T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/38 Esas - 2022/334
T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No: 2022/38
Karar No: 2022/334
Hakim:...
Katip...
Davacı :...
Vekili: Av. ...
Davalılar: 1...
Vekili: Av....
2-...
...
Dava: Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi: 31/01/2022
Karar Tarihi: 13/10/2022
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 13/10/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı tarafın .... sayısı ile 07. Sınıf malları kapsar şekilde gerçekleştirdiği “....” ibareli başvuruya dönük itirazlarının kurum tarafından ..... sayılı.... kararı neticesinde reddolunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu, dava konusu markanın kapsadığı 07. Sınıf emtiaların müvekkilinin.... sayılı markasında da yer aldığını, ayrıca müvekkilinin “macro” ibareli çok sayıda markasının bulunduğunu, tescili talep edilen "...." ibareli marka ile müvekkili firmaya ait esas unsuru .... ibareleri olan markaların görsel ve işitsel açılardan benzer olduğunu, dava konusu markanın bu haliyle müvekkiline ait seri markalardan biri gibi algılanmasının mümkün olduğunu, .....” markaları müvekkili firmanın herkes tarafından bilinen markaları olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile karıştırılabilecek düzeyde benzer olduğunu, müvekkili markalarının seri marka niteliğinde olduğunu, seri markalarda, ortalama tüketicinin, karşı karşıya kaldığı iki markadan sonraki markanın, önceden tescilli ve kendisinin de bildiği markanın sahibi olan işletmeye ait markalardan birisi olduğu hissine kapılması nedeniyle karıştırma ihtimalinin ortaya çıkacağını, dava konusu markanın iltibas yaratacak ve müvekkil firmanın tanınmışlığından yararlanacak ve haksız rekabet oluşturacak olmasının.... ve Marka Kurumu tarafından reddedilmesi kabul edilebilir olmadığını, .... tarafından verilen kararlarda müvekkili markalarının korunduğunu, “..... gibi markaların müvekkili markaları ile karıştırılabilecek düzeyde benzer görüldüklerini, Kurum tarafından muhtelif tarihlerde verilen .... kararlarında da müvekkili markalarının korunduğunu, müvekkilinin .... alan adıyla da anılan markanın benzerlik taşıdığını, müvekkilinin anılan alan adından kaynaklı olarak da üstün bir hakkının bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, müvekkilinin markalarının yoğun kullanım sonucunda tüketici nezdinde ayırt edici nitelik kazanarak tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin 1993 yılından beri bu isimler ile mağazalar açmakta olduğunu, müvekkilinin ....” ibareli markalarının davalı kurum tarafından da tanınmış olarak kabul edildiğini, söz konusu marka başvurusu sahibinin bu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanacağını itiraza konu marka başvurusunun tescili halinde, tüketiciler nezdinde bu markanın müvekkili firmanın “Macro/Makro” ibareli olan seri markaların devamı olduğu veya bir firmayla iş birliği yapıldığı yönünde intiba oluşacağını, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline, .... sayılı "...." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı.... vekili cevaplarında özetle; verilen kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirkete usulüne uygun tebliğe rağmen yargılamaya bir katılımı olmadığından dosyada mevcut bir cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "....." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Dava konusu; davalının ....sayı ve ".... ......" ibareli marka için 11/06/2020 tarihinde 7.Sınıf mal/hizmetleri kaplayacak şekilde tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasına karar verildiği, ilana karşı davacının ....sayılı "...." ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunulduğu, söz konusu karara karşı davacının yeniden itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu ile ilgili olarak dikkate alınması gereken 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir.
EMTİALARIN BENZERLİĞİ:
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler.
Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
Marka 04.03.2022 tarihinde tescil sürecini tamamlandığı; davacı yanın işlem hükümsüzlük taleplerine çok sayıda markayı dayanak yapmış olmakla birlikte anılan markaların bir çoğunun dava konusu marka ile aynı ya da benzer bir emtia grubu içermediği;
Dava konusu marka 07. Sınıf mallarda tescilli olup davacı yanın anılan mal grubunda tescilli tek markası işlem dosyasında dayanak yaptığı... sayılı marka olup davacının hükümsüzlük talepli dava dosyasındaki sair markalarında ise 35.05 alt grubu içerisinde 07. Sınıf malların satış hizmetleri yer aldığı; uygulamada mal üreten işletmenin karineten ürettiği malı satışa konu edeceği kabul edilmekte olup mal ve malın satışına özgülenmiş hizmetler arasında benzerlik düzeyinde bir ilişkinin mevcut olduğu;
Somut uyuşmazlıkta benzer bulunan emtiaların ağırlıklı olarak endüstri ve sanayide kullanılan makine ürünleri olup tüketicilerin günlük tüketim rutininde yer almayan bu ürünlerin ilgili tüketicilerinin de genelde endüstriyel mal alıcıları ya da profesyonel kimseler olduğu, sıradan tüketicinin bu ürünleri satın alırken genellikle bir uzman deneyimleri ile bu ürünlerden yararlandığı, dolayısıyla ilgili ürünlerin tüketicilerinin genel anlamda dikkat, bilgi ve seçicilik düzeyinin ortalamanın daha üstünde kimselerden oluştuğu yönünde yorumda bulunulması mümkündür. Bununla birlikte 07. sınıftaki “Doğrama, öğütme, ezme, çırpma ve ufalama için mutfakta kullanılan elektrikli aletler; yıkama makineleri (çamaşır/bulaşık yıkama makineleri, ısıtmalı olmayan santrifüjlü çamaşır kurutma makineleri dahil); zemin, halı veya döşeme temizleme amaçlı elektrikli makineler, elektrikli süpürgeler ve bunların parçaları” emtialarının günlük kullanıma daha uygun elektronik ev araç gereçleri olduğu gözetildiğinde dahi gerek ilgili ürünlerin tek seferlik satın alımla uzun süreli kullanıma yönelik oluşu, gerek piyasa fiyatları gerekse de elektronik nitelikleri itibariyle tüketicinin ürün satın alımı öncesinde mutlaka bir ön araştırma süreci yaşayarak tercihlerini somutlaştırdığı türden ürünler olup bahsi geçen emtiaların tamamı açısından ilgili tüketicilerin dikkat, özen ve seçicilik düzeyi yüksek, belli bir bilgi birikimi olan kimseler olarak değerlendirilmeleri gerektiği anlaşılmıştır.
.....K sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir. Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır.
Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur.
Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, sesçil benzerlikte de önemli hususun markaların başlangıç kısımları olup fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunuş şekli dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da, markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır.
Dava konusu marka başvurunun altıgen şeklinde bir logo içerisinde konumlandırılmış “M” harfi, görseldeki sair tüm unsurlardan büyük olarak yazılmak suretiyle üst kısımda “.....”, alt kısımda ise aynı zamanda davalı yan ticaret unvanını da oluşturan “....” ibarelerinin kısaltmasının mevcut olduğu, “.... ibaresinin bütün olarak, daha büyük yazıldığı, “M” harfinin görsel olarak stilize bir karaktere büründürüldüğü ve figüratif unsurlarla desteklendiği, markanın bütününde lacivert renklerin hakim olduğu;
Davacı yanın işlem dosyasında dayanak yaptığı tek markanın “.... kelimelerinin aralarında siyah renkte bir üçgen görseline yer verilmek suretiyle bir araya getirilmesi ile oluşturulduğu, ...” ibaresinin “merkez” anlamına gelen İngilizce bir kelime olduğu, bu ibarenin de ticaret hayatında yaygın kullanımı bulunduğu, davacı yanın hükümsüzlük talepli sair markalarındanda “macro” ibaresini sabit tutarak bu ibareye ek unsurlar ya da ayırt ediciliği bulunan sair unsurlarla birlikte kullanımlarının bulunduğu, bir kısım markalarda “....” ibaresinin tali nitelikte kullanıldığı, bir kısım markalarda ise “....” gibi yine bir tamlama halinde “....” gibi şekillerde kullanıldığı anlaşılmıştır.
