davalarının alacak ya da itirazın iptali davasından farklı olduğu tartışmasızdır.
Sıra cetveline itiraz davalarını diğer alacak (ve itirazın iptali) davalarından ayıran husus, bu davaların iflas sıra cetvelinin düzenlenmesinden sonra açılmasıdır. Davanın İcra ve İflas Kanunu'nda tanımlandığı sistematik konum da (m. 235) bu saptamayı doğrulamaktadır. Burada kayıt sözcüğü "kaydetmek" bağlamında bir fiili değil, (tapu kaydı, trafik kaydı gibi) sıra cetvelinin her bir satırını ifade etmekte ve alacaklı bu dava ile tahsilden ziyade belirli bir tutardaki alacağının o iflas tasfiyesinde bir kayıt numarası altında pay almasını sağlamak maksadıyla bu davayı açmaktadır (Hunkeler/Sprecher: Kurzkommentar, 2. Bası, Basel 2014, m.250, n.1).
Sıra cetveline itiraz davalarının basit yargılama usulüne tâbi olduğu kabul edilmektedir (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, C.IV, 3.b., İstanbul 1997, s. 3242; Üstündağ, S.: İflas Hukuku - İflas, Konkordato, İptal Davaları, 8.b., İstanbul 2009, s. 180). Basit yargılama usulüne tâbi davalarda dilekçelerin verilmesi (HMK m. 316), ikinci dilekçe verme yasağı (HMK m. 317/2), delillerin gösterilmesi (HMK m. 318) ve iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı (HMK m. 319) yazılı yargılama usulüne göre çok daha basitleştirilmiştir. Esasen bu basitlik yargılamanın yazılı usule göre daha teminatsız olduğunu gösterir.
Sıra cetveline itiraz davaları masa hasım gösterilerek açılır ve kesin hüküm etkisi sadece o iflas tasfiyesi içindir. Bu nedenledir ki dava sıra cetvelinin ilanından itibaren on beş günlük hakdüşürücü süreye bağlanmıştır (İİK m.235/I). Bu süreyi kaçıran alacaklı alacak hakkını kaybetmemektedir, o sadece bu tasfiye sonunda yapılacak paylaşıma katılamayacaktır. Yoksa müflise karşı alacağı zamanaşımı süresi sonuna kadar istenebilecek durumdadır (Üstündağ, s.179). Alacaklı iflasın kaldırılması veya kapanmasından sonra alacağını borçludan isteyebilir.
İflasın derdest davalara etkisi İcra ve İflas Kanunu'nun 194'üncü maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasına göre; "Acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur ve ancak alacaklıların ikinci toplanmasından on gün sonra devam olunabilir."
Bu ilkeler ve yasal düzenlemelerin bir arada değerlendirilmesinden ortaya çıkan sonuç şudur: Derdest bir alacak (veya itirazın iptali) davası bulunan alacaklı davalının iflası üzerine (alacağını masaya yazdırmak zorunda olmaksızın) davasına devam edebilir ve dilerse alacağının masaya kaydı için de başvurabilir. Davacının masaya başvurması başlı başına davayı konusuz bırakmaz; bu ancak alacağın nizasız olarak masaya kaydıyla mümkündür.
Davacı davasına devam etmek istiyorsa mahkeme yargılamayı ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar ertelemelidir. Nitekim İcra ve İflas Kanunu'nun 224'üncü maddesinde birinci alacaklılar toplanmasının görevleri arasında "muallak davalar" hakkında acele karar verilmesi de sayılmıştır. Esasen derdest davaların ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonrasına kadar duracağına dair yasal düzenleme ile (İİK m. 194/I) masa tarafından neticelendirilmesine lüzum görülmeyen iddiaların ve bu arada müflisin davacısı olduğu derdest davaların takibinin, ikinci alacaklılar toplanmasında hakkı isteyen alacaklıya devrolunmasına dair düzenleme (İİK m. 245) birlikte değerlendirildiğinde, anılan davaların olduğu gibi devam edeceğinin yani sıra cetveline itiraza dönüşmeyeceği hususunun yasa koyucu tarafından da benimsendiği anlaşılmaktadır. Bu düzenlemenin maksadı şudur: İkinci alacaklılar toplanması derdest davanın haklı olduğunu ve daha fazla gidere sebebiyet verilmemesi için bunun cetvele kabulüne karar verebilir. Beklemenin amacı da bu iradenin ne şekilde oluştuğunun görülmesidir.
Alacaklı eğer alacağını masaya yazdırmak için iflas idaresine başvurmuşsa iflas idaresi bu alacak hakkında red kararı vermeyip, bunu masaya "nizalı alacak" olarak kaydetmelidir zira ortada zaten derdest bir dava bulunmaktadır ve müflisin yerine iflas idaresince takip edilecek bu dava sonucunda verilecek karar doğrudan masaya etki edecektir. Davanın kabulü halinde niza kaydı silinecek ve bu tutar masaya kabul edilmiş olacak, davanın reddi halinde ise alacak tamamıyla sıra cetvelinden çıkartılacaktır.
Bu çerçevede varılan sonuç iflas tarihinde derdest bulunan ve konusu masayı ilgilendiren bir mal ya da hak olan davaların aynen (=tür değiştirmeksizin) devam edeceğidir. Bu noktada derdest davanın sıra cetveline itiraz davasına dönüşeceği ve dönüşmeyeceği olasılıkları çerçevesinde yapılacak yargılama ve davanın sonunda verilecek hükmün niteliği ile bunun masaya ne şekilde kaydedileceği üzerinde de durulmalıdır.
Konusu para alacağı olan derdest davaların sıra cetveline itiraz davasına dönüşeceği kabul edildiğinde ortaya çıkan ilk sorun mahkemenin görevi noktasında olacaktır. Sıra cetveline itiraz davalarında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi iken dava diğer mahkemelerde görülürken davalının iflası halinde söz gelimi sulh hukuk ya da tüketici mahkemesi görevsizlik kararı veremeyecektir.
Ortada derdest bir alacak davası varken borçlu iflas ettiğinde alacaklı masaya başvurmuş ve iflas idaresi alacağı nizalı yazmak yerine reddetmişse bu noktada alacaklı yeni bir sıra cetveline itiraz davası açmak durumunda değildir. Zira iflas idaresi yeni bir hasım olmayıp, iflas masasının yasal temsilcisi olması sıfatıyla davacının karşısında konumlanmıştır. Geniş haklar bahşeden bir alacak davası varken, aynı hukuki sebebe ve aynı konuya dayalı açılacak ve aslında daha az hak bahşeden sıra cetveline itiraz davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.
Davalı iflas etse de alacak davasına bakan mahkemenin alacağın masaya kaydına değil, ortada hiç iflas yokmuş gibi tahsile karar vermesi mümkün ve gereklidir. İflasın açılması ile takiplerin duracağı, kararın kesinleşmesi ile de takiplerin düşeceği (HMK m. 193) gözetildiğinde artık itirazın iptaline değil yine tahsile karar verilmelidir. Ola ki mahkeme masaya kayıt kararı vermişse bunun da infazı kabildir.
Sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen kararlar zaten davalı sıfatıyla davayı takip eden iflas idaresince masaya kaydedilecektir. Tahsil kararı ise davacı-alacaklı tarafından masaya kayıt için iflas idaresine sunulur. İflas idaresinin taraf olduğu ilamda gösterilen alacağı, itfa ya da zamanaşımı (İİK m. 33 ve 33/a) ve mükerrerlik dışında bir nedenle masaya kaydetmeme hakkı yoktur. İflasın borçlunun bütün borçlarını muaccel hale getirdiğine ilişkin ilke (İİK m. 195) karşısında "imhal" kayıt isteminin reddine gerekçe olamaz. Eğer iflas idaresi ilamda yazılı alacağı reddetmişse yeni bir sıra cetveline itiraz davası açılmak yerine, icra mahkemesine şikâyet yoluna gidilmelidir. Zira ilama bağlanmış alacağın tahsili için yeni bir ilam almaya gerek yoktur.
Bu haliyle davaların sıra cetveline itiraza (kayıt kabule) dönüştüğüne dair düşünce Yasanın mantığına ve düzenlemesine uymamaktadır.
Yargıtay’ın ifadesinin aksine bu yönde yasal bir düzenleme de kesinlikle bulunmamaktadır. Yargıtay davanın sıra cetveline itiraza dönüşmesini de yeterli görmemektedir. (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi ancak iflas idaresinin red kararı üzerine sıra cetveline itiraz davası açılmamışsa derdest davaya sıra cetveline itiraz davası olarak devam edilebileceği görüşündedir. Bu yaklaşım açıkça alacaklıları tarafları, konusu ve hukuki sebebi aynı olan ikinci (derdest) bir dava açmaya zorlamaktadır ki, bu Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/ı maddesi hükmüne aykırıdır.
Davanın taraflarından birinin statüsünün değişmesi davanın niteliği ve görevini etkilemez.
Somut olayda dava açıldığı tarihte ortada ne iflas ve ne de düzenlenmiş bir sıra cetveli bulunmaktadır. Dava tarihi 02/10/2017, iflas tarihi ise 21/01/2019 tarihi olmakla; eldeki davanın, ortada bulunmayan bir sıra cetveline itiraz istemini içerdiğini söylemenin hiçbir yasal ve mantıksal dayanağı yoktur.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve yargılama hukuku ilkeleri çerçevesinde derdest alacak (veya itirazın iptali) davalarında davalının iflasının açılmasının asla davayı sıra cetveline itiraz davasına (kayıt kabule) dönüştürmeyeceği açıktır. Derdest dava iflasın açılması ile durur ve ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonra devam eder.
Açıklanan nedenlerle Mahkememizin görevsiz olduğu kanaatine varılmakla, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal teşkil eden ... BAM 23.HD. 2025/567 E., 2025/409 K., Aynı Dairenin 2025/628 E., 2025/420 K., ... BAM 13.HD.'nin 2019/1633 E., 2019/1608 K. sayılı)
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle;
1-Mahkememizin görevsizliğine,
2-Görevli Mahkemenin, davanın açıldığı ... 14.Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunun tespitine,
3-Karar kesinleştiğinde, talep halinde dosyanın ... 14.Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 25/06/2025