T.C. ... 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2025/51 Esas
KARAR NO : 2025/455
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ... -
: Av....
DAVALI : ... - ...
: ...........
DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/05/2017
KARAR TARİHİ : 11/07/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 21/07/2025
Mahkememizde görülmekte olan "Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalının oto yedek parça alım satımına ilişkin ticari ilişkisinin bulunduğunu, bu kapsamda müvekkilinin davalı şirketten 18/04/2014 tarihine kadar toplam 61.983,47 TL tutarında oto yedek parça alımı yaptığını, bunun karşılığında borcunu senetler ile ödediğini, ancak daha sonrasında müvekkilinin alınan malların ayıplı olduğunu fark ettiğini, bunun üzerine davalı şirkette plasiyer olarak çalışan ... isimli şahısla görüşerek ayıplı olan malların iade edildiğini, usulüne uygun iade faturası düzenlediğini, bunun haricinde gerekli ödemeler yapılarak davalıya borcunu ödediğini, ancak davalı şirket iade edilen ürünlerin senetlerini icra takibine koyarak haksız kazanç elde etme yoluna giriştiğini, müvekkilinin davalıdan almış bulunduğu oto yedek parçaları bir koli halinde ve her bir parça vakumlu poşetler içinde müvekkiline ulaştırıldığını ve sadece satılan malların poşetlerinin açılabildiğini, bu sebeple müvekkilinin ürünleri satmadan önce ayıplı olup olmadığını anlayabilmesinin imkansız olduğunu, müvekkilinin davalıdan toplam 61.983,47 TL tutarında oto yedek parça alımı yaptığını, ancak alınan malların ayıplı olduğunun müvekkilinin müşterilerine söz konusu oto yedek parçalardan bir kaçını sattıktan sonra ortaya çıktığını, iş bu gizli ayıplar için müvekkilinin davalı firmaya ihbarda bulunduğunu, müvekkilinin talebinin davalı tarafından kabul gördüğünü, bunun üzerine muhtelif tarihlerde toplam 32.830,66 TL tutarında iade faturası kestiğini, malların iadesi konusunda davalı firmada plasiyer olarak çalışan ... isimli şahısla süreci yürüttüğünü, ayıplı malları kargo yoluyla davalı şirkete gönderdiğini, müvekkili ile davalı firma arasında oto yedek parça alımını gösterir alış faturaları ve söz konusu mallardan ayıplı çıkanların iadesi konulu iade faturalarını, ayrıca ayıplı malların davalıya teslim edildiğini gösterir kargo takip formlarının iş bu dilekçe ekinde sunulduğunu, tüketici haklarına göre garanti süresi olan bir ürünün garanti süresi ne kadar ise iade süresi de o kadar olduğunu, bu durumda ayıplı malların garanti süresi içinde iade edildiğinin açık olduğunu, şayet cayma hakkı için 14 günlük süre öne sürülse dahi ürünlerin satışı gerçekleşip kullanılmadan ayıplı olup olmadığı anlaşılamadığından bu sürenin geçersiz olduğunu, kaldı ki taraflar arasında zaten ayıp ile ilgili bir tartışmanın bulunmadığını, davalı firmanın ayıbı kabul ettiğini, iade faturası ile malların iade edildiğini, ancak davalının tüm bunlara rağmen haksız ve hukuka aykırı icra takipleri ile müvekkilini rahatsız ettiğini, davalıdan alınan malların karşılığı olan diğer senetlerin ödendiğini, ayrıca daha önce açılmış icra dosyalarına da ödeme yapılarak müvekkilinin davalıya herhangi bir borcunun kalmadığını, ödeme yapıldığını gösterir dekontların iş bu dilekçe ekinde sunulduğunu, tüm bu açıklamalarla davalının yapılan ticaret gereği ifa etmesi gereken sorumluluğu ayıplı mal satarak yerine getirmediğini, ayrıca müvekkiline ayıplı mal satmasının da davalının kötü niyetini gösterdiğini, bunlara rağmen müvekkilinin haksız icra takiplerine maruz kaldığını, davalının alacaklı ve müvekkilinin borçlu bulunduğu şu anda dört adet icra dosyası bulunduğunu, bunların, ... 19. İcra Müdürlüğü 2014/18901 Esas, ... 19. İcra Müdürlüğü 2014/15952 Esas, ... 19. İcra Müdürlüğü 2014/13470 Esas, ... 22. İcra Müdürlüğü 2016/3971 Esas sayılı dosyaları olduğunu belirterek, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespiti ile davaya ve icra takibine konu muhtelif tarihli senet ve faturaların iptaline, davalıya müvekkilinde kalan ayıplı malların iadesi de gerçekleştikten sonra fazladan yapılan ödemenin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, müvekkilinin ticaret siciline kaydı bulunmadığından tacir sıfatına haiz olmadığını, davacının da herhangi bir ticaret sicil kaydına rastlanmadığını, öte yandan, davacı her ne kadar dava dilekçesinde aleyhinde devam eden bir takım bonolara ilişkin icra takiplerini ileri sürmüş ve takiplerin tedbiren durdurulmasını talep etmişse de, esasen davacının talebinin, müvekkiline aralarındaki ilişki nedeniyle herhangi bir borcunun olmadığının tespiti yönünde olduğunu, bir diğer anlatımla, borçsuzluğunun tespitini icra takiplerine hasretmediğini, esasen hangi hususta ve ne miktar kadar borçsuz olduğu yönündeki iddia ve talepleri de açık ve net olmadığını, bu itibarla, öncelikle tarafların tacir olmaması ve bu sebeple aradaki ilişkinin ticari kabul edilemeyeceği nedeniyle mahkemenin görevsizliğine karar verilerek, dosyanın görevli ve yetkili ... Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının borçsuzluğunun tespitini istediği miktarı ve buna ilişkin borcu doğuran olayı net ve belirlenebilir şekilde ifade etmediği gibi, buna ilişkin harcı da eda etmediğini, hâlbuki menfi tespit davasının, ne kısmi ne de belirsiz alacak davası olarak ikame edilmesinin mümkün olduğunu, öncelikle davacının borçsuzluğunun tespitini istediği alacak-borç ilişkisini tanımlaması ve tespiti talep edilen miktarın belirlenerek, bu miktar üzerinden harcının ikmal ettirilmesi gerektiğini, davacı ile yapılan alışverişlerin bir kısmı açık hesap bir kısmı ise bonoya bağlı şekilde yapıldığını ve davacının yaptığını iddia ettiği ödemelerin hem açık hesap bakımından hem de bono alacaklarına ilişkin olarak müvekkili defterlerinde kayıtlı olup bu hususta bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği bonoya dayalı icra takipleri hususunda ise söz konusu icra takiplerine ilişkin dosyaların celbi halinde görüleceği üzere davacının müvekkiline yapmış olduğu herhangi bir ödemenin görünmediğini, yapılan alışveriş, icra takiplerinin başlaması, iade işlemleri tarihleri ve yapılan ödemeler bir arada düşünüldüğünde, davacının mezkür davayı ikame etmekte herhangi bir hukuki yararının olmadığının görüleceğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, öte yandan, davacının yaptığını iddia ettiği ve -tutarı belli olmayan- fazla ödemelerinin istirdadını talep ettiğini, istirdat hususunda zamanaşımı süresi olan bir yıl gözetileceğinde, söz konusu ödemelerin ve tarihlerinin belli olması ve zaman aşımı süresinin dolmamış olması gerektiğini, hâlbuki hâlihazırda hangi ödemelere ilişkin istirdat istendiği dahi belli olmayıp, yapıldığı iddia edilen ödemelere ilişkin ise zaman aşımı süresinin dolduğunun açık olduğunu, bu nedenle davacının istirdat taleplerinin de reddi gerektiğini, açıklanan sebeplerle haksız ve dayanaksız davanın reddine ve yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Elde dava menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ile aralarında oto yedek parça alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki kapsamında davalıdan toplam 61.983,47 TL'lik oto yedek parça alımı yapıldığını ve bedellerinin senetlerle ödendiğini, daha sonradan alınan yedek parçalardan bir kısmının müşterilere satışının yapıldığını ve bu ürünlerin ayıplı olduğunun anlaşıldığını, bunun üzerine ayıplı malların davalıya iade edilerek 32.830,66 TL'lik iade faturası tanzim edildiğini, buna rağmen davalının iade edilen mallara ilişkin tanzim edilen senetlerle icra takibi başlattığını belirterek borçlu olmadıklarının tespitine ve fazla ödeme varsa bunun istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde özetle, tarafların tacir olmadıklarını, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın zaman aşımına uğradığını, davacının müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadığından haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bu itibarla, Mahkememizce çözümlenmesi gereken hususun taraflar arasında mevcut oto yedek parça alım-satımı işlemi kapsamında davacı şirketin ayıplı olduğu gerekçesi ile iade ettiği emtia bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ile davacının ödeme aracı olarak verilen bonolara dayalı olarak davalı tarafça başlattığı icra takiplerinden ötürü borçlu olup olmadığının, davalıdan istirdadı gereken tutar bulunup bulunmadığının belirlenmesi noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.
Davanın esasına girmeden önce dosyanın geçirmiş olduğu safahat incelendiğinde, Mahkememizce bozma öncesi 2017/387 Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılama neticesinde Mahkememizce davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu, istinaf incelemesi için dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'ne gönderildiği, anılan Daire'nin 2022/1519 Esas, 2024/1713 Karar sayılı ilamı ile Mahkememiz kararının kaldırıldığı ve dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere mahkememize gönderildiği görülmüştür.
Bu açıklamalar uyarınca eldeki dava dosyası incelendiğinde, davalının itirazları kapsamında öncelikle görev itirazı noktasında mahkememizce yapılan değerlendirmede, davacının dört adet icra dosyasına dayalı olarak menfi tespit talepli eldeki davayı açtığı ve icra dosyalarının kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip şeklinde başlatıldığı görülmekle, takip dayanağı kambiyo senedi olduğundan ve kambiyo senetleri Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden davalının görev itiraz yerine görülmemiştir. Kaldı ki, tarafların tacir olup olmadıkları hususunda mali müşavir bilirkişiden alınan raporla da tarafların tacir oldukları tespit edilmiş ve mahkememizin görevli olduğu kanısına varılarak davanın esasına girilmiştir. Bununla birlikte her ne kadar davalı vekili zaman aşımı definde bulunmuşsa da, taraflar arasındaki alım satış ilişkisininin sözleşmeye dayandığı, bu nedenle alacağın on yıllık zaman aşımına tabi olduğu dikkate alınarak davalının bu itirazı da yerinde görülmemiştir.
Eldeki davada davacı dört adet icra dosyası nedeniyle borçlu olunmadığının tespitini ve varsa yaptıkları fazla ödemenin istirdatını istemiştir. Mahkememizce davaya dayanak icra dosyalarının tamamı celbedilmiş ve incelenmiştir. Bu bağlamda;
(1)... 19. İcra Müdürlüğü'nün 2014/18901 Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; davalının davacı aleyhine 16.200,00 TL asıl alacak, 174,81 TL işlemiş faiz, 48,60 TL komisyon, 300,00 TL protesto masrafı üzerinden takip başlattığı, takibe dayanak olarak ise,
a)28/12/2013 tanzim tarihli, 20/08/2014 vade tarihli, 5.700,00 TL bedelli,
b)25/03/2014 tanzim tarihli, 30/08/2014 vade tarihli, 5.500,00 TL bedelli,
c)26/12/2013 tanzim tarihli, 30/08/2014 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli bonoların gösterildiği görülmüştür.
(2)... 19. İcra Müdürlüğü'nün 2014/15952 Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; davalının davacı aleyhine, 17.700,00 TL asıl, 107,26 TL işlemiş faiz, 53,10 TL komisyon, 300 TL protesto masrafı üzerinden takip başlattığı, takibe dayanak olarak ise,
a)28/12/2013 tanzim tarihli, 20/07/2014 vade tarihli 5.700,00 TL bedelli,
b)03/03/2014 tanzim tarihli, 31/07/2014 vade tarihli, 7.000,00 TL bedelli,
c)26/12/2013 tanzim tarihli, 30/07/2014 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli bonoların gösterildiği görülmüştür.
(3)... 19. İcra Müdürlüğü'nün 2014/13470 Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; davalının davacı aleyhine 5.000,00 TL asıl, 17,71 işlemiş faiz, 15,00 TL komisyon, 100 TL protesto masrafı üzerinden takip başlattığı, takibe dayanak olarak ise,
a)26/12/2013 tanzim tarihli, 30/06/2014 vade tarihli, 5.000,00 TL bedelli bononun gösterildiği görülmüştür.
(4)... 22. İcra Müdürlüğü'nün 2016/3971 Esas sayılı icra dosyası incelendiğinde; davalının davacı aleyhine 5.500,00 TL asıl, 813,36 işlemiş faiz, 16,50 TL komisyon, 100 TL protesto masrafı üzerinden takip başlattığı, takibe dayanak olarak ise,
a)25/03/2014 tanzim tarihli, 30/09/2014 vade tarihli, 5.500,00 TL bedelli bononun gösterildiği görülmüştür.
Davacı tarafça borçlu olunmadığının tespiti hemen yukarıda bahsi geçen dört adet icra dosyasındaki meblağ kadar istendiğinden, davacının eksik harç yatırdığı tespit edilmekle, Harçlar Kanunu uyarınca takip çıkış miktarı üzerinden eksik kalan harç davacıya tamamlatılmıştır.
Davacının iddiaları ve davalının savunması kapsamında öncelikle, davacının ticari defterlerinin incelenmesi yoluna gidilmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde 2013 yılında davalı tarafça davacıya 9 adet fatura tanzim edildiği, fatura bedellerinin 44.144,74 TL olduğu, davacı tarafça 11.267,09 TL ödeme yapıldığı, 2013 yılı itibariyle davalının davacıdan 32.877,65 TL alacaklı olduğu, 2014 yılında davalı tarafça davacı adına 13 adet fatura düzenlendiği, fatura bedellerinin 17.838,73 TL olduğu, davacı tarafından 2014 haziranda 34.362,08 TL bedelli 10 adet iade faturası tanzim edildiği, davacı tarafça düzenlenen iade faturalarının davalı ve davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflarca BA-BS formuyla da ilgili vergi müdürlüklerine bildirildiği, 2014 yılı itibariyle davacının davalıya 16.354,30 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi raporuna karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmiş ve itiraz dilekçesinde bilirkişi tarafından tespit edilemeyen 23.500,00 TL'lik bir ödemelerinin daha olduğunu, bu dekontları dosyaya sunduklarını, yapılan ödemenin de dikkate alınması halinde davalının müvekkiline 7.145,71 TL borçlu olduğunu beyan etmiştir. Davacı vekilinin itirazları kapsamında dosya ek rapor için bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişi tarafından davalıya 11.500,00 TL ödeme yapıldığı, ayrıca 15/12/2013 tarihli 6.000,00 TL bedelli iki adet senet ödemesinin de bulunduğunu, bu ödemeler de hesaba katıldığında davalının davacıya 7.145,70 TL borçlu olacağı tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Davacının defterleri incelendikten sonra davalının defterleri de incelenmek suretiyle rapor alınması için bilirkişi görevlendirilmişse de, davalı tarafça ticari defterlerinin bulunduğu yer mahkemeye bildirilmemiş, bu nedenle davalı defterleri incelenemeden rapor tanzim edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ilk icra takibi olan 11/07/2014 tarihli ... 19. İcra 2014/13470 Esas sayılı dosyasında takip tarihi itibariyle davacının 4.354,29 TL borçlu olduğu, 645,71 TL fazladan takip başlatıldığı belirlenmiştir. Diğer icra takiplerinin ise tamamının fazladan başlatıldığı tespitlerine yer verilmiştir. 11/07/2014 tarihli icra takibinden sonra davacının yaptığı ödemeler dikkate alındığında davacının davalıya borcunun kalmadığı, aksine mevcut delillere göre davacının davalıya 5.893,23 TL fazladan ödemesi bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı uyarınca davacının menfi tespit davasını dört adet icra dosyasına hasrettiği ve 46.446,34 TL üzerinden harç yatırdığı, yine davacının fazla yaptığı 5.893,23 TL ödemeye ilişkin davalıdan istirdat talep ettiği görülmekle, davacının yukarıda açıklanan nedenlerle davasında haklı olduğu değerlendirilmiş ve davanın kabulü yönünde aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Nihayet, dava konusu uyuşmazlık yönünden davalı tarafın kötüniyetli olduğu sabit olmadığından kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı değerlendirilerek davacı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Davanın KABULÜNE,
2- a)Davacının ... 19. İcra Müdürlüğünün 2014/18901 Esas sayılı takip dosyasından ve bu dosyaya dayanak olarak gösterilen 5.700,00 TL, 5.500,00 TL ve 5.000,00 TL bedelli üç adet bonodan dolayı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
b)Davacının ... 19. İcra Müdürlüğünün 2014/13470 Esas sayılı takip dosyasından ve bu dosyaya dayanak olarak gösterilen 5.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
c)Davacının ... 19. İcra Müdürlüğünün 2014/15952 Esas sayılı takip dosyasından ve bu dosyaya dayanak olarak gösterilen 5.700,00 TL, 5.000,00 TL ve 7.000,00 TL bedelli üç adet bonodan dolayı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
d)Davacının ... 22. İcra Müdürlüğünün 2016/3971 Esas sayılı takip dosyasından ve bu dosyaya dayanak olarak gösterilen 5.500,00 TL bedelli bonodan dolayı davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
3-Davacı tarafça fazlanan ödenen 5.893,23 TL'nin İSTİRDATINA, bu bedelin DAVALIDAN ALINARAK DAVACI TARAFA VERİLMESİNE,
4-Dava konusu uyuşmazlık yönünden davalı tarafın kötüniyetli olduğu sabit olmadığından kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı görülmekle, davacı tarafın kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yönelik TALEBİNİN REDDİNE,
5-Alınması gerekli 3.575,32 TL harçtan peşin ve ıslah harcı olarak alınan 892,84 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.682,48 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Davacı tarafından yatırılan 892,84 TL peşin ve ıslah harcının davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8-Davacı tarafından yapılan 2.536,70 TL (31,40 TL başvurma harcı, 4,60 TL vekalet harcı, 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 480,00 TL posta gideri olmak üzere) yargılama giderinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
9-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar KESİNLEŞTİĞİNDE İADESİNE,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
11/07/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