T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO: 2022/92
KARAR NO: 2022/396
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLLERİ: Av. ...
DAVALI ..
VEKİLİ: Av. ......
T.C Kimlik No:...
DAVA: Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ: 14/03/2022
KARAR TARİHİ: 08/12/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 08/12/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka... Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şahısa ait ....” ibareli markanın 03. Sınıfa giren emtialarda tescil edilmek üzere ilanına davacının 03, 05, 08, 16, 21, 35, 41 ve 44. sınıflarda tescilli “...”lı markalarına dayalı olarak dosyalamış olduğu itirazın T.. tarafından reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira dava konusu edilen markanın davacının seri markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinde yapılan küçük harf değişiklikleriyle yaratılmış olduğunu, markada geçen ....ibaresinin İngilizce’de “güzellik” anlamına gelmesi sebebiyle, özellikle de taraf markalarının kapsamına giren “güzellik” ile ilintili mal ve hizmetler yönünden markasal hüviyette ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğunu ve bu yüzden de dava konusu edilen markada “...” ibaresinin tek başına esas unsur olduğunun kabulü gerektiğini, dolayısıyla karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu ve aynı/aynı tür emtialarda kullanılacakları için tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının “...” ibareli markaları ile seri markalar yarattığını ve bu markalarını aktif bir biçimde kullanarak tüketiciler nezdinde bilinir hale getirdiğini, zira davacının kozmetik perakendeciliği, toptancılığı ve mağazacılığı sektöründe....’de faaliyet gösteren ilk mağaza zinciri olduğunu ve markalarının bu sektörde tanınmış olduğunu, bu durumun taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin daha da arttırdığını ve davalı şahsın davacının markalarının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlamasının ve bu markaların itibarına zarar vermesinin yüksek bir ihtimal olduğunu, davalı şahsın müvekkilinin tanınmış markalarının ününden haksız bir biçimde faydalanmak amacıyla “...” esas unsurlu markayı müvekkilinin faaliyet gösterdiği sektöre ilişkin emtialarda tescil ettirmek istemesinin davalının kötü niyetinin ve haksız rekabet saikinin açık bir tezahürü olduğunu ileri sürerek, .... ...’nın dava konusu edilen 13.01.2022 tarihli ve .... sayılı kararının iptaline ve .. sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzemediğini, dolayısıyla dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtialar bakımından taraf markalarının karıştırılma ihtimali olduğu iddiasının yerinde ve doğru olmadığını, somut olayda davacının SMK m. 6/5 hükmünün uygulanması koşullarının oluştuğunu ve dahi davalının dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ispat edemediğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Dava dilekçesi davalı şahısa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davalı şahıs yasal süresi içerisinde davanın esasına cevap vermediği gibi dava dosyasına bilahare başka bir savunma da sunmadığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde;....numaralı marka tescil başvurusu dosyasının örneği incelendiğinde; davalı şahsın 19.10.2020 tarihinde 03. Sınıfa giren tüm emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı görselli marka başvurusunun,... tarafından tescil edilmek üzere 27.01.2021 tarihli ve 365 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilan edildiği, bu ilana davacının SMK m. 6/1, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerine ve ....sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının itirazını inceleyen Markalar Dairesi Başkanlığı’nın, 02.07.2021 tarihli ve .... sayılı kararı ile bu itirazı, “markalar benzer görülmediğinden...” şeklindeki gerekçe ile, mesnet alınan tüm markalar ve gerekçeler yönünden reddettiği, bunun üzerine davacının itirazını aynı gerekçelerle ve aynı markalara dayalı olarak yinelediği, bu itirazın da ...’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 13.01.2022 tarihli ve.... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın muterize tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRME;
DAVALI ŞAHSIN .... BAŞVURU SAYILI MARKASI İLE DAVACININ TESCİLLİ MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİ/KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSU:
6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir.
“Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır.
Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır.
Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir.
Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla;
• Markaların ayniyeti/benzerliği,
• Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği,
• Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre;
Markaların ayniyeti/benzerliği:
Davalının tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazına/davasına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan bütün unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir.
Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki;
Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur. Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi karma unsurlar ihtiva eden markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır.
Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markaları, baskın şekil ve renk unsurlarından yoksun, kelime markası hüviyeti ağır basan işaretlerdir; işaretlerin bir kısmında, tüm işaretlerde ortak olan “...” ibaresinin “v” ve “i” harfleri, basit birer tasarımla süslenmiştir. Davacının bir kısım markasında “...” ibaresi markanın tek unsurudur, diğerlerinde ise ...” kelimeleriyle İngilizce “...” bağlacı ile ilişkilendirilerek birer kelime öbeği içerisinde kullanılmıştır. Bu kelimelerin hepsinin tüketici zihninde yarattığı ilk algı “yabancı dildeki insan isimleri” şeklindedir. Davacının markalarında ortak olan “...” ibaresi de, İspanya’da yerleşik bir şehrin .... adıdır. Coğrafi bir yer adı olması itibariyle bu ibarenin markasal hüviyette soyut ayırt ediciliği düşük olsa bile, somut uyuşmazlığın ilintili olduğu kozmetik sektörü açısından, ... kentinin yaygın olarak bilinen herhangi bir özelliği/tanınmışlığı olmadığından, bu kelimenin uyuşmazlığa konu 03. Sınıftaki emtialar açısından markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin, olabilecek başka bir ibareden daha düşük olmadığı söylenebilecektir. Buna ilaveten, davacının “....” markasının sektörel tanınmışlığı haiz bir marka olduğu gerçeği de gözetildiğinde, davacı tarafından “...” çatı markasından türetilmiş bir kelime algısı uyandıran ...” ibaresinin davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarının, markasal hüviyette yeterli derecede ayırt ediciliği haiz esas unsuru olduğu,
Dava konusu edilen marka da, baskın renk ve şekil unsurlarından yoksun, yine kelime markası hüviyeti ağır basan bir işarettir; işarette kare şeklindeki siyah bir zeminin ortasına “...” ve “beauty” ibareleri, beyaz renkli kalın ve küçük harflerle, alt alta yazılmıştır. Her iki ibarenin yazım özellikleri ve puntoları aynı olduğundan, bu ibarelerin tek bir tanesinin ön plana çıkarak ilk anda algılandığını söylemek mümkün görülmemektir. Ancak; dava konusu edilen markada geçen “beauty” ibaresi, İngilizce kökenli bir sözcük olup,....’de “güzellik” anlamına gelmektedir ve bu kelimenin, özellikle kozmetik sektöründe İngilizce haliyle dahi sıklıkla kullanılan bir kelime olduğu gözetildiğinde, tasviri/tanımlayıcı olan ve bu itibarla markasal hüviyette somut ayırt ediciliği çok düşük olan bu ibarenin kozmetik sektörüyle ilintili tüketiciler tarafından yaygın olarak bilinen/bilinebilecek anlamı gözetildiğinde, ilgili tüketicilerin dava konusu edilen işareti gördüklerinden ilk anda markasal hüviyette algılayacakları unsurun, yaygın olarak bilinen dillerde bir karşılığı/anlamı olmayan, yani davalı tarafından yaratılmış/orijinal bir ibare olan “...” ibaresi olacağı,
Somut uyuşmazlık, taraf markalarında geçen “...” ve “...” ibarelerinin mevcudiyetinden ve bunların markalarda esas unsur konumunda kullanılmış olmasından hareketle, karşılaştırılan işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzeyip benzemediği hususunda toplanmaktadır. Zira; toplam yedişer harften oluşan bu kelimelerin son dört harfi, dizinleri de dahil olacak şekilde aynıdır, baştaki iki harf yer değişirmişseler de yine aynıdır ve ortadaki “v” ile “w” harflerinin okunuşları aynıdır. Bu ortaklıkların “...” ve “...” ibarelerini, dolayısıyla da bu ibareleri esas unsur olarak ihtiva eden markaları görsel ve işitsel açılardan benzer kıldığı, zira; aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle “benzer işaretler/sözcükler” sayıldığına dair ...’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Ayrıca; yerleşik içtihada göre; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel ve işitsel açılardan benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Özellikle davacı markaların “w” ve “v” harfinin farklılığını ortaya çıkarmak yerine daha yakın bir izlenim yarattığı, markalar arasındaki benzerliklerin, farklılıkların önüne geçecek kadar belirgin olduğu, bu benzerliklern genel izlenim üzerindeki etkisinin göz ardı edilemeyecek nitelikte olduğu, ilgili ürünler dikkate alındığında markaların kısa ibarelerden oluşmaması nedeniyle benzerliklerin daha dikkat çekici hale geleceği,
Karşılaştırılan markaların kavramsal açıdan incelenmesinde; “...” ibaresinin yukarıda yer verdiğimiz yerleşik anlamı/şehir ismi olması itibariyle tüketici zihninde uyandırdığı ilk algı, bu şehri bilen tüketiciler açısından, dava konusu edilen, orijinal “...” ibaresini ihtiva eden markadan farklılaşacak ise de, bu farklılığın, markaların esas unsurları itibariyle görsel ve işitsel açılardan benzerliğinin önüne geçebilecek bir farklılık olarak değerlendirilemeyeceği,
Somut olayda; karşılaştırılan işaretler arasında, esas unsurları itibariyle, görsel ve işitsel açılardan benzerlik olduğu, kavramsal açıdan ve markalardaki yan unsurlar itibariyle oluşabilecek farklılıkların bu benzerliği bertaraf edecek derecede güçlü olmadığı,
Markaların üzerinde kullanılacağı emtiaların ayniyeti/benzerliği:
6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
• Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği,
• Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
• Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri,
• Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
•Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
• Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı,
• Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
Taraf markalarının kapsamına giren/alınmak istenilen emtialar karşılaştırıldığında, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarından sadece davasına mesnet aldığı 2000 04621 sayılı marka hariç tamamı, dava konusu edilen markanın tescili kapsamına alınmak istenilen 03. Sınıftaki emtialar ile aynı/aynı tür emtialar yönünden tescillidir veya davalının markasının kapsamındaki emtiaların açılımı/açıklaması/türevi niteliğini haiz emtiaları kapsamaktadır. Dolayısıyla, somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, ilave bir inceleme yapılmaksızın, söylenebilecektir. Zira; taraf markalarının kapsamına giren/ alınmak istenilen bu emtiaların benzer alıcı çevresine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici/alıcı profillerinin aynı olduğu, aynı yerlerde satışa sunuldukları, birbirlerini tamamlandıkları, aralarında ham madde ilişkisinin olduğu ve aynı ve benzer markaları bu ürünlerde gören tüketicilerin markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurmasının mümkün olduğu,
Sonuç olarak; davacının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların tamamı açısından somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği,
Taraf markalarınının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir. Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder.
Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 03. Sınıftaki emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesi incelendiğinde; bu emtiaların sık satın alınmadığı, hijyen veya kişisel bakım gibi tüketiciler nezdinde önem arz eden ihtiyaçları giderdiği, dolayısıyla bu alıcıların, söz konusu ürünleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz ürün alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği düşünülmekle, bu tüketicilerin/alıcıların dikkat/özen/seçicilik/bilinç seviyelerinin düşük olmadığı,
Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali:
6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici/müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir.
SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır:
• Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler,
• Çağrıştırma,
• Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat,
• Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu,
• Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman.
Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarında esas unsur hüviyetinde kullanılmış olan “...” ve “...” ibareleri arasındaki, dizinleri de dahil dört harfin ortaklığının, geriye kalan üç harfin de yakınlığının ve sadece yer değişikliğinin, markaları görsel ve işitsel açılardan benzer kıldığı, davacının markalarındaki diğer kelimelerin ve davalının markasındaki zemin unsuru ile tasviri/tanımlayıcı “beauty” ibaresinin varlığının, ayrıca da “...” ibaresinin bir şehir ismi olması itibariyle tüketici zihninde uyandırabileceği algının, bu benzerliğin aşılması için yeterli bir farklılık/ayırt edici nitelik olarak değerlendirilemeyeceği, zira; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Ayrıca, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 03. Sınıfa giren tüm emtiaların, davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarının kapsamına giren aynı sınıftaki emtialar ile aynı/benzer/türdeş emtialar olması halinin, bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyelerinin bu emtiaları satın alırken düşük olmamasına rağmen, markaların karıştırılma ihtimalini doğurduğu, söz konusu emtialarda .... işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar tarafından kullanılması halinde tüketicilerin söz konusu ürünlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin doğduğu, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir iş yaptıklarını düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği, karşılaştırılan markalar arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,
DAVACININ DAVASINA/İTİRAZLARINA MESNET ALDIĞI MARKALARININ TANINMIŞLIĞI İDDİASININ DAVALI ŞAHSIN.... SAYILI MARKASININ TESCİLİNE/HÜKMÜNE ENGELİ/ETKİSİ:
Davacının marka işlem dosyasına sunduğu itiraz dilekçelerinin içeriğinde yer alan görsellerden, davacının ....”lı markalarının kozmetik ürünlerinde mutad biçimde kullandığı anlaşılmakta ise de; bu nitelikte, nicelikte ve içerikte delilden, davacının “...”lı markalarının kozmetik ve kişisel bakım/temizlik sektörlerindeki bilinirliği, bu markalara yapılan yatırımlar, bu markaların piyasa payı anlaşılamadığından, bu markaların “tanınmış” olduğunun söylenemeyeceği, ayrıca da davacı bu yöndeki “tanınmışlık” iddialarını ispat edebilse bile, somut olayda SMK m. 6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalının huzurdaki davaya konu markasının, davacının markalarının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşma ihtimalinin olması gerekir. Davacının SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimali olduğuna dair de, dava....İşlem dosyalarına herhangi bir delil sunmamış olduğu gözetildiğinde, somut olayda, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının da, dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
DAVACININ KÖTÜ NİYETE İLİŞKİN İDDİASININ DAVALI ŞAHSIN.... SAYILI MARKASININ TESCİLİNE/HÜKMÜNE ENGELİ/ETKİSİ :
Somut olayımıza dönüldüğünde; davalının “... beauty” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, karşılaştırılan markaların benzerliğinin de, tek başına, davalının marka tescil başvurusu yaparken “kötü niyetli” olduğunu tevsik edebilen bir husus olmadığı, dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığının ispat olunamadığı,
Netice itibariyle,
1)Karşılaştırılan işaretler arasında, esas unsurları itibariyle, görsel ve işitsel açılardan benzerlik olduğu, kavramsal açıdan ve markalardaki yan unsurlar itibariyle oluşabilecek farklılıkların bu benzerliği bertaraf edecek derecede güçlü olmadığı,
2)Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markaları yönünden, davalının markasının tescili kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/türdeşliği/benzerliği şartının gerçekleştiği,
3)Davalının markasının kapsamında alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği tüketicilerin, bu emtiaları satın aldığı anda bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyesinin düşük olmadığı,
4)Karşılaştırılan markaların karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu,
5)Davacının “tanınmışlık” iddiasının davalı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
6)Davalının kötü niyetinin ispatlanamadığı,
7)Dava konusu edilen 13.01.2022 tarihli ve... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu sonuç ve kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın kabulüne,
....sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu.. sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen....’e gönderilmesine,
Alınması gereken 80,70.-TL harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 3.101,40.-TL
yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.08.12.2022
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf: 172,90.-TL
Bilirkişi Ücreti:2.600,00.-TL
P.P: 328,50.-TL
TOPLAM:3.101,40.-TL