İşbu uyuşmazlık kapsamında tartışıldığı gibi kendisinden önce tescil edilmiş bir markadaki ibare ile birlikte kendi unsurlarını içerisinde barındıran birleşik bir markanın önceki marka ile iltibas oluşturup oluşturmadığına karar verilebilmesi için önceki markanın kendi başına uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde bağımsız bir ayırt edici karakterinin olup olmadığının ve bu ibarenin sonraki markada da dominant bir etkiye sahip olmadığının incelenmesi gerekmektedir. Zira önceki markanın tek ve baskın unsurunun, bir bütün olarak sonraki markada da yer alması halinde, işaretlerin kısmen aynı oldukları ve ilgili tüketicide bu doğrultuda bir etki bırakacağı kabul edilmektedir. Keza yine bir markanın önceki markaya eklenmiş bir diğer kelimeden oluşması iki markanın benzer markalar olduğu yönünde bir göstergedir. Bununla birlikte ortak unsurun sonraki marka içerisindeki kullanımının niteliği ve tüketicinin bu kullanımdan edineceği algı da önemlidir.
Taraf markalarındaki ortak unsur olan ....” kelimesi dilimize İngilizceden yerleşmiş bir kelime olup özellikle teknik ve iktisadi bilimde “büyük” kelimesi yerine de yaygın kullanımı bulunan (makro iktisat, makro evrim gibi) bir kelime olduğu, yine bilgisayar biliminde ise “kısayollar için kullanılan genel bir tanımlama olduğu, söz konusu ibarenin sahip olduğu bu kavramsal karşılıklar nedeniyle ticaret hayatında yaygın olarak kullanılan bir diğer işaret olduğu bilinmektedir. Dava konusu marka bütün olarak “makropack” şeklinde “macro” kelimesinin doğrudan Türkçe yazımı ile oluşturulmuş, sonuna ise İngilizce “paket, ambalaj” anlamlarına gelen “pack” ibaresi eklenmiş, yine marka bütününde ticaret unvanının devam unsurlarını oluşturan ayırt ediciliği bulunmayan ek sözcüklere yer verilmiştir.
Doktrinde de kabul edildiği üzere karıştırma ihtimalinin değerlendirmesinde “markanın ayırt edicilik gücü” dikkate alınması gereken bir husus olup uygulamada “güçlü marka” – “zayıf marka” ayrımı yapılmaktadır. Örneğin Yüksek Mahkeme.... ve .... markaları arasındaki bir uyuşmazlıkta “tekno” veya “techno” ibarelerinin, kullanıldığı mal veya hizmetler bakımından ayırt ediciliğinin zayıf olması nedeniyle, karıştırma ihtimali bulunmadığı sonucuna varmıştır . Markalar bir bütün olarak değerlendirilirken, benzer görülen ortak unsurların markasal ayırt edicilikleri zayıf ibareler olması durumunda, zayıf ibarelerdeki ortaklıkların her durum ve koşulda markalar arasında iltibasa neden olacağının kabul edilemeyeceği, böyle bir durumda markanın önceki hak sahibinin, kendisine zayıf bir ibare tercih etmiş olması nedeniyle aynı ibareyi içerir sonraki başvurulara kimi durumlarda katlanması gerekebileceği uygulamada ve doktrinde kabul görmektedir.
Buna göre kendisine, kullanmak istediği emtialar ile doğrudan bağlantılı veyahut ilgili mal ya da hizmetin bulunduğu sektörde ayırt ediciliği zayıf ya da ticaret hayatında genel anlamda yaygın olarak kullanımı bulunan bir işareti marka olarak seçen kimsenin, bu ibareye daha sonra eklenen ek unsurlarla oluşturulan farklı markaların varlığına katlanması gerekliliği pek çok yargı kararında kabul edilmiştir. Hatta öyle ki; bu şekilde zayıf ayırt edici niteliği haiz ibareler tercih edilmek suretiyle bir seri marka zinciri yaratılmak suretiyle daha geniş bir koruma elde edilmesi de mümkün olmamalıdır. Zira bir markanın seri marka algısı yarattığının kabul edilebilmesinin öncelikli şartı, seri marka algısına konu kök unsurun ne denli ayırt edici olduğu, başka bir ifadeyle ayırt edici gücüdür. Güçlü ayırt ediciliği bulunan özgün, yaratılmış, farazi mahiyetteki bir işaret ile oluşturulmaya çalışılan bir seri marka ailesinde, bu güçlü işareti içerir şekilde yaratılan sonraki markaların da bu ailenin bir zinciri olduğu algısı nasıl ki tüketici algısında hemen oluşabilir ise, ayırt edici vasfı zayıf işaretler etrafında yaratılmaya çalışılan seri marka ailesinde, tüketicinin bu ibarenin yaygın kullanımına aşina olması nedeniyle, bu ibareyi içerir şekilde karşı karşıya kaldığı bir markayı, her halükarda önceki ailenin bir serisi olarak yorumlamama ihtimali daha yüksektir. Zaten bunun aksi bir yorumda, normal şartlarda zayıf ayırt edici karaktere haiz bir markanın, sonraki başvuruları engellemesi mümkün değilken ve marka sahibi sonraki başvurulara katlanmak durumundayken, zayıf ibarelerin çeşitli ek unsurlarla seri marka algısı oluşturacak şekilde birden fazla kere tescil ettirilerek koruma altına alınması suretiyle zayıf marka kavramı salt seri marka imajı ile aşılabilecektir.
