T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2022/22
KARAR NO: 2022/306
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLİ: Av. ... -...
DAVALI : 1-...
VEKİLİ: Av. ... ..
DAVALI ...
VEKİLİ: Av. ... -..
DAVA: Marka YİDK Kararının İptali, Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ: 19/01/2022
KARAR TARİHİ: 06/10/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/10/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali, Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçesiyle özetle, müvekkilinin tanınmış .... markalarının sahibi olduğunu, müvekkili markalarının yalnızca menşe ülke.... değil, dünya çapında en büyük otel zincirlerinden biri haline geldiğini, müvekkilinin dünya çapındaki tescillerinin yanı sıra .... işlem numaraları ile ... nezdinde de tescillerinin mevcut olduğunu, müvekkilinin “.... markalarında "..." şeklinde logo kullanımının da bulunduğunu, müvekkilinin tüm markasal kullanımlarında da bu logonun da yer aldığını, davaya konu .... sayılı başvurunun müvekkilinin tescilli markalarında kullanılan bu logo ile iltibas yaratacak düzeyde olduğunu, davaya konu marka başvurusu ile müvekkilin tescilli markası arasındaki yegâne farkın, müvekkil markasında yer alan el yazısı ile yazılan küçük “L” harfinin, itiraz konusu marka logosunda yine el yazısı formatında büyük “L” harfi şeklinde yazılması olduğunu, yine her iki markada da aynı şekilde bir geometrik şeklin olduğunu, tüketicinin bu haliyle taraf markaları arasında yanılgı yaşayabileceğini, davalı yanın bu logoyu tesadüfi olarak tercih etmediğini, davalının kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında davalı adına kayıtlı .... sayılı markanın hükümsüzlüğü talebiyle görülen davada,..... Karar sayılı dosyası nezdinde müvekkili lehine karar verildiğini, davalının ayrıca kötü niyetli olduğunun anılan kararda tespit edildiğini, yine davalının hukuksuz kullanımlarına ilişkin olarak A...sayılı dosyası nezdinde yapılan yargılamada, davalı tarafın işbu dava konusu başvurusuna dayalı kullanımlarını müvekkilinin marka hakkını ihlal ettiğine kanaat getirildiğini, dava konusu markanın da 43. Sınıf hizmetlerde tescil edilmek istenildiğini, davalı yan olan başvuru sahibi .... adresindeki otelinde, müvekkilinin "...." markasının birebir kullanıldığını, davalı yana gönderilen ihtarname sonrasında bu kullanımların durdurulduğunu ancak bu defa da ".... şeklinde kullanımların başlanıldığını, .... Mahkemesi’nin ... Sayılı kararının da anılan markaya ilişkin olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu markanın tesciline izin verilmesinin, müvekkili markalarının ayırt ediciliğine zarar verecek olduğunu, iddia ederek 2....kararının iptali ve dava konusu... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesi ile özetle; .... sayılı .... kararının yerinde olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle ; davacı iddialarının yerinde olmadığını, müvekkili markalarının anılan mahkeme kararları sonucunda iptal edilmediğini, tek rakam ve harften oluşan markaların özgün tasarımlara sahip olduğu müddetçe ayırt edici olduklarını, verilen Kurum kararının yerinde olduğunu, markalar arasında hiçbir benzerlik olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, bilirkişi raporu alınmış, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, davacı iddiaları karşısında ...kararının yerinde olup olmadığı, Hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER
TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedileceği,
Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olması olduğu, markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçileceği, görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerektiği,
EMTİALARIN BENZERLİĞİ
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermediği,
Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığının incelenmesi gerektiği,
Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağı olduğu, bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılmasının gerektiği,
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtildiği,
Dava konusu başvuru kapsamındaki 43. sınıf hizmetlerin tamamı, davacı yanın 2018/54752 sayılı markasındaki hizmetler ile birebir aynı ya da aynı türdeki hizmetlerden olduğu, davacı yanın sair dayanak markalarının tamamı da aynı logodan oluştuğundan sair markalar kapsamındaki emtialar açısından daha düşük düzeyli bir benzerlik incelemesi gözetilmediği/incelenmediği, zira dava konusu markadaki 43. Sınıf hizmetlerin tamamı zaten 2018/54752 sayılı markada da olduğu, bu bağlamda taraf markalarının birbiri ile doğrudan rekabet içerisinde olan, ortak tüketici grubuna hitap eden, birbirleri ile aynı ihtiyaçlara yönelik hizmetleri kapsayan, dolayısıyla birbirleri yerine tercih edilebilirliği bulunan, satış ve pazarlama teknikleri ile tüketiciye ulaşım yöntemleri benzer olan markalar olduğu,
Benzerliği tespit olunan bu emtialar arasındaki bu ilişkinin işaretler arasında iltibas ihtimali yaratıp yaratmadığı hususunun tespiti, işaretler yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın mümkün olmadığından aşağıda markaları oluşturan işaretlerin de ayrıca değerlendirilmesi gerektiği,
İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI DEĞERLENDİRMESİ
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunduğu,
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabileceği, bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesi olduğu, ikinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesi olduğu, bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabileceği, böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacağı,
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli olduğu, ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesinin mümkün olduğu,
Benzerliği tespit olunan 43. Sınıftaki hizmetlerden 43.01 alt grubundaki “yiyecek – içecek sağlanması hizmetleri” açısından ilgili tüketicilerin hemen her kesimden kimseler olabilecekleri ve tüketicilerin bu hizmetlerden yararlanırken yüksek bir dikkate düzeyi ile hareket etmeyecekleri ancak 43. Sınıf diğer alt gruplarında yer alan hizmetler nitelikleri itibariyle nispeten daha yüksek fiyat aralığına sahip, düzenli olarak yararlanılmayan hizmetler olduğundan, tüketicilerinin de nispeten daha dikkatli ve seçicilik düzeyi daha yüksek kimse olarak değerlendirilebileceği, yine de ilgili grup açısından tüketici kitlesinin de geniş bir gruptan oluşması nedeniyle bu tüketicilerin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacakları yönünde bir yorum yapılması isabetli olmayacağı, zira bu hizmetlere özellikle internet üzerinden ulaşan, internet aracılığıyla araştıran tüketicilerin, arama motorlarının sahip olduğu arama algoritması ve yine karşı karşıya kalınan hemen her siteden tüketiciyi hatalı olarak yönlendiren reklamlar yer almasından ötürü kimi zaman üst düzey dikkat ile hareket eden tüketicilerin dahi işaretlerin benzerliği çerçevesinde yanılgı yaşayacağı,
Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davalı tarafa ait markalar arasında karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacağı,
.... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçünün bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğu, karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimali olduğu, buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda olduğu, hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denildiği, dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacağı,
Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durum olduğu,
Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınması gerektiği, sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınması gerektiği, markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da, markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınması gerektiği,
Bu genel ilkeler çerçevesinde dava konusu marka incelendiğinde "...." şeklindeki markanın turuncu renkte, sivri köşeleri yumuşatılmış ve her bir köşe dikey ve yatay ekseni tam ortalayacak şekilde döndürülmüş bir dörtgen ve bu dörtgen içerisinde beyaz renkte el yazısı ile yazılmış büyük bir “L” harfinden oluştuğu,
Davacı yanın önceki tarihli markası ise "...." şeklinde olup anılan markada da, dava konusundaki dörtgen ile biçim ve konumlandırma itibariyle birebir aynı şekilde ve fakat turuncu yerine kırmızı renkte bir logo kullanılmış, yine logo içerisine beyaz renkte ve fakat bu defa küçük “l” harfinin el yazısı şeklindeki yazımına yer verildiği,
Bu tespitler ışığında değerlendirilmesi gereken husus, taraf markalarındaki logoların bütünsel anlamda birbirlerine benzer bir görselliğe sahip olduğu ve bu durumun aynı tür hizmetlerde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağı olduğu,
Harf markalarının ayırt edici güçlerinin zayıf ve koruma kapsamlarının dar olması, hiçbir hal ve koşulda bu markaların birbirleri ile karıştırılmayacağı gibi bir sonuç doğurmadığı, örneğin ... nezdinde ..." harf markaları, aralarında bazı küçük farklılıklar bulunmasına rağmen, genel mizanpajlarındaki benzerlik (her iki markada da “i” harfinin etrafını çevreleyen dairesel bir figüre yer verilmiş olması) ve yine emtiaların ayniyeti nedeniyle benzer görüldüğü, yine örneğin "...." şeklindeki markalar ile ..." markaları arasında yüksek düzeyde benzerlik olduğu gerekçesiyle iltibasa neden olabileceği şeklinde bir kanaate varıldığı, keza .. Kurumu tarafından 2021 yılında yayınlanan Marka İnceleme Kılavuzundaki örnekler arasında yer elan.... sayılı kararına konu ...." şeklindeki markalar açısından yapılan değerlendirmede, işaretlerin her ikisinin de etrafında çelenk figürünün bulunması ve aynı harf olması yanında yazımlarındaki benzerlik hususlarını da göz önüne alarak işaretlerin görsel açıdan ortalama düzeyde benzer olduklarına karar verildiği,
Görüleceği üzere harf markalarında genel kabul gören görüş alfabede sınırlı sayıda olmaları sebebiyle kimsenin tekeline bırakılabilir işaretler olmayıp aynı harfin farklı şekillerde karakterize edilmeleri ve oluşan bütünsel algının farklılaşması halinde bir benzerlikten bahsedilemeyecek olmakla birlikte bütünsel algılarında aynı ya da benzer imajı uyandırmaları halinde iltibas değerlendirmesinde genel ilkelerden farklı bir uygulamaya gidilmeyeceği,
Davacı yanın "...." şeklindeki markasında her ne kadar kullanılan küçük “l” harfi yazım biçimi itibariyle dava konusu "..." şeklinde markadaki kullanılan büyük “L” harfinden nispeten farklı ise de taraf markalarını oluşturan bütünlerin sadece L harfinin bu yazım biçimlerinden oluşmadığı, harf unsurunun yanı sıra her iki markada da birebir aynı geometrik formun kullanıldığı ve bu formun içine yerleştirilen her iki harfin de “L” harfini işaret ettiği, harflerin küçük – büyük yazımı dışında her ikisinde de “el yazısı” stilinin kullanılmış olunması ve kırmızı – turuncu renk kullanımındaki yakınlık gibi unsurların da genel mizanpajı birbirine yakınlaştırdığı, dava konusu markada “L” harfi için kullanılabilecek çok sayıda farklı ve özgün renk kombinasyonu ile geometrik açıdan farklılaşabilecek logolar mevcutken davacı markaları ile bu denli yakın bir görselin kullanımının taraf markalarının her ikisinin de aynı iktisadi kaynağın farklı işletmeleri için oluşturulmuş logolarmış gibi algılanmalarına yol açacak nitelikte olduğu değerlendirilmektedir. Öyle ki taraf markalarının kapsamlarında yer alan 43. Sınıftaki söz gelimi “konaklama hizmetleri” açısından, ilgili tüketicinin, taraf markalarını taşıyan işletmeler ile farklı zamanlarda karşı karşıya kaldığında, sonraki marka ile önceki markanın benzerlik düzeyinden kaynaklı olarak sonraki markayı da aynı işletmeye ait olarak algılayarak sonraki tercihini somutlaştırabileceği,
Nihayetinde taraf markalarının başvuru kapsamındaki hizmetler açısından aynı tür hizmetleri kapsadıkları bir durumda, harf markalarını oluşturan görsel unsurların birbirlerinden daha somut bir şekilde uzaklaşmış olmalarının da bekleneceği, halbuki somut olayda taraf markalarının, temel karakteristik özellikleri itibariyle birbirlerinden yeterince farklılaşmadıkları, aynı iktisadi kaynakça yaratılmış markalar olarak birbirlerinin serisi – devamı şeklinde algılanmaya müsait oldukları, dava konusu markanın genel mizanpajının, davacı markasının kurumsal kimliğini oluşturan logosunu anımsatan nitelikte olduğu hal böyleyken tüketici kitlesinin niteliğine rağmen, ilgili tüketicilerin taraf markaları arasında kuracağı benzerlik hali nedeniyle işaretler arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin doğabileceği,
Davacı yanın dosya kapsamına sunduğu tüm deliller, davacı yanın tescilli markalarına konu görseli içermekte olup davacı yanın, davalı tarafa ait görsel üzerinde doğrudan bir kullanım iddiası da mevcut olmadığı, bu halde taraf markaları SMK m. 6/1 kapsamında zaten karıştırılma ihtimaline yol açacak düzeyde benzer olarak görülmüş olduklarından, davacı yanın SMK m. 6/3 kapsamındaki iddiaları açısından elde edebileceği hak, tescilli markalarının sağladığı hakkın ötesine geçemeyeceği,
TANINMIŞLIK İDDİALARI KAPSAMINDAKİ DEĞERLENDİRMELER
Esas olarak Paris Sözleşmesi’ nin 1. mükerrer 6. maddesi ile uluslararası alanda düzenlenen tanınmış marka kavramı, genellikle ülke mevzuatlarında tanımlandığı, bunun sebebi, tanınmış marka kavramının her somut olaya göre farklılık göstermesi ve önceden belirlenmiş kesin kriterlere uymadığı, tanınmış marka için, mahkemeler ve doktrin tarafından bazı unsurlar tespit edilmiş ve belirleyici nitelikte bazı ölçütler ortaya konduğu, tanınma kabiliyeti yüksek olan işaretler güçlü markaları – ki bu uzun yıllar kullanım ve yoğun bir reklamla bu güç elde edilir- meydana getirdikleri için, ihlale maruz kalma oranlarının daha yüksek olması nedeniyle, onlara sağlanacak olan koruma alanının da zayıf işaretlere nazaran daha geniş olması gerekeceği,
Tanınmışlık konusunda,...’nun Tanınmış Markalar Uzmanlar Komitesi tarafından belirlenen kıstaslar; markanın ilgili sektörde bilinme/tanınma derecesi; markanın kullanım süresi, derecesi ve coğrafi bölgesi; markanın uygulandığı ürün ya da hizmetlerin fuar veya sergilerdeki tanıtımları, reklam ve sunumlarının süresi, derecesi ve coğrafi bölgesi; markanın tanınmasını ya da kullanımını etkileyen başka tescillerinin ve/veya tescil başvurularının süresi ve coğrafi bölgesi olarak özetleneceği, WIPO tarafından ayrıca; herhangi bir markanın tanınmış (well kown-iyi bilinen) olup olmadığına karar verecek olan yetkili otoritelere bir rehber yada yardımcı olmak üzere yukarıda sayılan faktörlerin ön koşullar olmadığı, bazı durumlarda tümünün bazı durumlarda da bir kısmının yeterli olduğu, kimi durumlarda ise yukarıda sayılanların hiçbirinin değerlendirilmeyip bunların dışındaki etkenlerin değerlendirilerek tanınmışlık kararı verilebileceği, bu tür ek etmenlerin tek başına da yukarıda sayılanların bir veya birkaçı ile birlikte alınabileceği,
Mevzuatımızdaki düzenlemeye bakıldığında ise “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” Şeklinde bir düzenlemeye yer verildiği, söz konusu düzenleme ile birlikte önceki markanın tanınmış olması hali yalnızca farklı mal ve hizmetler açısından değil, aynı zamanda aynı veya benzer mal ve hizmet grupları açısından da bir ret gerekçesi olacağı,
Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerektiği, bu nedenle, markanın tanınmışlığı ve anılan şartlardan en az birinin varlığı maddenin uygulanması açısından bir zorunlu olduğu,
Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edildiği, bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali arandığı,
Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edileceği, genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği, markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerektiği,
Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin(sulandırılma)tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması söz konusu olmadığı, ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edileceği, ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu, tanınmış markanın aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması halinde markanın ayırt edici karakterinin zarar görmesi olasılığı artmakta, markalar arasındaki benzerlik azaldıkça, bu tehlikenin de azalacağı,
Yukarıda da belirtildiği üzere bu hallerden her birisinin aynı anda mevcudiyeti mecbur olmayıp bunlardan herhangi birisinin varlığının değerlendirme konusu tescil engelinin uygulanabilirliği açısından yeterli olduğu,
Toplumda tanınmışlık düzeyine erişmiş tescilli bir markanın aynısını ya da benzerini benzer ya da farklı bir mal veya hizmette tescil ettirmek isteyen kişinin tescil başvurusu, ancak "tescil ettirmek istediği markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle kendisine haksız bir yarar sağlayabilecek markanın itibarına bir zarar verebilecek veya ayırt edici karakterini zedeleyebilecek” ise engellenebileceği, zira bir markanın tescili ile maksat, bir başka markanın şöhretini sömürmek veya en azından yararlanmak ise ya da böyle bir tescil o markanın reklam gücünü veya işletme ile olan bağlılığını zayıflatacak mahiyette ise, tescilinin engellenmesi mümkün olduğu, ancak, Yüksek Mahkemenin de birçok içtihatında belirttiği üzere farklı sektörlerde karıştırılma ihtimalinden bahsedebilmek için benzerlikten öte bir ayniyet arandığı,
Somut olayda davacı yanın işlem ve dava dosyasına ulusal ve uluslararası ofislerdeki tescil belgelerini,.... Hotelleri ile ilgili tanıtıcı nitelikte çok sayıda dokümanı,.... Hotellerinin yer aldığı ülke ve şehir bilgilerini, Lotte Hotellerinin kazandığı 2011, 2012, 2013, 2014, 2015, 2016, 2017, 2018, 2019 yıllarına ait çok sayıda ödülü, Google Arama motoru sonuçları, Kurum tarafından verilen karar örnekleri, taraflar arasında görülen davalara ilişkin bilgiler gibi kayıtlara yer verdiği görülmüş olup sunulan delillerden “.... HOTELS” markasının özellikle ....genelinde pek çok ülkede faaliyet gösteren bir oteller zinciri olduğu ve ilgili sektörde çok uzun yıllardır faaliyetlerinin bulunduğu, dolayısıyla sektörel anlamda bir bilinirlik sahibi olduğu değerlendirilebilir olmakla birlikte davacı yanın salt şekil unsurundan oluşan davaya dayanak markalarındaki logonun, tüketiciler nezdinde refleks olarak bilinen ve davacı yanın oteller zinciri ile eş düzey bilinir olduğu yönünde bir kanaate varılamadığı, dolayısıyla SMK m. 6/5 ile ilgili koşulların somut uyuşmazlıkta oluştuğu yönünde kesin ve tereddütsüz bir sonuca varılamayacağı,
DAVACI YANIN KÖTÜNİYET İDDİALARININ DEĞERLENDİRİLMESİ
Türk hukukunda kötü niyet; “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranmak” olarak tanımlandığı, buna göre bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumadığı,
Nitekim sınai mülkiyet haklarına özgü yürürlükte düzenleme uyarınca da kötü niyetle yapılan marka başvuruları da itiraz üzerine reddedilebileceği gibi tescilli bir markanın da kötü niyetli tescil iddiasına dayalı hükümsüzlüğü talep olunabileceği,
Buna göre bir marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirebilmesi için, başvuru anında, markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılmak istenildiğinin ispatlanması gerektiği, dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmesi gerektiği,
Davacı yanın kötü niyet iddialarının temelini davalı tarafa keşide ettikleri 03.09.2019 tarihli ihtarnameye kadar davalının birebir davacı markasını “lotte” ibaresini de içerecek şekilde "..." olarak kullandığı, akabinde ihtar sonrasında kullanımın değiştirilerek "ŞEKİL" şeklinde kullanılmaya başlanıldığı, bu durumun davalı yanın davacı markalarından haberdar olarak bu kullanımları gerçekleştirdiğini ortaya koyduğu, ...." şeklindeki kullanımın aynı zamanda .... sayısı ile marka başvurusuna da konu edildiği, bu başvuruya yönelik itirazlarının reddine dair verilen ... kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü talebiyle açtıkları ... Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama sonucunda anılan marka açısından da kötü niyetin takdir edildiği iddiaları yer almakta olup dava konusu 21.03.2020 tarih ve 2... sayılı başvurunun .... sayılı markadan sonraki tarihli bir başvuru olduğu, davalının, davacı yanın “lotte” markası ve “logo”sunun etrafında dolanan görseller ile marka başvuruları gerçekleştirdiğinin gözlemlenebilir olduğu, dosya kapsamındaki delilerden, davalı yanın, doğrudan davacı markalarının kendisine yönelik kullanımlarının da bir dönem bulunduğunun görülebildiği, bu halde davalının davacı marka ve logosundan haberdar olduğunun kabul edilebileceği, dosya kapsamındaki deliller doğrultusunda gerçekleştirilen tüm tespitler çerçevesinde hukuki bir değerlendirmenin varlığını gerektiren kötü niyet iddialarının yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.,
Dava konusu .... sayılı başvuru kapsamında yer alan 43. sınıf hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli ... sayılı markasındaki hizmetler ile birebir aynı olduğu,
Bu nedenle davacı yanın aynı logo ile oluşturulmuş sair markaları açısından bir emtia incelemesi yapılmasına gerek duyulmadığı,
Taraf markaları arasında rapor kapsamında açıklanan nedenlerle, işaretler arasındaki benzerlik düzeyinin, ilgili tüketiciler nezdinde, markaların iktisadi – idari anlamda aynı kaynaklara ait markalar oldukları algısı yaratmaya elverişli oldukları, dolayısıyla işaretler arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu,
Davacı yanın önceye dayalı kullanımlarının tescilli markaları kapsamında olduğu, taraf markalarının SMK m.6/1 kapsamında zaten iltibasa neden olduğu kanaatine varıldığı, bu nedenle SMK m. 6/3 açısından davacı yararına ek bir korumanın mevcut olmayacağı,
Davacı yanın tescilli şekil markalarının, tüketiciler nezdinde refleks olarak bilinen ve davacı yanın oteller zinciri ile ilişkilendirilecek düzeyde tanınırlığa sahip olduğu yönünde bir kanaate varılamadığı,
Davacının kötü niyet ile ilgili iddiaların yerinde olduğu sonuçlarına ulaşılmış davanın kabulü ile tüm mal ve hizmetler yönünden davaya konu.... kararının iptaline ve tüm mal ve hizmetler yönünden davaya konu markanın hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın kabulüne,
.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu ... sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine,
Alınması gereken 80,70.-TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 2.917,40.-TL
yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı ve davalı kurum ve davalı şirket vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.06.10.2022
Katip
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf: 172,90.-TL
Bilirkişi Ücreti:2.600,00.-TL
G.A: 144,50.-TL-
TOPLAM2.917,40.-TL