T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/104 Esas - 2022/403
T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No: 2022/104
Karar No: 2022/403
Hakim...
KATİP..
Davacı :..
Vekili: Av. ...
Davalılar: 1...
Vekili: Av...
2-..
..
Vekili: Av. ..
Dava: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi: 21/03/2022
Karar Tarihi: 08/12/2022
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 08/12/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .. Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı yanın ....sayılı “ikinci cebim” ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, anılan başvuruya karşı ileri sürdükleri itirazların kurum tarafından reddolunduğunu, müvekkilinin ....” esas unsurlu 2008 tarihinden bu yana tescilli markalarının mevcut olduğunu, dava konusu markanın da bu markalar ile ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, markaların bu haliyle okunuş, görsel ve işitsel açıdan karıştırılabilecek düzeyde benzer olduklarını, dava konusu markanın başına eklenen “ikinci” ibaresinin “ikinci nesil, ikinci seri” gibi anlamları markaya katarak özellikle elektronik ve teknolojik ürünler açısından alışılagelmiş bir numaralandırma olduğundan bu haliyle taraf markalarının birbirlerinin serisi gibi algılanabilecek olduklarını, taraf markalarının kapsamlarının birbiri ile benzer olduğunu, 09, 35 ve 37. Sınıf mal ve hizmetlerin dava konusu marka başvurusunda yer aldığını, bu hizmetlerin müvekkilinin markalarında da yer aldığını veyahut doğrudan ilintili olduğunu, davalı marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline, ...." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; verilen kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; taraf markalarının benzer olmadıklarını, müvekkilinin ikinci el/yenilenmiş telefon üzerinde faaliyet gösterdiğini, müvekkili markasının da bu yönde tasarlandığını, davacı yana ait logolardan yararlanılmadığı gibi taraf markaları arasında benzerlik de olmadığını, davacı iddialarının yersiz olduğunu, davacı yanın “cebim” şeklinde bir kullanımının dahi olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının kötü niyet itirazının yerinde olup olmadığı, davalının yetkisizlik itirazının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ... sayılı "ikincicebim" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Dava konusu davalının ... sayı ve ...." ibareli marka için 08/09/2020 tarihinde 09,35,37.Sınıf mal/hizmetleri kaplayacak şekilde tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasına karar verildiği, ilana karşı davacının "cebim" ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunulduğu, .... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin Yetkisizlik İtirazının, ... ile zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler.
Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin ...." mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu başvurunun 29.06.2022 tarihinde tescil işlemlerinin tamamlandığı anlaşılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacı yanın itirazlarına dayanak ... ... sayılı markaları kapsamındaki aynı ya da benzer mal ve hizmetlere yer verilmek suretiyle emtia incelemesinde bulunulduğu;
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 09 ve 37. Sınıf mal ve hizmetler doğrudan doğruya davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da aynı sınıflar altında tanımlanmış olup bu mal ve hizmetler birbiri ile aynı ya da benzer nitelikteki mal ve hizmetlerdir. Keza yine dava konusu marka kapsamında 35. sınıf 1-4 alt grubunda yer alan hizmetler de davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamındaki hizmetler ile aynı ya da benzer türdeki hizmetlerdir. Dava konusu markada 35. Sınıf 05 alt grubundaki perakende satış hizmetlerine konu edilen 1-34 mal grubundaki mallar ile davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamındaki 1-34 mal grubunda yer alan mallar ise mal – malın satışına özgü satış hizmeti bağlamında bir ilişki içerisindedir. Zira her ne kadar davacı dayanak markaları kapsamında doğrudan 35. Sınıftaki satış hizmetlerine spesifik olarak özgülenmiş emtialar mevcut değil ise de dava konusu markada bu malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri benzer olarak değerlendirilmesi gerektiği;
Davacı yanın 2008 tarihli markalarında 35. sınıfta önceki tebliğler doğrultusunda genel olarak tanımlanmış perakende satış hizmetleri yer almakta ise de mevcut uygulamada, spesifik olarak belli malların satışına özgülenmiş perakende satış hizmetleri ile önceki tebliğlerde genel olarak ifade edilmiş satış hizmetleri doğrudan benzer görülebilir olmayıp, davacı yanın bu hususta önceki tarihli markalarının hangi malların satışına yönelik satış hizmeti gerçekleştirmekte olduğunu somut olarak ortaya koyması gerekmektedir. Ancak dosya kapsamında bu hususta herhangi bir delil bulunmadığı;
Bu bağlamda karıştırılma ihtimalinin öncelikli şartı olan emtia benzerliği kriterinin somut uyuşmazlıkta meydana geldiği anlaşılmıştır.
Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimalinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta başvuru kapsamında yer alan mal 09, 35.01 – 35.04 alt gruplarındaki hizmetler ile 37.sınıftaki hizmetlerin genel olarak yetişkin tüketici grubuna hitap eden, makul düzeyde dikkatli ve bilgili tüketiciler tarafından satın alınan, günlük tüketim rutininde doğrudan bulunmayan, tüketicilerin anlık kararlar ile yararlanmadığı, geniş bir fiyat aralığı bulunmakla birlikte görece yüksek fiyatlı ürün ve hizmetler oldukları, bu haliyle tüketici grubunun da nispeten daha seçici olacağı, 35.05 alt grubundaki perakende satış hizmetlerinin ise genel tüketici grubuna hitap eden türden hizmetler oldukları;
.... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır.
Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur.
Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da, markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır.
Dava konusu marka mavi ve yeşil tonlarda tasarlanmış, baş kısmında gövdesi üzerinde dairesel kesitlerin yer aldığı bir cep telefonu görseli ile bu görselin hemen yan kısmında “ikinci” ve “cebim” kelimelerinden oluşan bir kompozisyonda olduğu, markadaki sözcük unsurlarının birbirlerinden bağımsız olarak, günlük dilde yerleşik kullanımı bulunan ve hemen herkesçe bilinen anlamları bulunan Türkçe sözcükler olduğu, bu sözcükler her ne kadar bileşik yazılmış ise de oluşan bütünün kelimelerin bağımsız anlamından farklı bir anlam kazanmadığı; markanın bütününü oluşturan sözcük unsuru olan “ikinci cebim” söz öbeğinin bu haliyle, bir tamlama olarak algılanacak olmasından ötürü markadaki esas unsur olarak algılanacak olduğu;
Davacı yanın önceki tarihli markaları ise....şeklinde yazılmış sözcük markalarıdır. Söz konusu markadalardan .. şeklindeki yazıma haiz davacı markası, davacı yanın aynı zamanda çatı/lider markası olduğu görülen...” ibaresinin apostrof işareti ile “... ön harflerinden ayrıştırılması ve tüketiciye de bu yönde bir anlam verilmeye çalışılması ile oluşturulmuş ve fakat her halükarda markanın bütün olarak yine “.... şeklinde algılanacağı kapsamda bir marka olduğu, düz ..” şeklindeki diğer markada ise kelimenin olağan bir biçimde yazıldığı ve markadaki tek asli unsurun yine bu kelime olduğu;
Taraf markalarının bu anlamda “cebim” ortak unsurunu içerdiği, bunun dışında herhangi bir görsel unsurda ise birbirlerine yakınlaşma göstermediği; o halde bu noktada tartışılması gereken temel husus, markalardaki tek ortak unsur olan ...” ibaresi nedeniyle taraf markalarının, ilgili tüketici nezdinde, bütüne hakim unsurlarda benzer bir algı yaratıp yaratmayacakları, davacı markalarında münhasıran tescil edilmiş bu markalar ile dava konusu markanın bütünsel algıda ilgili tüketici nezdinde benzer algılar oluşturup oluşturmayacağının tartışılması gerekmektedir.
..” kelimesi “....” sözcüğünün birinci tekil kişi çekimlenmiş halidir. ....” ibaresi, günümüzde cep telefonu olarak tanımlanan mobil telefonlar için halk arasında yerleşik olarak kullanılmakta olan bir ibaredir. Yine örneğin günümüzde cep telefonları aracılığıyla erişilebilen bankacılık hizmetleri için “... bankacılığı” adının yaygın bir isim haline geldiği de bilinmektedir. Gelişen teknoloji ile birlikte ortaya çıkan ve “akıllı cihazlar” olarak tabir edilen cep telefonları, cep bilgisayarları, tabletler vb. elektronik iletişim cihazlarının yaygınlaşması ile birlikte bu cihazlar için uygulama ve programlar geliştirilmeye başlanmış ve ticaret hayatında faaliyet gösteren firmalar, verdikleri hizmetlere tüketicinin daha kolay, hızlı ve istedikleri yerden anında ulaşabilmesini sağlamak adına geliştirdikleri bu programlara genel olarak “... ibaresini de ekleyerek ... +...” şeklinde yarattıkları isimleri tercih etmişlerdir.
Dolayısıyla “...” ibaresinin günümüz şartlarında elektronik cihazlar, haberleşme, bilişim, telekomünikasyon ve iletişim alanındaki mal ve hizmetler başta olmak üzere bankacılık hizmetleri, market alışverişi, yayıncılık hizmetleri, e-ticaret sitelerinin mobil uygulamaları, elektronik kitaplar, restoran faaliyetleri, temizlik hizmetleri, araç kiralama ve makine kiralama, satış hizmetleri vs. gibi hemen her türlü mal ve hizmete yönelik sektörde satış, reklam, tanıtım gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesi esnasında ticari işletmelerce oldukça yaygın olarak kullanıldığı ve ileride de kullanılacağı, başka bir ifadeyle ticaret hayatında herkesin kullanımına açık olması gereken “cep” ibaresinin tüketici algısında kimsenin tekeline bırakılmaması gereken bir ibare olduğu;
Gerçekten de “cep” ibaresi günümüz şartlarındaki mezkur kullanımlarında, çoğu zaman tüketiciye yalnızca sunulan hizmetin niteliği konusunda mesaj verme amacıyla ticaret hayatında kullanılmaktadır. Nitekim dava konusu markada da kullanılan cep telefonu figürü ile birlikte verilmek istenilen bu mesaj iyice pekiştirilmiştir. Bu nedenle tüketicinin, bu kapsamda kullanımı mümkün herhangi bir mal veya hizmet grubunda “cep” kelimesini gördüğünde, anılan ibareyi öncelikli olarak kelimenin birincil/öncül/gündelik hayattaki sözlük anlamı ile ilişkilendireceği, bu nedenle “cep” ibaresinin mal ve hizmet sınıfları açısından kimsenin tekeline bırakılmasının doğru olmayacağı, her ne kadar tescilli bir markanın asgari düzeyde korunması bir zorunluluk ise de bu korumanın, günümüz koşullarındaki ayırt edici vasfı tartışılır ibareler için işaretin kendi kapsamı ile sınırlı olması gerektiği;
Başka bir ifadeyle dava konusu marka, her ne kadar davacının önceki tarihli “cebim” markalarını bir bütün şeklinde taşımakta ise de tüketici açısından kaynak gösterme fonksiyonu bu denli zayıf bir işaret açısından önceki / sonraki marka arasında bir yanılgı oluşması ya da idari / iktisadi kaynaklar açısından ilişki kurulmasının beklenmesinin mümkün olmadığı, kurum nezdinde “cep” kelimesi ve bu kelimeden çekimlenerek/türetilerek oluşturulmuş yüzlerce farklı başvurunun mevcut olduğu, dolayısıyla somut uyuşmazlık konusu gibi bir ortak işaretten kaynaklı olarak bir.... markadan” bahsedilemeyeceği, bu mahiyetteki markalarda iltibasın ancak imaj devrine yol açacak bir benzerliğin mevcut olması halinde mümkün olabileceği halbuki somut olayda dava konusu markanın, davacı markalarından imaj devrini temin edecek bir biçimde kullanılmadığı;
Markalar bir bütün olarak değerlendirilirken, benzer görülen ortak unsurların markasal ayırt edicilikleri zayıf ibareler olması durumunda, zayıf ibarelerdeki ortaklıkların her durum ve koşulda markalar arasında iltibasa neden olacağının kabul edilemeyeceği, böyle bir durumda markanın önceki hak sahibinin, kendisine zayıf bir ibare tercih etmiş olması nedeniyle aynı ibareyi içerir sonraki başvurulara kimi durumlarda katlanması gerekebileceği uygulamada ve doktrinde kabul görmektedir.
Nitekim.... uygulamalarına bakıldığında da karşılaştırılan markaların ...“Ayırt Edici Olmayan veya Zayıf Bileşenlerin Karıştırılma Olasılığına Etkisi” başlığını taşıyan 02.10.2014 tarihli Ortak Bildirgesinde verilen örneklerde de benzer emtialardaki.... markalarının aralarında, ortaklığı tespit edilen unsurların varlığına rağmen, iltibas ihtimalinin bulunmayacağı belirtilmiş ve ayırt edici niteliği düşük olan bir unsuru ortak olarak içerir markalarda, karıştırılma olasılığının değerlendirilmesinde, ortak olmayan unsurların markanın bütünsel olarak oluşturduğu izlenime etkisi hususunun önem arz ettiği belirtilmiştir.
“Tanımlayıcı ya da zayıf işaretlerden oluşan markaların sahiplerinin, aynı pazarda faaliyet gösteren rakip firmalarca da bu unsurların eşit olarak kullanılma hakkına sahip olduklarını kabul etmeleri gerekir.”
Buna göre kendisine, kullanmak istediği emtialar ile doğrudan bağlantılı veyahut ilgili mal ya da hizmetin bulunduğu sektörde ayırt ediciliği zayıf ya da ticaret hayatında genel anlamda yaygın olarak kullanımı bulunan bir işareti marka olarak seçen kimsenin, bu ibareye daha sonra eklenen ek unsurlarla oluşturulan farklı markaların varlığına katlanması gerekliliği pek çok yargı kararında kabul edilmiştir. Zira tüketici böyle bir durumda, farklı markalar ile karşı karşıya olduğunu algılayabilecek ve bu farklı markaların her birinin aynı kaynaktan geldiği varsayımında bulunmayacaktır. Kaldı ki bu nitelikteki zayıf markaların tek bir kimsenin inhisarına bırakılmasının mümkün olmadığı gözetildiğinde, tüketicinin bu zayıf marka ile ticaret hayatında pek çok noktada karşı karşıya kaldığı ve anılan ibareye tek başına yüksek bir markasal vasıf yüklemediğinin de kabulü gerekecektir.
Bu nedenle zayıf ibarelerdeki ortaklıkların her durum ve koşulda markalar arasında iltibasa neden olacağının peşinen kabul edilemeyeceği Yüksek Mahkemenin benimsediği güncel içtihatlara da konu olmuştur.
Pek tabi bu noktada önem teşkil eden husus yukarıda da belirtildiği üzere bu şekilde yaratılan markaların bütünsel algılarında birbirlerinden yeterince uzaklaşmış olmaları ve tüketicinin zayıf ortak unsur dışında, markalar arasında iktisadi – idari bir bağlantı bulunduğu algısı edinecek bir benzerlik zannını edinmemesidir.
Neticede; her ne kadar taraf markaları, başvuru kapsamındaki mal ve hizmetlerin tamamı açısından aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsamakta iseler de ilgili tüketiciler nezdinde, tüketicinin, davacıya ait markaları taşıyan mal ya da hizmetlerden yararlanmak isterken, davalıya ait markayı taşıyan mal ve hizmetleri satın alma olasılığının bulunmadığı, dava konusu markanın bütün olarak da sahip olduğu görsel mizanpajın, davacı markaları ilişkilendirilebilir olmadığı, dava konusu markanın gerek şekli unsurlar gerek markanın ön sesinde yer alan “ikinci” ibaresi gerekse de bütünsel kompozisyonu itibariyle davacı markalarından asgari ve yeterli düzeyde farklılaştığı, tüketicinin sadece “cebim” ibaresinin varlığından kaynaklı olarak önceki ve sonraki markalar arasında bir ilişki kurma ihtimalinin mevcut olmadığı, dava konusu markanın da bir bütün olarak davacı markaları ile herhangi bir şekilde benzerlik taşımadığı, dolayısıyla taraf markaları arasında, ilgili tüketici algısında iltibasa neden olabilecek, iktisadi – idari bağlantı tesisi yanılgısı doğurabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır.
KÖTÜ NİYET İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:
Davacı yanın kötü niyet iddialarının temelini taraf markaları arsaındaki benzerlik iddiası oluşturmakta olup anılan iddia dışında dava konusu markanın kötü niyetle gerçekleştirilmiş bir başvuru olduğuna delalet delillerin dosya içerisinde mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede; dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu davalının.... sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan mal ve hizmetlerde bulunan emtiaların tamamı bakımından taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya da benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğu, emtialar bakımından ise benzerliğin mevcut olmadığı, benzer görülen emtialar açısından taraf markaları karşılaştırıldıklarında, ortak unsur olan “cebim” ibaresinin, ilgili mal ve hizmetlerin tüketici grupları nezdinde, taraf markaları arasında iktisadi – idari anlamda bir ilişki kurulmasına neden olacak ayırt ediciliğe haiz olmamasından ötürü, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin de mevcut olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, ... kararının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şahıs kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08.12.2022
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır