T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİEsas-Karar No: 2026/22 Esas - 2026/45
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
ANKARA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2026/22 Esas
KARAR NO: 2026/45
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2024
KARAR TARİHİ: 20/01/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 02/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan "Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)" davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı arasında 16/06/2017 tarihinde bağlantı anlaşması imzalandığını, anlaşmanın imzalandığı tarihten bu yana müvekkili şirketin kesilen tüm faturaları herhangi bir gecikme veya eksiklik olmadan ödediğini, müvekkilinin sözleşmedeki yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, davalı tarafından 06/02/2023 tarihinde KDV dahil 2.141,528,14 TL tutarında 15 gün vadeli fatura düzenlendiğini, müvekkili şirketin bundan önceki tüm faturaları gününde ödemesine rağmen, deprem günü düzenlenen bu faturayı yaşanan felaket sebebiyle süresinde ödeyemediğini, müvekkilinin 2023 Temmuz ayında davalı ile iletişime geçip 06/02/2023 tarihli faturayı ödeyeceğini bildirdiğini, davalının faturanın gecikme cezası ile birlikte ödenmesi konusunda ısrarcı olduğunu, müvekkilinin tüm elektriğin kesilmesi dahil her türlü yaptırımla karşılaşılması ihtimali olması ve bir icra baskısına maruz kalmamak adına, fazlaya ilişkin dava ve alacak hakları saklı kalmak kaydıyla ihtirazı kayıtlı olarak dava konusu gecikme cezasının bedelinin ödenmek zorunda kaldığını ve 01.08/2023 tarihinde ihtirazi kayıtlı olarak fatura bedeli ve gecikme zammı ile birlikte toplam 2.492,762,73 TL tutarında ödeme yapıldığını, ödemenin ardından davalı tarafından 02/08/2023 tarihinde gecikme zammı açıklamalı 351.234,59 TL bedelli fatura düzenlendiğini, müvekkili tarafından 03/08/2023 tarihinde gecikme faizinin iadesi talepli yazı gönderildiğini, ancak davalı tarafından mücbir sebep başvurumuzun ilgili mevzuat kapsamında başkanlıklarınca uygun değerlendirilmediğinin belirtildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ihtirazı kayıtla davalıya ödemesi yapılmak zorunda kalınan 02/08/2023 tarih TEE2023080000001 fatura nolu, KDV dahil 351.234,59 TL bedelli fatura bedelinin ödeme tarihi olan 01/08/2023 tarihinden beri işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davacı müvekkil şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Teşekkülleri Tarife ve Müşteri Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen Ocak 2023 dönemine ait TEE2023015800634 nolu iletim sistemi sistem kullanım ve sistem iletişim faturası ve bu faturanın vadesinde ödenmemesi nedeniyle teşekkülleri Mali İşler ve Finans Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen TEE2023080000001 nolu gecikme zammı faturasına 06/02/2023 tarihinde Kahramanmaraş-Pazarcık merkezli yaşanan büyük deprem felaketi nedeniyle faturaların mücbir sebep kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek 03/08/2023 tarihli ve 2023-EE1 sayılı yazı ile itiraz ettiğini, davacının yaptığı itirazın teşekkülleri Tarife ve Müşteri Hizmetleri Dairesi Başkanlığının 15/09/2023 tarihli ve 2040157 sayılı yazıları ile uygun bulunmadığını, gerek faturanın depremin gerçekleştiği 06/02/2023 döneminden önceki 1-31 Ocak 2023 dönemindeki sistem kullanımına ait iletim bedeli faturası olması gerekse depremden etkilenen iletim sistemi kullanıcılarına düzenlenen iltim bedeli faturalı için EPDK tarafından kurul kararı ile verilen bir mücbir sebep muafiyet kararının olmaması nedenleriyle uygun değerlendirilmediğini savunarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini istemiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Eldeki dava taraflar arasındaki Sistem Kullanım Anlaşmasına dayalı olarak davalı tarafça düzenlenen ve davacı tarafça ödemesi yapılan fatura bedelinin istirdatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında sistem kullanım anlaşması akdedildiğini, sözleşme uyarınca davalı tarafça tanzim edilen tüm faturaların müvekkili tarafından zamanında ödendiğini, yalnızca 06/02/2023 tarihli KDV dahil 2.141,528,14 TL bedelli faturanın 6 Şubat tarihinde yaşanan Kahramanmaraş'taki depremler nedeniyle süresinde ödenemediğini, davalının bahsi geçen faturanın süresinde ödenmemesi nedeniyle gecikme zammı talep ettiğini ve buna dair fatura düzenlediğini belirterek müvekkilince ödenen gecikme zammı fatura bedelinin davalıdan istirdatını talep etmiştir. Davalı vekili ise cevap dilekçesinde özetle, davacının söz konusu taleple ilgili olarak dava öncesi taraflarına başvuruda bulunduğunu, davacı tarafça geç ödenen faturanın, depremden önceki bir dönem olan 1-31 Ocak 2023 dönemindeki sistem kullanımına ait iletim bedeli faturası olması ve EPDK tarafından verilen bir mücbir sebep muafiyet kararının olmaması nedenleriyle talebin uygun görülmediği belirterek haksız davanın reddini istemiştir.
Bu itibarla, eldeki davanın istirdat istemine ilişkin olduğu, Mahkememizce çözümlenmesi gereken hususun taraflar arasında akdedilen 16/06/2017 tarihli bağlantı anlaşması uyarınca davalı tarafından tanzim edilen 06/02/2023 tarihli faturanın geç ödenmesi nedeniyle davalının davacıdan gecikme zammı talep edip edemeyeceği, davalının ihtirazi kayıt altında ödenen gecikme zammını tahsilde haklı olup olmadığı, faturanın geç ödenmesinin mücbir sebepten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, davalının davacıdan sözleşme ve mevzuata aykırı olarak fazladan gecikme zammı tahsil edip etmediği, davacının, davalıdan istirdadı gereken bir tutarın bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı tespit edilmiştir.
Davanın esasına girmeden önce dosyanın geçirmiş olduğu safahat incelendiğinde, Mahkememizce kaldırma kararı öncesi 2024/911 Esas sayılı dosya üzerinden yürütülen yargılamada 2025/499 Karar sayılı karar ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle dosya... Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'ne gönderilmiş, anılan Daire'nin 2025/1684 Esas, 2025/1111 Karar sayılı ilamı ile Mahkememiz kararı kaldırılmış ve dosya bu kez Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir.
Tüm bu açıklamalar uyarınca dava dosyası incelendiğinde, eldeki davanın taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşması gereğince davalı tarafça davacıya uygulanan ceza nedeniyle istirdat istemine ilişkin olduğu görülmüştür. Bilindiği üzere, 02/12/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/11/2020 tarihli 7257 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına (ç) bendinden sonra gelmek üzere (d) bendi eklenmiş, buna göre “İletim sisteminin normal işletme koşulları içerisinde işletilmesi ile işletme güvenliği ve bütünlüğü üzerinde risk oluşturan durumlara ilişkin olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerinin takibini yapmak, ihlal durumu tespit edilen tüzel kişilere sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen ceza-i şartları ve diğer yaptırımları uygulamak” TEİAŞ’ın görev ve yükümlülükleri arasında gösterildikten sonra 6446 sayılı Kanun'a Ek madde 3 ile “8 inci maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinin uygulamasından kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıda görülür” hükmü eklenmiş, 46. madde ile de Kanun'un yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. Bu itibarla, 7257 sayılı Kanun ile bağlantı ve sistem kullanım anlaşmalarında düzenlenen sistem kullanım ihlallerine ilişkin ceza-i şartlara ilişkin uyuşmazlıkların idari yargı yolunda görüleceği hükme bağlandığından yargı yoluna ilişkin bu değişikliğin usul hükmü niteliğinde olması nedeniyle derhal ve kesinleşmemiş tüm uyuşmazlıkları da kapsar şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmakla, dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğu görülmüş ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b, 115/2 maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Dava konusu uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olduğundan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-b, 115/2 maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 5.998,21 TL harçtan mahsubu ile fazlaca yatan bakiye 5.266,21 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, tarafların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf Yasa Yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan yargılama sonucu karar verildi. 20/01/2026