T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2014/464
KARAR NO: 2022/357
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ...
...
T.C Kimlik No; ...
VEKİLİ: Av. ...
...
DAVALI : 1- ....
...
VEKİLİ: Av....-...
DAVALI : 2-....
VEKİLİ: Av....
...
DAVA: Tasarım ... Kararının İptali ile Tasarım Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ: 21/10/2014
KARAR TARİHİ: 09/11/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/11/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Tasarım ... Kararının İptali ile Tasarım Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin 30.04.2009 tarih ... sayılı deval denizcilik+Şekil ibareli 39. Sınıf, 24.04.2012 tarih .... sayılı deval....şekil ibareli 35., 37. Sınıf, 18.07.2007 tarih ... sayılı levent+şekil ibareli 37., 39. Sınıf, 29.05.2012 tarih .... sayılı ....ibareli 37 ve 39. Sınıf, 29.05.2012 tarih ... sayılı ...com ibareli 37, 39. Sınıf, 29.05.2012 tarih... sayılı .... ibareli 37 ve 39. Sınıf hizmetleri içeren markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin .... sayılı yedi adet web sayfası dizaynına konu .... ibaresine yer verildiğini, davalının tasarımının müvekkilinin deval denizcilik ve deval transport a.ş. markasında kullanılan aynı logo ve deval ismini içerdiğini, denizcilik ibaresinin ingilizce anlamı olan shipping ibaresine de yer verdiklerini, anılan başvurunun müvekkili markalı ile birebir aynı görsel ve ibareler içerdiğini, tasarımın yenilik ve ayırt edici nitelik kriterlerini sağlamadığını,
davalı tasarımına konu web sayfası dizaynının tüketiciler nezdinde aynı izlenimi vereceğini, .... ibareli alan adının müvekkiline ait olduğunu ve marka ve logolarını bu adreste de kullanıldığını, davalının .... sayılı tasarım tescil başvurusuna müvekkili tarafından itirazda bulunulduğunu, itirazlarının nihai olarak .....'nın.... sayılı kararı ile reddedildiğini, anılan kararın hukuka uygun olmadığını, iptalinin gerektiğini beyan ederek .... ...'nın 14.07.2014 tarih ve ....sayılı kararının iptali ile ....sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu tasarımların yenilik koşulunu sağladığını, kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; .....’in 30.06.1975’te ... tarafından kurulduğunu, oğulları ile ortak olduğunu, .... ve....in de aynı ortaklık yapısında olduğunu, ....’in 22.03.2011’de .... şirketini kurduğunu,....’in bu şirketlere gemi satışı yaptığını, her ortağın kendi şirketini kurmasının amaçlandığını, davacının babasının şirketin esaslı unsuru olan markalarını kendi kızına devrederek şirketi ve ortaklarını zarara uğrattığını, marka devirlerinin geçersiz olduğunu, davacının devraldığını iddia ettiği .... ibareli markasının, devir işleminin geçersizliği ve yeniden ... adına tescili talebiyle, markayı devreden, ....'ın babası, eski yönetim kurulu üyesi,...aleyhine .... İşleminin Hükümsüzlüğünün Tespiti ile Markanın davacı şirket adına yeniden tescili istemiyle .... sayılı dosyasında dava açtıklarını, anılan dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış.... esas sayılı dosyası tetkik edilmiş, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı itirazlarına karşın davalının .... sayılı tasarımı yönünden ... kararının hukuka uygun olup olmadığı ve....sayılı tasarımların hükümsüzlüklerinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Davacının iş bu davada marka hakkına da dayanması, davalı tasarımlarının iddia konusu markayı içermesi, bu markaların davacıya devrine ilişkin kararın iptali için.... Mahkemesi'nin .... esas sayılı dosyasında dava bulunması karşısında mahkememizce anılan dosyanın sonucunun beklenilmesine karar verilmiş, anılan mahkemece 04.07.2017 tarihinde davanın kabulüne yönelik hüküm tesis edildiği verilen kararın 21.06.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
DEĞERLENDİRMELER;
SEÇENEK ÖZGÜRLÜĞÜ YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME
554 sayılı KHK’nın diğer koruma dışı hallere ilişkin 10(1) Maddesi gereğince “Teknik fonksiyonunun gerçekleştirilmesinde, tasarımcıya, tasarıma ilişkin özellik ve unsurlarda hiç bir seçenek özgürlüğü bırakmayan tasarımlar koruma kapsamı dışındadır.”
Bir ürünün teknik fonksiyonunu yerine getirebilmesi için belirli bir şekilde tasarlanması zorunluysa, bu ürünün tasarım olarak korunması mümkün değildir. Bu nedenle, tasarımcının seçenek özgürlüğünün ve tasarım özgünse bu özgünlüğün derecesinin belirlenmesi gerekir.
Dava konusu web sayfası tasarımı olduğundan, özel olarak bu ürünün görsel özelliklerinin diğer sayfaların ortak özelliklerinden farklılaşan görsel özellikler dikkate alınmalıdır. Somut olayda anlaşmazlık konusu, .... ibaresi ve marka tescilinde kullanılan şekil unsurudur.
BİLGİLENMİŞ KULLANICIYA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Tasarımların ayırt edici nitelik ve koruma kapsamının belirlenmesine ilişkin değerlendirmede, bilgilenmiş kullanıcı dikkate alınır. Değerlendirmelerde temel alınacak olan bilgilenmiş kullanıcı, tasarımın uygulandığı ürün grubu hakkında hiçbir bilgiye sahip olmayan biri olmadığı gibi, konunun uzmanı veya “orta dikkatteki tüketici” de değildir:
“Bilgilenmiş kullanıcı ne dikkatsiz bir kullanıcıdır, ne de uzmandır.” ....
Bilgilenmiş kullanıcı, tasarımın uygulandığı ürün grubu hakkında belirli bir bilgiye sahip olan, benzer ürünlerden satın almış, almak istemiş, çeşitli amaçlarla piyasayı takip etmiş veya sadece konuya ilgi duyan bir kişi olabilecektir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde somut olayda bilgilenmiş kullanıcı, söz konusu ürün grubuna ait ürünleri bilen, tanıyan; bu gruptaki ürünlerden kullanmış, almış/satmış veya bu amaçlarla piyasayı takip etmiş veya herhangi bir sebeple bu ürünler hakkında bilgi sahibi olmuş deneyimli bir kullanıcı olabileceği,
TASARIMLARIN KARŞILAŞTIRILMASI ;
Dava konusu tasarımda yer alan şekil unsuru ile davacı markasında yer alan şekil unsurunun birebir aynı olduğu, 7 numaralı tasarımda yer alan iletişim bilgilerinin de davacı markası ile aynı olduğu, ancak burada söz konusu olan bir e-posta adresi olup tasarımın bütünü üzerinde yazı niteliğinde olduğu, tescilli bir markanın başkasına ait bir tasarımda kullanılması mümkün değilse de, dava konusu olaydaki durum marka olarak tescil edilmiş olanın eposta adresi olduğu, .... markalarının iletişim bilgilerinde yer alıyor olmasının markasal kullanım olarak görülemeyeceği, zaten bu tür markaların tescilinde temel sorunun da, bu işaretlerin kullanımının markasal kullanım olup olmamasından kaynaklandığı, ilgili sayfa iletişim bilgileri arasında yer alan kullanımların markasal kullanım olmadığı, tasarım tescili açısından kelimelerin koruma kapsamında olmadığı da dikkate alındığında, tasarımın yenilik ve ayırt ediciliği konusunda bir etkisi olmadığı,
Diğer yandan, davacının .... ibareli markasında kullanılan şekil unsurunun, davalı şirket adına tescilli olduğu, tescilli markanın tasarım tescili görselinde yer almasının da bu açıdan yenilik ve ayırt edicilik konusunda etkili olmadığı, bu nedenle, dava konusu tasarımın, davacı itiraz gerekçeleri karşısında yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini sağladığı,
MARKA HAKKINA TECAVÜZE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibi, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep edebilir:
Markanın tescil kapsamına giren aynı mal ve/veya hizmetlerle ilgili olarak, tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin kullanılması.
Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal ve/veya hizmetlerin aynı veya benzeri mal ve/veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından, işaret ile tescilli marka arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil, karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsamına giren mal ve/veya hizmetlerle benzer olmayan, ancak ...'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle tescilli markanın itibarından dolayı haksız bir yarar elde edecek veya tescilli markanın itibarına zarar verecek veya tescilli markanın ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin kullanılması.
Aşağıda belirtilen durumlar, birinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malın piyasaya sürülmesi veya bu amaçla stoklanması, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi veya o işaret altında hizmetlerin sunulması veya sağlanması.
c) İşareti taşıyan malın gümrük bölgesine girmesi, gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması.
d) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
e) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bir bağlantısı olmaması koşuluyla, işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde, alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük veya benzeri biçimlerde kullanılması.
Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayın tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Marka tescil başvurusunun bültende yayınlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmesi halinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayınlanmasından önce karar veremez.
Davalının ...+Şekil ibareli markasının müddet durumunda olduğu, bu nedenle bu marka yönünden hakkının bulunmadığı,
Davalının .... markasının başvuru tarihi 09.02.2012, tescil tarihi 03.10.2013’tür. Başvuru tarihinin, davacı markalarından önce olduğu, dolayısıyla, davalının markasını tasarım tescili içinde kullanmasında sakınca bulunmadığı, bu durumda, dava konusu tasarımın davacının marka hakkına tecavüz oluşturmadığı,
İNTERNET ALAN ADLARI BAKIMINDAN YAPILAN DEĞERLENDİRME
Davalının web sitesinde davaya konu işaretin ayrıca yer aldığı, web sitesi açıldığında tartışma konusu olan işaretin görüldüğü, davalının web sayfasında,...... ibareli markasına benzer şekilde.... .... biçimindeki kullanımın tasarıma konu edilmiş olması ise ayrı bir noktadır.
5809 sayılı ELEKTRONİK HABERLEŞME KANUNU’nun internet alan adlarına ilişkin 35(1) maddesi uyarınca “İnternet alan adlarının tahsisini yapacak kurum veya kuruluşun tespiti ile alan adı yönetimine ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından belirlenir.”
Alan adlarının tescili ve yönetimi alan adlarının niteliğine göre değişiklik göstermektedir. Ülke kodu içermeyen bir alan adını tescil ettirmek isteyen kişiye alan adı tescil başvurusu anında herhangi bir belge sorulmamaktadır. Yani, bir kontrol mekanizması bu nitelikteki alan adlarının tescilinde söz konusu değildir. Bu tür alan adlarının tescilinde kural olarak "first come, ... (ilk gelen ilk alır)" prensibi uygulanmaktadır. Örneğin, .... tüzüğe göre “kayıt kuruluşu, talep edilen belirli bir isim hakkını başvuru sahipleri tarafından sunulan delilleri esas alarak değerlendirmelidir. Bir alan adı için her biri önceden hak sahibi iki veya daha fazla başvuru sahibi varsa, ismin tahsisi “ilk gelen alır” kuralına göre gerçekleşmelidir.”
Bu halde daha önce tescil edilmiş alan adları dışındaki alan adlarının alınması mümkündür. Alan adlarının ülke kodu içermemesinin bir diğer sonucu da bu tür alan adlarının korunmasının ulusal sınırlar içinde değil uluslararası niteliktedir. Ülke kodu içermeyen birinci derece alan adlarının hukuki yapısı ve tescil şartları doğrudan...... tarafından belirlenmektedir. 5809 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce ülkemizde ".tr" uzantılı alan adlarının tahsis işlemlerinde yetkili kuruluş ...'dür. ...'nün bu yetkisi Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde belirtildiği gibi geçiş sürecinde de devam edecektir. ... 1992 yılında .... kayıt olmuş ve bu tarihten itibaren ... uzantılı alan adlarının yönetimi ve koordinasyonundan sorumlu olmuştur.
Alan adlarının kullanımının hızla yaygınlaşması beraberinde bir takım sorunları da getirmiştir. Meydana gelen bu sorunların çözülmesi amacıyla 1998 yılında Ulaştırma Bakanlığı tarafından kurulan "Internet Kurulu" ve 2000 yılında 11 kuruluş temsilcisinden oluşan....Çalışma Grubu" yetkilendirilmiştir. İnternet Kurulu'nun ana işlevi Ulaştırma Bakanlığı'na danışmanlık olmakla birlikte internet ile ilgili kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri belirlemek ve bu alanda kararların alınması ve uygulanmasında danışmanlık görevi için oluşturulmuştur. Alan adlarına ilişkin politikalar ve tüm yetkiler DNS Çalışma Grubu tarafından kullanılmaktadır. Bu iki organizasyonun çalışmaları sonucu ".tr" alan adlarının tahsisine ilişkin kurallar belirlenmiştir.
.tr uzantılı alan adı başvurusu için, marka başvuru belgesi yeterli olmakla birlikte, söz konusu alan adı başvuru tarihinden itibaren 6 aylık itiraz askısına çıkarılır. Bu süre içinde itiraz olmazsa, alan adının tescili kesinleşir. Aynı zamanda .... MARKA ASKISI da bulunmaktadır. Marka başvuru belgesi ile tahsis edilen alan adlarının listelendiği bu askı listesinde yayınlanan alan adları, marka başvurusunun olumlu sonuçlanması ve marka tescil belgesinin "...." Alan Adı Yönetimi'ne iletilmesi sonrasında, listeden çıkarılır. Marka başvurusunun olumsuz sonuçlanması ve bu bilginin.... tarafından doğrulanması halinde alan adı iptal edilir. Ancak, alan adının 2 (iki) yıl süre ile aktif olarak kullanılması ve bu dönem içerisinde herhangi bir haklı itiraz bildirilmemesi durumunda, marka başvurusunun tescille sonuçlanıp sonuçlanmadığına bakılmaksızın, alan adı alan adı sahibi kişi ya da kuruluşa kayıtlı kalabilir.
Alan adlarının kullanımında meydana gelecek uyuşmazlıklarda başvurulacak çözüm yolları alan adının niteliğine göre değişmektedir. Eğer alan adı birinci derece alan adı ise yani ülke uzantılı değil ise bu halde başvurulacak çözüm yolu... Tahkim Usulü olabileceği gibi yargı yoluna da başvurulabilir.
İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla alan adlarının önemi arttığından, tanınmış-tanınmamış bir marka, ticaret unvanı, kişi ismi gibi ibarelerin kanunen hakkı olmayan kişilerce alan adı olarak tescil edilmesi “domain grabbing-alan adı korsanlığı” olarak bilinir. Bu sorunun çözümü için... tarafından çeşitli önlemler alınmıştır.
Buna göre bir alan adına, “1) alan adının itiraz sahibine ait bir marka ile aynı veya karışıklık yaratacak kadar benzer olması, 2) alan adı sahibinin alan adına ilişkin meşru menfaati olmaması, 3) alan adının kötü niyetle kullanılıyor olması” gerekçeleriyle itiraz edilebilir. İtiraz edenin bu 3 şarttan her birinin mevcut olduğunu kanıtlaması gerekir.
Alan adının gerçekte: “1) satış, kiralama veya itiraz sahibine/rakibine, alan adıyla ilgili olarak yapılan belgeli harcamaların çok üstünde bir bedel karşılığında devir amacıyla veya 2) marka sahibinin alan adını kullanmasını engellemek amacıyla veya 3) rakibinin işini bozmak amacıyla veya 4) itiraz sahibinin markasına benzer marka ile karıştırma olasılığı yaratarak internet kullanıcılarını kendi sitesine çekmek amacıyla” tescil edildiğinin ispatı, kötü niyetin ispatı olarak kabul edilen sebeplerdendir.
İşbu davada, alan adıyla ilgili bir sorun bulunmayıp alan adında kullanılan sayfaların tasarım tesciline konu edilmiş olduğu, ancak davalının söz konusu işaretleri web sitesinde kullanmasının, yukarıda açıklanan tasarım hakkında olduğu gibi herhangi bir tecavüze sebebiyet vermediği,
Netice itibariyle, davalı tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olduğu, davalı tasarımının konusu olan üründeki işaretlerin davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturmadığı, davalının tasarım tescilinde kötü niyetli olmadığı, ... kararının hukuka uygun olduğu ve davalı tasarımlarının hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Alınması gereken 80,70.-TL harçtan, peşin alınan 25,20.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 55,50.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.11.2022
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır