T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/241 Esas - 2022/414
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2022/241
KARAR NO: 2022/414
HAKİM:...
KATİP: ..
DAVACI : ....
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : 1- ...
DAVALI : 2-....
DAVA: Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ: 16/06/2022
KARAR TARİHİ: 21/12/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/12/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin 1961 yılından bu yana gıda sektöründe “...” çatı markası altında birçok ürünün tanıtımını ve geliştirilmesini sağlayan ve kalite sembolü olmuş bir firma olduğunu, dava konusu edilen “.... ibareli markanın müvekkilinin tescilli ve tanınmış “...”lu markalarıyla iltibas yaratma ihtimalinin yüksek olduğunu, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, karşılaştırılan ibarelerin ilk heceleri/başlangıç kısımları aynı olduğundan bu benzerliğin derecesinin yükseldiğini, ayrıca dava konusu edilen hizmetler yönünden, taraf markalarının aynı/benzer/türdeş emtiaları kapsadığını, dava konusu edilen ... kararında, markalar arasındaki iltibas değerlendirmesinde ortalama tüketicinin bakış açısının ve ürünlerin alımı esnasında ayrılan zamanın kısalığının dikkate alınmadığını, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyelerinin bu emtiaları satın alırken düşük olduğunu belirterek, ....’nın dava konusu edilen 19.04.2022 tarihli ve .... sayılı kararının 35. sınıfın 8. alt sınıfında yer alan 5 nolu sınıfın 2 nolu alt sınıfındaki emtialar ile 29, 30 ve 32. sınıflar yönünden kısmen iptali ile.... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzemediğini, dolayısıyla dava konusu edilen emtialar bakımından taraf markalarının karıştırılma ihtimali olduğu iddiasının yerinde olmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava dilekçesi davalı şahısa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, davalının bir cevabına rastlanmadığı ancak davalı asil 21.12.2022 tarihli duruşmadaki beyanıyla, davacı markası ile kendi markası arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, kendisinin davacı markasından esinlenmediğini, mal ve hizmetlerin farklı olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, YİDK Kararının kısmen iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şahsın 01.09.2020 tarihinde 25, 35 ve 42. sınıflara giren mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere dosyaladığı "..." görselli marka başvurusunun,.... ... tarafından tescil edilmek üzere 14.09.2020 tarihli ve 356 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilan edildiği, bu ilana davacının SMK m. 6/1 hükmüne ve ...ve ... sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının itirazını inceleyen ... sayılı kararı ile bu itirazı, mesnet alınan tüm markalar yönünden reddettiği, bunun üzerine davacının itirazını aynı gerekçelerle ve aynı markalara dayalı olarak yinelediği, bu itirazın da..’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 19.04.2022 tarihli ve.... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın muterize tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
İLTİBAS TEHLİKESİ/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ;
Davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla;
Markaların ayniyeti/benzerliği,
Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği,
Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır.
Markaların ayniyeti/benzerliği:
Davalının tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazına/davasına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan bütün unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir.
Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir.
Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur. Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi karma unsurlar ihtiva eden markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır .
Uyuşmazlık konusu olan markalar yan yana konularak görsel olarak karşılaştırıldığında; davacının markasının "..... dava konusu olan markanın "..." olduğu, karşılaştırılan işaretlerin hepsi, renk ve şekil unsurlarından yoksun sırf kelime markalarıdır; işaretlerin hepsinde “...” ibareleri, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle, işaretlerin tek unsuru hüviyetinde kullanılmıştır ve her birinin markanın esas/tek unsuru olduğu,
Taraf markalarında esas/tek unsur konumunda kullanılmış olan “... ibarelerinin, aralarındaki harf yakınlaşmaları nedeniyle, taraf markalarını benzer kılıp kılmadığının tespiti, somut uyuşmazlığın özünü teşkil etmektedir. Bu ibarelerin hiçbirinin, Türkçe’de ya da ülkemizde yaygın olarak bilinen dillerde yerleşik bir anlamı/karşılığı yoktur, yani bu ibareler, taraflarca yaratılmış, orjinal, markasal hüviyette ayırt edicilikleri yüksek ibarelerdir. Ancak; karşılaştırılan ibarelerin bir hayli ortak harf ihtiva etmesi ve bu harflerin dizinlerinin de aynı olması nedeniyle, benzer olduğu, zira; “....” ibarelerinin başlangıç kısımları aynıdır ve “....” ibareleri de “....” şeklindeki harf dizilimini aynen ihtiva etmektedir. Karşılaştırılan ibareler arasındaki az sayıdaki harf farklılığı, markalarda esas unsur olan kelimelerde geçen diğer ortak harflerin yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak, yani markaları ayırt edilemeyecek derecede benzer olmaktan kurtaracak güçte ve nitelikte değildir. Bu az sayıdaki harf farklılığı, markaları/markaların esas unsuru olan ibareleri “birebir aynı” olmaktan çıkarmakta, ancak SMK’nın 6/1 hükmü kapsamında “ayırt edilemeyecek derecede benzer” olma durumundan kurtaramamaktadır. Aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle benzer sözcükler sayıldığına dair Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Ayrıca; ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte olup, tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadırlar. Bu sebeplerle; davalının dava konusu edilen “... esas/tek unsurlu sırf kelime markasının, davacının bilhassa “....”lu ve nispeten düşük bir seviyede de olsa “..lu markalarına benzediği, bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “... ve “...”lu kelime markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”li kelime markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel açıdan benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir.
Görsel açıdan ortaya çıkan bu benzerlik, duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da net bir sonuç vermektedir; dava konusu edilen markalardaki ilk dört harfin, dizin de dahil olacak şekilde davacının ...”lu markasında aynen geçmesi, “...”lu marka özelinde de ibarenin son kısmında yer alması, markaların okunuşlarını, kulakta bıraktıkları “tını”ları esas unsurları itibariyle fonetik açıdan yakınlaştırmaktadır. İşaretlerin kavramsal açıdan karşılaştırılması neticesinde de, taraf markalarında geçen kelimelerin Türkçe’de ve ülkemizde yaygın olarak bilinen dillerde yerleşik birer anlamı olmadığından, karşılaştırılan işaretlerin kavramsal açıdan da farklı olmadıkları, tüketicinin zihninde farklı birer algı oluşturmadıkları, daha ziyade “yabancı dilde anlamı olan kelimeler” olarak algılandıkları ,
Bütün bunlara göre; somut olayda; karşılaştırılan işaretler arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik olduğu, bu benzerliğin davacının .... sayılı markası özelinde yüksek seviyede olduğu,
Markaların üzerinde kullanılacağı emtiaların ayniyeti/benzerliği:
6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği,
Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı,
Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markaları 30. Sınıfa giren muhtelif gıda maddeleri için tescillidir. Davalının markasının kapsamına giren ve somut uyuşmazlıkta dava konusu edilen hizmetlerin de, gıda ile ilintili yiyecek ve içeceklerin satışı hizmetleri olduğu, bu mal ve hizmetlerin bağlantılı ve benzer emtialar olduğu, zira; bir mal sınıfı 35. Sınıf kapsamında perakendecilik hizmetine konu oluyorsa bu durumda benzerlik bulunduğu, doktrin ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.” Ancak; davacının markaları, dava konusu edilen 05/02, 29 ve 32. sınıflara giren emtialar yönünden değil, sadece 30. Sınıfa giren emtialar yönünden tescillidir. 05/02, 29 ve 32. Sınıfa giren emtialar ile 30. Sınıfa giren emtiaların hepsi, gıda ile ilintilidir ve hepsi aynı seviyede olmasa da, bunların benzer alıcı çevresine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği, aynı yerlerde satışa sunuldukları, birbirlerini tamamlandıkları, aralarında ham madde ilişkisinin olduğu ve aynı ve benzer markaları bu ürünlerde gören tüketicilerin markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurmasının mümkün olduğu,
Sonuç olarak; dava konusu edilen hizmetlerin tamamı açısından somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği,
Taraf markalarınının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satışan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır. Buna göre;
Dava konusu edilmiş olan, 05/02, 29, 30 ve 32. sınıflara giren emtiaların 35.05. sınıf altında satışı hizmetlerinin hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/ seçicilik seviyesi incelendiğinde; bu hizmetlere konu olan emtiaların daha ziyade günlük tüketime konu/nispeten ucuz fiyata satılan emtialar olması nedeniyle, ortalama tüketicilerinin bu emtiaları satın aldıkları anda bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyelerinin yüksek olmadığı,
Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali:
6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir.
SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır:
Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler,
Çağrıştırma,
Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat,
Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman,
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; tarafların renk ve şekil unsurlarından yoksun sırf kelime markalarında esas/tek unsur hüviyetinde kullanılmış olan “.... ibareleri arasındaki, dizinleri de dahil dört harfin ortaklığının, markaları görsel ve işitsel açılardan benzer kıldığı, bu ibarelerin yerleşik/bilinen birer anlamı olmamasının yarattığı “yabancı dildeki birer kelime” algısının da işaretleri kavramsal açıdan yakınlaştırdığı, zira; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “....” lu markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...li markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Ayrıca; davalının markasının kapsamına giren ve dava konusu edilmiş olan hizmetler ile davacının markalarının tescilli olduğu emtiaların benzer/türdeş/ilintili gıda ürünleri/gıda ürünlerinin satışı hizmetleri olduğu tespit edildiğinden ve dahi bu emtiaların hitap ettiği tüketici/alıcı kitlesinin, bu emtiaları satın aldıkları anda dikkat/özen/bilinç/seçicilik seviyeleri de yüksek olmadığından, bu mal ve hizmetlerde .... ibarelerinin markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde alıcıların/ tüketicilerin söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/ işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesini ve karıştırma ihtimalini yarattığı, alıcıların/tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının markaları ile, dava konusu edilen bu emtialar özelinde, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği,
Bütün bu nedenlerle; karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen hizmetler yönünden iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu,
Netice itibariyle, karşılaştırılan işaretler arasında, görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik olduğu, dava konusu edilen hizmetlerin tamamı yönünden emtia ayniyeti/türdeşliği/ benzerliği şartının gerçekleştiği ve hizmetlerin hitap ettiği alıcıların, bu hizmetlere konu emtiaları satın aldığı anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin yüksek olmadığı, bu nedenlerle, karşılaştırılan markaların, dava konusu edilen hizmetler yönünden, karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, 19.04.2022 tarih ve 2022-M-5443 sayılı YİDK Kararının hukuka aykırı olduğu sonuçlarına ulaşılmış ve dava konusu edilen markanın karar tarihi itibariyle tescil edilmediği anlaşılmış olup, açılan davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın kabulüne,
.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescil edilmediğinden hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
Alınması gereken 80,70.-TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 3.158,40.-TL
yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, ekli karar davacı vekili, davalı kurum vekili ile davalı asilin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....Mahkemeleri'ne istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 21.12.2022
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf: 172,90.-TL
Bilirkişi Ücreti: 2.600,00.-TL
P.P: 385,50.-TL
TOPLAM: 3.158,40.-TL