Taraf markalarındaki ortak unsur olan “....” ibaresinin de ticaret hayatında markasal açıdan, ayırt edici gücü zayıf bir sözcük olduğu, dolayısıyla bu ibareyi içerecek şekilde yaratılan markalarda, tüketicinin, her hal ve koşulda, tek başına “makro” ibaresinden kaynaklı bir yanılgı yaşamasının mümkün olmayacağı, tüketicinin bu ibareyi ortak olarak içerir çok sayıda marka ile karşı karşıya kalma ihtimalinin bulunduğu bir piyasada, markaların iktisadi – idari anlamda aynı kökene ait olduğunu düşünebilmesi için tek başına “makro” ibaresinden ziyade, bu ibareyi de içerir bütünsel unsurların tamamı (şekil, ek sözcük, renk vs) itibariyle bir benzerlik kurması, başka bir ifadeyle birden fazla tetikleyici unsurun varlığını arayacağı;
Halbuki somut olayda dava konusu "...." ibaresi ile davacı yanın başta işlem dosyasına dayanak yaptığı tek markası olan "..." markaları arasında “.... ibaresindeki ortaklık dışında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın bütün olarak aynı zamanda davacı yanın ticaret unvanını da işaret eden bir nitelikte, “M” harfinin ön plana çıkartılması ile oluşturulmuş, görsel anlamda davacı markalarından somut olarak farklılaşmış bir mizanpaja sahip olduğu, dolayısıyla taraf markalarında, “makro/macro” ibarelerinin kullanımları sonucunda ortaya çıkartılan markaların bütünsel açıdan yarattıkları algının değerlendirilmesi gerektiği, böyle bir algıda bahsi geçen markaların tamamının, her koşulda iktisadi anlamda tek bir teşekkülü işaret edeceğinden bahsedilmesinin mümkün olmayacağı, taraf markalarındaki ek sözcük unsurları, şekil unsurları ve bütünsel algıların benzer kelimeler olmadıkları, tüm bu hususlar bir bütün olarak gözetildiğinde 07. Sınıf emtiaların ilgili tüketici kitlesi açısından taraf markalarının birbiri ile karıştırılabilecek düzeyde benzer görülmelerinin veya markaları birbirlerinin devamı olarak nitelendirmelerinin mümkün olmadığı; zira karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus karşılaştırılan işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal unsurlarının oluşturduğu bütün üzerinden bu değerlendirmenin yapılması gerekliliği olup tüketicinin somut olaydaki gibi birbirleri ile doğrudan yakınlık göstermeyen iki işaret açısından yanılgı yaşama ihtimalinin de mevcut olmayacağı;
Bir an için davacı yanın markalarının yıllara sair kullanım sonucunda “....” şeklinde bir bütün olarak özellikle 35. Sınıfta gıda ürünlerinin perakendeciliği hizmetleri açısından daha geniş bir korumadan yararlanması gerektiği yorumu yapılabilir ise de davacı yanın kullanım sonucunda ayırt edicilik elde eden markalarının “...” şeklinde bir bütünden oluştuğu gibi uyuşmazlık konusu markanın kapsamında da 35. Sınıfta gıda ürünlerinin perakende satış hizmetlerine yönelik bir mal ya da hizmetin mevcut olmadığı; tüketicinin 07. Sınıfta yer alan mallarda, “....” ibaresi ile oluşturulmuş herhangi bir marka ile karşı karşıya kaldığından, aklına davacı yanın “...” ibaresinin geleceğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığı;
Neticede; taraf markalarının 07. Sınıfta aynı ya da benzer emtiaları kapsasa da, dava konusu markanın sahip olduğu bütünsel algının, davacı markasından yeterince ve somut olarak farklılaştığı, uyuşmazlık konusu emtialar açısından tespit edilen ilgili tüketici grubu düşünüldüğünde, bu tüketicinin, dava konusu markadaki birden fazla unsurdan yalnızca bir bölümünü oluşturan “macro” ibaresinden kaynaklı olarak taraf markaları arasında yanılgıya düşeceğinin kabulünün mümkün olmadığı, “macro” ibaresinin özgün, farazi, yaratılmış bir sözcük olmadığı gibi ayırt edici vasfı güçlü bir ibare de olmayışı gözetildiğinde böylesi bir ortak unsurun iltibasa neden olabilecek bir benzerliğe tek başına değil ancak bütüne hakim sair unsurlarla birlikte sebep olabileceği, halbuki uyuşmazlık konusu markaların farklı görsel ve sözcük unsurları ihtiva ettikleri, hal böyleyken dava konusu marka ile davacı markaları arasında işletmesel bağlantılandırma tesis edecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olmadığı, bu nedenlerle tüketicinin iki farklı marka ile karşı karşıya olduğunu rahatlıkla algılayabileceği ve iki marka arasında herhangi bir ilişki kurma eğiliminde olmayacağı anlaşılmıştır.
Davacı yan markasının, tanınmışlığını gösterir yeterli sayıda delilin işlem dosyasına sunulmadığı, davacı yanca hükümsüzlük talepli dava dosyasına sunulan delillerden ise yine var olduğu iddia olunan tanınmışlığın tek başına “makro-macro” ibarelerine ilişkin değil, “...” ibaresinin şekil ve kelime unsurları ile bütününe yönelik ve özellikle gıda ürünlerinin perakende satışı hizmetlerine ilişkin olduğu, halbuki somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın hem bütünsel algısı itibariyle hem de kapsamındaki emtia grubu itibariyle davacı yanın “...” markalarının tanınırlığına zarar verme, haksız yarar sağlama veya davacı markalarının ayırt ediciliğini zedeleme gibi SMK m. 6/5 kapsamında aranılan herhangi bir sonuca sebebiyet vermeyeceği, dolayısıyla 6/5 maddesinin şartlarının somut olayda meydana geldiğinden bahsedilmesinin mümkün olmadığı;
Davacı yanın kötü niyet iddialarının temelini taraf markaları arsaındaki benzerlik iddiası oluşturmakta olup anılan iddia dışında dava konusu markanın kötü niyetle gerçekleştirilmiş bir başvuru olduğuna delalet delillerin dosya içerisinde mevcut olmadığı anlaşılmıştır.
Neticede; dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu davalının .... sayılı "....." ibareli marka başvurusu ile davacı yanın önceki tarihli markası arasında, başvuruda yer alan 07. Sınıf malların tamamı açısından ayniyet düzeyinde bir benzerliğin bulunduğu, bununla birlikte taraf markalarının, özellikle bütünsel algıda yarattıkları nihai imajları itibariyle, ilgili tüketici grubu nezdinde, iktisadi idari anlamda ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik taşımadıkları, davacı yan markalarının tanınmışlığına yönelik işlem dosyasına sunduğu delillerin yeterli olmadığı, dava dosyasına ek olarak sunduğu deliller gözetildiğinde ise davacının markalarının tanınmışlığının “...” ibaresinin bütününe ilişkin olduğu, ancak dava konusu markanın tescilinin, davacı yanın anılan markasının bu bilinirliğine zarar verecek herhangi bir sonucu meydana getirme ihtimali bulunmadığı, 6/5 maddesinin koşullarının somut olayda oluşmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, ...kararının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, rapor doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirketin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde...İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.13.10.2022
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır